Bayramda Adana’ya ve Geçmişe Yolculuk Yapmak

Geçen bayram Adana’da ve ailemle birlikte olamadım ama bu sefer biraz gecikmeli de olsa işleri bir kenara bırakıp memlekete gidebildim.

İnsanın doğup, büyüdüğü topraklara üç beş gün için de olsa geri dönmesi güzel. Çocukluğunuzun geçtiği yerleri uzun yıllar sonra ziyaret edince, orada oyun oynayan çocuklar arasında kendi çocukluğunuzu arıyorsunuz. Çocukların arasında kendinizi bulamayınca da artık büyüdüğünüzü fark ediyorsunuz.

Ancak çocukluğunuzdan kalan bir iz görmek bile sizi mutlu etmeye yetiyor. Orada sizden birşeyler kaldığını fark etmek, örneğin fidanını diktiğiniz bir mandalina ağacının meyve verdiğini görmek tüm hüznünüzü silip atıyor. Bu ağacın dalından kopartıp afiyetle yediğinizin mandalina hayatınızdaki en lezzetli meyve oluyor.

“Yemek”ten ve Adana’dan bahsetmişken, Dünyanın başka hiçbir yerinde eşine benzerine rastlayamayacağınız Adana’nın kebabından ve şalgamdan da bahsetmeli. Adana’da bulunduğum dört gün boyunca her akşam kebap yedim, şalgam içtim ve açıkçası her ikisine de doyamadım. Belki abarttığımı düşünebilirsiniz ama bir akşam, Seyhan gölü kenarında kebap yemeden, şalgam içmeden bu dünyadan göçüp giden insanların eksik yaşadıklarını bile düşündüm.

Şimdi Bursa’dayım ve tatil sonrasında çalışmaya başladım. Ne mutlu ki Bursa’nın da kendine göre güzellikleri ve sevdiğim bir işim var. Aksi halde Adana’dan dönmek çok daha zor olacaktı…

Takip edin!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir