Arşiv 2011/02/27

III. Üniversitelerarası Diyalog Kongresi – Siyaset Oturumu

Uludağ Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Topluluğu tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen  Uludağ Öğrenci Kulüpleri Arası Diyalog Kongresi, bugün 27 Şubat 2011 tarihinde sona erdi. “Üniversite gençliğinin ülkemizin siyasetine, ekonomisine ve sosyal politikalarına olan duyarlılığını arttırmak ve bilgili, donanımlı ve duyarlı bir şekilde üniversiteden mezun olmalarına katkıda bulunmak” amacıyla yapılan kongreye Türkiye‘nin dört bir tarafından üniversite öğrencileri katıldılar. Kongrenin programı geçen senelerde olduğu gibi oldukça yoğundu. İki gün planlanan kongre, ilk gün Bursa Tayyare Kültür Merkezi‘nde, ikinci gün ise Bursa Merinos Atatürk Kongre Kültür Merkezi‘nde devam etti.

Türkiye’nin birçok farklı üniversitesinden kongreye katılan üniversite öğrencileri Türkiye’nin siyasetini, ekonomisini ve özellikle endüstri ilişkilerini tartıştılar. Kongrenin bugünkü Siyaset Oturumu Türkiye’nin geleceği adına oldukça umut vericiydi. Süleyman Demirel Üniversitesi öğrencisi İbrahim Çelik, “Sanayileşme Sürecinde Türkiye” ve Bursa Gençlik Meclisi Başkanı Başak Saygı ve Başkan Yardımcısı Hakan Darılmazlar ise “Siyaset ve Bursa Gençlik Meclisi” adlı tebliğlerini sundular. İnternet Gazeteciliği ve Blog Denreği Genel Sekreteri ve ayrıca Politik Akademi Genel Koordinatörü olarak benim yönettiğim oturum, katılımcıların da oldukça ilgilerini çekti.

Siyaset oturumunu yönetmek benim için oldukça önemli birşeydi. Türkiye’nin gelmiş olduğu noktada; halen siyaset, kimi arkadaşlarımız ve hatta kimi hocalarımız için çok uzak ve hatta ürkütücü bir kavram. Türkiye’nin siyasal anlamda hızlı bir şekilde değişip, dönüştüğü şu son yıllarda üniversitelerden olumlu ya da olumsuz bir tek ses gelmemesinin altında yatan sebep de bu olsa gerek. Siyaset yapmaktan ya da siyasete dair yazmaktan korkuyoruz! Oysa siyaset hayatımızın bir parçası ve belki de hayatın ta kendisi!

Bu nokta Uludağ Üniversitesi’ne ve özellikle Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Topluluğu’na tekrar teşekkür etmek istiyorum. Son üç yıldır, bir araya gelip özgürce siyaset yapma ve siyasete dair düşünmemize olanak sağlıyorlar ve bence bu Türkiye’nin diğer üniversiteleri için iyi bir örnek oluyor. Şüphesiz Üniversiteler Arası Diyalog Kongresi’ni sadece Uludağ Üniversitesi de var etmiyor, bu değerin yaratılmasında dün ve bugün kongrede öğrencileri bulunan her üniversitenin de değerli katkıları var. Söz konusu her üniversiteye ve değerli temsilcilerine teşekkür ediyorum.

Politik Akademi Yayın Hayatına Devam Ediyor

2007 yılında kuruculuğunu ve genel koordinatörlüğünü üstlenmiş olduğum Politik Akademi adlı proje üzerinde uzun bir aradan sonra tekrar çalışma kararı aldım. Yaklaşık beş yıl öncesinde birlikte yola çıkmış olduğum çalışma arkadaşlarımın da desteğiyle, Politik Akademi’yi Türkiye’nin en önemli sosyal bilim araştırma merkezlerinden bir tanesi yapmayı amaçlıyoruz.

Politik Akademi olarak, ilk günkü amaçlarımızla yolumuza devam ediyoruz: Projenin temel amacı “İİBF, SBF ve benzeri fakülte öğrencilerinin akademik anlamda kaliteli bilgi edinebilmelerine katkı sağlamak” olarak belirlenmişti. Bu amaç doğrultusunda akademik bilgi oluşturulan, paylaşılan ve bu paylaşımların tartışıldığı sanal ortamlar oluşturulmaya ve geliştirilmeye başlandı.

