İletişim odaklı yayınevi: Medya Akademi Yayınları

Medya Akademi ve benim için önemli bir haberi sizlerle paylaşmak istiyorum! Medya ve iletişim odağında, Türkiye’nin dijitalleşmesine katkı sunacak telif ve çeviri eserler yayınlamak amacıyla “Medya Akademi Yayınları”nı resmen kurmuş bulunuyoruz.

T.C. Kültür Bakanlığı nezdindeki girişimlerimizin olumlu sonuçlanmasıyla birlikte bugün itibariyle Medya Akademi Yayınları ulusal ve uluslararası yayınlar yapmaya yetkili bir yayınevi! 

Açıkçası “Yayınevi Sahibi” ve “Genel Yayın Yönetmeni” olmak, 32 yıllık hayatımda taşıma şansı bulduğum “gazeteci”, “yazar”, “akademisyen” ve “başbakanlık danışmanı” gibi ünvanlardan çok daha onur verici oldu.

İnsanların okuyacakları kitapları seçiyor olmak, okurlara en iyi kitapları sunmak için çalışmak tek kelime ile “mükemmel” bir iş.

Önceliğimiz dijitalleşme ve bunun yansımaları olacak

Alanında değerli içerikleri bulmak ve en iyi şekilde okura sunmak yayın yapılacak konular hakkında bilgi birikimi ve deneyimi gerekli kılıyor. Bu çerçevede biz de Medya Akademi Yayınları’nda bilgi, deneyim sahibi olduğumuz medya ve iletişim odağında yayınlar yapmaya planlıyoruz.

Önceliğimiz medya ve iletişim sektöründeki dijitalleşme ve bunun tüm yansımaları olacak. Medya ve iletişimin dijitalleşmesine odaklanan değerli metinlere öncelik vereceğiz.

2020 planlarımız içerisinde “Dijital Pazarlama ve Sosyal Medya”, “Dijital Çağda Değişen İnternet Haberciliği”, “Podcast Yayıncılığı ve İnternet Radyoculuğu” ile “Tüm Boyutlarıyla SEO” kitaplarını yayınlamak var. Türkiye’nin içerisinde bulunduğu ağır ekonomik krize rağmen bu kitapları yıl sonuna kadar yayınlamayı istiyoruz.

Üçüncü kitabım Medya Akademi Yayınları’ndan çıkacak

Medya Akademi Yayınları’nın 2020 yayın planı içerisinde yer alan “Dijital Pazarlama ve Sosyal Medya” benim kendi yazdığım bir kitap olacak. Yani “İnternet Haberciliği ve Blog Yazarlığı”, “YouTube ve Video Blog Rehberi” kitaplarımın ardından 3. kitabım olacak olan “Dijital Pazarlama ve Sosyal Medya” kendi yayınevimiz Medya Akademi Yayınları tarafından yayınlanmış olacak.

Dijital Pazarlama ve Sosyal Medya kitabında sektörle ilgili bilgi ve deneyimlerimi, güncel bilimsel araştırmalarla harmanlayarak paylaşmaya çalışacağım. 

Medya Akademi’nin yoğun danışmanlık ve eğitim programından fırsat bulabilirsem, yıl içerisindeki ikinci hedefim ise “Dijital Çağda Değişen İnternet Haberciliği” kitabını hazırlamak ve yayınlamak olacak.

Kitap dosyası göndermek isterseniz, memnun oluruz

Medya Akademi yayınları herkese açık, değerli metinleri kitaplaştırmak ve okura ulaştırmak isteyen bir politikaya sahip. Bu çerçevede medya ve iletişim alanındaki kitap dosyalarınızı Medya Akademi yayınlarına ulaştırırsanız, 2020 ve 2021 yayın planımızda sizin kitaplarınıza da yer vermekten mutluluk duyarız.

Kitap dosyalarınız ya da soru, görüş ve önerilerinizi Medya Akademi Yayınları’na ulaştırmak isterseniz www.medyaakademi.com.tr adresli web sitemizi ziyaret edebilir ya da editor@medyaakademi.com.tr‘ye e-posta gönderebilirsiniz.

