II. Dünya Savaşı Sonrasında Federal Almanya ve Almanya’nın Dış Politikası

II. Dünya Savaşı, 20. yüzyılda insanoğlunun dünya çapında gerçekleştirdiği ikinci savaştır. Alman ordularının Polonya‘ya saldırdığı 1 Eylül 1939 tarihinde başlayan savaş, altı yıl sürmüş ve 23 Nisan 1945 tarihinde Rusların Berlin‘e girmeleriyle, en azından Almanya ve Adolf Hitler için son bulmuştur.
Savaş sonrasında Almanya ciddi siyasal, kültürel ve ekonomik sorunlarla baş başa kalmış; adeta yerle bir edilmiştir.
Savaş öncesinde Almanya‘nın nüfusu 69.623.000 iken  savaş sonrasında nüfus %10,47 azalmıştır. Savaş boyunca 5.533.000 asker, 1.600.000 sivil hayatını kaybetmiş, 160.000 Almanya vatandaşı Yahudi de soykırıma maruz bırakılmıştır.
Savaş sonrasında galip devletlerin Almanya üzerinde karara vardıkları üç temel vardır: Yeni kurulacak Almanya, antimilitarist, antimonopolist ve antifaşist olmalıdır!
İlerleyen süreçte, galip devletlerin inşa ettiği Almanya ikiye bölünmüştür. Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği‘nin çekişmesi sonrasında, 23 Mayıs 1949 tarihinde Federal Almanya Cumhuriyeti (Batı Almanya) ve 7 Ekim 1949 tarihinde ise Demokratik Almanya Cumhuriyeti (Doğu Almanya) kurulmuştur.
Federal Almanya Cumhuriyeti‘nin dış politikası, şüphesiz, Weimar Cumhuriyeti Dönemi Almanya‘sının ve Adolf Hitler Dönemi Almanya‘sının dış politikasından farklıdır.
 
Prof. Dr. İbrahim S. Canbolat‘ın Değişen Dünyada Almanya ve Türkler adlı çalışmasında Federal Almanya’nın dış politikasını belirleyen faktörler  şu şekilde sıralanmıştır: “Dış politika, Federal Almanya’ya ilişkin olarak dört temel faktörce belirlenmektedir. Ülkenin ulusal çıkarları için dışpolitik davranış kalıbı oluşumuna zemin hazırlayan söz konusu faktörler şunlardır: Ulusal tarih, Almanya’nın bölünmüşlüğü, ekonomik büyüklük ve uluslararası yapı.