Projenin birçok yayını, yurt içinde ve dışında onlarca koordinatörü, binlerce takipçisi bulunmakta idi. Proje çerçvesinde birçok web sitesi tasarlanmış ve üretilen nitelikli bilgi bu siteler aracılığıyla ve ücretsiz olarak paylaşıldı.

Geleceğe yönelik plan ve program çalışmaları ise halen sürmektedir. Politik Akademi Projesi kapsamında yayınlanacak bir dergi, radyo ve televizyon programları hazırlanması düşünülmekte, gerekli alt yapı çalışmaları Politik Akademi koordinatörlerince sürdürülmektedir.

Projenin internet yayınına ulaşmak için www.politikakademi.org adresini; proje koordinatörleri arasında yer almak için, iletisim@politikakademi.org elektronik posta adresini kullanabilirsiniz.

Prof. Dr. Ali Sarıbay Uludağ Üniversitesi’ne Rektör Adayı

Uludağ Üniversitesi Rektörü, Prof. Dr. Medet Mete Cengiz‘in, 29.01.2011 Cumartesi günü kanser tedavisi gördüğü Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi‘nde vefat etmesiyle boşalan Uludağ Üniversitesi rektörlük makamı için seçimlere iki haftadan az bir süre kaldı. Seçim tarihi yaklaştıkça, adaylar da belirlenmeye başlandı. Rektör vekili Prof. Dr. Ali Yaşar Sarıbay‘ın yanı sıra Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sadık Kılıçturgay, Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Mahmut Yavuz ve yine aynı fakülteden Prof. Dr. Kamil Dilek şu ana kadar adaylıklarını açıklayan isimler.

Adaylığını açıklayan dört hocamız da, inanıyorum ki Uludağ Üniversitesi‘nin geleceğine dair ciddi planlar yapmış ve bu planları samimi olarak uygulamak isteyen isimler. Fakat plan yapmak ve bunu samimi olarak uygulamak yeterli olacak mı, bilemiyorum. Bu noktada İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ali Yaşar Sarıbay, diğer adaylardan ayrılıyor. Tıp Fakültesi öğretim üyesi olan adaylardan farklı olarak Prof. Dr. Ali Yaşar Sarıbay‘ın idari bilimler ve özellikle kamu yönetimi alanındaki hakimiyeti tüm Türkiye tarafından kabul ve takdir edilmekte.

Önümüzdeki haftalarda yapılacak rektörlük seçimleri, diliyorum Uludağ Üniversitesi adına hayırlı, uğurlu olur. Tüm İktisadi ve İdari Bilimler öğrencileri olarak gönlümüzden Prof. Dr. Ali Yaşar Sarıbay ismi geçse de her kim seçilirse seçilsin, üniversitemiz adına hayırlı, uğurlu olmasını diliyoruz…

III. Öğrenci Kulüpleri Arası Diyalog Kongresi Başlıyor

Uludağ Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Topluluğu tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlencek olan Uludağ Öğrenci Kulüpleri Arası Diyalog Kongresi, 26 Şubat 2011 tarihinde başlıyor. “Üniversite gençliğinin ülkemizin siyasetine, ekonomisine ve sosyal politikalarına olan duyarlılığını arttırmak ve bilgili, donanımlı ve duyarlı bir şekilde üniversiteden mezun olmalarına katkıda bulunmak” amacıyla yapılan kongreye Türkiye‘nin dört bir tarafından üniversite öğrencileri katılacaklar.

Kongrenin açıklanan programı, geçen senelerde olduğu gibi oldukça yoğun. İki gün planlanan kongre, ilk gün Bursa Tayyare Kültür Merkezi‘nde, ikinci gün ise Bursa Merinos Atatürk Kongre Kültür Merkezi‘nde devam edecek. Türkiye’nin birçok farklı üniversitesinden kongreye katılacak üniversite öğrencileri Türkiye’nin siyasetini, ekonomisini ve özellikle endüstri ilişkilerini tartışacaklar. Şüphesiz bu kitle arasından Türkiye’ye yön verecek siyasetçiler, yazarlar, ekonomistler ve sosyal politikacılar çıkacak…

Geçen yıllarda olduğu gibi bu yıl da oldukça yararlı bir kongre olacağına inanıyorum. Geçen yıl Mustafa Gümüş‘ün üstlendiği koordinatörlük görevini, bu yıl Fırat Pazarlı üstleniyor. Ayrıca Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Topluluğu başkanlığını yürüten İlyas Yılmazer de kongre ile birebir ilgileniyor. Bu üç dostumun ve diğer ekip arkadaşlarının başarılı bir kongre gerçekleştireceklerine inanıyor ve tüm ekibe başarılar diliyorum.

