Arşiv 2012/02/23

Burger King ve Başarılı Bir Sosyal Medya Operasyonu

Son zamanların “sihirli değneği” sosyal medyada her geçen gün daha fazla şirket yer almaya başladı. Haliyle biz müşterilerle şirketler arasındaki iletişim kanalları da değişti.

En azından benim gibi gününün büyük bir bölümünü sosyal ağlarda geçiren müşteriler görüş, öneri ve şikayetlerini telefon ya da elektronik posta yerine sosyal medyada dile getirmeye başladı.

Ben de geçtiğimiz haftalarda Burger King’e servis alanının geniş olmamsıyla ilgili bir şikayette bulundum.

Çalıştığım kurumun şehir merkezinden uzak olması nedeniyle Burger King’ten sipariş vermiyordum. Çalışma arkadaşlarımı kandırıp on iki Whopper menü isyetince, mesafeyi önemsemeyip getirebileceklerini sandım ama yanıldığımı gördüm. Telefonla sipariş vermek istediğim görevli istediğim bölgeye servis yapamayacaklarını söyledi.

Yaşadığım süreci Twitter’da paylaşmamın ardından kısa bir süre sonra Burger King’ten bir mesaj geldi. İletişim bilgilerimin istendiği mesajı yanıtladım ve kısa bir süre sonra da telefonum çaldı. Telefonu açtığımda karşımda Burger King’ten yetkili bir kişi vardı. Şikayetimin tam olarak ne olduğunu sorması üzerine durumu anlatıp yardımcı olup olamayacaklarını sordum.

Kalite politikaları gereğince belli mesafelerin dışına hizmet vermediklerini söyleyen yetkili, et ve patateslerin tazeliğini yitirdiğini anlattı. Bu gerekçe oldukça mantıklı olmasının yanı sıra Burger King’in kalitesine olan güvenimi de arttırdı.

Beni arayıp şikayetimi dinleyen yetkili haklı bir gerekçeleri olmasına karşın özür diledi ve müsait olduğum bir akşam bana ve arkadaşlarıma Whopper ikram etmek istediklerini söyledi. Bir gün sonra içinde Whopepr ikram kuponları olan bir zarf aldım.

Burger King’in yürüttüğü sosyal medya operasyonunun diğer şirketler için de örnek olmasını dilerim. Dilerim diğer şirketler de sosyal medyanın farkına varır ve tıpkı Burger King gibi bunu müşteri ilişkilerini geliştirmek için kullanırlar.

Başarılı Olmanın Yolu…

Patron çocuklarının “Başarı” ya da “Kariyer” konularında yazıp çizmelerini ve hatta işi abartıp konferanslar vermesini oldum olası mantıklı bulmadım. Çünkü “paton çocuğu” kontenjanından CEO olan bir kişinin vereceği öğütler, ancak başka bir “patron çocuğu”na yararlı olabilir.

Benim gibi orta halli bir memur çocuğunun başarılı olmanın yolunu bulması için bir “patron çocuğu”ndan ziyade kendine kulak vermesi gerekiyor.

Hal böyle olunca ve okuduğum kişisel gelişim kitaplarındaki pek çok palavranın gerçek hayatta hiçbir karşılığı olmadığını görünce oturup kendim bir kitap yazmaya karar verdim. Ancak öyle yayınlansın ve herkes okusun diye değil: sadece kendim için.

Güzel, ciltli bir defter adım ve kapağına “Başarılı Olmanın Yolu…” diye yazdım. Bu şekilde kitabıma isim verdikten sonra sıra sayfaları doldurmaya geldi. Başarılı olmam için neler yapmam gerekiyorsa madde madde yazmaya başladım. Şu an kitapta onlarca madde oldu ve her geçen gün yeni maddeler ekleniyor…

Bunlar nasıl maddeler derseniz? Kimisi 5 dakikada yapılabilecek, kimi 5 günde ya da 5 ayda yapılabilecek şeyler. Örneğin…

  • Podcast teknolojisini araştır, çöz. Tüm bloglarının içeriğini oku ve dinlenebilir yap.
  • Politik Akademi için tanıtım dosyası oluştur, reklam alabileceğin ajansalara gönder.
  • İnterneti kullan, yani insanlarla tanış. Öğren, öğret…

Ya da…

  • Sağlıklı beslenmeye ve yaşamaya önem ver.
  • Yabancı dilini geliştirmek için çalış. İkinci bir yabancı dili öğrenmeye başla.

