Arşiv 2008/04/26

Beşiktaş’ta Bir Tayyare Fabrikası ve Nuri Demirağ

Beşiktaş’ta Bir Tayyare Fabrikası” yakın geçmişimizin önemli isimlerinden Nuri Demirağ‘ı ve özellikle havacılık çalışmalarını konu alan bir belgesel. Belgesel yakında vizyona girecek ve umarım kitlelere istenildiğinde neler yapılabileceğini gösterecek.

Nuri Demirağ şu “Biz de bir zamanlar uçak üretiyormuşuz…” söyleminin gerçek kahramanı. O uçakları üreten isim işte, Nuri Demirağ!

O günden bugüne unutulmaya yüz tutumuş bir iş adamı, üretim adamı Nuri Demirağ.

Kendisinin yaptıkları sadece uçak üretmekle de sınırlı kalmadı, çok geniş bir çerçeve dahilinde pek çok ilke de izma attı kendisi: İlk muhalefet partisini kurdu, Ankara’nın doğusuna ilk demiryolunu yaptı, ilk yerli paraşütü ve ilk yerli sigara kağıdını üretti, ilk şehir ve köy planlarını hazırladı Nuri Demirağ.

Bunlarla da sınırlı kalmadı ve yurdum kalkınma hareketine uçak fabrikasının yanında şu hizmetleri oldu: Bursa’da Merinos, Karabük’te demir-çelik, İzmit’te selüloz ve Sivas’ta çimento fabrikalarını kurdu.

Nuri Demirağ gibi bir ismi tanımak ve onu örnek almak sanırım her Cumhuriyet gencinin görevidir.

Bu noktada en azından www.nuridemirag.com adresinde yer alan bilgilere bir göz atmanızı öneririm. Bugün her zamandan çok daha fazla ihtiyacımız var Nuri Demirağ gibi özgüveni yüksek insalara. Kendimizi aşağılık saymaktan, biz birşey yapamayız inancından sıyrılmanın zamanıdır. Kendisi 1942 yılında şunları söylüyor:

Bizim çocuklardan, gelişigüzel birini çağırıp: ‘Dünyanın en iyi tayyaresini yapar mısın?’ diye sorunuz. Size, mümkün değil ‘yapamam’ cevabını vermez. Çünkü ‘yapamam demek, benliğimden, varlığımdan vazgeçtim. Aczimi zaafımı kabul ettim.’ demektir. Halbuki Türk aciz değildir ki aczi kabul etsin.

Bugün acıdır ama aciz olduğunu kabul edenler var, işte biz onlardan değiliz. Hedefimiz dünyanın en iyi uçaklarını yapmak; en yüksek binalarını, en uzun köprülerini inşa etmektir. Bu hedefler aracılığıyla Anadolu halkını medeniyetin zirvesine taşımaktır.

Barışa Tecavüz Etmek: Pippa Bacca!

Yurdum gündemi maalesef bir utançla daha sarsılıyor: İtalyan sanatçı Pippa Bacca, İtalya‘dan 4 Mart’ta çıkıp otostopla Filistin‘e gitmeyi planlıyor, üzerindeki beyaz gelinliğiyle bir barış mesajını dünyaya duyurmaya çalışıyordu.

Ne yazık ki herşey planladığı gibi gitmedi ve Türkiye‘de tezavüze uğrayarak öldürüldü.

Bu iğrenç durumu Türkiye hiç ama hiç hak etmiyor, etmemeli! Artık böylesine olaylar yurdum topraklarında yaşanmamalı, yolda yardım dileyen her kadına bir hayat kadınıymış muamelesi yapılmamalı!

Bu iğrençliğe sebep olan şahsiyet tüm halkımı ne yazık ki dünya kamu oyu önünde küçük düşürdü. Türk halkı bu utancı ve vizyonu hak etmiyor. Bugün görüyoruz ki, Türk halkı bir delinin kuyuya attığı taşı çıkartma derdinde. İtalyan halkından özürler dileniyor, af dilekleri seslendiriliyor. Tüm bunlar gerekli şeyler, yalnız ölçüyü de iyi belirlemek gerekmekte.

Birileri fırsattan istifade yurdum insanına saldırıyor, herkesi potansiyel tecavüzcü ve katil yerine koyuyor. Bu kadarı da fazla oluyor, unutmamalı ki daha dört beş ay öncesinde Avrupa‘nın göbeğinde yurttaşlarımızın kaldığı bir apartman kundaklanarak onca yurttaşımız öldürüldü.

Nedense Avrupa bu noktada pek de özür dileme gereği duymadı?!

Özür dilenmeli ama bunu eziklik psikolojisiyle değil, insanlık gereği yapmalıyız. Ve hatta bir genç kızımız üzerine Pippa’dan kalan gelinliği giymeli ve onun yarım kalan yolunu tamamlamalı!

Pippa artık hepimizin “gelini” ve bu toprakların insanı. Onu ve özellikle haklı davasını tanıdık, sevdik; barış için onun kadar cesur adımlar atamasak de elimizden geldiğince satırlar yazmaya çalışıyoruz..