Arşiv 2008/05/25

Bursa Blog Yazarları Buluşması

Bursa Blog Yazarları Buluşması, Kültür Park’ta Ender Aile Çay Bahçesi’nde büyük bir katılımla (20’nin üzerinde) gerçekleşti. Bursa, Çanakkale ve İstanbul’dan birçok blog yazarının katıldığı buluşma toplantısında konferans ve söyleşiler düzenlendi. İstanbul, Ankara ve İzmir’in ardından biz Bursa’dan yazan blogcular da böylelikle Türkiye blogosferine “Biz de buradayız..” dedik..

Toplantıda pek çok blogcu birbirleriyle tanışma ve görüşlerini paylaşma imkanı buldu. Levent Özen’in verdiği konferansta, blog yazarları blogosfer içerisinde maddi getirinin nasıl sağlanacağını bir kez daha görme/dinleme imkanı buldular. Ardından Kültür Park’ın mülkemmel doğasına hakim bir terasta tüm blog yazarlarının katıldığı söyleşi ve çay/pasta kısmına geçildi.

Organizasyonun ev sahibi olarak, önayak olduğum birşeylerin insanlar tarafından takdir edildiğini görme mutluluğunu yaşadım. Umarım Bursa Blog Yazarları Buluşması’nın 2.leri, 3.lüleri de böylesine güzel ve bol katılımla geçer..

Organizasyonda varlıklarıyla beni yalnız bırakmayan ve destekleyen tüm katılımcılara teşekkür ederim: Levent Özen, Canay IşıkmanAli Ayvaz, Emel Şen, Burak Tolga Özen, Yasin Ürütürk, Elif Akın, Ertuğ Telliİrem ŞardaşlarFatih Usta, Seda SavaşFatih İpek, Abdullah Arıs, Serhat İpşir, Yunus Günaydın ve diğer tüm katılımcı ve destekçiler…

Üniversitede Öğrenci Olmak

Geçtiğimiz günlerde “Üniversitelerde Öğrenci Kalitesi” başlıklı bir yazı kaleme almış ve üniversite öğrencilerinin öğrenmeye karşı tutumlarını ve ezberciliği eleştirmiştim. 

İlerleyen zamanda bu yazıya yapılan yorumların arasında Ali Yüksel‘in satırları gözüme çarptı. Böylesine güzel bir yorumun orada sıkışıp kalmasına gönlüm razı olmadı ve ben de buraya taşımaya karar verdim: 

Üniversitede yanlış hatırlamıyorsam sentaks dersindeyiz. Okutman Esin Eyüboğlu dersi işliyor. Anlatıyor, tahtaya yazıyor, vesaire… Bir kız “hocam tekrar anlatabilir misiniz?” diye kibarca ricada bulundu. Esin Hanım: “Çocuklar burası üniversite. Lise-ortaokul havasından kurtulun. Biz size ders anlatmıyoruz. Çalışacağınız şeyleri kabataslak gösteriyoruz. Üniversitede siz her şeyi kendiniz araştıracaksınız..” gibi sözler söyledi. Bizim gençlik üniversitede genelde şöyle bir yol izler: Sınavlarda ne sorulacak, bunları bileyim, geçerli not alayım.. Oysa üniversite asla böyle bir şey değildir. Bir konuda uzmanlaşmak ve uzmanlığını belgelemek için yol gösteren, kaynakları bildiren ve sunan bir yerdir. Bir sömestrde 50 sayfalık konu mu işlendi? Sen araştıracaksın bilgini 500 sayfaya yayacaksın. Bu bir örnek. Sözün gelişi. Ama böyle çalışmak gerekiyor. Ders konuları ile ilgili kitaplarla yetinmemeli. Onlar olmasa da olur, ben bilgimi ve tecrübemi en iyi nasıl geliştiririm diye öğrenci elinden gelenin en iyisini yapmalı. Atatürk “fikri hür vicdanı hür irfanı hür” nesiller istiyordu ama bakıyorum da yeni nesillerin bir kısmı uçkuru hür olmaktan başka bir şeyin derdinde değil; bunu çağdaşlık sanıyor. Bir kısmı ise aklını fikrini bırakmış “abi”lerinin telkinleriyle robot gibi hareket ediyor.