Catering sektörünün buluşma noktası: Catering Türkiye

Gazetecilik, ardından televizyon ve internet gazeteciliği derken, sektörel yayıncılığa da başlamış oldum. Türkiye’de catering sektörünün buluşma noktası olması iddiasıyla Catering Türkiye’yi yayınlamaya başladık.

Medya Akademi‘de birlikte çalıştığımız Türkiye’nin en iyi dijital yayıncılık ekibiyle birlikte, sektörel yayıncılık konusunda önemli bir adım attık. Türkiye’nin önemli sektörlerinden catering konusunda dijital yayınlara başladık.

Catering Türkiye, ülke genelindeki tüm catering firmalarını bir araya getirecek, catering sektörünün sesini daha fazla duyurmasını sağlayacak ve sektörün tüm paydaşlarına yer verecek. Aynı zamanda müşteriler ve tedarikçileri catering sektörüyle buluşturacak bir mecra inşa edeceğiz.

Catering Türkiye web sitesi ve sosyal mecralardaki etkisiyle iddialı. www.cateringturkiye.com adresinde yayına başlayan web sitesinin yanı sıra Catering Türkiye’yi Facebook, Twitter, Instagram ve LinkedIn‘den takip edebilirsiniz.

Catering Türkiye, catering sektörünün temsilcilerine sonuna kadar açık bir mecra olacak. Yayın ilkelerimiz çerçevesinde tüm catering sektörüne, ayrım gözetmeksizin ücretsiz olarak hizmet veriyoruz. Bu ilerleyen süreçte de böyle devam edecek.

Catering Türkiye’nin amaçlarından bir tanesi de toplu yemek hizmeti alan şirketlere rehber olabilmek. Hizmet almak isteyen şirketlerle catering şirketlerini bir araya getirecek bir mecra oluşturuyoruz. Bunun için Catering Türkiye Veritabanı’nı kurduk.

Catering Türkiye Veritabanı’nda, Türkiye’nin 7 bölgesinde, 81 ilinde hizmet veren tüm caterting şirketlerine yer vermek istiyoruz. Bu veritabanına kayıt olmak ücretsiz ve Catering Türkiye web sitesine yer alan formumuzu doldurarak her şirket üyelik sürecini başlatabilir.

Şu anda Catering Türkiye Veritabanı’nda Türkiye’nin 7 bölgesinden, 382 şirket yer alıyor. Bu şirketlerin sayısı her geçen gün artıyor ve bu çerçevede catering hizmeti almak isteyen şirketlerle catering şirketini bir araya getiren önemli bir mecra oluşuyor.

Catering Türkiye’nin dijital tarafta üssü web sitesi olacak ama bununla sınırlı kalmayacağız. E-Bülten konusunda iddialıyız. Haftalık olarak sektöreli elektronik bültenler yayınlayacağız. Bu bültenler catering sektörünün önde gelen temsilcilerine ulaştırılacak.

Catering Türkiye’nin sektöre özel yayınlayacağı e-bültenlere üyelik ücretiz. Herkes web sitemizin “E-Bülten Üyeliği” sayfasından ücretsiz olarak bültenimize üye olabilir. Bu bülten ile sektördeki güncel gelişmeler, haberler, makaleler ve röportajlar hakkında bilgi sahibi olunabilir.

Ayrıca kısa süre içerisinde Catering Türkiye’yi mobil mecralarda da bulabileceksiniz. Hem Android, hem de iOS uygulamalarımız kısa sürede uygulama marketlerdeki yerini alacak.

“YouTube ve Video Blog Rehberi” yayınlandı

Yeni kitabım, “YouTube ve Video Blog Rehberi” yayınlandı. Kitap, D&R, Medya Kitabevi ve diğer seçkin kitapçıların yanı sıra internette de satışta.

İnternet Gazeteciliği ve Blog Yazarlığı” kitabımın ardından ikinci kitabım, “YouTube ve Video Blog Rehberi” de yayınlandı.

Türkiye’nin ilk video bloggerlarından birisi olarak, bu kitabı YouTuber ve video bloggerlar için bir başucu kaynağı olması amacıyla yazdım. Kitapta YouTube’da nasıl kanal açılacağı, kanalın nasıl geliştirileceği gibi teknik konuları herkesin rahatlıkla anlayabileceği bir dilde kaleme aldım. Kitapta YouTube’a dair teknik konuların yanı sıra kaliteli ses ve video üretimine de genişçe yer ayırdım. YouTube ve video alanında çalışan profesyonellerle röportajlar yapılarak, onların bilgi ve deneyimlerinin okuyucuya aktarmayı amaçladım.