26 -27 Şubat 2011 tarihinde izleyeceğim ve bir oturumunu da yöneteceğim 3. Uludağ Öğrenci Kulüpleri Arası Diyalog Kongresi ile ilgili gelişmeleri yine bu satırlar aracılığıyla ilerleyen günlerde paylaşacağım.

Ciddi Gazete: Cumhuriyet Gazetesi

II. Dünya Savaşı üzerine okumalar yapıyorum son zamanlarda, tarihimizin saklı kalmış dönemlerinden birsi olduğunu gördüm II. Dünya Savaşı‘nın. Bu noktada Cumhuriyet Gazetesi‘nin duruşu da oldukça ilginç. Bedii Faik, Cumhuriyet‘i o zamanların Türkiye‘sinin en sağcı ve hatta faşist gazetelerinden birisi olarak sayıyor ve hatta anılarında Cumhuriyet yazarlarından Peyami Sefa‘nın faşist Alman kuvvetlerinin Fransızları alt etmesini radyodan dinlerken heyecandan bayıldığını yazıyor. Bugün gelinen noktada ise Cumhuriyet çok daha farklı bir profil sergiliyor. Sola yakın ve hatta Sol bir çizgide ilerliyor.

Dünden bugüne yaşanan dönüşüme bakıp Cumhuriyet‘i küçük görmek falzaca basit bir düşünce olacaktır. İnsanlar gibi kurum ve kuruluşlar da zamanla görüş değiştirebilir, olgunlaştıkça farklılaşabilirler. Benim burada örnek aldığım nokta Cumhuriyet‘in Türkiye‘nin en sol gazetesi olduğu zaman da en sağ gazetesi olduğu zaman da ilkeleriyle hareket etmiş olması. Cumhuriyet, hiçbir zaman boyanmadı ve mutfak takımı dağıtan gazeteler arasında girmedi. Her neyi savunduysa, ciddi bir şekilde fikirsel anlamda savundu. Ciddi fikir gazetesi imajını hiçbir zaman hırpalamadı… Bedii Faik de anılarında bundan söz ediyor:

Yalnız yine hemen söylemeliyim ki, Cumhuriyet, sağcı iken ne kadar ciddiyse, solcu olduktan sonra da o kadar ciddi kalabilmiştir! Hiçbir zaman rengarenk giyinmedi, hiçbir zaman fikir gazetesi görüntüsü ve havasını bozacak yollara sapmadı. Ve hiçbir devrede lotaryacı, kadar kısmet oyuncusu olmadı. / Biz yıllar sonra Dünya’da, bir kere, bazı dostların teşvikine uyarak piyango denediğimiz zaman, beni telefonla arayarak, yapılanın Dünya’nın ciddiyetine hiç uymadığını söyleyen de Nadir Nadi olmuştur.

Bu noktada blogumda da bunu sunmaya çalışıyorum, fikirlerimi ciddi sunmaya çalışıyorum. Bu da Bedii Faik‘ten öğrendiğim bir gazetecilik dersi oldu!

Tarihte Lafı Gediğine Oturtanlar

Tarihte Lafı Gediğine Oturanlar” başlıklı bir forward e-posta aldım. Pek çok yabancı politika, sanat ve düşünce adamının tarihte kazıdıkları cevaplardan oluşuyordu. Mesela Winston Churchill‘in Avam Kamarası‘ndaki bir konuşmasında, muhalif bir partiden kadın milletvekili, Churchill‘e kızgınlıkla şöyle seslenir: “Eğer karınız olsaydım, kahvenizin içine zehir karıştırırdım“. Churchill, oldukça sakin kadına döner ve lafı gediğine oturtur: “Hanımefendi, eğer karım siz olsaydınız, o kahveyi seve seve içerdim.

Bu noktada amacım bir paylaşımdan öte, bu güzel derlemeye yurdum tarihinden de birşeyler katmak…

Tarihimiz, bu noktada aslında pek de sönük sayılmaz. Benim aklıma ilk gelen olay Babanzade İsmail Hakkı Bey. Olay şöyle gelişiyor: Son Osmanlı Meclisi‘nde, yoklama katibinin Babanzade İsmail Hakkı Bey‘in adını yanlışlıkla, “Yabanzade” diye okuması üzerine, Hakkı Bey, oturduğu sıradan hem yanlışı düzeltmek ve hem de sinirini gidermek için son gücüyle bağırır: “Babandır Baban!

İnternet Gazeteciliği ve Yayıncılığı Programı

Gelişen bilgisayarların ve hayatımızı adeta çepeçevre sarmaya başlayan internetin hayatımızda yarattığı en önemli değişimlerden bir tanesi de medya sektörünün dönüşümü oldu. Medya ve iletişim, öncesinde hayal edilemeyecek bir şekilde değişti ve gelişti. Bugün geldiğimiz noktada  alternatif medya olarak da adlandırılan internet üzerinden yayın yapan ve milyonlarca okuyucuya/izleyiciye ulaşmış bir yayın türü ortaya çıkmıştır. Ortaya çıkan bu yayın türü; elektronik yayıncılık ya da internet gazeteciliği ve yayıncılığı olarak adlandırılmaktadır.

Medya saktörünün bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler paralelinde değişip, dönüşmesi şüphesiz tüm bir medya sektörünü etkilemiştir. Önümüzdeki dönemde medya kuruluşları internet altyapısını kullanarak yayınlar yapacak ve bu nedenle internet gazeteciliği ve yayıncılığı alanında uzmanlaşmış personele ihtiyaç duyulacaktır. İş bu personelin öğretimine tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de başlanmıştır.

Şu an itibariyle Mustafa Kemal Üniversitesi, İstanbul Bilgi Üniversitesi, İstanbul Arel Üniversitesi ve İstanbul Aydın Üniversitesi‘nde İnternet Gazeteciliği ve Yayıncılığı Programı açılmış ve öğrenciler bu alanda öğrenim görmeye başlamışlardır. İnternet Gazeteciliği ve Yayıncılığı Programı‘nda öğrenim gören öğrenciler, genel olarak; temel gazetecilik, sosyoloji, iletişim, haber toplama ve yazma, web tasarım, uygulamalı internet gazeteciliği, internet radyo yayıncılığı, internet televizyoncluluğu, girişimcilik ve benzeri dersleri görmektedirler.

İki yıllık öğrenimi boyunca tüm derslerinde başarılı olan öğrenciler, öğrenimlerini Dikey Geçiş Sınavı’nda (DGS) başarılı olarak lisans düzeyinde de devam ettirme şansına sahiptirler. Bu anlamda İnternet Gazteciliği ve Yayıncılığı Programı mezunları; Yönetim Bilişim Sistemleri, Büro Yönetimi, Büro Yönetimi ve Yönetici Asistanlığı, İletişim ve Tasarımı, Medya ve İletişim Sistemleri, Görsel İletişim Tasarımı, Gazetecilik, Basın ve Yayın, İletişim, Televizyon Gazeteciliği lisans bölümlerine devam edebilmektedirler.

İnternet Gazeteciliği ve Yayıncılığı alanında yaşanan nitelikli personel talebi göz önünde bulundurulursa, bu bölümden mezun olacak öğrencilerin istihdam sorunlarının diğer bölümlere nazaran çok daha az olacağını söyleyebiliriz. Ayrıca bu alanda faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarında görev alarak ya da diyalog içinde olarak henüz öğrenci iken istihdam edilme şansı da yakalanabilir. Türkiye çapında faaliyet gösteren İnternet Gazeteciliği ve Blog Derneği gibi sivil toplum kuruluşları profesyoneller ile öğrencileri bir araya getirmektedir. Ayrıca İnternet Gazeteciliği ve Yayıncılığı Facebook Topluluğu gibi birçok sosyal medya topluluğunda alanla ilgili duyuru ve haberler yer almaktadır. Bu ve benzeri topluklar arasında yer alarak öğrencilerin kendilerini gösterme ve geliştirme şansları çok daha fazla olacaktır.