Felsefe & Düşünce, Memleket Meselesi

Prof. Tayyar Arı ile Irak’ı konuştuk

Al Jazeera Türk’te sosyal medya prodüktörlüğünün yanı sıra haber ve röportajlar da yapıyorum. Haberlerimin bir bölümünü daha önce blogumda paylaşmıştım. Haberlerin ardından ilk röportajımı da yaptım. Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Prof. Dr. Tayyar Arı ile Irak seçimlerini konuştuk.

Tamamını Al Jazeera Turk’te okuyabileceğiniz röportajın bir bölümü şöyle:

Ülkede Anbar başta olmak üzere Sünnilerin yoğun olduğu bölgelerde ayaklanmalar görüyoruz. Bu ayaklanmaların Maliki’nin baskıcı politikalarından kaynaklandığı görüşü var. Sizce Sünnilerin bu tepkilerinin nedeni ne?

Maliki’nin temel politikası, tüm olası rakiplerini tasfiye etmeyi ve onları mümkün olduğu kadar etkisizleştirmeyi amaçlıyor. Bunda da bence büyük ölçüde başarılı oldu. Burada Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) ve Barzani’nin net bir duruşu oldu. Onun dışında Sünni politikacıların benzer tutarlı bir tavır ortaya koyamamaları da Sünnilerin Maliki karşısındaki direnişlerini zayıflattı.”

“Ayrıca Şiilerin kendi içlerinde de Maliki çok daha güçlü. Son günlerde Mukteda El Sadr’ın siyaseti bırakacak olması kararını bir kenara bırakacak olsak bile öncesinde de Maliki’nin liderliğindeki Kanun Devleti Koalisyonu’nda tek belirleyici konumundaydı. Mesela bir yıl önceki vilayet meclisi seçimlerinde de diğer gruplar dağınık olarak seçime girdikleri halde Maliki tek başına girdi ve yüzde 25 gibi görünür şekilde bir varlık sergiledi.”

Peki Şii lider Muktada El Sadr’ın açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Sadr politikadan çekildiğini açıklayıp, Maliki’ye ‘diktatör’ benzetmesi yaptı ve onu desteklemediğini belirtti. Sadr’ın bu çıkışı Irak seçimlerini nasıl etkileyebilir? Sadr’ı destekleyenler kime oy verebilir?

2010 seçimlerinde Ulusal Irak Koalisyonu içerisinde Sadr Grubu ve El Hakim Grubu aynı çatı içerisinde seçime girmişlerdi. Aslında 70 milletvekili de çıkartmışlardı ve bunun 40 milletvekili de Sadr’a aitti. Dolayısıyla Sadr’ın belli bir ağırlığının olduğunu, Maliki’den sonraki en güçlü lider olduğunu belirtebiliriz. Ona bağlı büyük bir grup var. Bu da azımsanmayacak bir grup, yani 40 milletvekili demek nerdeyse tüm Kürt milletvekillerinin tamamına yakını demek.

Sadr siyasetin kirli bir yol ve süreç olduğunu ifade ediyor ve ailesinin itibarını korumak için böyle bir tercihte bulundu. Ama net bir şekilde Maliki karşıtı gruplara destek vereceğini de net bir şekilde söyledi. Çünkü Maliki’yi ‘diktatör’ olarak ifade etti ve Haşimi sonrasında Maliki’yi düşürmek, yani Başbakan’ı görevden aldırmak için oldukça çaba sarf etti. Sadr sürekli olarak Maliki karşıtı cephede yer aldı. O nedenle de son süreçte de Maliki ile beraber hareket etmeyeceğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Çok büyük ihtimalle, ki bunu kendileri de söyledi, El Hakim grubuyla birlikte hareket edecekler.

Ülkedeki Kürtlerin durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Irak Bölgesel Kürt Yönetimi Başkanı Mesud Barzani’nin de Maliki ile arası oldukça kötü görünüyor ve Barzani geçtiğimiz haftalarda “bağımsız bir Kürt devleti’nden bahsetti ve sonra da konfederasyon dedi. Aslında Irak, Maliki ile devam ederse ülkenin bölünmesi de gündeme gelebilir mi?

