Arşiv 2016/06/04

Kapalı sosyal ağlarda troll’lere son

Sosyal medyada Facebook ve Twitter gibi klasik ağların alternatifleri artıyor. Mobil internet kullanımının yaygınlaşması, mahremiyet ve gerçeklik arayışı ‘kapalı sosyal ağlar’ı popülerleştiriyor. Her geçen hafta yeni bir kapalı sosyal ağ uygulaması tanıtılırken, bu mecralar yüz milyonlarca kişi tarafından kullanılıyor.

Kapalı sosyal ağların popülerleşmesi gerçek olmayan kişiler adına açılan ve kamuoyunu yönlendirmek için kullanılan troll hesap sorununa da çözüm oldu. Troll hesapların açılmasını engelleyen ‘kapalı sosyal ağlar’ kullanıcılara daha iyi deneyim yaşayabşlecekleri bir sosyal ortam sunmaya başladı.

Troll hesap yok, sadece gerçek kişiler var

SnapChat, Path ve Peach gibi çoğu ‘kapalı sosyal ağ’da gerçek kişiler dışında kullanıcı hesabı oluşturulmasına izin verilmiyor. Bu durum troll’lerin bu ağlara sızmasını engelliyor.

Kişisel bilgi ve paylaşımların sadece kısıtlı ve özel olarak seçilebilen bir kitle ile paylaşılabildiği bu tür ağlara üye olabilmek için telefon numarası onayı gerekiyor. Bu uygulamaların büyük bölümünde bir telefon numarası ile sadece bir hesap açılabiliyor.

Telefon numarası ile onay işlemi yapılarak Twitter’da olduğu gibi bir kişinin yazılımlar kullanarak on binlerce sahte hesap açma durumu söz konusu olamıyor.

“Troll hesaplar kullanılarak provokasyon yapıldı”

AA muhabirine konuşan İnternet Gazeteciliği ve Blog Derneği (İGBD) Başkanı Sinan Tunç, troll’lerin sosyal medyayı bir psikolojik savaş alanına çevirdiğini ancak kapalı sosyal ağların buna büyük oranda son verdiği görüşünde.

Troll hesapların sosyal mecraların güvenilirlikleri için de önemli bir sorun haline geldiğini belirten Tunç, “Twitter ve benzeri sitelerin troll hesaplar kullanılarak provokasyon ve propaganda yerlerine dönüştürüldüğünü pek çok olayda gördük.” dedi.

Kapalı sosyal ağlar popülerleşiyor

Kapalı sosyal ağlar, troll’lerin algı operasyonu yapmalarını büyük oranda engellerken kullanıcılar bu ağlara yönelmeye başlıyor.

Tunç, bu durumu fark eden internet gazetelerinin de bu mecralara özgü yayınlar yapmaya başladığını belirtiyor: “Kapalı sosyal ağlara olan ilginin artması internet gazetelerinin de bu mecralarda yer almasına neden oldu. Bugün pek çok internet gazetesi haberlerini Snapchat ve Cyber Dust gibi mecralarda da paylaşıyor.”

Kullanıcı sayısı her geçen gün artan kapalı sosyal ağlar popülerleştikçe çeşitlilikleri de artıyor. Her geçen hafta yeni bir kapalı sosyal ağın tınıtımı yapılıyor. Bu ağlar arasında Snapchat, Path, Peach özellikle gençler arasında yoğun olarak kullanılıyor.

snapchat nedirGeçici Dünya: “Snapchat”

Snapchat, kullanıcılara fotoğraf ve video çekip, üzerine notlar ekleyerek arkadaşlarıyla paylaşmalarını sağlayan bir mesajlaşma servisi olarak ortaya çıktı. İlerleyen dönemde “Hikayelerim” başlığı altında tüm kullanıcılara yönelik paylaşım yapılmasına imkan verdi.

Ağın önemli özelliklerinden birisi, kullancıların paylaştıkları içeriğin sadece belirli bir süre görünür olması. Belirlenen sürenin ardından mesajlar otomatik olarak siliniyor.

Mahremiyetin Yolu: “Path”

Path, kolay mahremiyet kontrolleri ile gizliliği ön plana almış bir sosyal ağ. Anlık fotoğraf, video, müzik, konum ve metin paylaşımlarında bulunulabiliyor. 150 kişilik arkadaş ekleme sınırı ile farklılı kazanan Path, Facebook ve Twitter’daki gibi bir zaman akışına sahip. Bu timeline ile sizin ve arkadaşlarınızın geçmişte yaptığı paylaşımlar da görülebiliyor.

peachRenkli sosyal ağ deneyimi: “Peach”

Vine kurucu ortaklarından Dom Hofmann tarafından geliştirlen Peach, son yıllarda en hızlı yayılan uygulamalar arasında yer aldı.

Sade ancak eğlenceli bir arayüze sahip olan Peach, mikro blog sitesi Twitter’a en yakın mecralardan biri. Ancak “magic words – sihirli kelimeler” adını verdiği komut özelliği ile diğer ağlardan ayrılıyor.

Kullan ve At: “Cyber Dust”

Arkadaşlarınızla kolayca ve güven içerisinde iletişim kurmayı amaçlayan Cyber Dust uygulaması, kendini yok eden mesajlar gönderebilme özelliğiyle dikkat çekiyor.

Uygulama vasıtasıyla gönderdiğiniz mesajlar hem kendi uygulamanızdan, hem alıcının uygulamasından hem de internetten tamamen siliniyor ve böylece siz dahil hiç kimse bir daha gönderilenlere ulaşamıyor.

