Arşiv 2015/08/23

Gazetecinin Mobil Alet Çantası

Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler gazetecilik için yeni araç ve mecraların doğmasını sağladı. Artık gazeteciler bu araçları ve mecraları da aktif olarak kullanmak durumunda. Bu makalede çağımız gazetecilerinin cep telefonları ile yapabilecekleri, hatta yapmaları gereken gazetecilik faaliyetleri üzerinde duracağım. Bir cep telefonu ile nasıl gazetecilik yapılabileceğini anlatmaya çalışacağım.

4 temel bileşen

Cep telefonları ile gazetecilik yapmak için temelde 4 bileşene ihtiyaç var. Bunlar kamera, mikrofon, internet bağlantısı ve ilgili uygulamalar olarak sıralanabilir.

Günümüzde satılan hemen her akıllı telefonda kamera, mikrofon ve internet bağlantısı dahili donanım olarak sunulmaktadır. Ancak cep telefonunuzla haber yapabilmeniz için uygulamalara da ihtiyacınız vardır.

Habercilik Uygulamaları

Google Play veya AppStore’da gazetecilere yönelik yüzlerce uygulama bulmanız mümkün. Ben bu makalede kendi kullandığım ve işimi kolaylaştırdığını düşündüğüm 10 uygulamayı ve deneyimlerimi paylaşacağım. (Sizlerin öneri ve deneyimlerini de sayfanın altındaki yorum bölmesine bekliyor olacağım.)

fbFacebook GP

Sosyal medya denildiğinde ilk akla gelen mecra, Facebook. Bu mecra doğru kullanılırsa habere ulaşmak ve haberinizi ulaştırmak için de oldukça verimli olabilir.

Habere ulaşmak için Facebook’u aktif olarak kullanabilirsiniz. Haberinizde adı geçen kişileri Facebook profilleri aracılığıyla daha iyi tanıma şansı bulabilirsiniz. Ayrıca Facebook grup ve sayfalarını takip ederek de birçok habere ulaşmanız, yeni haberler için fikir edinmeniz mümkün.

Haberi ulaştırmak için de Facebook önemli. Facebook’ta grup ve sayfalar oluşturarak çok sayıda insana ulaşma potansiyeliniz var. Ayrıca Facebook’ta kendi duvarınızda yaptığınız bir haber paylaşımı da, arkadaşlarınızın da bu haberi paylaşmasıyla domino etkisi oluşturabilir. Böyle de binlerce kişiye ulaşma şansı bulabilirsiniz. (Bunun bir örneğini geçtiğimiz aylarda yaşadık: Sahipsiz Çocuklar Artık Dayak Yemeyecek! Çünkü Artık Sosyal Medya Var!..)

twitterTwitter GP

Dünyada Twitter’ın internet kullanıcılarına oranla en yoğun kullanıldığı ülke Türkiye. İlginç ama öyle. Bu mecra Gezi Parkı olayları sırasında Türkiye’nin en önemli haber alma ve paylaşma mecralarından birisi haline geldi. Sonrasında da popülerliğini yitirmedi ve günümüzde Türkiye’nin en popüler ikinci sosyal ağı.

Twitter gazeteciler için habere ulaşmak ve haberi paylaşmak için önemli bir mecra. Twitter’da nasıl habere ulaşabileceğinizi, nasıl haberlerinizi daha fazla kişiye ulaştırabileceğinizi daha önce Medya Akademi’de detaylı olarak anlatmıştım. Tekrar etmeyeyim, ilgileniyorsanız Medya Akademi’ye mutlaka göz atın: Twitter’da Nasıl Habercilik Yapılır?

Ustream – GP

Ustream, canlı yayın yapmanıza olanak sağlayan bir uygulama. Bir tuşla on binlerce kişiye ulaşmanın kısa yolu. Eğer kendiniz ansızın bir haberin içinde bulduysanız yapabileceğiniz en mantıklı şey Ustream ile canlı yayına başlamak. Hem ses, hem görüntü kaydı ve anlık paylaşım imkanı… Ve tüm bunları aynı zamanda kayıt altına alma şansı. Hepsi Ustream ile oldukça kolay ve ücretsiz.

Ustream’i daha önce Gezi Parkı olayları sırasında Politik Akademi için kullanmıştık. Canlı yayınlarımız binlerce kişiye ulaşmıştı:

Periscobe – GP

Ustream ile benzer özelliklere sahip bir uygulama. Son aylarda oldukça popüler olduğu için Ustream yerine tercih edebilirsiniz. Twitter entegrasyonu sayesinde takipçilerinizi yayınızdan haberdar da edebilirsiniz.

Youtube – GP

Dünyanın en popüler video paylaşım ağı Youtube ile çektiğiniz ham görüntüleri veya işlediğiniz içeriği paylaşma şansına sahip olabilirsiniz. Burada bir kanal oluşturup, ücretsiz olarak saatlerce videoyu abonelerinizle paylaşabilirsiniz.