Kitapta YouTube sayesinde hayatı değişen “sıradan” insanların ilham verici hikâyelerini de unutmadım. Okuyucuya kılavuz olması umuduyla onların görüş ve önerilerini de paylaştım.

Kitabı almayı düşünenlere şunu söyleyebilirim: Bu kitabı okuyunca hayatınız elbette değişmeyecek! Ancak kitapta paylaşılan bilgi ve deneyimleri dikkate alarak açacağınız bir YouTube kanalı hayatınızı mutlaka değiştirecek…

Kapalı sosyal ağlarda troll’lere son

Sosyal medyada Facebook ve Twitter gibi klasik ağların alternatifleri artıyor. Mobil internet kullanımının yaygınlaşması, mahremiyet ve gerçeklik arayışı ‘kapalı sosyal ağlar’ı popülerleştiriyor. Her geçen hafta yeni bir kapalı sosyal ağ uygulaması tanıtılırken, bu mecralar yüz milyonlarca kişi tarafından kullanılıyor.

Kapalı sosyal ağların popülerleşmesi gerçek olmayan kişiler adına açılan ve kamuoyunu yönlendirmek için kullanılan troll hesap sorununa da çözüm oldu. Troll hesapların açılmasını engelleyen ‘kapalı sosyal ağlar’ kullanıcılara daha iyi deneyim yaşayabşlecekleri bir sosyal ortam sunmaya başladı.

Troll hesap yok, sadece gerçek kişiler var

SnapChat, Path ve Peach gibi çoğu ‘kapalı sosyal ağ’da gerçek kişiler dışında kullanıcı hesabı oluşturulmasına izin verilmiyor. Bu durum troll’lerin bu ağlara sızmasını engelliyor.

Kişisel bilgi ve paylaşımların sadece kısıtlı ve özel olarak seçilebilen bir kitle ile paylaşılabildiği bu tür ağlara üye olabilmek için telefon numarası onayı gerekiyor. Bu uygulamaların büyük bölümünde bir telefon numarası ile sadece bir hesap açılabiliyor.

Telefon numarası ile onay işlemi yapılarak Twitter’da olduğu gibi bir kişinin yazılımlar kullanarak on binlerce sahte hesap açma durumu söz konusu olamıyor.

“Troll hesaplar kullanılarak provokasyon yapıldı”

AA muhabirine konuşan İnternet Gazeteciliği ve Blog Derneği (İGBD) Başkanı Sinan Tunç, troll’lerin sosyal medyayı bir psikolojik savaş alanına çevirdiğini ancak kapalı sosyal ağların buna büyük oranda son verdiği görüşünde.

Troll hesapların sosyal mecraların güvenilirlikleri için de önemli bir sorun haline geldiğini belirten Tunç, “Twitter ve benzeri sitelerin troll hesaplar kullanılarak provokasyon ve propaganda yerlerine dönüştürüldüğünü pek çok olayda gördük.” dedi.

Kapalı sosyal ağlar popülerleşiyor

Kapalı sosyal ağlar, troll’lerin algı operasyonu yapmalarını büyük oranda engellerken kullanıcılar bu ağlara yönelmeye başlıyor.

Tunç, bu durumu fark eden internet gazetelerinin de bu mecralara özgü yayınlar yapmaya başladığını belirtiyor: “Kapalı sosyal ağlara olan ilginin artması internet gazetelerinin de bu mecralarda yer almasına neden oldu. Bugün pek çok internet gazetesi haberlerini Snapchat ve Cyber Dust gibi mecralarda da paylaşıyor.”

Kullanıcı sayısı her geçen gün artan kapalı sosyal ağlar popülerleştikçe çeşitlilikleri de artıyor. Her geçen hafta yeni bir kapalı sosyal ağın tınıtımı yapılıyor. Bu ağlar arasında Snapchat, Path, Peach özellikle gençler arasında yoğun olarak kullanılıyor.

snapchat nedirGeçici Dünya: “Snapchat”

Snapchat, kullanıcılara fotoğraf ve video çekip, üzerine notlar ekleyerek arkadaşlarıyla paylaşmalarını sağlayan bir mesajlaşma servisi olarak ortaya çıktı. İlerleyen dönemde “Hikayelerim” başlığı altında tüm kullanıcılara yönelik paylaşım yapılmasına imkan verdi.

