Facebook’ta nasıl haber paylaşılır?

Facebook dünyanın geri kalan pek çok ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de de en fazla kullanılan sosyal ağ. Bu nedenle gerek medya organları, gerekirse de reklam ajansları için özel ilgi gösterilmesi gereken önemli bir mecra.

Ben de son 5 yıldır bu ağı haber paylaşmak için kullandım. Sosyal projelerin yanı sıra biri bölgesel, diğeri uluslararası iki TV kanalının sosyal medya hesaplarını profesyonel olarak yönettim. Şimdi de uluslararası bir haber ajansının sosyal medya hesaplarını yönetiyorum. Mesaimin büyük bölümü Facebook, Twitter ve Youtube’da haber paylaşarak geçiyor. Bugün de sizlere Facebook’a dair deneyim ve izlenimlerimi paylaşmak istiyorum.

Hangi haberleri (içeriği) Facebook’ta paylaşmalıyız?

Facebook çok sık aralıklarla paylaşım yapılan bir sosyal mecra olmadığı için hangi içeriğin Facebook’ta paylaşılacağına karar vermemiz gerekiyor. Burada sadece özel olduğunu düşündüğümüz, bu mecrada ilgi görecek ve etkileşime neden olacak haberler paylaşmanızı öneririm. Çok ve sık haber paylaşmayın çünkü bu hiç haber paylaşmamaktan farklı sonuçlar vermeyecektir. Facebook gereksiz olarak değerlendireceği paylaşımlarınızı çok az kişiye gösterecektir.

Hangi haberlerin ilgi gördüğü, etkileşime neden olduğu geçmişe yapılacak bir projeksiyonla belirlenebilir. Daha önce ilgi gören haber türleri, içeriği Facebook istatistiklerinden ve haftalık olarak çıkartılması gereken raporlardan görülmeli ve takip edilmelidir. Buna göre “iş yapacak” içerikler bu mecrada paylaşılmalıdır.

Hangi haberi paylaşmalısınız? Cevabı Twitter'da bulabilirsiniz...
Hangi haberin paylaşılacağını belirlerken Twitter size bir yol gösterici olabilir. Twitter’da fazla etkileşim alan haberler, genellikle Facebook’ta da etkileşim almaktadır. Bu nedenle Twitter paylaşımlarınızın sonucuna göre Facebook paylaşımlarınızı düzenleyebilirsiniz. Twitter’da hangi içeriğin etkileşimin yüksek olduğunu analytics.twitter.com adresinden görebilirsiniz.
Hangi saatlerde Facebook’ta paylaşım yapmalıyız?

Facebook’ta günün her saati paylaşım yapılabilir. Ancak gün içerisinde belirli saat aralıklarında yapılacak paylaşımlar çok daha fazla kişiye ulaşır.

Örneğin deneyimlerimden yola çıkarak 19.30 ila 22.00 arasının genellikle Facebook’ta en fazla kişiye ulaşılabilecek saatler olduğunu söyleyebilirim. (Tıpkı televizyonlardaki prime-time gibi.) Özel haberlerin bekletilmesi sorun olmayacak ise bu saat diliminde paylaşılması gerekmektedir.

Ancak 19.30 ile 22.00 arası Türkiye’deki haber siteleri için geçerli olabilir. Bu durum hesaba, ülkeye ve hedef kitleye göre farklılık gösterebilir. Sürekli olarak rapor çıkartılmalı, hedef kitlenin aktif olduğu saatler kontrol edilmeli ve doğru zamanlar belirlenmelidir. Yani, sizin sayfanızı beğenen kitleyi yakından tanımanız ve ona göre paylaşım saatlerini belirlemeniz bu noktada başarı için bir zorunluluk. Örneğin Ramazan aylarında sahura kalkan bir beğeni kitleniz varsa sahur saatlerinde de sık ve ilgili (örneğin Ramazan’la ilgili) paylaşım yapmanız gerekmektedir.

Hatırlatmaya gerek yok ama yine de yazayım: Son dakika veya beklemesi uygun olmayan haberler en kısa sürede paylaşılmalıdır. Böyle bir haber için prime-time’ı beklemek rasyonel olmayacaktır.

Facebook’ta hangi aralıkta paylaşım yapmalıyız?

Facebook’ta paylaşım sıklığı Twitter ve benzeri mecralara göre daha azdır. İdeal paylaşım aralığı gördüğüm kadarıyla 20 ila 40 dakikadır.

Facebook’ta nasıl paylaşım yapmalıyız?

Facebook’ta üç tür paylaşım yapılabilir: Bunlar “durum”, “fotoğraf” ve “video”dur.

Bu üç tür içerik arasında en fazla etkileşim sırasıyla video, fotoğraf ve durum ile sağlanır. Bu nedenle öncelik video paylaşımlarına verilmeli, ardından fotoğraf ve fotoğraf albümleri kullanılmalıdır. Fotoğraf ve video olmayan “durum” paylaşımları ise fazla tercih edilmemelidir.

Video paylaşımlarında Youtube’a veya benzer bir siteye link vermek yanlış olacaktır. Bunun yerine videoyu Facebook’a yüklemeniz erişiminizi çok daha artıracaktır.

Facebook’ta nasıl paylaşım yapmalıyız?

