Zozo: Savaş Bir Çocuğa Yakışmaz!

Zozo: Savaş Bir Çocuğa Yakışmaz!

Öylesine plansız, programsız; neler gelmiş neler gitmiş diye film satan her zamanki mekanıma gittim. Klasik diyalogların ardından yeni neler gelmiş, neler gitmiş bakmaya başladım. Doğru düzgün birşeyler bulamayınca da arda kalan sayfalara tekrar göz atmak istedim ve Zozo ile karşılaştım. Film hakkında herhangi bir bilgim olmadığı için filmin kutusunun üzerindeki yazılara yumuldum uzunca bir süre. Sonra filmden anladığını düşündüğüm, ama şimdi anlamadığını bildiğim satıcıya sordum filmi; “Klasik bir savaş filmi işte” yorumunu aldım. Eve gelip bilgisayarımın başına kurulunca Zozo’nun klasik bir savaş filmi olmadıını, mükemmel denilebilecek bir film olduğunu gördüm…

Film Lübnan’dan İsviçre’ye kadar uzanan güzel bir öyküye sahip. Oyuncuları da bir o kadar iyi, özellikle Zozo karakterini canlandıran Imad Creidi’ye aşık oldum diyebilirim. Bir çocuk bu kadar mı şirin olur, rolünü bu kadar mı iyi oynar?

Film savaşın acısını gözler önüne seriyor. Savaşın insan hayatından neleri aldığını, insan hayatında ne kadar var olduğunu gösteriyor bizlere… Nitekim Zozo da Lüban’ın o iğreti savaş havasından kurtulup İsviçre’de yaşamaya başlayınca yeni bir savaşın içine giriyor. Onlardan olmadığı için dışlanıyor, dayak yiyor; diliyle alay ediliyor, bir an önce yerel dili öğrenmesi dikte ediliyor. Burada görüyoruz ki insan her zaman anlamsız savaşlar içine düşüyor, savaşların içerisinden kurtulamıyor…

Filmin bana çok önemli bir kazanımı da Arapça oldu, Arapçayı bu güne kadar Arapça nedir bilmez hocalardan, hırıltılarla dinlediğimiz için Arapçanın ne kadar güzel bir dil olduğunu fark edememişim. Filmde Arapçanın aslında kulağa ne kadar da hoş gelebildiğini gördüm. Tüm bunlar ve çok daha fazlası için filmin senaristi ve yönetmeni olan Josef Fares’e de bir teşekkür borçuluyum, hayatımda güzel bir film izleme imkanı sağladığınız için teşekkürler Josef Fares.

Sözün özü bu filmi izlemeden ölmeyin. Gerçekten kaliteli bir uluslararası yapım. Sadece filmin müzikleri için bile bu film alınır ve izlenir…

Takip edin!
Okan Yüksel

Uluslararası İlişkiler, Medya ve İletişim öğrenimi gördü. Politik Akademi ve Medya Akademi'yi kurdu. İnternet Gazeteciliği ve Blog Derneği'nin (İGBD) kuruluşunda görev aldı. Olay TV'de dış haber editörü olarak profesyonel gazeteciliğe başladı. 2014'te Al Jazeera Türk'e katıldı. 2015 ortasında Anadolu Ajansı'nın sosyal medya yöneticisl oldu. Okan Yüksel'in blog, makale ve haber dallarında 6 ödülü, "İnternet Gazeteciliği ve Blog Yazarlığı" adlı bir kitabı bulunuyor. Uluslararası ilişkiler, medya ve iletişim teknolojileriyle ilgileniyor.

Bir Cevap Yazın

Paylaşım
Daha fazla Klasik Medya, Kültür & Sanat
Ücretsiz E-Kitap Cenneti: Alt Kitap

Yaklaşık dört beş yıl öncesinde tanıştım Altkitap'la. İnternette aşıracak korsan kitap arayışında olan ben, yazarların karşılık beklemeden eserlerini paylaştıkları bu...

Bloglarda Kopyala/Yapıştır Salgını!

Diogenes'in gündüz vakti fenerle insan aması gibi bizler de blog gibi blog arayışındayız. Kopyala/Yapıştır mantığı o kadar egemen hale gelmiş...

Elif Şafak’tan “Baba ve Piç”

Her adımda daha da ağırlaşan çantam sırtımda, okulun tüm yorgunluğu bedenime sinmiş, yürüyordum caddede. Akşamüzeri kaldırıma kurulan korsan CD ve...

Kapat