Arşiv 2011/05/31

Benim Üniversite Hayatım Böyle Geçti

Üniversite hayatımın sonuna geldim, eğer final sınavlarında kötü bir süpriz yaşamazsam üniversite öğrenciliğim 10 Haziran 2011 tarihinde fiilen sona eriyor. Şu günlerde mezuniyete hiç olmadığım kadar yakınım. İlerleyen haftalarda Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden de Anadolu Üniversitesi Medya ve İletişim bölümünden de mezun olacağım. Kimilerinize göre, hayatımın en güzel dönemi, üniversite yıllarım sona eriyor…

Üniversiteden mezun olmak, özellikle de istiyerek girdiğim iki bölümün her ikisinden de mezun olmak mutluluk verici bir durum. Ama üniversite yıllarında yaşadığım güzellikleri hayatımın geri kalanında bulamayacak olma kaygısı da oldukça üzücü. Hemen herkes gibi ben de üniversite yıllarımı arayacağım sanıyorum: şimdiden bile geride kalan 4 yıla, 23 yıllık hayatımın en güzel yıllarıydı diyebilirim. Umarım hayatımın geri kalanında da güzellikler hep benimle olur ve üniversite yıllarımı çok da aramam…

Şu son günlerde bir yandan final sınavlarına hazırlanırken, bir diğer yandan da üniversitede geçirdiğim günler gözlerimin önünden geçiyor, eski fotoğraflara bakıyor videoları izliyorum. Tabii üniversite hayatıma dair blogumda yazdığım yazıları da okuyor, o günlere gidiyorum…

Üniversiteye giriş sınavlarının sonuçlarının açıklandığı gün, Uludağ Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü’nü kazandığımı öğrendiğim 16 Ağustos 2007’de bloguma şunu yazmışım:

Artık ben de bir üniversiteliyim, yiyeceğim, içeceğim, gezeceğim, tozacağım… :))) İşin şakasını bir yana bırakırsak önümde uzanan uzunca yıllara bakınca içim kıpır kıpır oluyor. Doldurulması, okunması, yazılması, çalışılması ve çok çok aşık olunması gereken bir dört yıl beni bekliyor. 5 Eylül’de kayıtlar yapılacakmış, anlayacağınız bir de Bursa yolları göründü bana. Bakalım hayat bana ne süprizler hazırlayacak?

Sonrasında Bursa yolları görünüyor ve soluğu Bursa’da alıyorum. Bursa’daki ve üniversitedeki ilk günüme dair 17 Eylül 2007 tarihinde şunları yazıyorum:

Çok yorgunum, sanırım güneş çarptı. Uludağ üniversitesinin kampusunun fazla büyük olmasına önceleri seviniyordum, oysa dekanlık ve öğrenci işleri arasındaki sortilerim pek sevinmemem gerektiğini gösterdi. O kadar yolu git gel, ayaklarıma kara sular indi. İşin daha kötü tarafı işimi de halledemediler.

Öğrenci işlerinde yaşadığım sorunları bir tarafa bırakacak olursak, geride kalan zaman fena geçmedi. Özellikle üniversite kütüphanesini beğendim, ilerleyen günlerde mesaimi orada harcayacağa benziyorum. Kitaplar, degiler ve özellikle ortalığı kaplayan o kağıt kokusu mükemmeldi. Kütüphanenin merdivenlerini tırmanırken medeniyetin bu olduğunu düşündüm, okumak ve yazmak. Daha genel bir tabirle yaratmak ve paylaşmak…

Ve üniversitede ilk dersler başlıyor, ben de 27 Eylül 2007’de şunları yazıyorum:

Sonunda ciddi ciddi derslere başladık. Artık elimiz boş gidemiyoruz üniversiteye, dönerken de elimiz ve beynimiz hep daha fazla dolu oluyor. Ne mutlu bizim için. Dersler çok dolu geçiyor, üniversitenin lise ile pek da alakasının olmadığını gördüm. En büyük farkları eğitim kalitesinde; üniversitenin eğitim kadrosu ve kalitesi oldukça iyi.