Ağın önemli özelliklerinden birisi, kullancıların paylaştıkları içeriğin sadece belirli bir süre görünür olması. Belirlenen sürenin ardından mesajlar otomatik olarak siliniyor.

Mahremiyetin Yolu: “Path”

Path, kolay mahremiyet kontrolleri ile gizliliği ön plana almış bir sosyal ağ. Anlık fotoğraf, video, müzik, konum ve metin paylaşımlarında bulunulabiliyor. 150 kişilik arkadaş ekleme sınırı ile farklılı kazanan Path, Facebook ve Twitter’daki gibi bir zaman akışına sahip. Bu timeline ile sizin ve arkadaşlarınızın geçmişte yaptığı paylaşımlar da görülebiliyor.

peachRenkli sosyal ağ deneyimi: “Peach”

Vine kurucu ortaklarından Dom Hofmann tarafından geliştirlen Peach, son yıllarda en hızlı yayılan uygulamalar arasında yer aldı.

Sade ancak eğlenceli bir arayüze sahip olan Peach, mikro blog sitesi Twitter’a en yakın mecralardan biri. Ancak “magic words – sihirli kelimeler” adını verdiği komut özelliği ile diğer ağlardan ayrılıyor.

Kullan ve At: “Cyber Dust”

Arkadaşlarınızla kolayca ve güven içerisinde iletişim kurmayı amaçlayan Cyber Dust uygulaması, kendini yok eden mesajlar gönderebilme özelliğiyle dikkat çekiyor.

Uygulama vasıtasıyla gönderdiğiniz mesajlar hem kendi uygulamanızdan, hem alıcının uygulamasından hem de internetten tamamen siliniyor ve böylece siz dahil hiç kimse bir daha gönderilenlere ulaşamıyor.

 

Not: Anadolu Ajansı için yaptığım bu haberin tamamına www.aa.com.tr adresinden de ulaşabilirsiniz.

İnternet nedir? Nasıl çalışır?

Dünya nüfusunun yaklaşık yarısı internete bağlı. Bu oran Türkiye’de çok daha fazla. Türkiye nüfusunun %58’i yani 46 milyonu aktif internet kullanıcısı.

İstatistiklerin gösterdiği gibi çoğumuz interneti kullanıyoruz ancak pek azımız dünyayı değiştiren bu teknolojinin nasıl çalıştığından haberdar. Bu makalede şaşırtıcı bilgiler de paylaşarak internetin nasıl icat edildiğini, geliştiğini ve çalıştığını anlatmaya çalışacağım…

Kısaca: İnternet nedir?

İşe tanım ile başlayalım. İnternet kısacaMevcut bilgisayarları çeşitli ağlarla birbirlerine bağlayıp söz konusu bilgisayarlar arasında bilginin depolanmasını ve paylaşılmasını sağlayan elektronik bir dil ve kurallar bütünü” olarak tanımlanabilir.

İnternet, Dünyanın dört bir yanına yayılan bilgisayarın aralarında bilgi alışverişi yapılabilecek şekilde organize edilmeleri sonucu oluşan ağlar ve bu ağların birleşiminden oluşur. 1960’lı yılların sonunda kendini göstermeye ve 1990’larda kendinden ciddi anlamda söz ettirmeye başlamıştır.

Savunma amaçlı bir savaş teknolojisi olarak ortaya çıktı

İnternet, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) başlarını çektiği iki kutuplu dünya düzeninin hayatımıza kazandırdığı bir teknoloji olarak ortaya çıktı.

Sputnik 1, Dünya'nın ilk yapay uydusu olarak tarihe geçti.

Sputnik 1, Dünya’nın ilk yapay uydusu olarak tarihe geçti.