Başlık: Paylaşımın başlığı haberin başlığı ile aynı olmak zorunda değildir. Daha ilgi çekici, merak uyandırıcı (ama okuyucuyu kandırmayan) başlıklar tercih edilmesi daha iyi sonuçlar verecektir.

Link: Facebook’ta paylaşım yaparken kullanılacak linkler kısaltılmalıdır. Bunun için bit.ly gibi ücretsiz servisler kullanılabilir.

Görsel: Facebook’ta görsel olarak video veya fotoğraf ekleme şansı bulunmakta. Burada öncelik videoya verilmeli, haberin videosu yoksa fotoğraf galerisi, galeri yoksa tek fotoğraf kullanılmalıdır.

Bir galeri veya video içeren haber paylaşırken okuyucunun içeriğin bu özelliğinin de olduğunu anlaması sağlanır. Bunun için metnin başına [Video], [Galeri], [Belgesel] veya [İnfografik] yazısı eklenebilir. Bu tür içerikler “[Galeri] + Başlık + Link + Görsel” veya “[İnfografik] + Başlık + Link + Görsel” şeklinde paylaşılmalıdır.

Blog yazarak para kazanmak

Hiçbir zaman blog yazarak para kazanmak gibi bir amacım olmadı. Buna rağmen Türkiye’deki pek çok blog yazarından daha fazla para kazandım. Bugün sizlere 9 yıllık blog yazarlığı serüvenimde bu işten nasıl para kazanılabileceğine dair deneyimlerimi paylaşacağım.

Blog yazarak para kazanmak için kullanabileceğiniz birçok yöntem var. Bu yöntemlerin bir bölümü kısa vadede, bir bölümü ise uzun vadede kullanılabilir. Ancak bilmelisiniz ki blog yazarak ‘iyi’ para kazanmak uzun ve bolca emek isteyen bir süreçtir. Kısa vadede kazanabileceğiniz para çok az olacaktır.

Olmazsa olmaz: Yazdığınız alanda otorite olun

Blogunuzla ciddi paralar kazanmak gibi bir hedefiniz varsa, blogunuzun ‘para verilmeye değer’ olması gerekiyor. Yani ilk adım olarak insanları size para vermeye ikna edebilecek kadar kaliteli içeriğe sahip, yüksek ziyaretçi sayıları olan bir blog oluşturmanız gerekli.

Blogunuzun konusunda (örneğin otomotiv, fotoğraf veya edebiyat…) bir otorite kabul ediliyor olması, en azından ciddiye alınan bir kaynak olarak değerlendiriliyor olması öncelikli hedefiniz olmalı. Bu hedefe ulaşamadığınız takdirde belki küçük paralar kazanabilirsiniz ancak ciddi bir gelir elde etme şansınız olamaz.

Değerlendirme yazıları yazın, yayınlayın

Blogunuz yayın yaptığınız alanda veya sektörde ciddiye alınan bir kaynak olmaya başladığında, belli bir ziyaretçi sayısına da ulaşmış olursunuz. Bu aşamada pek çok şirket sizi fark eder ve sizden değerlendirme yazıları yazmanızı isteyebilir.

Örneğin cep telefonları hakkında bir blogunuz varsa Samsung sizden yeni bir telefon modelini değerlendirmenizi talep edebilir. Ya da otomobiller hakkında bir blog tutuyorsanız, bir üretici yeni modelleri ile test sürüşü yapmanızı, yorumlarınızı yazmanızı isteyebilir. Tüm bu incelemeleri objektif bir şekilde yapar, bloğunuzda yazar ve bunun karşılığında şirketten para alabilirsiniz.

Bu noktada illa teknoloji ve otomobil şirketi örneğine de takılmayın. Burada bir sınır yok. Örneğin bir spor aleti, kozmetik ürününü veya başka bir şeyi değerlendirmeniz ve bunların üreticilerinden para kazanmanız da mümkün.

İnternet reklamcılığını değerlendirin

İnternet reklamcılığı blog yazarları için önemli bir kaynak olma potansiyeline sahip. Google Adsense ve benzeri reklam servisleri blog yazarları için oldukça işlevsel reklam teklifleri sunmakta. Bu tür bir internet reklamcılığı hizmetine dahil olabilir, blogunuzda reklam alanları açabilirsiniz. (Google Adsense hakkında detaylı bilgi için resmi sitesine göz atabilirsiniz: AdSense’e nasıl kaydolabilirsiniz?)

Google Adsense ve benzerleri yüksek ziyaretçi sayısına sahip bloglara önemli sayılabilecek para kazandırsa da pek çokları için yeterli olmamaktadır. Ancak yine de diğer para kazandıran yöntemlerin yanında bunu da kullanarak ek gelir elde edebilirsiniz.

Blog Yazarak Para KazanmakSponsorlu içerik yayınlayın

Pek tercih ettiğim bir yöntem değil ama çoğu blog yazarı sponsorlu içerikler yayınlayarak para kazanıyorlar. Şirketlerden veya reklam ajanslarından gelen makale, fotoğraf veya video gibi içerikleri bloglarında yayınlayarak para kazanabiliyorlar. (Bu tür içeriklerin sponsorlu olduğunu okuyucularınıza bir not ile belirtmek önemli. Aksi halde okuyucularınızı kandırmış olursunuz. Bu etik olmadığı gibi uzun vadede size de kaybettirecektir.)