Yukarıdakiler gibi onlarca madde yazdım ve bu gidişle maddelerin sayısı yüzleri ve hatta binleri bulacak. Bu maddeleri hayata geçirdikçe başarıya bir adım daha yakalaşacağım.

Size de tavsiyem başkalarının yazdıkları kitapları bir yana bırakmanız ve kendi kitabınızı yazmanız. Nasıl başarılı olacağınızı en iyi siz bilirsiniz, onlar değil!..

5 yıl, 10 yıl ve hatta 20 yıl sonra kendinizi nerede görmek istediğinizi belirleyin. Ben “burada olacağım” deyin ve oraya uzanan yolda neler yapmanız gerektiğini madde madde yazın! Sonrasında sıraladığınız maddeleri hayata geçirdiğiniz oranda başarılı olacaksınız.

İlk Podcast Kaydının Ardından…

İlk podcast kaydımı yaptım ve bir iki küçük düzenlemenin ardından yayınladım.

Şu ana kadar aldığım tepkiler genellikle olumlu oldu. En azından dostlarım yeni bir uğraş edinmeme sevindi. Çünkü ben uğraşacak birşeyler bulamayınca kendimle uğraşmaya ve mutsuz olmaya başlıyorum. Mutsuzluğum da bulaşıcı oluyor ve çevremdeki insanlara da yansıyor. Sanırım bu podcast işine en fazla kız arkadaşımın sevinmesinin nedeni de bu oldu. Herkes gibi o da podcastin beni daha mutlu edeceğini düşünüyor.

Peki mutlu oldum mu?

Evet oldum 🙂

Podcast yayıncılığı daha ilk gününde hayatıma renk kattı. Bu mikrofon karşısında konuşma işi hakikaten keyifli bi’şeymiş. Hem keyifli hem de video blog yayınlamaktan da oldukça kolay. Hal böyle olunca podcast yayınlarımı sürdürme kararı aldım. İkinci, üçüncü de sonraki podcastlerimi de ilerleyen günlerde yayınlamayı planlıyorum. Umarım bu alanda da kendimi geliştirebilir ve yıllardan beri sorun ettiğim diksiyonumu düzeltmek için de bir fırsat yakalarım.

3, 2, 1 ve Kayıt! İlk Podcastim Yayında…

Bugün 9 Şubat 2012 Perşembe… Bugün benim için önemli birgün çünkü az önce ilk podcast kaydımı tamamladım ve şimdi de yayınlıyorum.

Podcastimde de belirttiğim gibi bunu her şeyden önce kendi tarihime kendimce notlar düşmek için yapıyorum ve bu alanda çok da iddialı değilim.

Eğer dinlemek isterseniz, buyrun size ilk podcast kaydım…

09.07.2012 İlk Podcast Kaydım by okanyuksel

“Yakarım KTÜ’yü De Yakarım” 14 Ay Hapis, 6 Ay Uzaklaştırma Getirdi

Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde öğrenim gören Gizem Görnaz’ın Evrensel Genç Hayat gazetesinde yazdığı “Yakarım KTÜ’yü De Yakarım” başlıklı yazısı, görünen o ki kendisine pahalıya patladı. Karadeniz Teknik Üniversitesi Rektörü İbrahim Özen’in hakkında dava açtığı Gizem Görnaz 14 ay hapis cezasına çarptırıldı. Ceza iyi halden hafifletilerek ertelenirken üniverstite yönetimi Gizem Görnaz’a altı ay uzaklaştırma cezası verdi.

Yaşanan olayın medyada yer alması üzerine Gizem Görnaz’ın “Yakarım KTÜ’yü de Yakarım” başlıklı yazısına kısa bir aramanın ardından ulaştım.  Gizem Görnaz, Karadeniz Teknik Üniversitesi rektörü İbrahim Özgen’i hırsızlıkla itham ettiği yazısında bağış adı altında alınan paralardan yakınıyor:

Her sene Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde okulumuza kaydolurken bağış adı altında bizlerden alınan 100 liralar ve her dönem harç yatırırken ödediğimiz 25 liralar KTÜ Güçlendirme Vakfı adı altında rektör ve ekibinin cebine gitmiştir. İşin ilginç yanı ise bizler bu paraları yatırmadığımız takdirde ne okul kaydı yaptırabiliyoruz ne de ders kaydı yapabiliyoruz.