SoundCloud – GP

Youtube’un ses versiyonu denilebilir. Kaydettiğiniz sesleri burada paylaşma şansı bulabilirsiniz. Röportaj kayıtlarınızı paylaşabileceğiniz gibi podcast yayını da yapabilirsiniz. (Podcast hakkında bilgi sahibi değilseniz, mutlaka göz atın: Radyo Bitiyor, Podcast Dönemi Başlıyor)

Ses Kaydedici

Çoğu akıllı telefonun kendi ses kayıt uygulaması var. Sizinkinin yok ise App Store veya Google Play’den ücretsiz bir tane edinin. Ben tüm röportajlarımı ses kayıt uygulaması ile yapıyorum. Ses kayıt cihazları öleli yıllar oluyor.

Evernote – GP

Hayatımı kolaylaştıran uygulama. Haberlerimi burada yazıp düzenleyebildiğim gibi, bunları iş arkadaşlarımla da paylaşabiliyorum. Ayrıca görev notları oluşturmak da özellikle dosya niteliğindeki haberlerin yapım sürecinde oldukça kolaylık sağlayabiliyor.

Evernote’un sesli not ve diğer özellikleri de gazetecilik faaliyetleri için iyi iş görebiliyor.

Google Drive – GP

Evernote gibi bulut depolama teknolojisini kullanan Google Drive; World, Excel gibi ofis uygulamlarına hemen her bilgisayardan ulaşmanızı sağlıyor. Evdeki bilgisayarınızdan da işteki bilgisayarınız veya cep telefonunuzdan da aynı dosyalara ulaşabiliyor, bunları düzeltme şansı buluyorsunuz. Ayrıca paylaşım özellikleri de oldukça gelişmiş.

Dropbox – GP

Bir diğer bulut depolama servisi de Drpobox. Özellikle çektiğiniz video ve fotoğrafları haber merkezine ulaştırmak için kullanabilirsiniz. Hızlı, güvenilir. Foto muhabirleri için hayat kurtarıcı bile olabilir.

Google’ı reddetti, Facebook’ta çalışacak

Anadolu Ajansı’ndaki ilk haberime imza attım. Haberimin konusu dünyanın iki teknoloji devi Google ve Facebook’tan iş teklifi alan bir genç: Rıza Selçuk Saydam. Rıza Selçuk Saydam’la neden Google’ı reddettiğini, Facebook’un ona sunduğu imkanları, gençlerin nasıl kariyer planı yapması gerektiğini konuştuk.

Rıza Selçuk Saydam’ı yakından tanımak benim için keyifli ve öğretici oldu.

Bir bölümüne aa.com.tr‘den ulaşabileceğiniz haber şöyle:

Rıza Selçuk Saydam üniversiteden henüz mezun oldu. Yaptığı çalışmaları gören Google ve Facebook, Saydam’a iş teklif etti. Google’ı reddeden Rıza, Ekim ayında Facebook’ta işbaşı yapacak.

AA muhabirine konuşan Rıza Selçuk Saydam, “Son bir senemdeki amacımdı Silikon Vadisi’ne gitmek. ‘Nasıl bunun yolunu bulurum’ diyordum. En büyüğü hedefleyerek Google’dan teklif almak için çalışmaya başladım” dedi. Online bir portföy hazırladığını belirten Saydam, web sitesinde kendisini ve yaptığı işleri tanıttığını, bunun da sadece Google’ın değil Facebook’un da ilgisini çektiğini belirtiyor.

DSC_0022Google’ın teklifini reddetti

Google ve Facebook arasında tercih yapmak zorunda kalan Saydam, Google’ın tüm mülakat süreçlerini başarıyla tamamlamasına rağmen gelen çalışma teklifini reddetti.

Gençlerin hayallerini süsleyen teklifi reddetmesini Google’da daha fazla gelişemeyebilirdim diyerek açıklıyor: “Google’dan gelen teklif ilk bakışta mükemmeldi ama teknoloji geliştikçe ben nasıl gelişeceğim, kendimi nasıl ilerleteceğim sorularına tam yanıt bulamadım. Biraz zorladım da onları aslında. En sonunda ‘Sana özel bütçe vereceğiz, dilediğin kursa gidebilirsin’ dediler. Facebook ise tersten bakıyor. Onların bana ilk dediği, ‘Biz senin iyi olduğunu görüyoruz ve daha iyi olmanı istiyoruz’du. Öğrenme sözü verdiler bana ve bence en değerlisi bu.”

Zorlu mülakatlar 4 ay sürdü

Saydam, Facebook ve Google’da 4 ay süren zorlu mülakatları başarıyla geçiyor. Online mülakatların ardından ABD’ye davet ediliyor. Burada da bir gün süren yüz yüze mülakatı başarılı bir şekilde tamamlıyor.

Mülakat sürecini ”Sabah konferans salonuna girip, bu güne kadar yaptığın işleri, amaçlarını, sonuçlarını ve Facebook’a ne katacağını anlatacağın bir sunum istiyorlar. 10 yetkili isim sizi 50 dakika boyunca dinleyip, harıl harıl not alıyorlar. Sonrasında o 10 kişiyle tek tek mülakata giriyorsunuz” diye anlatıyor.

