Yeni Bir Yıl… Yeni Başlangıçlar…

Geçtiğimiz haftalarda, yeni yıla girmeden radikal kararlar alabilirim diye yazmıştım. Öyle de oldu. 19 Mayıs 2011’den bu yana çalıştığım Olay TV’den kendi isteğimle ayrıldım, yani istifa ettim.

Olay TV’de geçirdiğim bir buçuk yıllık süreçte güzel günler yaşadım, çok şey öğrendim. Çok iyi insanlar tanıdım, yeni dostluklar kurdum. Tüm bunları ömrümün geri kalanında unutabileceğimi sanmıyorum.

Ancak yeni bir başlangıç yapmamın vakti de gelmişti. Tebdili mekânda ferahlık vardır diyerek, yeni bir yolculuğa çıkma kararı aldım. Şu anda bu yazıyı üniversite kütüphanesinden yazıyorum. Tahmin edeceğiniz gibi artık akademik kariyerime yoğunlaşacağım.

2007’de üniversiteye ilk başladığımda üç hedefim vardı. Bunlar: dünyanın önde gelen sosyal bilimcilerinden bir tanesi olmak,  iyi bir gazeteci ve hatta başarılı bir yazar olmaktı. Yaşım ilerledikçe bu üç hedefe birden ulaşmanın üniversite birinci sınıfta görüldüğü kadar kolay olmadığını anladım. Ancak mücadeleyi de bırakmak niyetinde değilim.

Uludağ Üniversitesi Uluslararsı İlişkiler Bölümü’nden mezun olduktan sonra Anadolu Üniversitesi’nde Medya İletişim öğrenimi görmem ve Olay TV’de edindiğim gazetecilik deneyimi beni “iyi bir gazeteci olmak” hedefime yaklaştırdı.

Şimdi ise “iyi bir sosyal bilimci olmak” için akademik kariyerime yoğunlaşma zamanım geldi. Medyadan ve gazetecilikten çok kopmadan akademik kariyer basamaklarını adım adım tırmanmak için Uludağ Üniversitesi’ne, üniversiteme geri döndüm.

Anlayacağımız, benim için yeni bir süreç, hatta yeni bir hayat başlıyor… Dilerim pişman olmam.

İnternet Gazeteciliği ve Yeni Medya

Gelişen bilgisayarların ve hayatımızı adeta çepeçevre sarmaya başlayan internetin hayatımızda yarattığı en önemli değişimlerden birisi de medya sektörünün dönüşümü oldu. Medya ve iletişim, öncesinde hayal edilemeyecek bir şekilde değişti ve gelişti. Bugün geldiğimiz noktada “internet kullanımının yaygınlaşmasıyla, alternatif medya olarak da takdim edilen internet üzerinden yayın yapan yeni bir habercilik türü ortaya çıkmıştır. Bu yeni tür, genel anlamda elektronik yayıncılık, daha özel bir terimle internet gazeteciliği olarak adlandırılmaktadır.”[1]

“Bilgiye ulaşma, yayma, kısaca iletişim konusunda sağladığı bu imkânlar ve getirdiği kolaylıklar, interneti habercilik sektörü için vazgeçilmez bir araç olarak karşımıza çıkarmış ve yaygınlaştırmıştır. Gerek yazılı basının ve gerekse görsel medyanın pahalı yatırımlarına gerek duymayan, diğer habercilik sektörlerine göre çok küçük maliyetlerle, hem yazılı basının hem de görsel medyanın fonksiyonlarını da içeren yapısıyla internet gazeteciliği,  kitle iletişimi alanında yeni bir olgu olarak yerini almıştır. Öyle ki, gerek yazılı basın, gerekse görsel medya, kendi kulvarlarında işlevlerini yerine getirirken, bu yeni kitle iletişim türüne duyarsız kalmamış, internet gazeteciliğine de el atmışlardır.”[2]

Medyanın internete yönelmesinde önemli bir erkenin ucuz maliyetler olduğu bir gerçek fakat okuyucusu olmayan bir internet medyası da hiçbir anlam taşımazdı herhalde. İnterneti medya sektörü ve reklamverenler için cazip kılan önemli bir fark da tüketici yönelişleri. Bugün medya tüketicilerinin büyük bir bölümü klasik yayınlardan internet yayınlarına yönelmeye başlamış durumdalar. “The Economist’in yaptığı analize göre, insanlar haberleri artık internetten de takip ettiği ve genç nesil gazeteleri fazla okumadığı için gazetelerin tirajı yıldan yıla azalıyor. Reklamların online sitelere kayması nedeniyle gazetelerin reklamlardan aldığı pay da giderek düşüyor.

Yapılan araştırmalara göre, yazılı basındaki reklamların yaklaşık dörtte biri önümüzdeki 10 yıl içinde dijital medyaya kayacak. Yazılı basının 1995 yılında tüm reklam gelirlerinden aldığı yüzde 35’lik payın, 2005’te yüzde 30’a indiği belirtilirken, 2015 yılına gelindiğinde bu payın yüzde 5’lik bir erozyona daha uğrayacağı tahmin ediliyor” [3]

Amerika Birleşik Devletleri’nin önde gelen araştırmacı gazetecileri arasında sayılan David Kaplan, İstanbul’da katıldığı bir toplantıda reklamverenlerin internete yönelişleri hakkında şunları söylüyor: “İnternet biz gazetecilerin hem en iyi dostu hem de düşmanı. Çünkü onun sayesinde birçok dosyaya ulaşıyoruz ancak bununla beraber internet gazeteciliği diye bir alan ortaya çıktı. Bu alanda reklam vermek çok daha kârlı. Çünkü çok hızlı ve pratik. Artık reklam verenler gazeteleri tercih etmiyorlar. Kısacası gazete sahiplerinin geliri azaldı. Bunun ucu da bize dokunuyor!”[4]

Gazeteci Oray Eğin internetin klasik gazetelerden önemli bir farklını, üstünlüğünü vurguluyor: “Eskiden kendini özdeşleştireceği tek bir gazete bile almayan okur şimdi bir anlamda kendi gazetesini yaratabiliyor; haberleri karşılaştırabiliyor, farklı gazetelerden farklı yazarları takip edebiliyor. Tepkisini de övgüsünü de kolaylıkla yansıtabiliyor. Giderek, bir yazarın nerede yazdığının pek de önemsenmediği bir döneme gireceğiz belki de. Çünkü hepimizin yazıları İnternet’te çıkıyor ve her birimiz böylece ‘tek’ bir gazetenin parçası haline geliyoruz. Belki bundan 10, 20 yıl sonra kağıttan gazete hiçbir şey ifade etmeyecek.”[5]


[1] Aslı Güngör Kırçıl ve Turhan Karagüler, Dijital Çağda İletişime Yeni Yaklaşım, http://www.dorduncukuvvetmedya.com (20.12.2010)
[2] Dr. Hilmi Bengi, İnternet Gazeteciliği ve Telif Hakları Sorunuhttp://inet-tr.org.tr/inetconf8/bildiri/36.doc (07.12.2010)
[3] http://www.dorduncukuvvetmedya.com (19.12.2010)
[4] Nagehan Alçı, Fon Gazeteciliği, Akşam Gazetesi, 26.12.2010
[5] Oray Eğin, Gazetecilikte ‘Temizlikçi Kadın’ Dönemi Kapandı, Akşam Gazetesi, 18.06.2010