İnternet nedir? Nasıl çalışır?
Teknoloji, Yeni Medya

İnternet nedir? Nasıl çalışır?

Dünya nüfusunun yaklaşık yarısı internete bağlı. Bu oran Türkiye’de çok daha fazla. Türkiye nüfusunun %58’i yani 46 milyonu aktif internet kullanıcısı.

İstatistiklerin gösterdiği gibi çoğumuz interneti kullanıyoruz ancak pek azımız dünyayı değiştiren bu teknolojinin nasıl çalıştığından haberdar. Bu makalede şaşırtıcı bilgiler de paylaşarak internetin nasıl icat edildiğini, geliştiğini ve çalıştığını anlatmaya çalışacağım…

Kısaca: İnternet nedir?

İşe tanım ile başlayalım. İnternet kısaca “Mevcut bilgisayarları çeşitli ağlarla birbirlerine bağlayıp söz konusu bilgisayarlar arasında bilginin depolanmasını ve paylaşılmasını sağlayan elektronik bir dil ve kurallar bütünü” olarak tanımlanabilir.

İnternet, Dünyanın dört bir yanına yayılan bilgisayarın aralarında bilgi alışverişi yapılabilecek şekilde organize edilmeleri sonucu oluşan ağlar ve bu ağların birleşiminden oluşur. 1960’lı yılların sonunda kendini göstermeye ve 1990’larda kendinden ciddi anlamda söz ettirmeye başlamıştır.

Savunma amaçlı bir savaş teknolojisi olarak ortaya çıktı

İnternet, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) başlarını çektiği iki kutuplu dünya düzeninin hayatımıza kazandırdığı bir teknoloji olarak ortaya çıktı.

Sputnik 1, Dünya'nın ilk yapay uydusu olarak tarihe geçti.
Sputnik 1, Dünya’nın ilk yapay uydusu olarak tarihe geçti.

SSCB’nin 1957’de Sputnik’i uzaya göndermesi sonrasında askeri teknoloji geliştirme çalışmalarına hız veren ABD’de olası bir kıtalararası saldırıya karşı savunma mekanizmalarına ihtiyaç duymaya başladı. Bu çerçeve ABD’deki stratejik kuruluşlar arasında iletişimi sağlamak ve olası bir nükleer saldırı tehlikesine karşı önlem alabilmek amacıyla alternatif bir iletişim sistemi tasarlanmaya başladı.

ABD Savunma Bakanlığı İleri Araştırma Projeleri Ajansı (DARPA) tarafından 1969 yılında tamamlanan ve ArpaNet (Advanced Research Projects Agency Network) olarak adlandırılan sistem bu şekilde doğdu. ArpaNet bugün kullanmakta olduğumuz modern internetin temeli sayıldı.

İlk internet ağı 4 merkezi birbirine bağladı

ArpaNet, soğuk savaş süresince olası bir nükleer savaş durumunda alternatif iletişim aracı olarak kuruldu ve bugün kullanmakta olduğumuz internetin temellerini attı.

Bugünkü internetin temelini oluştursa da ilk başlarda ArpaNet oldukça küçük bir ağdan oluşuyordu. Sadece 4 üniversite (University of California at Los Angeles, University of Utah, Stanford Research Institute ve University of California at Santa Barbara) ile ilerleyen dönemde ABD Savunma Bakanlığı birbirine bağlanabilmişti.

Modern internetin temeli sayılan ArpaNet, kullanılmaya başlandığı 1969 yılında sadece 4 noktayı birleştiren bir ağ görünümündeydi.
Modern internetin temeli sayılan ArpaNet, kullanılmaya başlandığı 1969 yılında sadece 4 noktayı birleştiren bir ağ görünümündeydi.

İnternet üzerinden gönderilen ilk mesaj da ARPANET ile yapıldı. 29 Ekim 1969’da saat 22:30’da dünyada ilk kez bir bilgisayardan, diğerine internet üzerinden bir mesaj gönderildi.

İlk internet bağlantısı
İlk internet bağlantısının kayıtları.

Mesaj UCLA Profesörü Leonard Kleinrock gözetiminde UCLA’da yazılım üzerine eğitim gören Charley Kline tarafından UCLA’daki bir bilgisayardan Stanfort Üniversitesi’ndeki bir bilgisayara gönderildi.