Üniversite hayatı sadece dersler de değil elbette; üniversite hayatı mahrumiyet ve zorluk da demek. Evden 1000 km uzakta, 5 Ekim 2007’de üniversite hayatımın ilk yıllarında ciddi bir sorun olan ev yemeği arayışımı yazıyorum:

Öğrenci olduk sonunda, evinden 1000 km uzakta bir öğrenci… Hayatımda pek çok değişiklik oldu, bunların başında yemek alışkanlıklarım geldi. Artık ben de bir konserve severim. TAMEK konserve serisiyle doldurdum mini buzdolabımı. Barbunya, fasülye plaki ve patlıcan kızartmalar bitti; şu an sadece yaprak sarması serisi kaldı. Artık konserveyle karnımızı doyuruyoruz, yok olmadı dışarıda yiyoruz.

Bugün hayatımda eskiden hissetmediğim  bir eksiklik olduğunu fark ettim, şaşırdım ve sizlerle paylaşmak istedim: Bugüne kadar evde yemek yerken yemeğin gerisinin olduğunu bilmenin rahatlığını yaşardım. Tabağımdaki bitse de daha pek çok tabak dolduracak koca bir tencere olduğunu bilirdim sonuçta. Ama Bursa’da bu duygu bana çok uzak. Hem konservelerimin hem de restoranlarda yediğim porsiyonlarımın bir sonunun olduğunu bilmek çok üzücü. Oysa ben obez olma yolunda emin adımlarla ilerliyordum…

Konserveleri yerken bir de bakıyorum ki üniversitedeki ilk sınav geliyor ve o zamanlar tabiri caizse bir “inek” olan ben 6 Kasım 2007’de şunları yazıyorum:

Üniversitede sınav nasıl oluyormuş, sonunda görme şerefine eriştim. İlk sınav, iktisat sınavı, geride kaldı… Ve tabii ki ben de soruları bir güzel cevapladım, dersi düzenli takip ettiğim için fazladan beş puanı da, hocam sağolsun, kattım heybeye…

Bu sınavdan 100 tam puan almıştım, zaten üniversite hayatımın ilk ve tek 100’ü de bu iktisat sınavı sonrasında gelmişti. Sonrasında bu kadar başarılı bir öğrenci olamadım, örneğin muhasebe dersinden üç kez kaldım, ilk kaldığım sınav öncesinde karlı bir havada ders çalışırken, 27 Kasım 2007’de şunları yazmışım:

Hayatımın en yoğun kar yağışıyla karşı karşıyayım şu an.. Sağ tarafımda Uludağ’a kadar bembeyaz tarlalar uzanıyor. Sanki üç adımda Uldağ’a ulaşabilecekmişcesine yakın görünüyorlar ama bir o kadar uzaklar. Sağ tarafta Muhasebe kitabım tüm gıcıklığıyla ve iğrençliğiyle göz kırpıyor bana… Üniversiteye geldik ama hala müfredatla barışamadık: Ey devlet baba nedendir diplomat olsun, hadi olmadı vali kaymakam olsun diye yetiştirdiğin bu gencecik insanlara olan garezin? Bana ne ya muhasebeden, bize ne bilanço hesaplarından, büyük defterden veya envanter kayıtlarından? Sıkıldım artık sevmediğim şeyleri yapmaktan, çok sıkıldım! Ne olacak bu Muhasebe derdi… Çok sıkıldım artık, çok sıkıldım…

Dediğim gibi “bu Muhasebe derdi” üç yıl sürdü ve ben iki kez muhasebeden kaldım. Tabii hayat sadece Muhasebe gibi gereksiz uğraşlardan ibaret değildi, hayatın güzellikleri de vardı ve hayatıma güzel bir kız girdi… 1 Aralık 2007’de üniversitedeki ilk ve son aşkıma dair şunları yazmışım:

Uzun zamandır, yalnızlığımın da verdiği güçle “her aşk tek kişiktir” iddiamı sizlerle paylaştım. Hayat bunu affetmedi! Hayatıma çok büyük bir güzellik sundu. Artık aşkım tek kişilik olsa da hayatım tek kişilik değil: yakında blogum dahi tek kişilik olmayacak. Hayatıma da bloguma da bir sevgili, bir güzellik geldi. Yakında Elif sizlerle olacak, şimdiden paylaşmak istedim.. Daha herşey çok taze ve güzel. Hayat da artık benim için tek kişilik değil, sıkıldığım yorulduğum anlarda dizlerine uzanacağım bir güzellik var…

