Arşiv 2012/04/26

Kendimize Dair Önyargılarımız

Herkesin önyargıları vardır, benim de var ancak sanırım olması gerekenden biraz fazla.

Hayata ve hayatıma önyargılarımla şekil verdiğimi ve bundan da en büyük zararı yine benim gördüğümün farkına vardım.

Yapabileceklerim ve yapamayacaklarıma dair oluşturduğum güçlü önyargılar pek çok alanda başarılı ve hatta mutlu olmamın önüne geçmiş.

Şimdi bunların farkına varınca üzülüyorum ancak yarınlarda önyargılarımın hayatımı olumsuz etkilemesine müsade etmeyecek bilince ulaştığım için de ayrı bir mutluluk yaşıyorum.

Şimdi önyargılarımı teker teker kırmak istiyorum. Başarılarımın, mutluluklarımın önüne geçen bu yanlış saptamalardan hayatımı arındırıyorum.

Politik Akademi TV Yeni Programlarla Yayın Hayatına Devam Ediyor

İki güzel haberim var. Birincisi, Politik Akademi için yeni bir televizyon programı çekmeye başladık. İkincisi ise Politik Akademi çatısı altında “Psikolojik Savaş ve propaganda” konulu bir belgesel hazırlamaya karar verdik.

Takip ediyorsanız, fark etmişsinizdir: Politik Akademi’de uzun zamandır video yayınamıyorduk. Ancak gelen talepler doğrultusunda Politik Akademi TV’ye daha fazla ağırlık vermeye karar verdik. Program ve belgesel çekme fikri de bu karar üzerine ortaya atıldı. Şimdi tüm ekip harıl harıl çalışıyoruz.

Politik Akademi TV’de Dünyada Yaşanan Gelişmeleri Değerlendireceğiz

Her Pazartesi yayınlayacağımız programın ilk bölümünün çekimleri az önce bitti. Deneyimli gazeteci Cüneyt Önder’le birlikte hafta boyunca dünyada yaşanan olayları değerlendirdik ve bunların Türk Dış Politikası’na yansımalarını masaya yatırdık. Programı belirttiğim gibi Pazartesi günü, Politik Akademi’de yayınlayacağız.

Psikolojik Savaş ve Propaganda Konulu Belgesel 1 Mayıs’ta Yayında!

En azından program kadar beni heyecanlandıran bir proje de belgesel hazırlamak oldu. Her ay Politik Akademi’de bir belgesel yayınlamayı düşünüyoruz. Her ayın ilk haftasında yayınlanacak belgesellerimizin ilki üzerinde çalışmalarımız sürüyor. “Psikolojik Savaş ve Propaganda” konulu belgeselimiz 1 Mayıs 2012 Salı günü yayında olacak.

Anlayacağınız hayatıma yine birçok proje kattım. Bu projelerle enerji bulup, mutlu oluyorum. Dilerim ortaya güzel işler de çıkartabiliriz.

Bir Kitap: “Türkler Filistin’e Gelirse”

I. Dünya Savaşı’nın en buhranlı günleride, henüz Osmanlı egemenliğindeki Filistin’de neler yaşanmış olabilir? Türk, Arap ve Yahudilerin bir arada yaşadığı bu topraklara savaş ne felaketler getirmiş olabilir?

Alexander Aaronson imzalı “Türkler Filistin’e Gelirse” adlı kitap bu sorulara yazarın kendi hayat hikayesinden gerçek öykülerle cevap veriyor.

19. yüzyılın sonunda Filistin’e yerleşen Yahudi bir ailenin çocuğu olan yazar, Osmanlı’nın son yıllarında Filistin ve Kanal Cephelesinde yaşananların hikayesini anlatıyor. Aaronson, “bu kitap sadece binlerce yoldaşından daha azını başarabilmiş ve daha az acı çekmiş birinin kişisel tecrübelerinden bazılarının öyküsüdür” diyor.

“Hiç tutulmamış sözlerin diyarı, dünyanın ruhunu ve özünü borçlu olduğu yer” Filistin’de yaşananları okuduğumuz kitapta adeta o günlere dönüp olup bitene tanıklık ediyorsunuz. Yahudi kimliği öne çıkan yazarın bakış açısından  savaş öncesinde yapılan hazırlıklara ve savaşın yol açtığı felaketlere tanıklık ediyoruz.

Aaronson, “altı yüz yıl boyunca Türkiye’nin İspanyol Engisizyonu ve diğer uygar ülkelerin benzer hizmetlerinden kaçan Yahudilere kapılarını sonuna kadar açık tuttuğunu nasıl olup da unutabilirdik?” diyerek savaşta Osmanlı saflarında yer alıyor ancak gelişmeler beklendiği gibi olmuyor. Zor şartlarda başlayan askerlik, Osmanlı’nın Almanya ile yakınlaşmasıyla ordudaki Yahudiler için daha da çekilmez bir hal alıyor. Aaronson, bir yolunu bularak (On tanesinden dokuzunun rüşvetçi olduğunu söylediği Türk subaylarına rüşvet vererek) ordudan ayrılıyor ve köyüne dönüyor. Ancak burada karşılaştığı manzara da pek iç açıcı olmuyor.

Uluslararası çıkarların çatıştığı topraklarda İngiliz, Amerikalı ve Alman ajanlar cirit atarken Türk, Arap ve Yahudiler kendilerine biçilen kaderi yaşıyor. Tüm bunlara tanıklık etmek, I. Dünya Savaşı’nı farklı bir pencereden görmek  isterseniz okumanızı önerebileceğim bir kitap “Türkler Filistin’e Gelirse”. Doğa Alp tarafından Türkçeye çevrilen ve Altın Bilek Yayınları tarafından okuyucuya sunulan kitapta büyük ses getireceğini, tartışmalara neden olacağını düşündüğüm saptama ve değerlendirmeler de var.