SSCB’nin 1957’de Sputnik’i uzaya göndermesi sonrasında askeri teknoloji geliştirme çalışmalarına hız veren ABD’de olası bir kıtalararası saldırıya karşı savunma mekanizmalarına ihtiyaç duymaya başladı. Bu çerçeve ABD’deki stratejik kuruluşlar arasında iletişimi sağlamak ve olası bir nükleer saldırı tehlikesine karşı önlem alabilmek amacıyla alternatif bir iletişim sistemi tasarlanmaya başladı.

ABD Savunma Bakanlığı İleri Araştırma Projeleri Ajansı (DARPA) tarafından 1969 yılında tamamlanan ve ArpaNet (Advanced Research Projects Agency Network) olarak adlandırılan sistem bu şekilde doğdu. ArpaNet bugün kullanmakta olduğumuz modern internetin temeli sayıldı.

İlk internet ağı 4 merkezi birbirine bağladı

ArpaNet, soğuk savaş süresince olası bir nükleer savaş durumunda alternatif iletişim aracı olarak kuruldu ve bugün kullanmakta olduğumuz internetin temellerini attı.

Bugünkü internetin temelini oluştursa da ilk başlarda ArpaNet oldukça küçük bir ağdan oluşuyordu. Sadece 4 üniversite (University of California at Los Angeles, University of Utah, Stanford Research Institute ve University of California at Santa Barbara) ile ilerleyen dönemde ABD Savunma Bakanlığı birbirine bağlanabilmişti.

Modern internetin temeli sayılan ArpaNet, kullanılmaya başlandığı 1969 yılında sadece 4 noktayı birleştiren bir ağ görünümündeydi.

Modern internetin temeli sayılan ArpaNet, kullanılmaya başlandığı 1969 yılında sadece 4 noktayı birleştiren bir ağ görünümündeydi.

İnternet üzerinden gönderilen ilk mesaj da ARPANET ile yapıldı. 29 Ekim 1969’da saat 22:30’da dünyada ilk kez bir bilgisayardan, diğerine internet üzerinden bir mesaj gönderildi.

İlk internet bağlantısı

İlk internet bağlantısının kayıtları.

Mesaj UCLA Profesörü Leonard Kleinrock gözetiminde UCLA’da yazılım üzerine eğitim gören Charley Kline tarafından UCLA’daki bir bilgisayardan Stanfort Üniversitesi’ndeki bir bilgisayara gönderildi.

1970’lere gelindiğinde internetin sivil kullanım alanları yavaş yavaş fark edilmeye başlandı. Öncelikle üniversiteler ve araştırma kurumları internetin önemini kavradı ve adeta devrim yaratacak bu teknolojiyi farklı şehirlerdeki bilim adamları ve araştırmacılar arasında bilgi alışverişini sağlamak için kullandı. Sonrasında ise farklı ülkelerdeki bilgisayar ağları da birbirlerine bağlanarak, internetin küresel bir kapsama alanına ulaşması sağlandı.

Savaşların insanlığa 'armağan' ettikleri hakkında ilginç bir not!
Savaş aklı başında hiçbir insanın olmasını istemediği bir olay olsa da insanlık tarhinde birçok icata da neden olmuştur. İnternet gibi pek çok teknoloji de savaş ve savunma amacıyla geliştirilmiştir. Öyle ki üzerlerimizdeki kıyafetlerin renk standartları, hatta S, M, L veya XL gibi boyut standartları dahi savaşlarda üniforma üretmek için icat edilmiştir. Savaşlar ve icatlar konusunda farklı bir bakış (ve çok daha fazlası) için, Linda Weiss ve John M. Hobson’ın “Devletler ve Ekonomik Kalkınma” başlıklı kitabı okunabilir.

O kablolar sanal değil, gerçek

Bugün dünyamızı çepeçevre saran internet, aslında sanaldan öte gerçek de bir ağı temsil ediyor.

İnternet dünyanın dört bir yanındaki milyonlarca bilgisayarı birbirine bağlarken büyük ölçüde kablolardan yardım alıyor. İnternet ağı, karaların yanı sıra deniz ve okyanusları da aşarak bilgisayarları, haliyle biz kullanıcıları birbirine bağlıyor.

Küresel kablo ağı, bugün kullanmakta olduğumuz modern interneti oluşturuyor. Karadaki on binlerce hat, okyanuslar altından birleştiriliyor.