 

Not: Anadolu Ajansı için yaptığım bu haberin tamamına www.aa.com.tr adresinden de ulaşabilirsiniz.

Anadolu Ajansı Instagram’da ilk 3’te

Son bir yıldır yeni medya ekibinde olmaktan mutluluk duyduğum Anadolu Ajansı (AA), sosyal medyadaki başarılarına bir yenisini daha ekledi. AA, dünyanın en popüler fotoğraf paylaşım sitesi Instagram’da uluslararası haber ajansları arasında ilk üçe girmeyi başardı.

Son bir yılda yüzde 1172 büyüme sağlayan AA, Reuters’ın ardından 160 binden fazla takipçisiyle en fazla takip edilen ikinci uluslararası haber ajansı oldu.

100 ülke, 300 foto muhabiri

Anadolu Ajansı’nın resmi Instagram hesabında dünyanın dört bir yanında görev yapan 300’den fazla foto muhabirinin objektifine yansıyan fotoğraflar arasından geniş bir seçki sunuluyor.

Yeni Medya Haberleri Yayın Yönetmenliği tarafından yönetilen hesapta 100’den fazla ülkeden servis edilen fotoğrafların yanı sıra öykülerine de genişçe yer veriliyor. Takipçiler farklı kültür ve coğrafyalarda yaşanan olaylara, iyi fotoğraflarla tanıklık edebiliyor.

AA, Instagram ve Facebook’ta Türkiye’de de ilk sırada

AA, Türkiye’deki ulusal haber ajansları arasında da “Instagram’da en fazla takipçiye sahip ajans” unvanı taşıyor. Hızla büyümesini sürdüren ajansın 2017 içerisinde dünyada da ilk sıraya yükselmesi bekleniyor.

Anadolu Ajansı, Instagram’da olduğu gibi Facebook’ta da Türkiye’de en fazla beğeniye/takipçiye sahip haber ajansı.  AA, bu mecrada haber, fotoğraf ve video galerileri paylaşıyor.

Anadolu Ajansı’nı siz de takip edin

Anadolu Ajansı popüler ve yeni gelişen tüm sosyal mecralarda takipçilerine 7 gün, 24 saat aralıksız haber veriyor. Siz de Anadolu Ajansı’nı sosyal medyada takip ederek, en doğru habere sosyal mecralarda da ulaşabilirsiniz:

Facebook / www.facebook.com/anadoluajansi

Twitter / www.twitter.com/anadoluajansi

Instagram / www.instagram.com/anadoluajansi

Youtube / www.youtube.com/anadoluajansi

Mobil uygulamalar / App Store – iPhone  App Store – iPad  Google Play

Instagram'da başarılı olmak için
Instagram’da başarılı olmak amacıyla yapılabilecekleri daha önce farklı makalelerde yazmıştım. Instagram fenomenleriyle yaptığım röportajların da yer aldığı çalışmalara ulaşmak için blogumun Instagram kategorisine göz atabilirsiniz.

İnternet nedir? Nasıl çalışır?

Dünya nüfusunun yaklaşık yarısı internete bağlı. Bu oran Türkiye’de çok daha fazla. Türkiye nüfusunun %58’i yani 46 milyonu aktif internet kullanıcısı.

İstatistiklerin gösterdiği gibi çoğumuz interneti kullanıyoruz ancak pek azımız dünyayı değiştiren bu teknolojinin nasıl çalıştığından haberdar. Bu makalede şaşırtıcı bilgiler de paylaşarak internetin nasıl icat edildiğini, geliştiğini ve çalıştığını anlatmaya çalışacağım…

Kısaca: İnternet nedir?

İşe tanım ile başlayalım. İnternet kısacaMevcut bilgisayarları çeşitli ağlarla birbirlerine bağlayıp söz konusu bilgisayarlar arasında bilginin depolanmasını ve paylaşılmasını sağlayan elektronik bir dil ve kurallar bütünü” olarak tanımlanabilir.

İnternet, Dünyanın dört bir yanına yayılan bilgisayarın aralarında bilgi alışverişi yapılabilecek şekilde organize edilmeleri sonucu oluşan ağlar ve bu ağların birleşiminden oluşur. 1960’lı yılların sonunda kendini göstermeye ve 1990’larda kendinden ciddi anlamda söz ettirmeye başlamıştır.

Savunma amaçlı bir savaş teknolojisi olarak ortaya çıktı

İnternet, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) başlarını çektiği iki kutuplu dünya düzeninin hayatımıza kazandırdığı bir teknoloji olarak ortaya çıktı.

Sputnik 1, Dünya'nın ilk yapay uydusu olarak tarihe geçti.

Sputnik 1, Dünya’nın ilk yapay uydusu olarak tarihe geçti.

SSCB’nin 1957’de Sputnik’i uzaya göndermesi sonrasında askeri teknoloji geliştirme çalışmalarına hız veren ABD’de olası bir kıtalararası saldırıya karşı savunma mekanizmalarına ihtiyaç duymaya başladı. Bu çerçeve ABD’deki stratejik kuruluşlar arasında iletişimi sağlamak ve olası bir nükleer saldırı tehlikesine karşı önlem alabilmek amacıyla alternatif bir iletişim sistemi tasarlanmaya başladı.