Sponsorlu içerik konusunda size elektronik posta ile ajanslardan teklif geleceği gibi, siz de bu alanda faaliyet gösteren ajanslara başvurabilirsiniz. Ayrıca Hürriyet gazetesinin Bumerang servisi de size sponsorlu içerik teklifleri sunabilir. Bumerang blog yazarlarına “Bumerang’dan alacağın teklifleri blogunda yayınlayarak gelir elde edebilir, dünyaca ünlü markaların blogunla tanışmasını sağlayabilirsin” diye sesleniyor. Bumerang ile ilgileniyorsanız, resmi web sitesi: Hürriyet Bumerang Network.

Reklam ajansları ve şirketlerle iletişime geçin

Reklam konusunda Google Adsense’ten daha iyi bir tercih reklam ajansları veya şirketlerle doğrudan iletişime geçmektir. Reklam ajanslarından bloğunuzu haberdar edip, bloğunuza bu ajansların reklamlarını almak da blog yazarak para kazanmak için iyi bir yöntem olacaktır.

Reklam ajanslarını da aradan çıkararak, doğrudan şirketlere ulaşmanız da mümkün. Örneğin Opel otomobiller hakkında bir blogunuz varsa, Opel için yedek parça üreten şirketleri bloğunuzdan haberdar edebilirsiniz. Bu şekilde ciddi reklam ücretleri alabilirsiniz.

Reklam ajansları ve şirketlerle doğrudan reklam anlaşması yapmanın iyi yanı daha çok daha fazla para kazanmanız, kötü yanı ise fatura kesme zorunluluğunuz doğacağı için bir şirket kurmak zorunda olmanız. Bu aşamada bir gelir/gider dengesi yakalamanız gerekli.

Satış ortaklığı servislerini kullanın

Blogunuza reklam almanın yanı sıra para kazanacağınız bir diğer yöntem de satış ortaklığı. Satış ortaklığı yaparak reklamlardan çok daha para kazanılabileceğine, arkadaşlarımın bloglarında şahit oldum.

Satış ortaklığı servisleri, blogunuz aracılığıyla yapılan satışlarda size belirli oranda kar payı vermektedir. Örneğin turistik bir bölge hakkında veya gezi konulu bir blogunuz varsa, Booking.com gibi bir servis ile satış ortaklığı anlaşması yaparak ciddi paralar kazanabilirsiniz. Blogunuzda bu servisin, otel rezervasyon panelini ekleyerek, blogunuz üzerinden yapılan her satıştan pay alabilirsiniz.

Booking.com, “Büyük havayollarından blog yazarlarına, müşterilerinize veya web sitesi ziyaretçilerinize otel rezervasyonları sunarak büyük miktarlarda kazanç sağlamanıza yardımcı olabiliriz. Sadece birkaç dakika içinde kazanmaya başlayabilirsiniz!” diyor. Dilerseniz şirketin şartlarına ve uygulamaya resmi web sitelerinden ulaşabilirsiniz: Booking.com ortağı olun.

Elbette hepimiz turizmle ilgili blog yazmayacağız. Peki, bu yöntemi kullanamayacak mıyız? Elbette kullanacağız, pek çok sektörde de booking.com benzeri siteler var. Aklıma ilk olarak makyaj malzemeleri ve kitap satışı yapan siteler geldi. Ancak bunlar dışında da satış ortaklığı yapılabilecek sektörler çok.

Blog yarışmalarını değerlendirin

Blog yarışmaları size doğrudan ve dolaylı olarak para kazanma imkanı sunar. Yarışmalarda konulan ödülleri kazanarak doğrudan para kazanabileceğiniz gibi, blogunuzun değerini artırarak dolaylı olarak da para kazanabilirsiniz.

Unutmamak gerekiyor ki ödüller almış bir blog başta okuyucular olmak üzere reklamverenler ve şirketler için de daha ciddiye alınacaktır.

İş ilişkileri kurun, iş ilişkilerinizi geliştirin

Blog yazmanın en önemli maddi getirisi iş ilişkilerinizi geliştirmekle mümkün olabilir. Çalıştığınız sektörde blogunuz sayesinde isim yapabilir, normal şartlarda ulaşamayacağınız kişi ve şirketlere bu vesileyle ulaşabilirsiniz.

Örneğin bir gazeteci iseniz blogunuzun varlığı isminizin, haberlerinizin daha fazla kişiye ulaşmasına neden olur. Bu da sizin iş ilişkilerinizi geliştirerek, ya kurumunuzdaki durumunuzu daha iyi bir aşamaya taşır ya da daha iyi bir aşamadaki kuruma geçmenize olanak verir.

NOT: Eğer bu aşamada bir blog açmaya karar verirseniz ancak nasıl blog açacağınızı bilmiyorsanız size yardımcı olabilecek bir makalem var: WordPress blog açma rehberi

NOT 2: Amacınız illa blog yazarak para kazanmak değil de internetten para kazanmak iste, size Facebook’tan Para Kazanmak ve Instagram’dan Para Kazanmak makalelerimi okumanızı da öneririm.