Aslında Irak’ı kimse bölmek istemiyor. Aslında Kürtler de bunu Maliki üzerinde bir baskı oluşturmak için dile getirmiş olabilirler ama ben hem Kürtlerin ve hem de bölgenin diğer aktörleri ile küresel aktörlerinin Irak’ın bölünmesine çok taraftar olmadıklarını düşünüyorum. Irak’ta ve bölgede bulunduğum için bunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Küresel aktörler de bu konuda açıklamalar yapıyorlar. Irak’ın toprak bütünlüğünden, birleşik Irak’tan yana olduklarını ifade ediyorlar. ABD de bölünmeyi desteklemiyor. Şu an için bunun nesnel koşulları da zaten yok. Bunu destekleyecek ortam yok, belki ileride olabilir ama şu an yok.

Mevcut yapıyı korumaya çalışıyor Maliki. Zaten Maliki, Irak siyasetinde tamamen hakim durumda ama şunu da kayda geçmek lazım. Irak’ta Maliki hakim konumda ama bunu güvenlik üzerinden, Irak’ı güvensizleştirerek yapmaya çalışıyor. Bu uzun vadede sürdürülebilir bir politika değil.

Irakiye Grubu Lideri Iyad Allavi’nin de böyle bir görüşü var. Allavi, Maliki’nin özellikle son yaşanan ayaklanmalarda güvenlik boyutunu öne çıkarak, orduyu ciddi olarak kullandığını, orduyu siyasi amaçlarla kullandığını iddia ediyor. Özellikle Anbar’da halkın evlerini terk ettiğini ve bölgede seçimlere hile karıştırılabileceğini söylüyor. Bu konudaki görüşünüz nedir?

Aslında hakikaten hangi koşullarda seçime gidileceği çok önemli. Son bir yıldır ama özellikle de son dört beş aydır tırmanan terör eylemleri var. Yani IŞİD dediğimiz şey “Irak El Kaidesi”dir. Bu 2003 sonlarında Ebu Musab El Zerkavi’nin öncülüğünde kurulan Irak El Kaidesi’dir. Zerkavi, 2006’da öldükten sonra lider değiştirdi ve 2010’dan bu yana Ebubekir El Bağdadi başında bulunuyor. IŞİD adını 2013 Nisan’ında El Nusra ile birleşerek almışlardı.  El Nusra, 2013 Mayıs’ında bu bloktan ayrılmasına rağmen onlar bu adı kullanmaya devam etti.

‘Bunu neden yapıyor’a bakmak lazım. Bunu maalesef öncelikle Şiilerin desteğini almak için, Sünni tehdidini sürekli canlı tutuyor. Diğer taraftan da Sünni bölgesini sindirmek için güvenlik politikalarına odaklanıyor. Bu da sürekli olarak Maliki’nin askeri politikaları sürdürerek kendini ayakta tutmaya çalışmasına yarıyor. Maliki’nin bu amaçla terör eylemlerini desteklediğini veya kullandığını ifade etmek mümkün.

Ülkede Şiiler ile Sünniler arasında ciddi bir çekişme olduğunu görüyoruz. Burada Sünnilerin görüşü, örneğin Sünni liderlerden Haris Dari Maliki’nin yönetime ortak olmak isteyenleri dışladığını söylüyor. Buna karşı direneceklerini belirtiyor ve Maliki başta olduğu sürece Irak’ta gerginliğin süreceğini öngörüyor. Maliki, olduğu sürece Irak’ta bir istikrar beklemek zor mu?

Bence de zor. Irak’ta Maliki dışındaki herkes Maliki’den şikayetçi. Sadr da Maliki’ye tepkili. Maliki’nin Kürtlerle de arası açıldı. Zaten Sünni bölgesindeki uygulamaları da belli. Dolayısıyla bu bağlamda, Sünni liderleri de tasfiye etmeye yönelik girişimleriyle beraber düşünecek olursak, Irak’ın aslında geldiği noktada Maliki’den kurtulmaktan başka çaresi yok. Ama bunu nasıl yapacağı da çok kolay cevaplanacak bir şey değil.

Çünkü karşısında Irak halkı nezdinde inandırıcı olan ve geniş bir desteğe sahip birileri de yok. Maliki’ye karşı Şiilerin güvenliğini sağlayacak Şii gücünü konsolide edecek bir lider de yok. O nedenle bu bağlamda Şiiler arkasında duruyor. Tüm güney vilayetlerinde neredeyse blok olarak oy aldı.

Aslında bu da, Maliki tüm ülkede bu kadar istenmeyen adam olmasına rağmen Şiilerin onu neden böylesine desteklediği sorusunun yanıtı güvenlik oluyor.

