Arşiv 2011/01/31

İGBD, Orta Düzey İnternet Gazeteciliği Atölyesi Başlıyor

İnternet Gazeteciliği ve Blog Derneği (İGBD) tarafından Bursa Gazeteciler Cemiyeti ile birlikte düzenlenmekte olan Temel İnternet Gazeteciliği Atölyesi‘nde ikinci dönemin de sonuna geldi. İGBD Genel Sekreteri olarak benim tarafımdan verilen eğitimlere birçok gazeteci ve yazar katıldı.

Atölye çalışmaları sonrasında katılımcılar kendi web sitelerini oluşturarak yayınlarını internet ortamına aktarmayı başardılar. Temel Düzey İnternet Gazeteciliği Atölyesi katılımcıları, 14.02.2011 Pazartesi günü başlayacak olan Orta Düzey İnternet Gazeteciliği Atölyesi‘ne devam edecekler.

Yine benim tarafımdan verilecek eğitimler, 14.02.2011 Pazartesi günü saat 19:30 da başlayacak ve 09.03.2011 Çarşamba gününe kadar devam edecek. Bursa Gazeteciler Cemiyeti Toplantı Seminer Salonu‘nda yapılacak eğitimlere katılımcı sayısı en fazla on beş ile sınırlandırılmış durumda.

300 TL katılım ücreti, BGC üyelerinden alınmıyacak ve İGBD üyelerine özel indirim yapılacaktır.

4 Hafta sürecek olan eğitimlerin, programı ve içeriği şu şekildedir:

1. HAFTA, Konu: Katılımcıların Farklı Amaçlar İçin Web Sitesi Tasarlaması
1.1 Güvenli Alış-Veriş Sitesi
1.2 Video, Ses, Fotoğraf Paylaşım Sitesi
1.3 Forum Sitesi

2. HAFTA, Konu: Sitenizin Standartlara Uygun Hale Getirilmesi
2.1 Hareketli Resim Oluşturma ve Düzenleme
2.2 Görsel Sitelerde (Youtube, Vimeo…) Profil Oluşturma
2.3 Site Haritası Oluşturma
2.4 Web Sitesi Tanımlarına Uygunluk

3. HAFTA, Konu: Medya Düzenleme
3.1 Movie Maker Kullanımı
3.2 Görsel Medyaların Optimizasyonu
3.3 Temel Görsel Eğitim (PhotoShop)
3.4 Ses Düzenleme Programlarını Kullanmak

4. HAFTA, Konu: İçerikten Gelir Elde Etme
4.1 Arama Motorlarında İlk Sıraya Çıkma
4.2 Search Engine Optimization (SEO)
4.3 Ortaklık Programları ile Sitenizin Entegrasyonu
4.4 Google AdWords
4.5 Reklam Yönetimi

Orta Düzey İnternet Gazeteciliği Atölyesi, gazeteci, yazar, akademisyen, üniversite öğrencisi ve benzeri alanlarda faaliyet gösteren kişilere yöneliktir. Atölyeye katılmak için İnternet Gazeteciliği ve Blog Derneği ile iletişime geçebilir, ön kayıt yaptırabilirsiniz.

İnternet Gazeteciliği Atölyesi için hazırlanmış, .pdf uzantılı dosyayı bilgisayarınıza indirmek için tıklayınız: Orta Düzey İnternet Gazeteciliği Atölyesi

İGBD, Temel İnternet Gazeteciliği Atölyesi Tekrar Başlıyor

İnternet Gazeteciliği ve Blog Derneği (İGBD) tarafından Bursa Gazeteciler Cemiyeti ile birlikte düzenlenmekte olan Temel İnternet Gazeteciliği Atölyesi üçüncü dönem kayıtları başlamış bulunmakta.

Bilişim Teknolojileri Eğitmeni Tuğçe Çamsarı tarafından verilecek eğitimler, 15.02.2011 Salı günü saat 19:30 da başlayacak ve 10.03.2011 Perşembe gününe kadar devam edecek. Bursa Gazeteciler Cemiyeti Toplantı Seminer Salonu‘nda yapılacak eğitimlere katılımcı sayısı en fazla on beş ile sınırlandırılmış durumda.