Küresel kablo ağı, bugün kullanmakta olduğumuz modern interneti oluşturuyor. Karadaki on binlerce hat, okyanuslar altından birleştiriliyor.

İnternet en hızlı yayılan iletişim aracı oldu

Yukarıdaki haritada görülen ve dünyayı çepeçevre saran kablolardan da anlayabileceğiniz gibi internet tüm dünyaya yayılan bir iletişim aracına dönüşmüş durumda. İşin daha çarpıcı tarafı ise bunu diğer tüm rakiplerinden çok daha kısa bir sürede başarabilmiş olması. Amerika Birleşik Devletleri’nin önde gelen gazetelerinden USA Today’in verilerine göre, 50 milyon seyirciye/kullanıcıya ulaşmak radyonun 30, televizyonun 13, internetin ise sadece 4 yılını aldı.

Yani, internetin yaygınlaşma hızlı en yakın rakibi olan televizyondan bile onca yıl fazla!

Bugün dünyanın dört bir tarafına dağılmış yüz binlerce insan gününün büyük bir bölümünü internet bağlantısı olan bir bilgisayarın karşısında geçiriyor.

İnterneti sosyalleştiren deha: Tim Berners-Lee

İnternetin bugünkü anlamda bir forma kavuşmasında ve kitlelere yayılmasında etkisi olan en önemli isim ise “internetin babası“ olarak kabul edilen Tim Berners-Lee’dir.

Tim Berners Leeİsviçre’de, son yıllarda büyük patlama (big bang) deneyi ile tüm dünyada kendinden söz ettiren Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’nde (Centre Europeen pour la Recherche Nuclearie – CERN) çalışmakta olan Tim Bernard Lee, 1989 yılında, halen kullanılmakta olan World Wide Web (WWW) teknolojisini geliştirdi. Bu teknoloji ile bildiğimiz web sayfalarının oluşmasına ve bu sayfalar arasında gezmemize olanak sağladı.

İnternet siteleri içerisindeki sayfaların hazırlanmasında kullanılan dil olan Hyper Text Markup Language (HTML) de Tim Bernard Lee tarafından icat edildi. Tim Berners-Lee’nin bu kodlama dilinin patentini almaması ve insanların ücretsiz olarak bu dili kullanabilmeleri de şüphesiz internetin yayılmasına ve bu ismin efsaneleşmesinde büyük rol oynadı.

Tim Bernard Lee’nin mucidi olduğu HTML protokolü sayesinde öncesinde kurum ve kuruluşlar, sonrasında da bireysel kullanıcılar kendi web sitelerini yaratmaya başladılar.

İlk web sitesi ‘internet’ hakkındaydı

İlk web sitesi 1990’da tanıdık bir isim tarafından kuruldu. Tim Berners-Lee hala yayında olan web sitesinde internetin ne olduğu ve nasıl kullanılacağı anlatmaya çalıştı.

Günümüzdeki web sitelerinden oldukça sade bir görünüme sahip olan ilk web sitesinde sadece metin ve bağlantılar vardı. Fotoğaf ve video o zamanlar için pek de kullanılabilen içerikler değildi.

Tarayıcı yazılımları internetin sosyalleşmesini sağladı

HTML ile yazılan ve sadece uzmanlar tarafından anlaşılabilecek kodlardan oluşan bu web sayfalarının kitlelerce okunup, izlenebilmesi için gereken “internet tarayıcı“ yazılımları da bu yıllarda ortaya çıkmaya başladı. Asıl görevleri HTML kodlarını algılamak ve bu kodları bir web sayfasına dönüştürmek olan tarayıcıların ilk popüler olanı Netscape Navigator idi.

Navigator’un ardından, günümüzün de en popüler tarayıcılarından bir tanesi olarak kabul edilen Microsoft Internet Explorer ortaya çıktı. Sonrasında ise Mozilla Firefox ve Google Chrome tamamen ücretsiz olarak internet kullanıcılarının hizmetine sunuldu. 2013’te ise Yandex Browser’ın yoğun tanıtımına başlandı.

