Arşiv 2009/10/18

Politik Akademi Yeni Yayın Dönemine Hazır!

Uzun zamandır arkadaşlarımla birlikte Politik Akademi üzerine çalışıyoruz. Türkiye’nin ilk akademik blogu olarak başlayan serüven, bugün son sürat devam ediyor. Hem de yeni plan ve projelerle..

Nasıl plan ve projelerimiz mi var? Herşeyden önce Politik Akademi ekibi olarak analizler yayınlamaya başlayacağız. Her ay düzenli olarak geride kalan ayın analizi yayınlanacak. O ay içerisinde kayda değer her ne politik gelişme olduysa bunlar kayıt altına alınıp, analiz edilecek.

Analizlerimizin yanı sıra Politik Akademi artık bir forum niteliği kazanacak. Hemen her röportajı ve tabi ki analizlerimizi yoruma, tartışmaya açacağız. Türkiye’nin genç beyinleri bilimsel bir perspektifle güncel politik olay ve olguları tartışacak! Son olarak da Politik Akademi’de süreklilik sağlanacak ve düzenli olarak her ay iki röportaj yayınlayacağız. Dilerim, bu akademik bilgi hazinesinden sizler de hakkınca yararlanırsınız.

Hayatta Başarılı Olmak ya da Olmamak!

Başarılı olmak, sanıyorum pek çoğumuzun öncelikli amacı. Öyle ya da böyle her birimiz başarılı olmak istiyoruz. Başarılı olabilmek için elimizden geleni yapıyor, adeta bir maraton koşuyoruz…

Başarı maratonunun sonunda çok azımız başarılı, ne yazık ki, pek çoğumuz da başarısız oluyor. Sonra yeni bir maraton başlıyor ve bu maratonda da yine aynı kişiler başarılı, yine aynı çoğunluk başarısız oluyor. Yani kazananlar ve kaybedenler ‘genelde’ değişmiyor!

Ben bunu, yani kazananların her zaman kazanmasını ve kaybedenlerin sürekli kaybetmesini, kaybedenlerin başarısızlık durumunu kanıksamış olmasına bağlıyorum. Önceleri benim de düştüğüm bir hataydı bu. Farkında bile olmadan diyordum ki: hayatta başarılılar ve başarısızlar var, ben de başarısızlar arasındayım ve böyle kalacağım!

Ama yerel bir gazetede gördüğüm ilan bunun böyle olmadığını, benim de başarılı olabileceğimi gösterdi. İlanda lise öğrencileri arasında bir makale yarışması yapıldığı duyuruluyordu ve ben de kendi halinde yazılar yazan bir lise öğrencisiydim. Makalemi yazdım, yolladım. Sonrasında hayatımda aldığım ilk birincilik geldi ve birşeyler değişmeye başladı: yazmaya daha fazla ilgi duyuyordum çünkü başarılıydım bu alanda!

Blog açtım, insanlar yazılarımı okusun diye. Sonrasında Bloggum Blog Yarışması’nda 2007 En İyi Blog Ödülü’nü aldım, 2008’de ise halk oylaması sonucu Blog Ödülleri Haber-Gündem Kategorisi Birincislik Ödülü geldi.

Artık düzenli olarak yazıyordum, çünkü yazarak başarılı olabileceğimi görmüştüm!

Sonrasınra da yazmaya ve birincilikler almaya devam ettim. İlk ödülü aldığım günden bu güne ona yakın ödül aldım. Birçok dulusal dergi ve gazetede yazılarım yayınlandı, yazılarımın bir bölümü kitaplarda yer aldı ve iki kitap yazdım.

Birşeyler değişmişti hayatımda, herşeyden önce başarısızlığın bir kader olmadığını anlamıştım. Kendimi tanımış, yazma kabiliyetim olduğunu görmüş ve bu alanda çabalamaya başlamıştım. Başarılı olduğum için çalışmak da o kadar zor gelmiyor ve hatta zevk veriyordu bana!

Eğer siz de halen başarının bir grup azınlığa ait olduğunu ve size düşenin başarısızlık olduğunu düşünüyorsanız yazdıklarımı dikkate alın. Kendinizi tanıyın, yetenekleriniz ölçüsünde başarılı olabileceğiniz bir alan belirleyin ve ciddi anlamda çalışmaya başlayın. Sonrasında başarı mutlaka sizinle olacaktır! Tüm bunları yaparken başarılı olmayı da gözünüde çok büyütmeyin, inanın başarılı olmanız işten bile değil!