Evet, güvenlik kaygıları. Onlarca yıl iktidar dışında tutulmuş Şiilerin Maliki ile iktidara gelmiş olmaları herhalde en nihai aşamada kararlarını etkileyecektir. Diğer taraftan Sadr’ın siyasetten çekilmesi, El Hekim grubunun onun yerini dolduracak biri olarak görünmemesi, diğer taraftan Caferi’nin halk nezlinde çok güven sağlayamaması. İyad Allavi de aynı şekilde. Hep bu Şii politikacıların, zaman zaman denenmiş olan bu politikacıların halk nezdinde yeterli desteği olmaması Maliki’ye karşı muhalefeti zayıflatıyor. Gerçi her halükarda Başbakan’ın Şii olması lazım. Dolayısıyla da bu saydığımız isimler Maliki’ye alternatif olarak kamuoyunda ciddi bir inandırıcılıkları yoksa yapacak bir şey yok.

En nihai aşamada İran ve ABD’nin de bu süreçte belirleyici olabileceğini ve Şiilerin Maliki’yi destekleme konusunda ikna edilebileceklerini, yani Maliki liderliğindeki bir koalisyonu tercih edebileceklerini düşünüyorum. Ama burada seçimlerin sonuçları tabii büyük önem taşıyor.

Ama kolay bir hükümet kurulma süreci yaşamayacağız. 2010 seçimlerinden sonra ancak 9 ayı aşkın bir sürede bir hükümet üzerinde uzlaşılabilmişti. Orada Kürtler Maliki’yi desteklemişler, koalisyonda yer almışlardı ama bu sefer bunun pek mümkün olmayacağını rahatlıkla söyleyebiliriz. O nedenle Kürtler bu seçimlerde daha belirleyici olacaklar. Eğer Sadır grubu da El Hakim grubunu destekler ve o grup ciddi bir oy alırsa, Sünnilerin de içinde yer aldığı İyad Allavi grubunun ne yapacağını bilmiyoruz. Onlar 91 milletvekili kazanmışlardı. Eğer o oyları muhafaza edebilirlerse, ki ben pek ümitli değilim. Allavi’nin önderliğindeki Sünni grup diyelim. bu bloğun başarısına bağlı. Allavi ya da El Hakim grubunun başkanlığında Kürtlerin destek verebileceği bir hükümeti destekleyebiliriz.

İran açısından Maliki’nin özelliği ne? Maliki’nin iktidarını koruması İran için ne anlama geliyor?

İran Maliki’ye daha çok güveniyor. Bu ilişkiyi stratejik olarak değerlendiriyor. Mesela Suriye politikasında da bunu gördük.

Bir de şu var, İyad Allavi Sünnilerden çok oy almakta. Allavi’nin oluşturduğu Irakiye Cephesi daha çok Sünnilere dayanmaktaydı. El Anbar, Ninava ve Selahaddin gibi vilayetlerden daha çok oy almıştı. Bağdat’ın Batı ve Kuzey’indeki Sünni coğrafyadan çok oy almıştı. Dolayısıyla Allavi, her ne kadar Şii olsa da, hükümet kursa da aslında hükümeti oluşturanların, buna Kürtleri ve Türkleri de dâhil edersek İran’ın çok da tercih edeceği bir şey olmayacaktı.

Onun yerine tamamen Şiilerden oluşan ve Kürlerin ona eklemlendiği bir yapıyı ve Sünnileri dışarıda tutan bir yapıyı İran tercih etti, ki yine onu tercih edecektir.

Peki Maliki’ye karşı bir Kürt-Arap ittifakının başarı oranını nasıl görüyorsunuz? Böyle bir şey mümkün olabilir mi?

Kürt-Arap ittifakı pek başarılı olamaz. Mevcut koşullarda çok zor. Çünkü geçtiğimiz seçimlerde 43+8 yani Goran Değişim Hareketi ile birlikte elli küsür milletvekiline ulaşmışlardı. Allavi’nin grubu da 90’dı. Neredeyse hükümet kuracak sayıya da ulaşmışlardı aslında. Ama Allavi’nin koalisyonu içinde daha çok Sünnilerin olması ve Sünni bölgeden oy alması Şiilerin tercih edebileceği bir şey değil. Ama bu, son zamanlardaki gelişmelerle birlikte düşünecek olursak, El Hekim grubuna da ciddi sayıda bakanlık verilecek olursa, onların da desteği alınarak daha geniş tabanlı bir hükümet kurulabilir.