İşte böyle günler, haftalar, aylar değil yıllar geride kaldı. Hayatımın en güzel günlerini geçirdiğim dört yıl geride kaldı. Umarım hayatımın geride kalan yılları da en az üniversite yıllarım kadar güzel, dolu dolu olur. Umarım üniversite var ettiğim dostlukları yarınlara taşıyabilir, mutlu bir hayat var edebilirim…

Çalışma Hayatı(n/m)a Dair

Üniversite sonrası için sıkıcı planlar yapıyor, iş bulmakta zorlanacağımı düşünüyordum. Fakat planlarım kadar sıkıcı ya da düşüncelerim kadar karamsar bir hayatım olmayacak gibi: benim de beklemediğim bir şekilde ulusal yayın yapan bir televizyon kanalında çalışmaya başladım.

Çalışma hayatımın ilk iki haftası geride kalmak üzere ve her şey yolunda görünüyor.

Çalışma hayatı beklediğimden farklı. Örneğin, insan ilişkileri beklediğimden oldukça soğuk ve hatta gergin. Sanıyorum üniversite yıllarımdaki sıcak dostlukları iş hayatımda bulamayacağım. Buna rağmen işimden memnunum, gün boyu süren haber bültenlerine dünyada olagelen siyasal, sosyal ve kültürel gelişmeleri haberleştiriyorum. Bunun için ulusal ve uluslararası haber ajanslarını sürekli olarak tarıyorum.

İki hafta sonrasında uluslararası ilişkiler uzmanı diploması alacak birisi olarak, en azından şimdilik, bu işten daha iyisini düşünemezdim. Bu işi yaparken hem dünyayı daha iyi tanıyor, izliyor hem de İngilizcemi daha da geliştirme şansım oluyor; üstüne üstlük bir de para kazanıyorum.

İlerleyen aylarda program sunmak ve belki ilerleyen yıllarda program yapmak da istiyorum. Türkiye’de ve dünyada anlatılası o kadar yaşanmışlık var ki bunları değerlendirmemek olmaz!

ALES 2011 İlkbahar Dönemi Sonuçları Açıklandı

Akademik Lisansütü Eğitim Sınavı, ALES 2011 İlkbahar dönemi sonuçları bugün itibariyle açıklandı. Öğrenci Seçme ve Yerleştrirme Merkezi’nin resmi web sitesinde açıklanan sonuçlara http://sonuc.osym.gov.tr adresinden ulaşabilirsiniz.

Açıklanan sınav sonuçlarına göre ALES EA puanım 77.479. Bu puanla, puanları hesaplanan 249472 aday arasında 37329. aday olmuşum. Bu puanla eşit ağırlık ile aday kabul eden yüksek lisans bölümlerinden birisine rahatlıkla girebileceğimi düşünüyorum.

ALES 2010 Sonbahar dönemine daha önce girmiş ve SÖZ olarak 85.456 puan almıştım. Bu puanla da puanı hesaplanan 172841 aday arasında 3568. aday olmuştum.

Şimdi ciddi bir karar aşamasındayım. EA puanıyla öğrenci kabul eden Uluslararası İlişkiler’e mi, yoksa SÖZ puanıyla öğrenci kabul eden Medya ve İletişim’e mi yönelmeliyim? Sizce?

4Square Durum Güncellemeleri

Sosyal medya mecraları öngörülemez şekilde gelişiyor. Facebook, Twitter ve FriendFeed derken şimdi de FourSquare hayatımıza girdi. Yedi gün, yirmi dört saat cep telefonunzla ulaşıp, uğraşabileceğiniz bir site FourSquare. Türkiye’de yeni yeni yaygınlaşsa da ilerleyen günlerde herkes tarafından kullanılan bir sistem olacağını düşünüyorum.

Foursquare sürekli olarak nerede olduğunuzu, cep telefonunuz yardımıyla güncelleyebileceğiniz bir sistem. O anda nerede iseniz, koordinatları belirlenmiş bir şekilde bunu takipçilerinize paylaşabilme imkanınız oluyor.

Ben de son zamanlarda sıklıkla Foursquare kullanmakta ve iki aydır, Foursquare meraklıları tarafından Bursa’da yapılan toplantılara katılmaktayım.