Yazıyı okuyunca Gizem Görnaz’ın belki de gençliğinin verdiği heyecanla maksadı aşabilecek cümleler kurduğunu gördüm. Elinde yeterli kanıtlar olmadan bir insanı hırsızlıkla suçlamak elbette doğru değil. Ancak tüm bunlara karşın Rektörlük görevini üstlenen bir akademisyenin öğrencisiyle davalık olmasını doğru bulmuyorum.

“Profesör” ünvanı olan bir kişinin bu durum karşısında öğrencisiyle görüşüp, eğer yazdıkları yanlış ise yaptığının bir hata olduğunu anlatmasını beklerdim. Ancak ne yazık ki Türkiye’deki profesörlerin büyük bir bölümün bilimle uğraşmaktansa öğrencileriyle uğraşma “hastalığına” yakalanmış durumda. Oysa bilim adamı yerine koyduğumuz profesörlerimiz öğrencileriyle uğraştıkları kadar bilimsel çalışmalarla uğraşsalardı, emin olun Türkiye çok daha gelişmiş ve özgür bir ülke olurdu!

Politik Akademi Dünyada Da Ses Getirecek!..

Politik Akademi, 2007 yılında henüz birer üniversite öğrencisi iken planladığımız bir projeydi. Kısıtlı zaman ve imkanlarla projeyi hayata geçirdiğimiz o günlerden bugüne Politik Akademi gelişti, büyüdü ve alanında Türkiye’nin en iyileri arasındaki yerini aldı. Ancak bununla yetinecek değiliz. 2012 ve sonrası için daha büyük planlarımız var…

Politik Akademi’yi 2012 yılında ve sonrasında daha çok duyacaksınız. Türkiye’de ve dünyanın dört bir yanında ses getirmek, anlamak ve anlatmak için daha fazla çalışacağız. Çalışmaya başladık bile, Politik Akademi’de değişim başladı!..

İlk olarak sitenin işleyiş ve tasarımına el attık. PressJunkie tarafından hazırlanan, dünyanın önde gelen gazetelerin siteleriyle benzer işeyişe sahip, kullanıcı dostu bu temayı satın aldık ve karşınıza yeni yüzümüzle çıktık. Şimdi ise sırada çok daha önemli birşey, içeriği daha da zenzginleştirmek var. Zaten hali hazırda sosyal bilimler alanında oldukça geniş ve özel bir içeriğe sahibiz ancak bununla yatinmeyeceğiz. Ses getirecek röportaj ve analizlerle Politik Akademi’nin içeriğini zenginleştireceğiz.

Politik Akademi’yi ilerleyen aylarda önce İngilizce, sonra ise diğer birçok yabancı dilde yayınlamaya başlayacağız. Bunun için editörlerimizin seçtiği birçok makaleyi ücretsiz olarak yabancı dillere çevirecek ve daha fazla kişiye ulaşmasını sağlayacağız. Bununla da yetinmeyecek, İngilizce ve Almanca yayınlanan pek çok makaleyi Tükçeye kazandıracak ve yine Politik Akademi’de ücretsiz olarak yayınlayacağız.

Politik Akademi TV de 2012′de yayınlarını daha düzenli olarak sürdürecek. Politik Akademi içerisinde yapacağımız röportajların metninin yanı sıra videolarını da bulabileceksiniz. Bunun yanı sıra podcast yayınlarımız da kısa sürede başlayacak ve zamanın imkan verdiği ölçüde tüm yazılı içeriği ses ortamına da taşıyacağız.

2007′den bugüne plan ve projelerimizin büyük bir bölümünü gerçekleştirmiş olmanın mutluluğu ve güveniyle; yarınlara çok daha umutlu bakıyorum. Eminim önümüzdeki yıllarda Politik Akademi, bugün planladığımız gibi dünyada da ses getirecek bir proje olacak.