1970’lere gelindiğinde internetin sivil kullanım alanları yavaş yavaş fark edilmeye başlandı. Öncelikle üniversiteler ve araştırma kurumları internetin önemini kavradı ve adeta devrim yaratacak bu teknolojiyi farklı şehirlerdeki bilim adamları ve araştırmacılar arasında bilgi alışverişini sağlamak için kullandı. Sonrasında ise farklı ülkelerdeki bilgisayar ağları da birbirlerine bağlanarak, internetin küresel bir kapsama alanına ulaşması sağlandı.

Savaşların insanlığa 'armağan' ettikleri hakkında ilginç bir not!
Savaş aklı başında hiçbir insanın olmasını istemediği bir olay olsa da insanlık tarhinde birçok icata da neden olmuştur. İnternet gibi pek çok teknoloji de savaş ve savunma amacıyla geliştirilmiştir. Öyle ki üzerlerimizdeki kıyafetlerin renk standartları, hatta S, M, L veya XL gibi boyut standartları dahi savaşlarda üniforma üretmek için icat edilmiştir. Savaşlar ve icatlar konusunda farklı bir bakış (ve çok daha fazlası) için, Linda Weiss ve John M. Hobson’ın “Devletler ve Ekonomik Kalkınma” başlıklı kitabı okunabilir.

O kablolar sanal değil, gerçek

Bugün dünyamızı çepeçevre saran internet, aslında sanaldan öte gerçek de bir ağı temsil ediyor.

İnternet dünyanın dört bir yanındaki milyonlarca bilgisayarı birbirine bağlarken büyük ölçüde kablolardan yardım alıyor. İnternet ağı, karaların yanı sıra deniz ve okyanusları da aşarak bilgisayarları, haliyle biz kullanıcıları birbirine bağlıyor.

Küresel kablo ağı, bugün kullanmakta olduğumuz modern interneti oluşturuyor. Karadaki on binlerce hat, okyanuslar altından birleştiriliyor.
Küresel kablo ağı, bugün kullanmakta olduğumuz modern interneti oluşturuyor. Karadaki on binlerce hat, okyanuslar altından birleştiriliyor.

İnternet en hızlı yayılan iletişim aracı oldu

Yukarıdaki haritada görülen ve dünyayı çepeçevre saran kablolardan da anlayabileceğiniz gibi internet tüm dünyaya yayılan bir iletişim aracına dönüşmüş durumda. İşin daha çarpıcı tarafı ise bunu diğer tüm rakiplerinden çok daha kısa bir sürede başarabilmiş olması. Amerika Birleşik Devletleri’nin önde gelen gazetelerinden USA Today’in verilerine göre, 50 milyon seyirciye/kullanıcıya ulaşmak radyonun 30, televizyonun 13, internetin ise sadece 4 yılını aldı.

Yani, internetin yaygınlaşma hızlı en yakın rakibi olan televizyondan bile onca yıl fazla!

Bugün dünyanın dört bir tarafına dağılmış yüz binlerce insan gününün büyük bir bölümünü internet bağlantısı olan bir bilgisayarın karşısında geçiriyor.

İnterneti sosyalleştiren deha: Tim Berners-Lee

İnternetin bugünkü anlamda bir forma kavuşmasında ve kitlelere yayılmasında etkisi olan en önemli isim ise “internetin babası“ olarak kabul edilen Tim Berners-Lee’dir.

Tim Berners Leeİsviçre’de, son yıllarda büyük patlama (big bang) deneyi ile tüm dünyada kendinden söz ettiren Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’nde (Centre Europeen pour la Recherche Nuclearie – CERN) çalışmakta olan Tim Bernard Lee, 1989 yılında, halen kullanılmakta olan World Wide Web (WWW) teknolojisini geliştirdi. Bu teknoloji ile bildiğimiz web sayfalarının oluşmasına ve bu sayfalar arasında gezmemize olanak sağladı.

İnternet siteleri içerisindeki sayfaların hazırlanmasında kullanılan dil olan Hyper Text Markup Language (HTML) de Tim Bernard Lee tarafından icat edildi. Tim Berners-Lee’nin bu kodlama dilinin patentini almaması ve insanların ücretsiz olarak bu dili kullanabilmeleri de şüphesiz internetin yayılmasına ve bu ismin efsaneleşmesinde büyük rol oynadı.