İnternet dünyamızı değiştirecek

Bugün geldiğimiz noktada insanların büyük bölümü zamanlarını bilgisayar başında, internete bağlı olarak geçiriyor. Artık sadece bilgisayarlarımız değil telefonlarımız, tabletlerimiz, akıllı saatlerimiz, arabalarımız, evlerimiz ve hatta evlerimizdeki eşyalar da internete bağlanmaya başladı.

Dünya internet ile değişiyor ve bu değişim öncekilerden çok daha hızlı ve çarpıcı oluyor. İşin daha heyecanlı tarafı ise ilerleyen aşamalarda nelerin olup biteceğini hiç kimse, hiç birimiz tam olarak öngöremiyoruz…

Okuyucu odaklı haber sitesi

21. yüzyılda bilgi ve haber daha önce hiç olmadığı kadar fazla üretilmeye başladı. Geldiğimiz noktada bilgi ve habere ulaşmak bir sorun olmaktan çıkarken ‘gerekli’ bilgi ve haberlere ulaşmaksa her geçen gün daha da zorlaşmaya başladı.

Gerekli bilgi ve habere ulaşmak zor ve zaman alıyor

Artık istediğimiz bilgi ve habere ulaşmak için uğraşmak, internette gelişmiş arama yöntemlerini kullanmak zorunda kalıyoruz. Girdiğimiz web sitelerinde de bizim için gereksiz onca içeriğin arasından istediğimiz bilgi ve habere ulaşmak oldukça zaman alıyor.

Bu durum haber siteleri için de maalesef geçerli. Bir haber sitesine girdiğimiz zaman ana sayfadaki haberlerin çok azı bizi ilgilendiriyor. Hal böyle olunca ya siteden hemen çıkıyor ya da ilgi duyduğumuz haberleri bulmak için sıkıntılı bir süreç yaşamak zorunda kalıyoruz.

Çözüm: Okuyucu odaklı haber sitesi 

Oysa e-ticaret siteleri ve reklam servisleri böylesi durumlar için çözümü bulmuş durumda. Ziyaretçi odaklı içerik ve reklam sunumu günümüzde yoğun olarak kullanılan bir yöntem. Bu yöntemle bir e-ticaret sitesine girip cep telefonu inceleyen bir ziyaretçinin bu konuya ilgisi saptanıyor ve ilerleyen dönemde kendisine bu konuyla ilgili gösterim ve reklamlar yapılıyor.

Benzer bir yöntemi neden haber siteleri için de kullanmıyoruz?

Bir haber sitesinde öncelikli olarak ilgi duyduğu konulardaki haberleri görmeyi kim istemez?

Okuyucuların/izleyicilerin çoğu kendisi için özel ve otomatik şekilde oluşan kişiselleştirilmiş bir haber sitesini mutlaka daha fazla ilgi ve kolaylıkla kullanacaktır. Manşetlerde ilgi duyduğu konudaki haberleri görecek, ilgi duyabileceği haberlere de alt manşetlerde kolaylıkla ulaşabilecektir. Bu durum pek çok haber sitesinin baş etmeye çalıştığı ‘hemen çıkma oranı’nı da oldukça düşürecektir. Ayrıca kullanıcı deneyimi de hiç olmadığı kadar pozitif olacaktır.

İnternet gazeteciliğinde önemli bir devrim olabilir

Okuyucu odaklı haber siteleri, her birisi bir diğerinin tıpkısı haline dönmeye başlayan alternatifleri arasında önemli bir avantaj yakalayacaktır. Bunu başarıyla uygulayabilen medya kuruluşları internet gazeteciliğinde önemli bir devrime de vesile olabilirler.

Teröre karşı sorumlu vatandaşın sosyal medya rehberi

Türkiye zor günlerden geçiyor. Sadece son 6 ayda Ankara’da 3, İstanbul’da 2 bombalı terör saldırısı gerçekleşti. Masum insanlar katledildi.

Ülkemizin huzur ve bütünlüğünü hedef alan bu terör saldırıları gazete ve televizyonlarda olduğu gibi Facebook, Twitter ve Periscope gibi sosyal mecralarda da yankı buldu. Ancak sosyal medyada teröre tepkinin yanı sıra parçalanmış cesetler, hurdaya dönmüş araçlar ve çokça yanlış bilgi de gördük. Sonrasında ise provokasyonlara neden olan, saldırı söylentileri başladı. AVM’lerde, kalabalık caddelerde patlama olduğuna, olacağına dair gerçek dışı paylaşımlar yapıldı.

