Arşiv 2012/03/14

Politik Akademi’nin Geleceğine Dair

Politik Akademi’de yılın ikinci tasarım değişikliğini de yaptık. Tasarım baştan sona değişti ve nihayetinde içimiz sine sine “Tamam, bu oldu” diyebildik. Ancak mevcut tasarım bu haliyle de bize yeterli olmadı,  daha da gelişmek için çalışacağız.

Geçtiğimiz günlerde projeyle ilgili bir değerlendirme toplantısı yaptık ve Politik Akademi’nin geleceğine ilişkin önemli kararlar aldık. Bunların bir bölümünü burada da paylaşmak ve sizlerin de görüşlerini almak istedim.

İlk olarak Politik Akademi’yi haber sitesi formatından çıkartıp, önceden de olduğu gibi ciddi bir analiz/röportaj dergisi haline getireceğiz. Günü gününe kısa haberler vermektense, hafta içerisinde yaşanan olaylara ilişkin analizler ve konuya ilişkin yapacağımız röportajları yayınlayacağız. Zaten yeni tasarımımız da bu formata oldukça uygun.

Ayrıca bir bakıma yarım kalan “Politik Akademi TV”ye önümüzdeki süreçte daha fazla önem vereceğiz. Röpotajları daha çok kamera önünde yapacak ancak eskisi gibi metinleri de yayınlayacağız.

Politik Akademi’de yayınladığımız içeriğin değerlendirme sürecini de değiştirdik. Gönderilen makale ve analizleri sadece bir değil, birçok editörümüz okuyup onayladıktan sonra yayınlayacağız.

Dilerim bu ve sözünü ettiğim toplantıda aldığımız diğer kararlar Politik Akademi için iyi olur. Bu süreçte siz okurlarımızın görüş ve önerileri de bizler için önemli. Bu sebeple her türlü görüş ve önerinizi iletisim@politikakademi.org adresine göndermenizden memnuniyet duyacağız.

Sızıntı: “Wikileaks’te Ünlü Türkler”

Aylardır iş yoğunluğundan kitap okuma fırsatım olmuyordu ancak bunu bahane edip kitapları hayatımdan çıkartmak gibi bir hata da yapmadım. Günümün yaklaşık üç saati yolda geçtiği için, bu süreyi kitap okuyarak değerlendirmeye karar verdim.

Yolda okuduğum ilk kitap Oda Tv’nin değerli emekçileri Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu’nun kaleme aldıkları  “Sızıntı: Wikileaks’te Ünlü Türkler” oldu.

Kitabın hemen başında “Gizlenen gerçeklerle yüzleşmeye hazır mısınız?” diye soran iki yazar, okuyucularını Türkiye’nin yakın geçmişine doğru bir yolculuğa çıkartıyor.

Kitabı okurken, Türkiye’deki cemaat yapılanmasını ve bunun Amerika Birleşik Devletleri’ndeki yansımalarını, Ergenekon ve Balyoz gibi davaların arka planında nelerin yaşandığında dair çarpıcı tespitlerle karşılaşıyorsunuz. Elbette bu kadarla da sınırlı kalmıyor kitap, ilerleyen bölümlerde tüm şu soruların cevaplarını buluyorsunuz:

– İsviçre’deki gizli hesaplar meselesi hakkında neler konuşuldu?
– PKK’ya af ABD tarafından nasıl planlandı?
– Erdoğan-Gül çekişmesi kriptolara nasıl yansıdı?
– Bülent Arınç TSK’yı ABD Büyükelçisi’ne nasıl ve neden şikâyet etti?
– ABD AKP’li bakanları nasıl fişledi?
– ABD’nin nükleer silahları Türkiye’de mi?
– Hangi Ergenekon gözaltıları Amerikalılara önceden haber verildi?

Kitapta bu soruların ve daha fazlasının yanıtı Wikileaks belgelerinin ışığında okuyucuya sunuluyor. “Sızıntı: Wikileaks’te Ünlü Türkler”  ülkemizde yaşanan ‘soğuk savaşı’ daha iyi anlamak, Türkiye’de işlerin nasıl yürütüldüğünü görmek adına oldukça önemli bir kaynak niteliğinde. Özellikle gazetecilerin ve daha güzel bir Türkiye’de yaşama davası olanların bu kitabı okumasını öneririm.

Aldığım Çok Değerli Bir Hediye…

Hayata kaç kez gelinir, bunu bilemiyoruz. Öncesini hatırlamadığımız, sonrası da meçhul olduğu için hayata bir kez gelindiğini düşünüyoruz. Bu nedenle, mutlu ve başarılı olmayı ertelemek gibi bir lüksümüz de yok. Hemen şimdi, mutlu ve başarılı olmak için için çalışmamız, çabalamamız gerekiyor.

Tüm bunların farkında olduğum için mutlu ve başarılı olmak ve hatta diğer insanları da mutlu etmek için elimden geldiğince çalışıyor, çabalıyorum. Bu çabalarımın herkes tarafından olmasa da değer verdiğim insanlar tarafından görülüyor olması bana güç ve mutluluk veriyor.

Geçtiğimiz günlerde çok değer verdiğim ve başarılarını örnek aldığım Gülçer Yılmaz Aydın’ın blogunda bana dair yazdığı satırları okurken hayatımın en güzel armağanlarından birisini aldığımı düşündüm. Türkiye’nin önde gelen holdinglerinden birisinde insan kaynakları direktörlüğünü üstlenmiş, insanı yakından tanıyan ve benim için oldukça değerli bir isimden övgü almak bana  güç ve mutluluk verdi.

Bu güzel yorumları için Gülçer Hanım’a sonsuz teşekkür ediyor, övgülerini hak etmek için elimden geleni yapacağıma söz veriyorum. Hakkımda yazılan en güzel yazılardan birisi olan bu değerlendirmeyi, biraz da kendimi şımartmak adına blogumda paylaşıyorum…

Okan’ın hayatını, kendisini ve resmini görmeden okursanız; birikimleri bol, kariyerinde ulusal bir televizyonda dış haberler sorumluğuna kadar yol almış, deneyimli ve bol ödüllü, birden çok alanda girişimciliği olan bir adam olduğunu öğrenip, onun 40 yaşlarının üstünde , kelli felli biri  sanırsınız.

Ama Okan aslında henüz çok genç, üniversiteden yeni mezun olmuş, duygulu, renkli, sosyal , aşık… bir delikanlı.

Öğrenci iken, hayatta o kadar  yol almış ki onun patİKası şimdiden bulvar,ufukta ise parlak bir kariyer, tanınmış bir lider, başarılı bir yazar, ödüllü bir bilim adamı, sosyal ortamların aranan kişisi… olacak eminim.

Daha mezun olur olmaz ulusal bir televizyonda yönetici olmuş, birçok dalda makale, proje ve blog ödülleri almış, kitap yazmış Okan’la sınıf arkadaşı 🙂  olma keyfini yaşadım yaşamasına da , girişimciliğe adım atamamam belki de onların yanında kendimi çok yetersiz hissetmemdendir.

O artık benim blog öğretmenim ve “İyi gidiyorsunuz” diye sık sık dopingleyen moral hocam…

Üniversitelilerle Ekonomi, Sosyal Politika ve Siyaset Konuştuk

Türkiye’nin dört bir yanından gelen üniversite öğrencilerinin katılımıyla gerçekleştirilen IV. Uludağ Öğrenci Kulüpleri Arası Diyalog Kongresi sona erdi. Uludağ Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Topluluğu tarafından düzenlenen ve Bursa Büyükşehir Belediyesi ile Bursa Kent Konseyi‘nin desteklediği kongre, 6 farklı üniversiteden gelen öğrencilerinin katılımıyla Uludağ Üniversitesi Prof. Dr. Mete Cengiz Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Üniversite gençliğinin ülke siyasetine, ekonomisine ve sosyal politikalarına olan duyarlılığını artırmak amacıyla düzenlenen kongrede, üniveriste öğrencileriyle birlikte “ekonomi”, “sosyal politika” ve “siyaset” üzerine konuştuk.

Uludağ Üniverstesi Çalışma Ekonomisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yusuf Alper ve Nilüfer Kaymakamı Ekrem Çalık‘ın da  katıldığı iki günlük kongrede üç oturum gerçekleştirildi. UÜ İktisat Bölümü Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Şahin‘in yönettiği ‘ekonomi’ başlıklı ilk oturumun ardından “sosyal politika” ve nihayetinde de Politik Akademi Genel Koordinatörü olarak benim başkanlık ettiğim  ‘siyaset’ oturumu gerçekleştirildi.

Kongre’nin “siyaset” başlıklı üçüncü ve son oturumunda üniversitelilerle Türkiye’nin iç ve dış politikasına dair konuştuk. Üniversite gençliğinin Türkiye’de ve dünyada yaşanan gelişmelere karşı erdemli bir duruş sergilediğini görmek, ülkemin geleceği adına bana umut ve mutluluk verdi.

Ayrıca mezuniyet sonrasında üniversiteme dönmek, üniversiteli gençlerin Türkiye’nin geleceğini tartıştığı bir oturuma başkanlık etmek de gurur ve mutluluk vericiydi. Bu güzel organizasyon ve davet için  Uludağ Üniversitesi’ne ve özellikle de Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Topluluğu’na teşekkür ediyorum.