WordPress blog açma rehberi

En çok kullanılan içerik yönetim sistemi (CMS) unvanını kazanan WordPress, blog yazarlarına da ücretsiz blog oluşturma hizmeti sunmaktadır. WordPress ile dakikalar içerisinde ücretsiz bir blog oluşturabilir, blogunuzla milyonlarca kişiye ulaşabilirsiniz.

Bu makalede “WordPress’te nasıl blog oluşturulur?” sorusunu, ekran görüntülerinin de yardımıyla 7 adımda cevaplayacak, anlatacağım. Bir bakıma adım adım “WordPress blog açma rehberi” oluşturacağım.

1. Adım: Ücretsiz blog oluşturmak için en iyi alternatiflerden bir tanesi WordPress’tir. WordPress’te yeni bir hesap oluşturup, blog açmak için başvurmanız gereken adres ise http://tr.wordpress.com’dur.

Bu web sitesine girerek, “Web Sitesi Oluştur” butonuna tıklayarak blogunuzu açmak için gerekli ilk adımı atmış olursunuz.

Wordpress blog açma 1

2. Adım: “Web Sitesi Oluştur” butonuna tıkladıktan sonra karşımıza tema seçme sayfası gelecektir. Bu sayfada blogunuzun içeriğine uygun olduğunu düşündüğünüz bir tema seçmeniz gerekmektedir.

Burada tercih ettiğiniz bir temanın üstüne tıklayıp seçiminizi yapabilirsiniz. (Blogunuzun temasını daha sonra değiştirme şansınız da var. Yani bu adımda seçeceğiniz tema yerine daha sonra farklı temalar seçebilir, dilerseniz ücretli bir tema da satın alabilirsiniz.)

Wordpress blog açma 2

3. Adım: Tema seçimi kadar önemli bir adım da blogunuzun adresini belirlemektir. Bu adımda blogunuza uygun bir ad belirlemek gerekmektedir.

“Alan adı veya anahtar sözcük girin” yazılı kutucuğa blogunuzun alan adı (adresi) olmasını istediğiniz kelimeleri (i,ü,ö,ç,ş gibi Türkçe karakter içermeyecek şekilde) yazmanız gerekmektedir.

İlginç ve akılda kalıcı bir adres blogunuzun başarıya ulaşmasında size yardımcı olacaktır.

Wordpress blog açma 3

4. Adım: Alan adınızı seçtikten sonra (Ben örnekte “sosyalmedyaders“i seçtim.) yapmanız gereken size uygun olan paketi seçmektir.

Ücretli seçenekleri tercih ederek .com veya .net ile biten bir blog da açabilirsiniz ama ben bu makalede ücretsiz paketi anlatacağım.

Eğer seçtiğiniz alan adı başkası tarafından daha önce kullanılmamışsa, WordPress size ücretsiz olarak “wordpress.com” alan adına bağlı bir adres oluşturacaktır. Örnekte de “sosyalmedyaders” için “sosyalmedyaders.wordpress.com” adresinin oluşturulduğunu görebilirsiniz.

Bu adımda yapmanız gereken o adresin yanındaki “Seç” butonuna tıklamanızdır. (Dilerseniz daha sonra da .wordpress.com ile biten adresinizi .com veya .net gibi ücretli bir alan adına yükseltme şansınız var.)

Wordpress blog açma 4

5. Adım: Alan adımızı belirledikten sonra, WordPress’te kullanacağımız paketi seçmek gerekiyor.

Bu aşamada “Ücretsiz Paketi Seç” butonuna tıklayarak ilerliyoruz. (Dilerseniz paketinizi daha sonra da yükseltme şansınız var.)

Wordpress blog açma 5

6. Adım: Paket seçiminin ardından WordPress’te hesap oluşturma aşamasına geçiyoruz. Bu aşamada kullanmakta olduğunuz bir E-posta adresinizi yazarak istediğiniz kullanıcı adını ve parolayı oluşturmanız gerekiyor.

Kullanıcı adınızı unutmamanız için “Bir kullanıcı adı seçin” başlıklı bölüme adınızı veya blogunuz için belirlediğiniz adresi yazmanızı öneririm. Örneğin ben “sosyalmedyaders”i seçtim.

Wordpress blog açma 6

7. Adım: WordPress’te hesabınızı da oluşturduysanız artık bir blog sahibi oldunuz demektir. Tebrik ederim. Ancak her şey bitmiş değil, hatta yeni başlıyor denilebilir. Artık yeni sayfalar oluşturup, yazılar ekleyip blogunuzu zenginleştirmeniz gerekli. Bunun için kullanacağınız panel aşağıda görüldüğü gibi oldukça basit ve kullanışlı.

İlk blog yazınızı soldaki “Yayımla” başlığının altındaki “Blog Yazıları” satırındaki “Ekle” butonuna basarak ilk blog yazınızı yayımlayabilirsiniz. Bence ilk yazınızı yazmak için çok da geç kalmayın!..

Wordpress blog açma 9

Bu arada bloguma nasıl ulaşacağım ve ziyaretçiler blogumu nasıl görecek diyorsanız, oluşturduğunuz alan adını yazarak blogunuza ulaşabilirsiniz.

