Arşiv 2007/10/24

“Okan Yüksel Bursa’dan Bildiriyor…”

Bursa sonunda benim için bir belirsizlik olmaktan çıktı. Sokaklarında ve caddelerinde yürümüşlüğüm oldu en azından. İnsanını ve özellikle Uludağ Üniversitesi‘ni de tanıma fırsatı buldum. Üniversite kampusu oldukça büyük, fakat tüm yapılar bir merkezde toplanmış. Yaşam alanım olabilecek bölgeler pek yeşil değil, buna karşın üniversitenin çevresi koca bir çam ormanı. Yine de ısındım sayılır, zamanla da seveceğe benziyorum…
Tek önemli sorun barınacak yer noktasında çıktı. Devlet baba bu sefer de babamdan fazla babalık yapamadı ne yazık ki!? Yurtların haline şaşırdım, insanların neden yana yana kiralık ev arayışında olduğunu o pis tuvaletleri ve duşları görünce çok iyi anladım. “Babam sağolsun” edebiyatı yapmak pek hoşuma gitmez ama babam da sağ olmasaymış halim nice olurmuş diye bol bol düşündüm. Arif Keskiner‘in güzel bir lafı vardı, o aklıma geldi yurtları gezerken: Allah kimseyi bu devletin eline düşürmesin, düşenlere de Allah yardım etsin…
Eskiden çocuk aklımla, çocukken de akıllıymışım demek ki, ileride avukat olursam ilk davam devlete olan babalık davası olacak derdim. Devletin babalık yapamadığını, adının hakkını veremediğini düşünürdüm. Ki bugün gördüm ki o küçücük Okan, yaşına göre fazlasıyla doğru düşünmüş. Devlet baba pek de babalık yapamamış bu topraklar üzerinde yaşayan milyonlarca kızına ve oğluna…
Şükür ki ben bu devletin şanslı çocuklarından birisiyim ve babam devlet okulu olmasına rağmen okulun talep ettiği 600 YTL‘yi aile bütçemizi zorlamadan verebildi. Şimdi de ev kiralama veya iyi bir özel yurt bulma telaşımız başladı. Ünikent adında güzel bir yurt bulduk, www.unikentevleri.com, şimdilik benim gönlüm bu yurttan yana. En azından öncelikle böyle bir yurda yerleşmemin daha doğru olacağını düşünüyorum, yalnız başıma koca bir evde olma düşüncesi pek sıcak gelmiyor. Hele bir de bu ev Bursa gibi soğuk bir şehirde olunca…
Bursa nedir, ne değildir noktasına gelirsek; Bursa‘nın gerçekten de yeşil ve güzel bir şehir olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. En azından şu iki üç gün içerisinde bende böyle bir intiba bıraktı Bursa. Bu noktada iskenderin o güzel tadı subjektif yorumlara sebebiyet vermiş olabilir tabii…
Bu arada yarın Adana‘ya yol alıyoruz. Daha önce de bahsettiğim Bürücek yaylasında kısa da olsa bir tatil yapmaya karar verdik. Dağın başından olacak olsa da oradaki izlenimlerimi de bildirmeye çalışacağım, şimdilik bu kadar.
Not: Blog dünyasındaki ikinci ayımı da hiç farkında olmadan doldurmuşum. Yazdığım o ilk satırları sanki dün kaleme almış gibiyim. Blog dünyasının bu kadar hızlı olduğunu bilmiyordum…