Uludağ Üniversitesi’nde Konferans…
Son günler güzel geçiyor, sabahtan akşama kadar konferans konferans koşuşturuyoruz; geceye doğru da dersler başlıyor…
Son günler güzel geçiyor, sabahtan akşama kadar konferans konferans koşuşturuyoruz; geceye doğru da dersler başlıyor…
Aklımda kaldığı kadarıyla, ilk şiirimin adı “meçhul sevgili” idi. Olmayan, kavuşulamayacak bir sevgiliye yazmıştım; bir ütopya
Neden insan ölümünü tasarlamaz ki? Neden bu kadar uzaklardadır ki ölüm? Aslında yanıbaşımızda olduğunu neden göremeyiz ve neden nasıl öleceğimize kendimiz karar verebilecekken ecelin kapımızı çalmasını bekleriz? İnsan ölümünü tasarlayacak kadar üstün bir yaratık sonuçta…
Bugün, Türk Mucit‘in “tonton” profesörü Celal Şengör üniversitemizi şereflendirdi, engin bilgisi ve muhteşem hitabıyla en
Bursa sonunda benim için bir belirsizlik olmaktan çıktı. Sokaklarında ve caddelerinde yürümüşlüğüm oldu en azından.
Sonunda beklenen an geldi, yarın hayatımın dört yılının geçeceği topraklara doğru ilk adımımı atıyorum.
Bugün sabah kalkar kalkmaz, yüzümü bile yıkamadan bilgisayarımın başına koştum. Bugün Bloggum Blog Yarışması sonuçları
Aşkı, acıyı, aile içi şiddeti ve her türlü sömürüyü, dostluğu, düşmanlığı, hayatta nerede olduğunun değil nerede olacağının önemini; kısaca hayatın güzelliklerini ve iğrençliklerini bir arada görmek mümkün. Kimi yerde içinizi ferahlatan, kimi yerde de üstünüze fazlasıyla baskı yapan ağır sahneler var filmde.
Genç, toplumdan farklı olduğunu sergileme telaşına düşüyor ve çoğu zaman farkında olmadan komik durumlara düşüyor. Ben buna sürüden olmamaya çalışanlar sürüsüne ait olmak diyorum.
Kitaplığımın raflarına usulca göz gezdiriyorum. Kitaplıktaki her bir kitap, kısacık da olsa beni çok farklı
Film Lübnan’dan İsviçre’ye kadar uzanan güzel bir öyküye sahip. Oyuncuları da bir o kadar iyi, özellikle Zozo karakterini canlandıran Imad Creidi’ye aşık oldum diyebilirim. Bir çocuk bu kadar mı şirin olur, rolünü bu kadar mı iyi oynar?