Örneğin ben “sosyalmedyaders” alan adını seçmiştim ve bu bloga sosyalmedyaders.wordpress.com adresinden ulaşabilirim. Aynı şekilde okurlarınız da bu adresi kullanırlar. Siz de seçtiğiniz alan adının sonuna .wordpress.com adresini ekleyerek blogunuza ulaşabilirsiniz.

Wordpress blog açma 8

Peki başarılı bir blog nasıl oluşturulur?

Blog açmak sadece dakikalarınızı alacaktır. Ancak iyi bir bloga sahip olmak için aylarınızı vermeniz, bu işi “kurallarına” göre yapmanız gerekmektedir. Peki iyi bir blog nasıl oluşturulur?

9 yıldır blog yazan ve pek çok blog ödülü kazanan birisi olarak deneyimlerimin sizlere yararlı olacağını umuyorum. Bu nedenle daha önce yazdığım “İyi blog için 15 önemli öneri” başlıklı makaleyi okumanızı öneririm. Siz de önerilerinizi bu makalenin altındaki yorum bölümünde paylaşabilirsiniz, memnun olurum.

DAHA FAZLASI İÇİN: Medya Akademi

WordPress işlevsel bir içerik yönetim sistemi olarak bloglar ve çok daha fazlası için önemli bir altyapı sunmaktadır. Dilediğiniz bir blogu, web sitesini, e-ticaret portalını ve çok daha fazlasını WordPress ile yapmanız mümkündür.

Son istatistiklere göre dünyadaki 3 siteden 1’i WordPress’tir ve bu sayı her geçen gün artacak. WordPress konusunda daha fazlasını yapmak, bu yüksek potansiyeli en iyi şekilde kullanmak isterseniz size eğitim almanızı öneririm.

Medya Akademi, Ankara ve İzmir şubelerinde “WordPress ve Web Tasarım Eğitimi” düzenliyor. İlgili eğitimler hakkında bilgi almak isterseniz, aşağıdaki bağlantılara tıklamanız yeterli.

Ankara WordPress ve Web Tasarım Eğitimi

İzmir WordPress ve Web Tasarım Eğitimi

İyi blog için 15 önemli öneri

Blog yazanlar veya yazmak isteyenler için deneyimlerimi paylaşma fikri uzun zamandır aklımdaydı. Blogumun Soru&Cevap forumuna gelen “İyi blog için neler önerirsiniz?” sorusu uzun süredir ertelediğim bu makaleyi yazma zamanının artık geldiğini görmemi sağladı.

Şimdi 9 yıllık blog yazarlığı serüvenimde edindiğim bilgi ve deneyimleri paylaşma zamanı… Madde madde “iyi blog” oluşturmak için yapmanız gerekenleri aktaracağım…

Yaygın ve kullanışlı bir içerik yönetim sistemi (CMS) kullanın

Wordpress RöportajBlogunuzdaki içeriği yayınladığınız sisteme içerik yönetim sistemi denir. Blogunuz için yaygın ve kolay kullanılabilen bir içerik yönetim sistemi kullanmanız yararınıza olur.

Dünyanın en popüler içerik yönetim sistemi WordPress sizlere blogunuzu kolayca kurma, tasarlama ve içerik oluşturma konularına yardımcı olacaktır. Ancak Joomla veya Drupal gibi daha farklı içerik yönetim sistemleri de kullanabilirsiniz.

Blogunuzun temasını, tasarımını önemseyin

İnsan ilişkilerinde olduğu kadar bloglar için de “görünüş” ilk izlenim için önemlidir. Blogunuza gelen ziyaretçileri etkilemek için blogunuzun temasını doğru seçmeli, tasarımını geliştirmelisiniz. Kötü bir temaya sahip, iyi tasarlanamamış bir blog okuyucuların ilk izlenimini olumsuz etkiler.

Kötü bir tema ile kazanmış olduğunuz sadık okuyucularınızı/izleyicilerinizi de kaybedebilirsiniz. Yazılarınız rahat okunamaz, videolarınız kolaylıkla izlenemezse insanlar blogunuzda zaman geçirmeyeceklerdir.

Hakkında ve iletişim sayfalarını ekleyin

Blogunuzda yazılarınızın yanı sıra sayfalar da yer almalıdır. Özellikle “Hakkında” ve “İletişim” sayfaları iyi bir blog için önemlidir. İnsanlar sizin kim olduğunuzu bilir ve ulaşılabilir bir kişi olduğunuzu görürlerse blogunuza olan güvenleri artar.

İyi olduğunu düşündüğüm birer örnek için blogumun “Özgeçmiş” ve “İletişim” sayfalarına bakabilirsiniz.

İlgi ve bilgi sahibi olduğunuz konularda yazın

İlgi ve bilgi sahibi olunan konuda blog yazmak başarıya ulaşmak için önemli. Fazla bilginiz olmayan, ilgilenmediğiniz bir konuda blog tutuyor olmak motivasyonunuzu zaman içerisinde düşürecektir.

Eğer bilgi ve ilginiz olan konular herkesçe yazılıp çizilmiyorsa başarıya ulaşmak sizin için daha kolay olabilir. Genel konulardansa daha niş konulara yönelmek, blogunuzu daha değerli kılacağı gibi homojen ve kaliteli bir okuyucu kitlesine ulaşmanızın da önünü açacaktır. Örneğin arabalar hakkında blog açmak yerine yelkenliler hakkında bir blog açmak sizi başarıya daha kolay ulaştıracaktır.