200 TL katılım ücreti, BGC üyelerinden alınmıyacak ve İGBD üyelerine özel indirim yapılacaktır.

4 Hafta sürecek olan eğitimlerin, programı ve içeriği şu şekildedir:

1. HAFTA, Konu: Katılımcıların kendi web sitesini hazırlaması
1.1 Alan adı, dosya barındırma hizmeti, servisin hizmet paneli, bant genişliği,
1.2 E-Mail kullanımı ve ayarları,
1.3 Web sitesi şablonu tasarımı,
1.4 İnternet gazetecili ve blog ile ilgili bilgilendirme

2. HAFTA, Konu: WordPress kullanımı
2.1 Temeller: başlık, gövde, alt kısım, etiket, yazı, sayfa, bağlantı…
2.2 IP, domain, alt-domain, HTML
2.3 Veri girişi (Yazı, fotoğraf, video)

3. HAFTA, Konu: Diğer web siteleri ile entegrasyon
3.1 Kullanıcı Yönetimi, Zaman Ayarlı Postalama
3.2 Reklam, banner, logo
3.3 RSS, abone olma, html/java kaynak kodu ekleme, Tema Yükleme.
3.4 Twitter, Facebook, friendfeed

4. HAFTA, Konu: Sitenizin yönetimi
4.1 Site İstatistikleri
4.2 Davet, iletişim formu, yorum kontrolü
4.3 Yedekleme (dışa aktarma), sunucuya otomatik yedekleme
4.4 PR, eklenti ve sürüm güncellemesi

Temel İnternet Gazeteciliği Atölyesi, gazeteci, yazar, akademisyen, üniversite öğrencisi ve benzeri alanlarda faaliyet gösteren kişilere yöneliktir. Atölyeye katılmak için İnternet Gazeteciliği ve Blog Derneği ile iletişime geçebilir, ön kayıt yaptırabilirsiniz.

İnternet Gazeteciliği Atölyesi için hazırlanmış, .pdf uzantılı dosyayı bilgisayarınıza indirmek için tıklayınız: Temel İnternet Gazeteciliği Atölyesi

Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Mete Cengiz Vefat Etti

Uludağ Üniversitesi Rektörü, Prof. Dr. Medet Mete Cengiz‘in, 29.01.2011 Cumartesi günü kanser tedavisi gördüğü Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi‘nde vefat ettiğini öğrenmiş bulunmaktayım. Üniversitenin web sitesinde yer alan duyuruda, hocamızın naşının 01.02.2011 Salı günü yapılacak törenin ardından toprağa verileceği yazıyor.

Haberi okuyunca üzüldüm. Prof. Dr. Medet Mete Cengiz, kısa zamanda üniversitedeki tüm öğrencilerin gönlünde taht kurmayı başarabilmiş bir isimdi. Sağcısı da solcusu da hemen olmasa da zamanla Prof. Dr. Medet Mete Cengiz‘i rektör olarak benimsedi, sevdi. Birçok kez öğrencilerle birlikte, hatta aynı kantinde ya da cafede çay içerken görüyordum kendisini. Ayrıca üniversitede de ciddi bir dönüşüm yaşanmaktaydı, birçok yarım kalmış inşaat kısa sürede tamamlanarak, yeni yollar açıldı. Tüm bunlar olup biterken, Prof. Dr. Medet Mete Cengiz‘in kanser tedavisi gördüğünü biliyordum ama durumunun bu kadar ciddi olduğunu sanmıyordum.

Başta Prof. Dr. Medet Mete Cengiz‘in eşi Prof. Dr. Candan Cengiz‘e ve oğlu Mehmet Can Cengiz‘e, arkadaşlarına ve tüm Uludağ Üniversitesi mensuplarına baş sağlı diliyorum, başımız sağ olsun.

Prof. Dr. Medet Mete Cengiz Kimdir? Hocamızın kendi kaleminden, kısa yaşam hikayesi:

15 Kasım 1946’da Diyarbakır’da doğdum. İlk ve ortaokulu aynı şehirde bitirdim. Lise son sınıfta kazandığım American Field Service (AFS) bursu ile Arizona, ABD’de bir yıl okuyarak, Mesa High Scool’dan 1964 yılında mezun oldum. 1965-1971 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tıp eğitimi gördüm. Aynı kurumda 1971 yılında başladığım genel cerrahi uzmanlık eğitimimi 1976 yılında tamamladım. Uzmanlık eğitimim sırasında ECFMG sınavını kazanarak, Amerika Birleşik Devletleri’nde hekimlik yapma yetkisini elde ettim.

1977-1980 yıllarında Bursa Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs, Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalında üst ihtisas yaparak, Göğüs, Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı oldum.