Sadece Kürt ve Sünni Araplardan ziyade, Türkler ve Kürtlerle Sünni ve Şii Araplardan oluşan, Maliki dışındaki grupların geniş koalisyonuna dayalı bir hükümetin kurulma olasılığı yüksek. Ama böyle bir hükümeti ABD destekler mi? Kanımca sürece bakacak. Belki bu yönde ciddi bir talep gelirse desteklemekten başka çaresi de kalmayacaktır.

Bugüne kadar ABD, Maliki’yi hep istikrar gerekçesiyle destekliyordu ama bugün Irak’ta Maliki’nin istikrarsızlık yarattığını görüyoruz. Washington yönetiminin bakış açısında bir değişiklik bekliyor musunuz?

Ben sahadaki duruma bakacaktır diye düşünüyorum. Şu an için Maliki’yi favori gördüğü için duruşunu netleştirmedi ama zımnen de olsa son açıklamalarıyla Maliki’yi destekleyeceğini anlıyoruz. Ama bence seçim sonuçlarına ve hükümeti kurma çalışmalarına da bakmak gerekiyor. Eğer istikrarlı bir hükümet kurulabileceği, ki ben bu sefer Kürtlerin Maliki’ye oynamayacağını ve dolayısıyla da Kürtlerin desteğini almadan ve Sünni Arapların da desteğini almadan hükümeti kuramayacağı için ben diğer grupların dış baskılar söz konusu olmazsa farklı bir hükümeti çıkarabilecekleri ihtimalini güçlü görüyorum. O aşamada ABD durumu yeniden değerlendirir.

Ama şu da var. ABD Irak’ta Şii hâkimiyetini arzu ediyor gibi bir izlenim ediniyorum ben. Sanki burada, Sünni dünyanın Şii Hilali dediği ve tehdit unsuru olarak gördüğü şeyi o, bir denge unsuru olarak görüyor. Yani ABD, Sünni dünyayı, Şiilerle dengelemek istiyor. O nedenle Maliki’yi Şiileri konsolide edebilen, denge unsuru olabilen bir lider olarak gördüğü için destekliyor. Mesela Sünnilere çok destek vermiyor.

Seçimlerin Suriye krizine yansıması nasıl olacak? Irak seçimlerinin Suriye için önemi ne?

Eğer Irak’ta tersi bir koalisyon iktidara gelirse, daha dengeli bir Suriye politikası izleyebilir. Ama Irak’taki koşullara baktığımızda bunun tamamen İran etkisinden uzak bir yapının iktidara geleceğini söylememek lazım. O zaman Irak’taki %60-65 Şii gerçeğini göz ardı etmiş oluruz. Irak, her halükarda İran’la bağları olan ve bu bağları stratejik olarak görebileceğimiz bir ilişkiye sahip. Bu da devam edecek.

Bu çerçeveden baktığımızda Irak’ın Suriye politikasının %100 değişeceğini değil ama ılımlılaşacağını tahmin edebiliriz. Tüm iktidar yapısı nedeniyle zaten bunu da yapmak zorunda kalacaktır. Aksi halde hükümet dağılır. Çünkü iktidarın içinde Sünniler olacak, Kürtler olacak. Onlar ise Suriye politikasının daha dengeli olmasını isteyeceklerdir. Maliki ise tamamen Esed’e ve İran’a angaje olmakta bir sakınca görmüyor.

Mevcut Bağdat yönetimi ile Ankara’nın arasının oldukça açık olduğu görülüyor. Bu çerçevede Türkiye’nin beklentisi Maliki dışında bir adayın olması. Ama Maliki tekrar seçilirse Türkiye’nin Irak politikaları nasıl değişecek?

Türkiye doğrudan doğruya Maliki’yi karşısına almış görünmese de bunu anlıyoruz. Mesela Irak Türkmen Cephesi’nin koalisyon yapısına bakılırsa Sadr grubu ile El Hâkim grubuyla ittifak yaptıklarını görüyoruz. Daha önce Maliki ile de ittifak yapmışlardı ama bu sefer böyle bir ittifak olmaması dikkat çekici. Türkiye, Türkmenler üzerinden mesajını vermiş gibi. Türkiye, Maliki’ye karşı olan gruplarla birlikte hareket ediyor. Türkmenler Sadr grubu ve Ek Hekim grubuyla beraber hareket edecek.