ABD Savunma Bakanlığı İleri Araştırma Projeleri Ajansı (DARPA) tarafından 1969 yılında tamamlanan ve ArpaNet (Advanced Research Projects Agency Network) olarak adlandırılan sistem bu şekilde doğdu. ArpaNet bugün kullanmakta olduğumuz modern internetin temeli sayıldı.

İlk internet ağı 4 merkezi birbirine bağladı

ArpaNet, soğuk savaş süresince olası bir nükleer savaş durumunda alternatif iletişim aracı olarak kuruldu ve bugün kullanmakta olduğumuz internetin temellerini attı.

Bugünkü internetin temelini oluştursa da ilk başlarda ArpaNet oldukça küçük bir ağdan oluşuyordu. Sadece 4 üniversite (University of California at Los Angeles, University of Utah, Stanford Research Institute ve University of California at Santa Barbara) ile ilerleyen dönemde ABD Savunma Bakanlığı birbirine bağlanabilmişti.

Modern internetin temeli sayılan ArpaNet, kullanılmaya başlandığı 1969 yılında sadece 4 noktayı birleştiren bir ağ görünümündeydi.

Modern internetin temeli sayılan ArpaNet, kullanılmaya başlandığı 1969 yılında sadece 4 noktayı birleştiren bir ağ görünümündeydi.

İnternet üzerinden gönderilen ilk mesaj da ARPANET ile yapıldı. 29 Ekim 1969’da saat 22:30’da dünyada ilk kez bir bilgisayardan, diğerine internet üzerinden bir mesaj gönderildi.

İlk internet bağlantısı

İlk internet bağlantısının kayıtları.

Mesaj UCLA Profesörü Leonard Kleinrock gözetiminde UCLA’da yazılım üzerine eğitim gören Charley Kline tarafından UCLA’daki bir bilgisayardan Stanfort Üniversitesi’ndeki bir bilgisayara gönderildi.

1970’lere gelindiğinde internetin sivil kullanım alanları yavaş yavaş fark edilmeye başlandı. Öncelikle üniversiteler ve araştırma kurumları internetin önemini kavradı ve adeta devrim yaratacak bu teknolojiyi farklı şehirlerdeki bilim adamları ve araştırmacılar arasında bilgi alışverişini sağlamak için kullandı. Sonrasında ise farklı ülkelerdeki bilgisayar ağları da birbirlerine bağlanarak, internetin küresel bir kapsama alanına ulaşması sağlandı.

Savaşların insanlığa 'armağan' ettikleri hakkında ilginç bir not!
Savaş aklı başında hiçbir insanın olmasını istemediği bir olay olsa da insanlık tarhinde birçok icata da neden olmuştur. İnternet gibi pek çok teknoloji de savaş ve savunma amacıyla geliştirilmiştir. Öyle ki üzerlerimizdeki kıyafetlerin renk standartları, hatta S, M, L veya XL gibi boyut standartları dahi savaşlarda üniforma üretmek için icat edilmiştir. Savaşlar ve icatlar konusunda farklı bir bakış (ve çok daha fazlası) için, Linda Weiss ve John M. Hobson’ın “Devletler ve Ekonomik Kalkınma” başlıklı kitabı okunabilir.

O kablolar sanal değil, gerçek

Bugün dünyamızı çepeçevre saran internet, aslında sanaldan öte gerçek de bir ağı temsil ediyor.

İnternet dünyanın dört bir yanındaki milyonlarca bilgisayarı birbirine bağlarken büyük ölçüde kablolardan yardım alıyor. İnternet ağı, karaların yanı sıra deniz ve okyanusları da aşarak bilgisayarları, haliyle biz kullanıcıları birbirine bağlıyor.

Küresel kablo ağı, bugün kullanmakta olduğumuz modern interneti oluşturuyor. Karadaki on binlerce hat, okyanuslar altından birleştiriliyor.

Küresel kablo ağı, bugün kullanmakta olduğumuz modern interneti oluşturuyor. Karadaki on binlerce hat, okyanuslar altından birleştiriliyor.

İnternet en hızlı yayılan iletişim aracı oldu

Yukarıdaki haritada görülen ve dünyayı çepeçevre saran kablolardan da anlayabileceğiniz gibi internet tüm dünyaya yayılan bir iletişim aracına dönüşmüş durumda. İşin daha çarpıcı tarafı ise bunu diğer tüm rakiplerinden çok daha kısa bir sürede başarabilmiş olması. Amerika Birleşik Devletleri’nin önde gelen gazetelerinden USA Today’in verilerine göre, 50 milyon seyirciye/kullanıcıya ulaşmak radyonun 30, televizyonun 13, internetin ise sadece 4 yılını aldı.

Yani, internetin yaygınlaşma hızlı en yakın rakibi olan televizyondan bile onca yıl fazla!

Bugün dünyanın dört bir tarafına dağılmış yüz binlerce insan gününün büyük bir bölümünü internet bağlantısı olan bir bilgisayarın karşısında geçiriyor.

İnterneti sosyalleştiren deha: Tim Berners-Lee

İnternetin bugünkü anlamda bir forma kavuşmasında ve kitlelere yayılmasında etkisi olan en önemli isim ise “internetin babası“ olarak kabul edilen Tim Berners-Lee’dir.

Tim Berners Leeİsviçre’de, son yıllarda büyük patlama (big bang) deneyi ile tüm dünyada kendinden söz ettiren Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’nde (Centre Europeen pour la Recherche Nuclearie – CERN) çalışmakta olan Tim Bernard Lee, 1989 yılında, halen kullanılmakta olan World Wide Web (WWW) teknolojisini geliştirdi. Bu teknoloji ile bildiğimiz web sayfalarının oluşmasına ve bu sayfalar arasında gezmemize olanak sağladı.

İnternet siteleri içerisindeki sayfaların hazırlanmasında kullanılan dil olan Hyper Text Markup Language (HTML) de Tim Bernard Lee tarafından icat edildi. Tim Berners-Lee’nin bu kodlama dilinin patentini almaması ve insanların ücretsiz olarak bu dili kullanabilmeleri de şüphesiz internetin yayılmasına ve bu ismin efsaneleşmesinde büyük rol oynadı.

Tim Bernard Lee’nin mucidi olduğu HTML protokolü sayesinde öncesinde kurum ve kuruluşlar, sonrasında da bireysel kullanıcılar kendi web sitelerini yaratmaya başladılar.

İlk web sitesi ‘internet’ hakkındaydı

İlk web sitesi 1990’da tanıdık bir isim tarafından kuruldu. Tim Berners-Lee hala yayında olan web sitesinde internetin ne olduğu ve nasıl kullanılacağı anlatmaya çalıştı.

Günümüzdeki web sitelerinden oldukça sade bir görünüme sahip olan ilk web sitesinde sadece metin ve bağlantılar vardı. Fotoğaf ve video o zamanlar için pek de kullanılabilen içerikler değildi.

Tarayıcı yazılımları internetin sosyalleşmesini sağladı

HTML ile yazılan ve sadece uzmanlar tarafından anlaşılabilecek kodlardan oluşan bu web sayfalarının kitlelerce okunup, izlenebilmesi için gereken “internet tarayıcı“ yazılımları da bu yıllarda ortaya çıkmaya başladı. Asıl görevleri HTML kodlarını algılamak ve bu kodları bir web sayfasına dönüştürmek olan tarayıcıların ilk popüler olanı Netscape Navigator idi.

Navigator’un ardından, günümüzün de en popüler tarayıcılarından bir tanesi olarak kabul edilen Microsoft Internet Explorer ortaya çıktı. Sonrasında ise Mozilla Firefox ve Google Chrome tamamen ücretsiz olarak internet kullanıcılarının hizmetine sunuldu. 2013’te ise Yandex Browser’ın yoğun tanıtımına başlandı.

İnternet dünyamızı değiştirecek

Bugün geldiğimiz noktada insanların büyük bölümü zamanlarını bilgisayar başında, internete bağlı olarak geçiriyor. Artık sadece bilgisayarlarımız değil telefonlarımız, tabletlerimiz, akıllı saatlerimiz, arabalarımız, evlerimiz ve hatta evlerimizdeki eşyalar da internete bağlanmaya başladı.

Dünya internet ile değişiyor ve bu değişim öncekilerden çok daha hızlı ve çarpıcı oluyor. İşin daha heyecanlı tarafı ise ilerleyen aşamalarda nelerin olup biteceğini hiç kimse, hiç birimiz tam olarak öngöremiyoruz…

Okuyucu odaklı haber sitesi

21. yüzyılda bilgi ve haber daha önce hiç olmadığı kadar fazla üretilmeye başladı. Geldiğimiz noktada bilgi ve habere ulaşmak bir sorun olmaktan çıkarken ‘gerekli’ bilgi ve haberlere ulaşmaksa her geçen gün daha da zorlaşmaya başladı.

Gerekli bilgi ve habere ulaşmak zor ve zaman alıyor

Artık istediğimiz bilgi ve habere ulaşmak için uğraşmak, internette gelişmiş arama yöntemlerini kullanmak zorunda kalıyoruz. Girdiğimiz web sitelerinde de bizim için gereksiz onca içeriğin arasından istediğimiz bilgi ve habere ulaşmak oldukça zaman alıyor.

Bu durum haber siteleri için de maalesef geçerli. Bir haber sitesine girdiğimiz zaman ana sayfadaki haberlerin çok azı bizi ilgilendiriyor. Hal böyle olunca ya siteden hemen çıkıyor ya da ilgi duyduğumuz haberleri bulmak için sıkıntılı bir süreç yaşamak zorunda kalıyoruz.

Çözüm: Okuyucu odaklı haber sitesi 

Oysa e-ticaret siteleri ve reklam servisleri böylesi durumlar için çözümü bulmuş durumda. Ziyaretçi odaklı içerik ve reklam sunumu günümüzde yoğun olarak kullanılan bir yöntem. Bu yöntemle bir e-ticaret sitesine girip cep telefonu inceleyen bir ziyaretçinin bu konuya ilgisi saptanıyor ve ilerleyen dönemde kendisine bu konuyla ilgili gösterim ve reklamlar yapılıyor.

Benzer bir yöntemi neden haber siteleri için de kullanmıyoruz?

Bir haber sitesinde öncelikli olarak ilgi duyduğu konulardaki haberleri görmeyi kim istemez?

Okuyucuların/izleyicilerin çoğu kendisi için özel ve otomatik şekilde oluşan kişiselleştirilmiş bir haber sitesini mutlaka daha fazla ilgi ve kolaylıkla kullanacaktır. Manşetlerde ilgi duyduğu konudaki haberleri görecek, ilgi duyabileceği haberlere de alt manşetlerde kolaylıkla ulaşabilecektir. Bu durum pek çok haber sitesinin baş etmeye çalıştığı ‘hemen çıkma oranı’nı da oldukça düşürecektir. Ayrıca kullanıcı deneyimi de hiç olmadığı kadar pozitif olacaktır.

İnternet gazeteciliğinde önemli bir devrim olabilir

Okuyucu odaklı haber siteleri, her birisi bir diğerinin tıpkısı haline dönmeye başlayan alternatifleri arasında önemli bir avantaj yakalayacaktır. Bunu başarıyla uygulayabilen medya kuruluşları internet gazeteciliğinde önemli bir devrime de vesile olabilirler.

Teröre karşı sorumlu vatandaşın sosyal medya rehberi

Türkiye zor günlerden geçiyor. Sadece son 6 ayda Ankara’da 3, İstanbul’da 2 bombalı terör saldırısı gerçekleşti. Masum insanlar katledildi.

Ülkemizin huzur ve bütünlüğünü hedef alan bu terör saldırıları gazete ve televizyonlarda olduğu gibi Facebook, Twitter ve Periscope gibi sosyal mecralarda da yankı buldu. Ancak sosyal medyada teröre tepkinin yanı sıra parçalanmış cesetler, hurdaya dönmüş araçlar ve çokça yanlış bilgi de gördük. Sonrasında ise provokasyonlara neden olan, saldırı söylentileri başladı. AVM’lerde, kalabalık caddelerde patlama olduğuna, olacağına dair gerçek dışı paylaşımlar yapıldı.

Bu makalede sosyal medyada son zamanlarda sıklıkla tanık olduğumuz dezenformasyonun, provokasyonun önüne nasıl geçebileceğimiz üzerinde duracağım. Sorumlu bir vatandaşın provokasyonlara karşı sosyal medyada neler yapabileceğini madde madde açıklamaya çalışacağım.

Tanık olmadığınız gelişmeleri paylaşmayın

Tık GazeteciliğiSosyal medyada dezenformasyonun temel nedeni insanların tanık olmadığı, kulaktan duyma gelişmeleri paylaşması. Bu durum bir domino etkisi yaratarak, doğru olmayan bir haberin on binlerce kişi tarafından tekrar tekrar paylaşılmasına neden olabiliyor.

Buna engel olmak da çok basit: Tanık olmadığınız gelişmeleri paylaşmayın!

Gözünüzle görmediğiniz, kulağınızla duymadığınız gelişmeleri paylaşmayın! Bu bir suç olduğu için önce kendinize, sonrasında ise toplumsal huzura büyük zarar verebilir.

Paylaşırken bir kez daha düşünün

Sosyal mecralarda gördüğünüz saldırı veya patlama gibi haberlerin doğruluğundan emin olmadıkça re-tweet etmeyin, paylaşmayın.

Söz konusu paylaşımın doğru olup olmayacağını bir kez daha düşünün. Eğer gördüğünüz paylaşımların doğruluğundan yüzde 100 emin olamıyorsanız, bilgileri teyit edemiyorsanız tekrar paylaşmayın.

Sosyal medyadaki paylaşımlara eleştirel yaklaşarak, bunların doğruluğunu mutlaka test edin. (Bir sonraki maddedeki bilgi ve fotoğraf doğrulama araçlarını kullanabilirsiniz.) Eğer bunların gerçeği yansıtmadığını fark ederseniz bunu belirten bir tweet atın veya Facebook paylaşımı yapın.

Bilgi ve fotoğraf doğrulama araçlarını kullanın

türkçe video bloglarSosyal medyada paylaşılan bilgi, fotoğraf ve videoları doğrulamak için profesyonel gazetecilerin kullandıkları, bir bölümü oldukça basit yöntemler var. Bunlardan bir sosyal medya kullanıcısı olarak siz de yararlanabilirsiniz.

Örneğin Facebook ve Twitter’da sıklıkla eski saldırı ve patlama fotoğrafları saki yeniymiş gibi paylaşılmakta. Bu fotoğrafları doğrulamak sadece bir iki dakikanızı alır. Bunu nasıl yapacağınıza dair bir makale: Fotoğraf doğrulama araçları

Videolar konusunda da şüpheyi elden bırakmayın. Olayla ilgili olduğu iddia edilen görüntünün doğruluğunu arşiv araması yaparak teyit edebilirsiniz. Youtube, Dailymotion gibi video paylaşım ağlarında videonun konusuyla ilgili arama yapın. O video karşınıza eski bir tarihle çıkabilir.

Dezenformasyona siz engel olun

Provokasyonların, dezenformasyonun nedeni olmamak çok önemli. Ancak bununla da yetinmeyerek, provokasyonlara engel olabilirsiniz.

Örneğin Twitter’da herhangi bir AVM’de saldırı olduğu iddiası paylaşılmış ve siz de söz konusu AVM’deyseniz bunun doğru olmadığını yazın. Hatta fotoğraf ve video paylaşın. Böylelikle büyük bir dezenformasyona sadece bir tweet ile engel olmuş olursunuz. Ayrıca resmi makamların iddialarla ilgili paylaşımlarımlarını da takip edin, gerektiğinde bunları arkadaş ve takipçilerinizle paylaşın.

Öte yandan sosyal medyada paylaşılan içeriğe şüpheyle yaklaşıp, bir önceki maddede sözünü ettiğimiz yöntemlerle bunların doğru olmadığını saptayabilirsiniz. Bu durumda da söz konusu içeriğin gerçekleri yansıtmadığını detaylı bir açıklamayla birlikte sosyal medyada mutlaka belirtin.

 

Facebook’ta nasıl haber paylaşılır?

Facebook dünyanın geri kalan pek çok ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de de en fazla kullanılan sosyal ağ. Bu nedenle gerek medya organları, gerekirse de reklam ajansları için özel ilgi gösterilmesi gereken önemli bir mecra.

Ben de son 5 yıldır bu ağı haber paylaşmak için kullandım. Sosyal projelerin yanı sıra biri bölgesel, diğeri uluslararası iki TV kanalının sosyal medya hesaplarını profesyonel olarak yönettim. Şimdi de uluslararası bir haber ajansının sosyal medya hesaplarını yönetiyorum. Mesaimin büyük bölümü Facebook, Twitter ve Youtube’da haber paylaşarak geçiyor. Bugün de sizlere Facebook’a dair deneyim ve izlenimlerimi paylaşmak istiyorum.

Hangi haberleri (içeriği) Facebook’ta paylaşmalıyız?

Facebook çok sık aralıklarla paylaşım yapılan bir sosyal mecra olmadığı için hangi içeriğin Facebook’ta paylaşılacağına karar vermemiz gerekiyor. Burada sadece özel olduğunu düşündüğümüz, bu mecrada ilgi görecek ve etkileşime neden olacak haberler paylaşmanızı öneririm. Çok ve sık haber paylaşmayın çünkü bu hiç haber paylaşmamaktan farklı sonuçlar vermeyecektir. Facebook gereksiz olarak değerlendireceği paylaşımlarınızı çok az kişiye gösterecektir.

Hangi haberlerin ilgi gördüğü, etkileşime neden olduğu geçmişe yapılacak bir projeksiyonla belirlenebilir. Daha önce ilgi gören haber türleri, içeriği Facebook istatistiklerinden ve haftalık olarak çıkartılması gereken raporlardan görülmeli ve takip edilmelidir. Buna göre “iş yapacak” içerikler bu mecrada paylaşılmalıdır.

Hangi haberi paylaşmalısınız? Cevabı Twitter'da bulabilirsiniz...
Hangi haberin paylaşılacağını belirlerken Twitter size bir yol gösterici olabilir. Twitter’da fazla etkileşim alan haberler, genellikle Facebook’ta da etkileşim almaktadır. Bu nedenle Twitter paylaşımlarınızın sonucuna göre Facebook paylaşımlarınızı düzenleyebilirsiniz. Twitter’da hangi içeriğin etkileşimin yüksek olduğunu analytics.twitter.com adresinden görebilirsiniz.
Hangi saatlerde Facebook’ta paylaşım yapmalıyız?

Facebook’ta günün her saati paylaşım yapılabilir. Ancak gün içerisinde belirli saat aralıklarında yapılacak paylaşımlar çok daha fazla kişiye ulaşır.

Örneğin deneyimlerimden yola çıkarak 19.30 ila 22.00 arasının genellikle Facebook’ta en fazla kişiye ulaşılabilecek saatler olduğunu söyleyebilirim. (Tıpkı televizyonlardaki prime-time gibi.) Özel haberlerin bekletilmesi sorun olmayacak ise bu saat diliminde paylaşılması gerekmektedir.

Ancak 19.30 ile 22.00 arası Türkiye’deki haber siteleri için geçerli olabilir. Bu durum hesaba, ülkeye ve hedef kitleye göre farklılık gösterebilir. Sürekli olarak rapor çıkartılmalı, hedef kitlenin aktif olduğu saatler kontrol edilmeli ve doğru zamanlar belirlenmelidir. Yani, sizin sayfanızı beğenen kitleyi yakından tanımanız ve ona göre paylaşım saatlerini belirlemeniz bu noktada başarı için bir zorunluluk. Örneğin Ramazan aylarında sahura kalkan bir beğeni kitleniz varsa sahur saatlerinde de sık ve ilgili (örneğin Ramazan’la ilgili) paylaşım yapmanız gerekmektedir.

Hatırlatmaya gerek yok ama yine de yazayım: Son dakika veya beklemesi uygun olmayan haberler en kısa sürede paylaşılmalıdır. Böyle bir haber için prime-time’ı beklemek rasyonel olmayacaktır.

Facebook’ta hangi aralıkta paylaşım yapmalıyız?

Facebook’ta paylaşım sıklığı Twitter ve benzeri mecralara göre daha azdır. İdeal paylaşım aralığı gördüğüm kadarıyla 20 ila 40 dakikadır.

Facebook’ta nasıl paylaşım yapmalıyız?

Facebook’ta üç tür paylaşım yapılabilir: Bunlar “durum”, “fotoğraf” ve “video”dur.

Bu üç tür içerik arasında en fazla etkileşim sırasıyla video, fotoğraf ve durum ile sağlanır. Bu nedenle öncelik video paylaşımlarına verilmeli, ardından fotoğraf ve fotoğraf albümleri kullanılmalıdır. Fotoğraf ve video olmayan “durum” paylaşımları ise fazla tercih edilmemelidir.

Video paylaşımlarında Youtube’a veya benzer bir siteye link vermek yanlış olacaktır. Bunun yerine videoyu Facebook’a yüklemeniz erişiminizi çok daha artıracaktır.

Facebook’ta nasıl paylaşım yapmalıyız?

Başlık: Paylaşımın başlığı haberin başlığı ile aynı olmak zorunda değildir. Daha ilgi çekici, merak uyandırıcı (ama okuyucuyu kandırmayan) başlıklar tercih edilmesi daha iyi sonuçlar verecektir.

