Bir Toprağı Değerli Kılan: Var Ettiği İnsandır!

Toprağı değerli kılan, ne altında yatan cevher ne de üstünde fışkıran berekettir. Bir toprağı değerli kılan, var ettiği insandır. Ancak, var edebildiği insanın değeri kadar değerlidir toprak!

Anadolu Aşık Veysel’i var edebildiği için değerlidir. Aşık Veysel, var olduğu toprağı değerli kıldığı için değerlidir.

Ne mutlu Aşık Veysel’e: var olduğu Anadolu toprağına değer katabilmiş.

İnsan daha başka ne ister? Tanrıdan tek dileğim, gece gündüz yürüdüğüm şu uzun ince şu yolda, yaşadığım toprağa biraz olsun değer katabilmek…

Gerisi o kadar da önemli değil…

Bin Yılın Türküsü (Genel Sanat Yönetmeni: Necati Şahin / Bağlama ve Koro Şefi: Zafer Gündoğdu / Senfoni Orkestrası Şefi: Betin Güneş / Semah Yönetmeni: Faysal İlhan,Kazım Güvercinoğlu / Müzik Danışmanı: Arif Sağ / Anlatιm Sunuş: Tuncel Kurtiz, Ayla Algan)

Uzun İnce Bir Yoldayım…

Bugün, 25.08.2008, benim doğum günüm.

Pek doğum günlerime önem vermesem de yazmamazlık edemedim bu sefer.

Madem dünyaya gelmek için Adana’yı sıcağın boğduğu bir Ağustos sabahını seçmişim; öyleyse Adana da Ağustos’un 25’i de özel olmalı…

En azından benim için..

Doğum günümde değişik birşeyler yapmak telaşı almıştı bir haftadır beni. Ne yapsam, ne yapsam diye düşünürken.. Buldum!

Ne yapacağıma, karar verdim.

İnsanlar doğum günlerinde kendilerini kaybedene kadar eğlenmeyi tercih etselerde ben bu seferlik kendimi bulmak için inzivaya çekileceğim.

En azından bir haftalığına Toroslar üzerinde kurulu, yüzlerce yıllık bir yaylada konaklayacağım. Dedemin, babamın günlerinin geçtiği bir bahçe içerisinde, mükemmel bir terasa sahip bir evde hayatı ve hayatımı düşüneceğim.

Kolay mı, hiç farkında olmadan 20 yıl kaldı geride. Oysa ben hiçbir zaman 15’imi geçemeyeceğimi sanıyorum…

Bugün anladım ki Aşık Veysel’in de dediği gibi uzun ince bu yolda durmak olmuyor, yürüyoruz gündüz gece.

Ve bende bir keder, bir düşünce…

Bu iki kapılı handa, gerisi meçhul o son kapıya yaklaşıyorum son sürat.

Daha anlamadan, neden ve niçin olduğunu tüm bunların? Hayat garip, bir o kadar güzel, bir o kadar kötü.. Seviyorum ama…