Kürtlerle de çok sağlam bir diyaloğu var Türkiye’nin. Bundan sonraki seçimlerde Kürtler Maliki’ye destek vermeme konusunda en azından olası baskılara mümkün olduğunca dayanacaktır. Ya da ciddi bir pazarlık konusu haline getireceklerdir.

Biliyorsunuz iki konuda çok ciddi sorun var. Birisi ihtilaflı bölgeler ama çok daha önemlisi, petrol meselesi. Şu anda Kuzey IKBY, sahip olduğu petrolü Türkiye’ye kadar getirmiş olmasına rağmen bunu yurt dışına satması, itiraz dolayısıyla, ambargo dolayısıyla gerçekleştirilemiyor. Bu da dolayısıyla IKBY’nin önemsediği bir konu.

Bağdat ve Erbil arasındaki krizin Türkiye’ye yansıması nasıl olacak? Türkiye’nin Kuzey Irak’tan petrol beklentisi var. Maliki olduğu sürece bu krizin aşılabileceğini düşünüyor musunuz?

Maliki olduğu sürece bu krizin aşılması oldukça güç. Türkiye, Kuzey Irak ve Irak’a “bu petrol sizin” diyor. Türkiye bunların iç işlerine karışmak istemiyor çok fazla. Dolayısıyla bu şartlarda, onlar da seçime kadar bu sorunu çözemeyeceklerine göre, seçimden sonra da hükümetin öyle kısa sürede kurulamayacağını öngörürsek bir yıl daha bu belirsizlik devam edecek. Bu nedenle de burada bekleyen petrolün, her ne kadar Enerji Bakanı “biz bu petrolü satarız” dese de nasıl satılacağı konusu hala muallakta, belirsizliğini koruyor.

Bu konuda bir boşluk var Anayasa’da. Anayasa sadece merkezi hükümet, bölgelerle işbirliği yapar diyor. Ama onun ötesinde sanki yetkiyi merkezi yönetime vermiş gibi bir izlenim var. Bunun nasıl uygulanacağı yasaya bırakılmış ama böyle bir petrol yasası da çıkartılamadığı için mesele açıkta kalmış. O nedenle herkes Anayasa’yı kendi lehine kullanmaya çalışıyor. Bu durum kalıcı hale dönüşür diye Maliki yönetimi, Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi’nin fiili bir durum yaratmasına izin vermiyor. Dolayısıyla bu sorun bir süre daha devam edecekmiş gibi geliyor bana. Kapsamlı bir petrol yasası çıkartılıncaya kadar bu sorunun devam edeceği anlaşılıyor.

Röportajın tamamına ulaşmak için tıklayınız: http://www.aljazeera.com.tr/al-jazeera-ozel/malikiden-kurtulus-ittifaka-bagli 

 

Takip edin!

Okan Yüksel

Sosyal Medya Uzmanı at Anadolu Ajansı
Uluslararası İlişkiler, Medya ve İletişim öğrenimi gördü. Politik Akademi ve Medya Akademi'yi kurdu. İnternet Gazeteciliği ve Blog Derneği'nin (İGBD) kuruluşunda görev aldı. Olay TV'de dış haber editörü olarak profesyonel gazeteciliğe başladı. 2014'te Al Jazeera Türk'e katıldı. 2015 ortasında Anadolu Ajansı'nın sosyal medya yöneticisl oldu. Okan Yüksel'in blog, makale ve haber dallarında 6 ödülü, "İnternet Gazeteciliği ve Blog Yazarlığı" adlı bir kitabı bulunuyor. Uluslararası ilişkiler, medya ve iletişim teknolojileriyle ilgileniyor.
Takip edin!

Uluslararası İlişkiler, Medya ve İletişim öğrenimi gördü. Politik Akademi ve Medya Akademi'yi kurdu. İnternet Gazeteciliği ve Blog Derneği'nin (İGBD) kuruluşunda görev aldı. Olay TV'de dış haber editörü olarak profesyonel gazeteciliğe başladı. 2014'te Al Jazeera Türk'e katıldı. 2015 ortasında Anadolu Ajansı'nın sosyal medya yöneticisl oldu. Okan Yüksel'in blog, makale ve haber dallarında 6 ödülü, "İnternet Gazeteciliği ve Blog Yazarlığı" adlı bir kitabı bulunuyor. Uluslararası ilişkiler, medya ve iletişim teknolojileriyle ilgileniyor.

Yorum yaparak katkıda bulunun

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir