Arşiv 2011/11/21

Blog Ödüllerinde Oylama Süreci Başladı! Oylarınızı Bekliyorum…

Blog Ödülleri 2011’de oylama süreci başladı. Bildiğiniz gibi bu yıl 3 farklı kategoride yarışmaya katılıyorum ve siz okurlarımın oylarına fazlasıyla ihtiyacım var.

Kişisel’de blog.okanyuksel.com Haber’de politikakademi.org ve Kültür’de maksatmuhabbet.org sizlerin oylarını bekliyor. Bu üç blog da eğer ilk on blog arasına girerse juri değerlendirmesi aşamasına geçebilecek.

Yarışma sürecinde inanıyorum ki üniversitedeki arkadaşlarımla yıllardır birlikte emek verdiğimiz “Politik Akademi” önemli bir başarı sağlayacak.

Ayrıca 2007’den beri hayata ve hayatıma dair yazılar kaleme aldığım “Hayatımı Yazsam Blog Olur” da diğer kişisel bloglarla ciddi bir rekabete girecek gibi görünüyor.

Maksat Muhabbet” ise farklı vizyonu ve özgün işleyişiyle dikkatleri çekecek sanıyorum.

Gelişmeleri daha sonra yine buradan aktarmaya devam edeceğim. Sözü daha fazla uzatmadan, pek çoğu yakın dostum olan  diğer yarışmacılara başarılar diliyor ve “İyi olan kazansın!” diyorum.

Bayramda Adana’ya ve Geçmişe Yolculuk Yapmak

Geçen bayram Adana’da ve ailemle birlikte olamadım ama bu sefer biraz gecikmeli de olsa işleri bir kenara bırakıp memlekete gidebildim.

İnsanın doğup, büyüdüğü topraklara üç beş gün için de olsa geri dönmesi güzel. Çocukluğunuzun geçtiği yerleri uzun yıllar sonra ziyaret edince, orada oyun oynayan çocuklar arasında kendi çocukluğunuzu arıyorsunuz. Çocukların arasında kendinizi bulamayınca da artık büyüdüğünüzü fark ediyorsunuz.

Ancak çocukluğunuzdan kalan bir iz görmek bile sizi mutlu etmeye yetiyor. Orada sizden birşeyler kaldığını fark etmek, örneğin fidanını diktiğiniz bir mandalina ağacının meyve verdiğini görmek tüm hüznünüzü silip atıyor. Bu ağacın dalından kopartıp afiyetle yediğinizin mandalina hayatınızdaki en lezzetli meyve oluyor.

“Yemek”ten ve Adana’dan bahsetmişken, Dünyanın başka hiçbir yerinde eşine benzerine rastlayamayacağınız Adana’nın kebabından ve şalgamdan da bahsetmeli. Adana’da bulunduğum dört gün boyunca her akşam kebap yedim, şalgam içtim ve açıkçası her ikisine de doyamadım. Belki abarttığımı düşünebilirsiniz ama bir akşam, Seyhan gölü kenarında kebap yemeden, şalgam içmeden bu dünyadan göçüp giden insanların eksik yaşadıklarını bile düşündüm.

Şimdi Bursa’dayım ve tatil sonrasında çalışmaya başladım. Ne mutlu ki Bursa’nın da kendine göre güzellikleri ve sevdiğim bir işim var. Aksi halde Adana’dan dönmek çok daha zor olacaktı…

Kitapları Hayatıma Yeniden Dahil Etmek…

Üniversitede ister istemez okumak zorunda olduğumuz kitaplar vardı ve sorumluluk duygusuyla çok sayıda kitap okuyorduk. İş hayatında ise böyle bir sorumluluğum olmadığını düşünüyor ve açıkçası dört beş aydır kitap okumuyordum. Ancak çalıştığım yerde bir kütüphane olduğunu fark edince ve gazetecilik üzerine yazılmış bir kitabı da alıp okumaya başlayınca; yanlış düşündüğümü fark ettim.

Okudukça kitaba susadığımı anladım. Okudukça beynimin rahatladığına ve daha yaratıcı olmaya başladığına tanık oldum. Hal böyle olunca en azından haftada bir kitap okumaya karar verdim. Şimdi önümde bitirilmesi gereken bir kütüphane dolusu kitap var…