Link: Facebook’ta paylaşım yaparken kullanılacak linkler kısaltılmalıdır. Bunun için bit.ly gibi ücretsiz servisler kullanılabilir.

Görsel: Facebook’ta görsel olarak video veya fotoğraf ekleme şansı bulunmakta. Burada öncelik videoya verilmeli, haberin videosu yoksa fotoğraf galerisi, galeri yoksa tek fotoğraf kullanılmalıdır.

Bir galeri veya video içeren haber paylaşırken okuyucunun içeriğin bu özelliğinin de olduğunu anlaması sağlanır. Bunun için metnin başına [Video], [Galeri], [Belgesel] veya [İnfografik] yazısı eklenebilir. Bu tür içerikler “[Galeri] + Başlık + Link + Görsel” veya “[İnfografik] + Başlık + Link + Görsel” şeklinde paylaşılmalıdır.

Kariyer gelişimi için sosyal medya

Sosyal medya artık hayatın her alanında etkili bir araç olarak karşımıza çıkıyor. Son yıllarda kariyer gelişimi için de sosyal medyanın önemli bir araç halini aldığını görüyoruz. Sosyal mecralarda doğru hamleler yaparak iş hayatında başarılar elde etmek artık çok da zor değil. Bunun birçok örneği ve yöntemi var…

Bu makalede sosyal medya eğitimlerimde öğrencilere sıklıkla vurguladığım “Sosyal medya kariyeriniz için sandığınızdan çok daha önemli!” söylemini sizlerle paylaşacak, sosyal medyanın kariyer gelişiminiz için nasıl önemli olduğunu madde madde anlatacağım.

Öncelikle: Kariyer gelişimi için sosyal medya neden önemli?

İlk olarak kariyer gelişiminiz için sosyal medyanın neden önemli olduğu üzerinde duralım.

Sosyal medya önemli çünkü, profesyonel bir çalışan olarak kişisel markanızı oluşturup geliştirebileceğiniz en önemli mecra burası. İş ilişkilerinizi geliştireceğiniz en önemli mecra da sosyal medyadan farklı bir yer değil.

Kişisel markanızı oluşturup, geliştirebileceğiniz ve bu markayı iş ilişkisi kurma potansiyeliniz olan insanlara gösterebileceğiniz en önemli yer sosyal medya halini aldığı için bu mecralar artık kariyer gelişiminiz için de hayati öneme sahip!

Artık pek çok şirket çalışanlarını sosyal medyadan buluyor ve daha büyük bir bölümü ise iş başvurusu yapan adayların sosyal medya hesaplarını detaylı olarak inceleyerek, raporluyor. Bu nedenle sosyal medyada sağlam bir kişisel markanız olmalı ve iş ilişkisi kurmanız gereken insanları network’ününze eklemelisiniz.

Peki nasıl? Sırasıyla inceleyelim…

Sosyal medyada nasıl kişisel marka oluşturursunuz?

Sosyal medya, siz başarılı bir gizlilik kalkanı oluşturmazsanız, kamusal bir alan. Yani sosyal medyadaki paylaşımlarınız herkes tarafından görüntülenebilir. İnsanlar yaptığınız paylaşımları değerlendirir ve sizi bir kategoriye sokar. Bu kategori “iyi” veya “kötü” olabileceği gibi “işle ilgili” de olabilir. Sizin bu noktada yapmanız gereken işinizle ilgili “iyi” kategoriye girmektedir. Bunun için yapmanız gerekenler çok da zor değil.

  • Facebook’ta sayfanız, Twitter’da aktif bir hesabınız olmalı!

Twitter Arama TeknikleriSosyal medyada kariyer gelişimi ve kişisel markanızı geliştirmek için, en popüler sosyal mecralarda aktif bir kullanıcı olmanızı öneririm. Bu mecralar arasında Facebook ve Twitter, Türkiye’de oldukça popüler. Haliyle Facebook ve Twitter’da aktif olmanız gerekli.

Facabook’ta kişisel hesabınızın yanı sıra kendi adınıza veya sektörünüze dair bir isimle sayfa oluşturmanızı öneririm. Kişisel hesapla bir yere kadar ilerleyebilirsiniz ancak Facebook’un sayfa açma özelliği size çok daha fazla özellik sunar. Bu özellikleri kullanabilirsiniz.

Twitter da Türkiye’de oldukça önemli. Öyle ki Türkiye, nüfusa oranla en çok Twitter kullanılan ülke olarak dikkat çekiyor. Bu nedenle Twitter’da sektörünüze dair doğru ve düzenli paylaşımlar yaparak önemli bir takipçi kitlesi oluşturabilirsiniz.

  • Mutlaka içeriği zengin bir blogunuz olmalı!

Facebook ve Twitter’da olmak önemlidir ama daha fazla söz söyleyecek bir yere de ihtiyacınız var! Mutlaka bir blog açmalısınız!..

SEOya Uygun MakaleBlogunuz kişisel markanızı oluşturmak, geliştirmek için en önemli mecra. İnsanlar sizi daha yakından tanımak, paylaştıklarınız hakkında daha detaylı bilgi edinmek istediklerinize blogunuza başvururlar. Bu nedenle iyi bir blog açmalı, düzenli ve kaliteli içerik üretmelisiniz.

Peki, başarılı bir blog için neler yapmanız gerekiyor? Daha önce bunu madde madde yazmıştım, okumanızı öneririm: İyi blog için 15 önemli öneri

Henüz bir blog açmadıysanız, bu işi nasıl yapacağınız da ekran görüntülerini de paylaşarak anlatmıştım: WordPress blog açma rehberi

  • Sağlam bir Wikipedia kullancısı olmalısınız!

Wikipedia kullanmak bilgi dağarcığınızı geliştirmeniz için mükemmel bir imkan sağlıyor. Aynı şekilde kişisel markanızı geliştirmek için de! Blogunuzda yazdığınız bilgi içerikli yazılardan, önemli bölümleri Wikipedia sayfalarına ekleyebilir ve buradan blogunuza dipnot verebilirsiniz. Böylelikle yazı yazdığınız konuda araştırma yapan ve Wikipedia’ya başvuran herkesin dikkatini çekme şansı bulursunuz.

Ayrıca isminizin ve blogunuzun Wikipedia’da bolca yer alması güvenilirliğinizi artıracak, kişisel markanızın gelişimine önemli katkılar sunacaktır.

  • türkçe video bloglarYoutube’u da denemelisiniz

Youtube son zamanlarda özgün içerikler üreterek fark yaratabileceğiniz, hatta para kazanabileceğiniz bir mecra. Aynı zamanda kişisel marka oluşturmakta da işe yarayabilecek bir sosyal ağ. Burada çalıştığınız sektöre dair videolar çeker, yayınlarsanız ciddi bir kitle oluşturabilirsiniz. Örneğin sektörel haberleri derleyerek haftalık özetler halinde sunmak bile size sektörünüzden ciddi bir takipçi kazandıracaktır.

Başarılı bir Youtube kullanıcısı, yani “Youtuber” olmak için neler yapmanız gerekiyor; bunu da daha önce madde madde yazmıştım, dikkate almanızı öneririm: İyi blog için 15 önemli öneri

Sosyal medyada iş ilişkilerinizi nasıl geliştirirsiniz?

Sosyal medyada kaliteli ve düzenli içerik üretip dikkat çekeceksiniz. Ancak iş ilişkilerinizi geliştirmek, kariyer gelişimi için daha fazlasını da yapmanız gerekli!

Örneğin kendinize ulaşmanız gerektiğini düşündüğünüz profesyonellerden oluşan bir hedef kitle belirleyin. Üşenmeyin, oturun bu isimlerin bir listesini çıkartın. Örneğin çalıştığınız sektörün önde gelen şirketleri, bu şirketlerin yöneticileri hedef kitleniz içerisinde olabilir, bence olmalı.

  • Hedeflediğiniz kitleyi belirleyin, listeler oluşturun

Sosyal medyada paylaşımlarınızın ulaşmasını istediğiniz kitleyi belirleyin. Kariyerine katkısı olacak, iş ağınızda olması gereken kişilere kendinizi gösterin. Örneğin yolun başında bir gazeteci misiniz? Twitter’da önde gelen gazetecileri, editörleri, genel yayın yönetmenlerini mutlaka takibe alın! Onları takip etmeniz dikkatlerini çekmeniz için ilk hamle olabilir.

İkinci önemli hamle olaraksa Twitter’ın listeler özelliğini kullanarak bu insanları listelere ekleyin. (Bu onlara özel bir bildirim olarak iletilecek.) “Gazeteciler” listesi “A Gazetesi”, “B Gazetesi” listesi yapıp bunları tasnif edin, listelerinizi ve içerisindeki kişi sayılarını artırın. (Gazeteci örneğine de takılmayın, bir kimyager de olabilirsiniz: Bu durumda kimayagerler, A şirketi veya B şirketi diye listeler oluşturun.)

Facebook’u da ihmal etmeyin. Çalıştığınız sektörde tanışmak istediğiniz insanlarla, bahaneler oluşturup, Facebook’ta arkadaş olun. Örneğin blogunuzda röportaj yapmak amacıyla onları Facebook’ta arkadaş olarak ekleyin. Bu sağlam bir iş ilişkisinin başlamasına vesile olacaktır.

  • Kariyer gelişimi için hedeflediğiniz kitle ile etkileşim sağlayın

Sosyal Medya ve SeçimlerUlaşmayı hedeflediğiniz kitleyi belirlediniz, onları Facebook’ta arkadaş olarak eklediniz ve sayfanıza davet ettiniz. Twitter’da takibe aldınız ve oluşturduğunuz listelere dahil ettiniz. Ancak bunlar yeterli değil. Daha fazlasını da yapmanız gerekiyor. Onlarla etkileşim sağlamalısınız.

Etkileşim için daha önceki maddede paylaştığım röportaj hatırda kalıcı ve önemli bir hamle olacaktır. Önemli isimler için bunu mutlaka deneyin! Ancak yapacağınız daha farklı şeyler de var. Hedef kitlenizdeki insanların paylaşımlarını takip ederek zaman zaman paylaşın. Ayrıca bu paylaşımların iyi olanlarını “beğenmeyi” de ihmal etmeyin. Yeri geldiğinde yorum yapın, ‘mention’ atın!

  • Kendinizi belli aralıklarla hatırlatın

Hedef kitlenizdeki önemli isimlerle etkileşim sağlamak önemli ancak bu da yeterli değil. Eğer etkileşiminiz sürekli olmaz ise unutulursunuz. Unutulmamak için düzenli aralıklarla kendinizi hatırlatmanız gerekli. Hedef kitlenizdeki kişilerle sürekli iletişim halinde olmanız önemli! Bunu da ihmal etmeyin…