Etkileyici yazılar yazın

“İyi blog” tasarımı kadar içeriğiyle de fark yaratmalıdır. Bu nedenle etkileyici yazılar yazmanız önemlidir. (Bir video blogunuz varsa bunu “etkileyici videolar çekmeniz önemlidir” olarak da algılayabilirsiniz.)

Peki etkileyici yazı nedir? Bir yazı, okuyucuların bilgi, düşünce ve duyugularını değiştirebildiği kadar etkileyicidir. Bu nedenle içerdiği bilgilerle veya oluşturduğu hislerle okuyucuların düşünce ve duygularını değiştiren yazıları “etkileyici” olarak tanımlayabiliriz.

Görsel içerikleri ihmal etmeyin

Fotoğraf, infografik ve video gibi görsel içerikler kullanmak ziyaretçileri daha uzun süre blogta tutmaya yardımcı olabiliyor. Bu nedenle yazılarınızı mümkün olduğu kadar fotoğraf ve infografiklerle destekleyin. Hatta videolar çekerek veya Youtube gibi servislerdeki ilgili videoları embed ederek sitenize ekleyin.

İçeriğinizi fotoğraf, infografik ve videolarla desteklemek okuyucuların blogunuzdan hemen çıkmasını engelleyerek blogunuzda geçirdikleri süreyi artıracaktır. Ayrıca doğru fotoğraf ve video kullanımı blogunuzu SEO anlamında da daha güçlü kılacaktır. (SEO konusunu iki madde sonra ele alıyorum.)

Dil ve imla kurallarına uyun

Dil ve imla kurallarına uygun olmayan bir yazı okuru sıkacak, “yazar bu yazıya önem vermemiş” algısı yaratacaktır. Bir yazı, yazarı tarafından önemsenmezse okurları tarafından da önemsenmeyecektir. Bu nedenle yazılarınızı önemseyin, okuyucularınıza da bunu kaliteli içerikle birlikte dil ve imla kurallarına da uyarak gösterin.

Dil ve imla kurallarına uymak, okuyucularınız için olduğu kadar arama motorları için de olumlu etki yaratacak ve sitenizin SEO anlamında daha iyi olmasını sağlayacaktır.

SEO’yu önemseyin, öğrenin

SEO (Search Engine Optimization) yani “Arama Motoru Optimizasyonu” blogunuzun arama motorlarında hangi sırada yer alacağını belirler. Google’da yapılan aramalarda blogunuzun hangi sayfada, hangi sırada olduğu blogunuzun ziyaretçi sayısını dramatik şekilde artırabileceği gibi azaltabilir de.

Site İçi SEO Site Dışıİyi blog için arama motoru opitimizasyonunu en iyi şekilde yapmanız gerekmektedir. Bunun için de SEO’yu önemsemeniz, öğrenmeniz önemli. Bu konuda ilk olarak SEO Nedir? Ne İşe Yarar?, Site İçi SEO Önerileri ve Site Dışı SEO Önerileri başlıklı makaleleri okuyabilirsiniz.

SEO konusunda blogunuzu kendiniz geliştirebileceğiniz gibi bu alanda hizmet veren profesyonellerden veya şirketlerden de destek alabilirsiniz. Ancak benim önerim bu konuya sizin vakıf olmanız, internette araştırarak veya bu konuda verilen eğitimlere katılarak bilgi birikiminizi artırmak olacaktır.

Periyodik olun, okuyucular sizi öngörebilsin

Periyodikleşme okuyucu sadakatini artırmakta en önemli silahlardan bir tanesidir. Arama motorlarından sitenize gelen bir ziyaretçi yazdıklarınızı beğendiyse bunun öncesinde ve sonrasında paylaştığınız yazılara da göz atacaktır. Tüm bu içeriğe göz atarken sizin paylaşım sıklığınızı, (eğer var ise) periyodunuzu da fark edecektir.

Bir paylaşım periyodunuz olmalı ki, o izleyici sizin yeni yazınızın ne zaman yayınlanacağını öngörebilsin. Öngörebilsin ki, yayınladığınız yeni yazıları okumak için blogunuza yeniden gelsin.

İzleyicilerin sadakatini sağlamak için periyodik şekilde yazı yazmak, yayınlamak oldukça önemli. Tıpkı televizyondaki dizi veya programların bir yayın saati olduğu gibi sizlerin de bir yayın zamanınız olsun. Örneğin her Cuma 20.00’da veya haftanın iki günü yazı yayınlayın, okuyucularınız o gün o saatte sizin içerik paylaşacağınızı bilsinler. Bu onların sizin blogunuza sadık olmasını sağlayacaktır.

Web 2.0’ın gerekliliklerini sağlayın

Web 2.0′ın etkileşim ortamını sağlamak, bu ortamı kullanmak okuyucular üzerinde oldukça etkili. Bu nedenle blogunuzda sizin oluşturduğunuz içerik kadar okuyucularınızın oluşturacakları içerikleri de önemseyin.

Okuyucularınızla etkileşime neden olacak ortamlar yaratın. Örneğin yazılarınızın altında okuyucuların yorum yapmasını sağlayan eklentiler kullanın. Yapılan yorumları değerlendirin, cevaplayın.