1982 yılında Yardımcı Doçent, 1984 yılında Doçent ve 1990 yılında Profesör ünvanı aldım. Halen, Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı’nda öğretim üyesi olarak çalışmaktayım.

Bugüne kadar; biri İngilizce, 3 kitap bölüm yazarlığı, 13’ü uluslararası olmak üzere toplam 75 adet bilimsel makale ile çeşitli ulusal ve uluslararası kongrelerde sunulmuş 140 bildirim bulunmaktadır.

Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Candan CENGİZ ile evliyim ve Mehmet Can adında bir oğlumuz var.

Türkiye’de Aydın Olmak Cesaret İster

Cemil Meriç, “Düşüncenin kuduz köpek gibi kovalandığı bu ülkede, düşünce adamı nasıl çıkar?” diye soruyor:

Çıkmaz, nitekim üç beş istisna dışında çıkmıyor da… Sanırım, yakın zamanda da çıkmayacak…

Oysa Türkiye, aydın olmanın en kolay olduğu ülke. Türkiye’de doğruyu bulmak (aydınlanmak) için fazla bir zekaya ya da kütüphanelerce kitap okumaya ihtiyacınız yok. Bu güzelim ülkede söylenen “yalanlar” öylesine basitler ki bunların kötü birer yalan olduklarını görmek için ortalama bir zekaya sahip olmanız yeterli.

Türk aydınını diğerlerinden farklı kılan da fazla zekası ya da bilgisi değil, sadece cesaretidir. Türkiye’de aydın olmak için, gözünüzle gördüğünüzü, kulağınızla duyduğunuzu söylemeniz yeterlidir. Fakat böyle bir ülkede söz söylemek, hele hele “kral çıplak” demek ciddi cesaret ister! Aydınlık bir gelecek için; Türkiye’nin gördüklerini ve duyduklarını korkmadan söyleyecek gençlere ihtiyacı var.

En İyisi İnsanlardan Hiçbir Şey Beklememek

Hayat uzun, ince bir yol ve bizler yürüyoruz gündüz gece.

Bizler dedim ama bir birliktelik de söz konusu değil; tek başımıza ilerliyoruz bu yolda!

Gündüz, gece; 24 saat, 7 gün, 4 hafta, 12 ay ve onca yıl tek başımıza adım adım yaklaşıyoruz “son”a doğru.

“Son”a varmak da önemli değil aslında, bu kısacık hayatta zaten herkesin bir “son”u oluyor! Önemli olan malum “son”a uzanan yolda, nasıl adımlar attığımız…

Aşık Veysel’in de dediği gibi ben de “Dünyaya geldiğim anda, yürüdüm aynı zamanda…“. İki kapılı bir handa 22 yıldır yürüyorum, gündüz gece!

22 yılda çok iyi insanlar tanıdım, dostluklar kurdum. Bi’gün geldi, aşık oldum! Hayatıma yüzlerce ve bekli de binlerce insan girdi, çıktı… Çok insan tanıdım; pek çoğunu sevdim, çok azını sevmedim ve birkaç tanesinden de nefret ettim!

Bugün 22 yaşındayım ve hayatıma girip çıkan binlerce insanı düşününce; “Hayatta en iyisi, insanlardan hiçbir şey beklememek” diyorum. Hayatta en güzel olan, kendi ayakların üstünde durabilmek. Hayatta en güzel olan, tek başına, uzun ince bu yolda yürüyebilmek… Gerisi, gerçekten de o kadar önemli değil!

Kubilay Tunçer ve Begüm Kütük’ten Olağan Mucizeler

Londra, Edinburgh ve Türkiye‘nin çeşitli il ve ilçelerinde 250 kez sahnelenen, birçok ödül sahibi Olağan Mucizeler adlı oyun uzun zamandır Bursa‘da Uğur Mumcu Sahnesi‘nde sahnelenmekte.