Google ve Facebook’un mülakat soruları

Saydam, Google ve Facebook’un zorlu mülakat süreçleri hakkında yazılan kitap ve makalelerin pek çoğunun gerçeği yansıtmadığını belirtiyor. “Mesela bir otobüse kaç pinpon topu sığar diye sorulduğu iddia ediliyor. Bunlar gerçek değil. Hatta bu tür sorular yasaklanmış durumda. Böyle bir soru sorarlarsa, sen de onlara sormalısın, ‘Neden bir otobüse pinpon topu doldurmak istiyorsun? Benim işim bu mu olacak?’ diye” diyor.

Daha mantıklı sorular sorulduğunu söyleyen Saydam “Mesela sürücüsüz arabanın içini nasıl tasarlayabileceğimi sordular. Başka bir görüşmede ise “Bin katlı bir binaya asansör sistemini nasıl kurabilirsin?” dediler. Normal şartlarda 1000 buton yerleştiremezsin. Bunu nasıl geliştirebileceğini düşünmen gerekli. Senden olayı, sorunu algılamanı bekliyorlar. Algıladıktan sonra da olası alternatifleri sunabilmeni istiyorlar” dedi.

Mark Zuckerberg’le aynı ortamda çalışacak

“Sanırım mülakatlarda beni sevdiler ve ben de biraz nazımı geçirebildim, neredeyse Facebook ofisinin tamamını gezdim” diyen Saydam’a çalışma ortamındaki farklılıkları sorduk.

“Farklılar. Mesela bizde unvan büyüdükçe masa büyüyor, Facebook’ta öyle değil, hatta duvarlar yok. Bir cafede insanlar nasıl oturuyorsa Facebook’ta da öyle oturuyorlar. Mesela garip geldi, Mark Zuckerberg’le aynı ortamda çalışacağım. Bir şey olduğu zaman gidip omuzuna dokunabileceğim. Yani öyle bir açık ortamda çalışılıyor. Bir gizlileri yok. Kapalı kapıları yok. Toplantı odaları da olabildiğince şeffaf”

Silikon Vadisi’nde bir marangozluk atölyesi

Saydam, çalışma ortamındaki sosyal alanların da göz ardı edilmediğini belirtiyor. “Ayrıca bir de kasaba gibi bir bölge var. Birçok restoran, mağaza yer alıyor. Buradaki yerler bedava. Ben de umarım fazla kilo almam diyorum” diyor ve gülüyor.

Facebook’un “analog” diye adlandırılan bölümünden bahsediyor: “Orada teknolojiden uzak işler yapabiliyorsunuz. Mesela marangozluk atölyesi var. Burada çalışanlar kitaplık, masa yapabiliyor. Kendi yaptığınız ürünleri evinize de götürebiliyorsunuz”

RSS (8)Facebook’a Türk tasarımcı

Rıza Selçuk Saydam, Facebook’ta tasarımcı olarak çalışacak. Ayrıca Whatsapp veya Instagram gibi Facebook’a ait diğer şirketlerde de çalışma imkanı bulacak.

Saydam, tasarımcıların Facebook’taki önemini “Facebook’ta tasarımcılar, yazılımcıdan daha az ve süreçte daha aktifler. Burada ürünün stratejisinden, tasarımından sorumlusunuz” diye açıklıyor. Yeni çıkacak ürünleri tasarlayabileceğini veya mevcut ürünleri nasıl daha iyi hale getirebilirim diye çalışabileceğini belirtiyor.

Rıza, Google ve Facebook’tan iş teklifi almasını “Benim farkım üç farklı branşı bir araya getirebilmemde: Matematik, tasarım ve yazılım” diye açıklıyor. “Olayın matematiğine ilgisi olanlar çok şanslı olabilir. Her şey metrikler ve veriler üzerine dönüyor. Çünkü matematik bir doğru ve yanlış bilimi. “Belki”ye yer yok. Facebook da bunu istiyor. “Belki”lere yer vermiyor. Çünkü bir iki kez yanlış yaparsa Facebook da yok olabilir” diyor.

Türkiye’den kimse Facebook’a başvurmuyor

Saydam, Türkiye’deki “Dünyanın en iyisi olayım da Facebook’ta çalışayım” algısının yanlış olduğunu belirtiyor. “Hayır, bu böyle değil” diyor ve Türkiye’den kimsenin Facebook’a başvurmadığını söylüyor.

Gençlere olumsuz düşünmektense başvuru yapmalarını ve ilgili kişilere ulaşmaya çalışmalarını öneren Saydam’a göre “Ne kadar çok kişi başvurursa, o kadar çok Türkiye’den insan Silikon Vadisi’nde çalışabilir.”

Hedefi Türkiye’ye geri dönmek

Gelecekteki hayalini sorduğumuz Saydam, “Facebook’ta öğrendiğim bilgileri kendi girişimimde değerlendirmek. Umarım bu Türkiye’de olur. İnsan ülkeden giderken ‘Acaba ülkeme ihanet mi ediyorum?’ diye de düşünmeden edemiyor elbette ama bilgiyi de gidip yerinde edinmek gerekiyor. Sonra ülkene bu bilgi ile dönebilesin” diyor.