Bu makalede sosyal medyada son zamanlarda sıklıkla tanık olduğumuz dezenformasyonun, provokasyonun önüne nasıl geçebileceğimiz üzerinde duracağım. Sorumlu bir vatandaşın provokasyonlara karşı sosyal medyada neler yapabileceğini madde madde açıklamaya çalışacağım.

Tanık olmadığınız gelişmeleri paylaşmayın

Tık GazeteciliğiSosyal medyada dezenformasyonun temel nedeni insanların tanık olmadığı, kulaktan duyma gelişmeleri paylaşması. Bu durum bir domino etkisi yaratarak, doğru olmayan bir haberin on binlerce kişi tarafından tekrar tekrar paylaşılmasına neden olabiliyor.

Buna engel olmak da çok basit: Tanık olmadığınız gelişmeleri paylaşmayın!

Gözünüzle görmediğiniz, kulağınızla duymadığınız gelişmeleri paylaşmayın! Bu bir suç olduğu için önce kendinize, sonrasında ise toplumsal huzura büyük zarar verebilir.

Paylaşırken bir kez daha düşünün

Sosyal mecralarda gördüğünüz saldırı veya patlama gibi haberlerin doğruluğundan emin olmadıkça re-tweet etmeyin, paylaşmayın.

Söz konusu paylaşımın doğru olup olmayacağını bir kez daha düşünün. Eğer gördüğünüz paylaşımların doğruluğundan yüzde 100 emin olamıyorsanız, bilgileri teyit edemiyorsanız tekrar paylaşmayın.

Sosyal medyadaki paylaşımlara eleştirel yaklaşarak, bunların doğruluğunu mutlaka test edin. (Bir sonraki maddedeki bilgi ve fotoğraf doğrulama araçlarını kullanabilirsiniz.) Eğer bunların gerçeği yansıtmadığını fark ederseniz bunu belirten bir tweet atın veya Facebook paylaşımı yapın.

Bilgi ve fotoğraf doğrulama araçlarını kullanın

türkçe video bloglarSosyal medyada paylaşılan bilgi, fotoğraf ve videoları doğrulamak için profesyonel gazetecilerin kullandıkları, bir bölümü oldukça basit yöntemler var. Bunlardan bir sosyal medya kullanıcısı olarak siz de yararlanabilirsiniz.

Örneğin Facebook ve Twitter’da sıklıkla eski saldırı ve patlama fotoğrafları saki yeniymiş gibi paylaşılmakta. Bu fotoğrafları doğrulamak sadece bir iki dakikanızı alır. Bunu nasıl yapacağınıza dair bir makale: Fotoğraf doğrulama araçları

Videolar konusunda da şüpheyi elden bırakmayın. Olayla ilgili olduğu iddia edilen görüntünün doğruluğunu arşiv araması yaparak teyit edebilirsiniz. Youtube, Dailymotion gibi video paylaşım ağlarında videonun konusuyla ilgili arama yapın. O video karşınıza eski bir tarihle çıkabilir.

Dezenformasyona siz engel olun

Provokasyonların, dezenformasyonun nedeni olmamak çok önemli. Ancak bununla da yetinmeyerek, provokasyonlara engel olabilirsiniz.

Örneğin Twitter’da herhangi bir AVM’de saldırı olduğu iddiası paylaşılmış ve siz de söz konusu AVM’deyseniz bunun doğru olmadığını yazın. Hatta fotoğraf ve video paylaşın. Böylelikle büyük bir dezenformasyona sadece bir tweet ile engel olmuş olursunuz. Ayrıca resmi makamların iddialarla ilgili paylaşımlarımlarını da takip edin, gerektiğinde bunları arkadaş ve takipçilerinizle paylaşın.

Öte yandan sosyal medyada paylaşılan içeriğe şüpheyle yaklaşıp, bir önceki maddede sözünü ettiğimiz yöntemlerle bunların doğru olmadığını saptayabilirsiniz. Bu durumda da söz konusu içeriğin gerçekleri yansıtmadığını detaylı bir açıklamayla birlikte sosyal medyada mutlaka belirtin.