Kubilay Tunçer‘in yazıp yönettiği ve Begüm Kütük Yaşaroğlu ile birlikte oynadığı oyunun konusu şöyle:

Olağan Mucizeler sihirli bir aşk hikayesini konu alır. İçine kapanık ama marifetli bir sihirbaz olan SATURNO’nun hayatı, son derece güzel, neşeli ve hayat dolu  JOY’un bir gün onu izlemesiyle değişir.JOY’la sahneyi ve hayatı paylaşmaya başlarlar. Oyun, sahnenin şaşaası ve kulisin gerçekliği ekseninde aşkı anlatır. Aşkın illüzyonunun nasıl oluştuğunu ve nasıl bozulduğunu masalsı bir dille seyircilere sunar. Hikaye, sahne önü ve ardındaki sihir efektleriyle bezelidir. Tiyatronun ve illüzyonun olanaklarını şiirsel bir dille buluşturan Olağan Mucizeler gerçek insanların, gerçek aşkın, mucizelerin en büyüğü olan hayatın ve bu büyük mucizenin nasıl olgunlaştığını, neşeyi ve hüznü birleştirerek gösterir. Olağan Mucizeler, yazarı Kubilay Tunçer’e Afife Jale En İyi Yazar ödülünü kazandırmış, ışık ve dekor tasarımıyla Afife adaylıklarına gösterilmiştir.

Oyunun yazarı, yönetmeni ve aynı zamanda oyuncusu olan Kubilay Tunçer‘in oyunu hakkında söyledikleri oyuna dair ipuçları veriyor: “Nefes almak bir mucize… Hayat mucize… Aşk mucizelerin en büyüğü… Bütün bunların olağanlaşması, sanki sıradan şeylermiş gibi görünmesi beni üzüyor. Oyunu bu yüzden yazdım. Gerçek sihir hayattır, diyebilmek için yazdım. ” Oyunun bir diğer oyuncusu olan Begüm Kütük Yaşaroğlu‘nun oyun hakkındaki görüşleri de önemli: “Oyunda aşktaki sihir, sahnedeki ve hayattaki sihir anlatılıyor… Başarısını tüm dünyada kanıtlamış bu oyunda yer almak gerçek sihrin ta kendisi diye düşünüyorum.

Kubilay Tunçer‘in ve Begüm Kütük Yaşaroğlu‘nun oyun ve hayat hakkındaki görüşlerine sonuna kadar katılıyorum. Hayat,  daha doğrusu, hayatlarımız gerçekten büyük bir mucize.

Hayata ve mucizelere dair bu oyundan pek çok şey öğrendiğimi söyleyebilirim. Özellikle JOY’un “ölümü keşfetmek ve güzel çocukluk döneminin bitmesi” üzerine söylediği sözler beni ciddi anlamda çarptı. Saturno’nun “Niçin kalbimi kırıyorsun?” sorusunu “Dokunmuyorum bile ona” diyerek cevaplayan Joy’a Saturno’nun verdiği “İşte ondan kırılıyor” cevabı… Gerçekten çarpıcı sözler ve diyaloglarla çepeçevre sarılmış bir oyun Olağan Mucizeler

Oyun içerisinde Kubilay Tunçer‘in sergilediği illüzyon gösterileri de oyuna ayrı bir renk ve heyecan katıyor. Gördüğüm kadarıyla Begüm Kütük Yaşaroğlu da birkaç illüzyon öğrenmiş Kubilay Tunçer‘den.

Oyun iyi, güzel, hoş… Özellikle senaryo ve fikir başarılı: Kubilay Tunçer, Afife Jale En İyi Yazar Ödülü’nü hak etmiş. Fakat birşeyler tam anlamıyla oturmamış gibi, oturtulamamış gibi. Tek tek düşününce hemen herşey mükemmel görünüyor, hepsi bir araya gelince sanki birşeyler eksik kalıyor gibi. Buna karşın, izlenesi bir oyun Olağan Mucizeler.

Kubilay Tunçer birçok şey anlatıyor oyunda, hayatın en büyük mucize olduğunu dile getiriyor sıklıkla. Hayat gerçekten de gözlerimizle görebileceğimiz en büyük mucize! Aslında sadece bunu hatırlatıyor olması bile, bu oyunu değerli kılıyor…

Aşk, Bir İnsanı Yakıp Kül Edebilir

Bugün aşkın ne kadar da tehlikeli olabileceğini gördüm, bugün aşık bir insanın aşkını gördüm. Korktum. Bugün gördüm ki aşk bir insanı yakıp kül edebilir. Aşık insan, kendini de dünyayı da ateşe atabilir.

Aşk, çok tehlikeli ama mutlaka yaşanmalı. İnsan aşık olmalı ve yeri geldiği zaman kendisini ateşin içerisine atıp kül olabilmeli!

Ne mutlu aşık olabilene, kendini aşkı uğruna kurban edebilene…