Tim Bernard Lee’nin mucidi olduğu HTML protokolü sayesinde öncesinde kurum ve kuruluşlar, sonrasında da bireysel kullanıcılar kendi web sitelerini yaratmaya başladılar.

İlk web sitesi ‘internet’ hakkındaydı

İlk web sitesi 1990’da tanıdık bir isim tarafından kuruldu. Tim Berners-Lee hala yayında olan web sitesinde internetin ne olduğu ve nasıl kullanılacağı anlatmaya çalıştı.

Günümüzdeki web sitelerinden oldukça sade bir görünüme sahip olan ilk web sitesinde sadece metin ve bağlantılar vardı. Fotoğaf ve video o zamanlar için pek de kullanılabilen içerikler değildi.

Tarayıcı yazılımları internetin sosyalleşmesini sağladı

HTML ile yazılan ve sadece uzmanlar tarafından anlaşılabilecek kodlardan oluşan bu web sayfalarının kitlelerce okunup, izlenebilmesi için gereken “internet tarayıcı“ yazılımları da bu yıllarda ortaya çıkmaya başladı. Asıl görevleri HTML kodlarını algılamak ve bu kodları bir web sayfasına dönüştürmek olan tarayıcıların ilk popüler olanı Netscape Navigator idi.

Navigator’un ardından, günümüzün de en popüler tarayıcılarından bir tanesi olarak kabul edilen Microsoft Internet Explorer ortaya çıktı. Sonrasında ise Mozilla Firefox ve Google Chrome tamamen ücretsiz olarak internet kullanıcılarının hizmetine sunuldu. 2013’te ise Yandex Browser’ın yoğun tanıtımına başlandı.

İnternet dünyamızı değiştirecek

Bugün geldiğimiz noktada insanların büyük bölümü zamanlarını bilgisayar başında, internete bağlı olarak geçiriyor. Artık sadece bilgisayarlarımız değil telefonlarımız, tabletlerimiz, akıllı saatlerimiz, arabalarımız, evlerimiz ve hatta evlerimizdeki eşyalar da internete bağlanmaya başladı.

Dünya internet ile değişiyor ve bu değişim öncekilerden çok daha hızlı ve çarpıcı oluyor. İşin daha heyecanlı tarafı ise ilerleyen aşamalarda nelerin olup biteceğini hiç kimse, hiç birimiz tam olarak öngöremiyoruz…

Takip edin!

Okan Yüksel

Sosyal Medya Uzmanı at Anadolu Ajansı
Uluslararası İlişkiler, Medya ve İletişim öğrenimi gördü. Politik Akademi ve Medya Akademi'yi kurdu. İnternet Gazeteciliği ve Blog Derneği'nin (İGBD) kuruluşunda görev aldı. Olay TV'de dış haber editörü olarak profesyonel gazeteciliğe başladı. 2014'te Al Jazeera Türk'e katıldı. 2015 ortasında Anadolu Ajansı'nın sosyal medya yöneticisl oldu. Okan Yüksel'in blog, makale ve haber dallarında 6 ödülü, "İnternet Gazeteciliği ve Blog Yazarlığı" adlı bir kitabı bulunuyor. Uluslararası ilişkiler, medya ve iletişim teknolojileriyle ilgileniyor.
Takip edin!

Uluslararası İlişkiler, Medya ve İletişim öğrenimi gördü. Politik Akademi ve Medya Akademi'yi kurdu. İnternet Gazeteciliği ve Blog Derneği'nin (İGBD) kuruluşunda görev aldı. Olay TV'de dış haber editörü olarak profesyonel gazeteciliğe başladı. 2014'te Al Jazeera Türk'e katıldı. 2015 ortasında Anadolu Ajansı'nın sosyal medya yöneticisl oldu. Okan Yüksel'in blog, makale ve haber dallarında 6 ödülü, "İnternet Gazeteciliği ve Blog Yazarlığı" adlı bir kitabı bulunuyor. Uluslararası ilişkiler, medya ve iletişim teknolojileriyle ilgileniyor.

Yorum yaparak katkıda bulunun

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir