Arşiv 2008/12/08

Avrupa’da 68 Kuşağı ve Çav Bella

Kasım ayının sonlarına doğru, Uludağ Üniversitesi Atatürkçü Düşünce Topluluğu‘nun organize ettiği Aydınlanma Günleri‘nde “Avrupa’da 68 Öğrenci Hareketleri” konulu bir sunum yaptım. Sunum içerisinde Avrupa’da gelişen öğrenci hareketlerini bilimsel bir metodoloji izleyerek dinleyicilere sundum. Bu noktada sunumumu fotoğraflar ve hazırladığım kısa bir belgeselle de renklendirmeye çalıştım.

Sunum için, haliyle 68 kuşağı üzerine bolca okumalar yaptım. Avrupa’da olup bitenler noktasında Türkçe kaynak bulmak olabildiğince zor.

Buna rağmen gerek ‘tarzanca’ çevirilerim ve bir iki kaynak aracılığıyla olabildiğince bilgiye ulaştım. İnsan 68 kuşağını gördüğü zaman, kendisinin genç olup olmadığı noktasında derin bir kuşku duyuyor.

Onlar istedikleri, talep ettikleri bir yaşamın kavgasını verirlerken; bizler mevcut olanı fazlasıyla kabullenmişiz.

Belki onlar da istedikleri yaşamı elde edememişler ama en azından o yaşam için mücadele etmişler. Bizler ise alternatif bir yaşamın olabilirliğinin bile farkına varamıyoruz, ne yazık!

Aşağıda da paylaştığım foto belgeselim için fotoğraf taraması yaparken kendi kendime sordum, acaba onlarda olup da bizde olmayan ne vardı? Kendine güven mi yoksa cesaret mi, ya da başka birşeyler mi? Bugün önlerinde hatalarına ve günahlarına rağmen saygıyla eğiliyorum. Hiçbirimiz onlar kadar olamadık!

Hayat İnsana, İnsanlardan Nefret Etmesini Öğretiyor!

Ferhan Şensoy’lu “Son Ders” filminden bu söz. Eski solcu ve tabi 68’li bir sosyalist gencin yıllar yıllar sonrasında kurduğu holdingin genel müdür odasında sarf ettiği sözler bunlar:

Hayat insana, insanlardan nefret etmesini öğretiyor!

Güzel insanlar tanıdım, içten insanlar… Belki okuyorlardır, bilemiyorum; lisedeki arkadaşlarımı içten sevmiş ve onlardan da böylesine bir karşılık almıştım. Öncesinde de ilkokuldaki dostlarım da öyleydiler. Bir aile gibi olmuştuk, her şey içten ve güzeldi. Bugün, üniversitede de oldukça çok dostum var: Beni içtenlikle sevdiklerine inandığım ve benim de içtenlikle sevip saydığım…

Tüm bu güzel dostluklara rağmen, neden söze “Hayat insana, insanlardan nefret etmesini öğretiyor!” diye başlıyorum?

Bunun sebebi şu olsa gerek, üç beş insan bozuntusunun onlarca ve belki de yüzlerce insana olan dostça bakışımızı etkilemesi! Bu bir bardak siyanüre benziyor; o bir bardak siyanür, tonlarca temiz suyu kirletiyor ve içilmez kılıyor.

Bu insan bozuntuları da böyleler, tertemiz koca bir toplumu kirletiyorlar. Ve insan üç beş insan bozuntusu yüzünden tüm insanlardan nefret edebiliyor.

Ama dostlar sağ olsun, onlar sayesinde görebiliyorum insanlığın içindeki o güzel cevherleri…

İyi ki varsınız ve yanımdasınız dostlar. Her birinize teker teker teşekkürler, iyi ki varsınız ve onlardan çoksunuz.