Web 2.0 ile içeriği üreten kişi ve tüketici arasında karşılıklı etkileşim ortamı oluştu.

Web 2.0 ile içeriği üreten kişi ve tüketici arasında karşılıklı etkileşim ortamı oluştu. Bunu kullanmak iyi blog oluşturmada önemli olacaktır.

Yorumun dışında daha sıra dışı yollar da deneyin. Örneğin benim yaptığım gibi blogunuza bir Soru & Cevap forumu ekleyerek, uzman olduğunuzu düşündüğünüz bir konuda soru alıp, yanıt verin.

Sosyal medyada aktif olun

Sosyal medyada aktif olmak, özellikle yazıları Facebook ve Twitter’da paylaşmak arkadaşlarınızı ve yeni insanları blogunuza çekmek için faydalı olabilir. Bu nedenle sosyal medyayı aktif olarak kullanmanızı öneririm.

Yazılarınızı sosyal mecralarda mümkün olduğu kadar fazla görünür kılın. Bunun için hem siz paylaşım yapın, hem de insanların nasıl paylaşabilecekleri içerikler oluşturmaya çabalayın.

Blogunuzun reklamını yapın

Genellikle insanlar bloglarına reklam ekleyip para kazanmak ister. Ancak o aşamaya gelebilmek için blogunuzun popüler hale gelmiş, belirli bir ziyaretçi sayısına ulaşmış olması gerekir. Bu noktaya ulaşana kadar blogunuzun reklamını yapmanız oldukça işe yarayabilir.

Google Adwords ve Facebook, internet reklamcılığı ile uygun fiyatlara blogunuzu on binlerce kişiye ulaştırma imkanı sunmaktadır. Bu imkanı kullanın! Blogunuzun popülerleşme süresi böylelikle oldukça kısalacaktır.

İyi bir gelir modeli oluşturun

Reklamlar veya sponsorlu içeriklerle gelir modelleri oluşturmak işi daha sürdürülebilir yapıyor. Bu nedenle blogunuzda bir gelir modeli oluşturmanız gerekli. Belki ilk zamanlarda para kazanmak kolay olmayabilir ama blogunuzun popülerleşmesine paralel olarak elde edeceğiniz gelir de artacaktır.

Gelir modeli oluşturmak ve blogunuzdan gelir etmek, blogunuz için profesyonel destek almanızı da sağlayabilir. Örneğin blogunuzda reklam yayınlayarak kazandığınız parayı bir grafikere veya SEO uzmanına vererek profesyonel destek alabilirsiniz.

Blogunuzu eklentilerle güçlendirin

WordPress gibi pek çok içerik yönetim sistemi blogunuzu geliştirmenize olanak sağlayan eklentiler sunar. Pek çoğu ücretsiz olan bu eklentileri blogunuza dahil ederek iyi sonuçlar alabilirsiniz. İyi blog sahibi olmak istiyorsanız, blogunuzu mutlaka eklentilerle güçlendirmenizi öneririm.

Benim blogumda kullandığım ekentilerin bir bölümü şöyle: Akismet, AnsPress, FeedBurner Form, Quote Tweet, upPrev, ve Yoast SEO. Bunları

Kategori ve etiket kullanımını önemseyin

Blogunuzdaki içeriği kategorilere ayırmak, arşivinizi daha kullanışlı ve ulaşılabilir kılacaktır.

Kategorileriniz okuyuculara/izleyicilere blogunuzun ne hakkında olduğu konusunda da iyi bir fikir verecektir. Bu nedenle blogunuzda kategorileri aktif hale getirmeniz ve en iyi şekilde kullanmanız işe yarayabilir.

Blog yazarlığı hakkında daha fazla bilgi için
Blog yazarlığı konusunda daha kapsamlı bir kaynağa ihtiyaç duyarsanız, “İnternet Gazeteciliği ve Blog Yazarlığı” adlı kitabıma başvurabilirsiniz.

Kitabı Türkiye’deki tüm D&R’larda ve internetteki kitap satış sitelerinde bulabilirsiniz.

Mobil cihazlara uygun yayıncılık

Klasik medya ile yeni medya arasındaki ‘savaş’ın nasıl sonuçlanacağı tartışması çoktan bayatladı. Artık merak edilen yeni medya araçlarının, mecralarının hangisinin daha fazla ilgi gördüğü ve hangilerini dikkate alarak haber sunmamız gerektiği…

Mobilden erişim oranı artıyor

Yeni medya mecralarına ulaşımımız temelde bilgisayarlarımız, cep telefonlarımız, tabletler ve giyilebilir cihazlarla mümkün oluyor. Bu cihazlar arasındaki kullanım oranı ise her geçen gün değişiyor. Masaüstü ve dizüstü bilgisayarlar hakimiyetini gittikçe cep telefonu ve tabletler gibi mobil cihazlara bırakıyor. Artık insanlar habere ulaşmak için dizüstü veya masaüstü bilgisayarlarını değil, mobil cihazlarını, özellikle de akıllı telefonlarını kullanmaya başlıyor.