Foursquare hesabıma foursquare.com/okanyuksel adresinden ulaşabileceğiniz gibi blogumun hemen sağ sütununda Foursquare güncellemelerini görebileceksiniz.

Uluslararası Haber Kaynakları: Dünya’dan Haberiniz Olsun!

Küreselleşme sürecinde dünyamız “küçük bir köy” halini aldı. Hâl böyle olunca dünya üzerindeki insanlar daha önce hiç olmadığı kadar etkileşim içerisine girdiler. Artık günümüzde bir kelebeğin kanat çırpınışıyla dünyanın diğer bir köşesinde fırtınalar kopabiliyor.

Dünyanın böylesine etkileşim içerisine girdiği çağımızda dünyayı izlemek herkes için oldukça önemli. Dünyayı izlemek içinse medyayı kapsamlı bir şekilde takip etmek gerekiyor.

İnternet, yedi gün, yirmi dört saat dünyadan haberler alabileceğimiz bir mecra. Aşağıda farklı başlıklar altında sınıflandırdığım haber siteleri sizin dünyayı izlemenizde oldukça yararlı olacaktır sanıyorum. İşte benim haber kaynaklarım:

Amerika Birleşik Devletleri

Rusya

Almanya

İngiltere

Japonya

İran

Türkiye

* Liste ilerleyen günlerde geliştirilecektir.

OlayTV Dış Haberler Servisi’nde Çalışmaya Başladım

İnternette de olsa uzun yıllardır medya sektörü içerisinde yer aldım. 2007’de başlayan düzenli internet yayıncılığı serüvenim bugün itibariyle yeni bir boyut kazanıyor: profesyonel olarak Olay TV Haber Merkezi‘nin dış haberler servisinde çalışmaya başladım.

Olay TV, 19 Aralık 1994 tarihinde Cavit Çağlar tarafından kurulan bir televizyon kanalı. Olay Gazetesi ve Olay FM‘le aynı grupta (Nergis Grubu) olan kanala,  7 Mart 2008 tarihinde TMSF tarafından el konulduysa da  Aralık 2010’da Cavit Çağlar ile TMSF arasındaki anlaşmayla Olay Medya tekrar Cavit Çağlar‘a geri verildi.

Cavit Çağlar, yaşanan süreç sonrasında şunları söylemişti:

Olay Ailesi bugüne kadar yalnızca Bursa halkının doğruları bilmesi için mücadele verdi, bundan böyle de aynı mücadeleyi vermeye devam edecek.

Şunu da önemle vurgulamak isterim ki, bugüne kadar Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin varlığını, birlik ve bütünlüğümüzü ve ulusal çıkarlarımızı savunmaktan hiç ödün vermedik. Bundan sonra da vermeyeceğiz.

Değerli Olay okurları; gazetesi, radyosu ve televizyonuyla Olay Medya’da hergün yeniliklerle karşılaşacaksınız.

Olay TV’deki büyük değişimleri de yakında göreceksiniz.

Ben de bugünden itibaren Olay TV‘deki değişimin, gelişimin bir parçası olmak için çalışacağım. Olay TV Haber Merkezi için dünyayı izleyecek ve yaşanan gelişmeleri sizler için haberleştireceğim.

I. Uludağ Uluslararası İlişkiler Konferansı

Uludağ Üniversitesi İİBF Uluslararası İlişkiler Bölümü ve Haydar Aliyev Vakfı Türkiye Temsilciliği‘nin işbirliği ile 16-17 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilmekte olan “Güney Kafkasya’da Güvenlik ve Türkiye-Azerbaycan İlişkileri” temalı I. Uludağ Uluslararası İlişkiler Konferansı bugün başladı.

Prof. Dr. Tayyar ARI’nın düzenleme kurulu başkanı olduğu kongrede, düzenleme kurulu üyeliklerini ise Dr. Samir JAFAROV (Haydar Aliyev Vakfı Türkiye Temsilciliği Müdürü), Dr. Ferhat PİRİNÇÇİ, Dr. Çiğdem AYDIN KOYUNCU, Dr. Sezgin KAYA, Meşti İSMAİLOV, Ramil AĞAZADE ve Arş. Gör. Sabri AYDIN üstlendiler.

Konferansın programı şu şekilde belirlendi: http://www.politikakademi.org/2011/05/i-uludag-uluslararasi-iliskiler-kongresi