We Are Social’ın 2015 verilerine göre mobil cihazların kullanım oranı dünya nüfusunun yarısını geçmiş durumda. Ve bu oran yılda %5 artış göstermiş görünüyor. Mobil cihazların, özellikle cep telefonlarının kullanımı arıyor.

Mobil cihazları geç keşfetmeye başlıyoruz

Cep telefonu kullanımı %5 artarken, daha çarpıcı artış cep telefonlarından sosyal mecralara ulaşmada yaşanıyor. 2015’e gelindiğinde cep telefonu kullanıcısının sadece %5 artmasına karşın, cep telefonundan internete, sosyal medya mecralarına erişenlerin oranı %23 artıyor. Yani dünya cep telefonlarının özelliklerini kullanmayı geç de olsa öğreniyor. Her geçen gün akıllı telefonlarımızı daha iyi tanıyor, daha fazla kullanmaya başlıyoruz. Artık internete de daha çok akıllı telefonlarımızdan erişiyoruz.

WAN-IFRA Dünya Basın Eğilimleri 2015 raporunda 10 akıllı telefon kullanıcısından 8’inin sabah kalkar kalkmaz mobil cihazlarını kullanmaya başladığını belirtiyor. Aynı raporda Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere ve İtalya’da akıllı telefonlarla harcanan sürenin bilgisayarlara harcanan zamanı geçtiği bilgisi de paylaşılıyor.

İnsanlar bu cihazları genellikle internete erişmek için kullanıyor. Pew Research’ün araştırması ABD’deki en popüler 25 gazetenin 19’una akıllı telefondan erişimin, masaüstü bilgisayardan erişimi geçtiğini ortaya koyuyor. Türkiye’de de durum çok farklı değil. Çalıştığım kurumlarda Google Analytics verilerilerini göz önüne aldığımda Türkiye’de de özellikle son 3 yılda mobil kullanımın arttığını ve bilgisayarları geride bıraktığını söyleyebilirim. Şu anda izlediğim web sitelerine erişimin yaklaşık %60’ının mobilden sağlandığını görüyorum.

Haber hazırlanırken mobil tüketici de dikkate alınmalı

Akıllı cep telefonları ve tabletlerin habere ulaşmada kullanım oranlarının çarpıcı şekilde artmaya başlaması, yaptığımız haberleri bu cihazların özelliklerini göz önüne alarak paylaşmamızı gerekli kılıyor. Artık metinleri, fotoğrafları, videoları ve ses dosyalarını; mobil cihazların özelliklerini ve nerelerde, nasıl kullanıldıklarını göz önüne alarak oluşturmalı, düzenlemeliyiz. Yani; mobil tüketime uygun içerik üretmeliyiz.

Akıllı bir cep telefonu ile masaüstü bir bilgisayar arasındaki farkları göz önüne almak durumundayız. Örneğin ekranın küçüldüğüne, ekran kontrolünün değiştiğine dikkat etmeliyiz.

Ayrıca bu cihazların kullanıldığı ortamların farklılaştığını da göz önüne almamız gerekiyor. Masaüstü bilgisayar evde veya ofiste kullanılırken akıllı telefonlar hemen her yerde kullanılabiliyor. Örneğin toplu taşıma araçlarında da bu cihazları kullanıyoruz. Ya da sokakta yürürken… Bu durum da haber üretilirken mobil tüketiciler için dikkat edilmesi gereken bir nokta. Kamusal alanlarda her zaman kulaklık kullanmadığımız ve cihazlarımızın sesini açmak da çoğu zaman mümkün olmadığı için mobil haberlerde ses yerine yazıya ağırlık vermek akıllıca olabiliyor. Son yıllarda foto haber ve videoların üzerinde bolca yazı yer almasının sebebi de bu aslında.

Mobil cihazlar için haber üretmek

Mobil cihazlar için haber üretimi, paylaşımı konusunda sosyal mecralar öne çıkıyor. Facebook, Twitter, Instagram ve Youtube’ta haber paylaştığımızda bu içerik çoğunlukla mobil mecralarda okunuyor/izleniyor. Bu nedenle bu mecralar için içerik/haber üretirken mobilin özelliklerini de göz önüne almamız gerekiyor.

İnternet hızı mobil içerik tüketimi için sorun olabiliyor

Mobil yayıncılık konusunda, özellikle video söz konusu olduğunda karşılaşılan sorunların başında internet hızı geliyor.

GSM şirketlerinin internet hız sorununa çözümü ise 4G oluyor. Turkcell Blog’ta çözüm 4G olarak sunuluyor:

Bu sorunlar, 4G mobil yayıncılık ile birlikte son bulacak. Yüksek kalitede video içeriğini anlık olarak kullanıcılara ulaştıracak bu sistem ile yayıncılığın geleceği değişebilir.

EE, Huawei ve Qualcoom ile işbirliğine giden BBC, İngiliz Milletler Topluluğu Oyunları sırasında 4G ile yayın yapmayı denedi ve Digital Spy da bu deneye yakından tanıklık ederek 4G yayıncılığın geleceğini yazdı.

Ancak tüm GSM servislerinin yeterli kapasite ve kapsama alanına sahip olmaması mobilden internet erişimini, içerik tüketimini olumsuz etkiliyor. Ancak bunun da yapılan son hamlelerle aşılması bekleniyor.

AA Haber Akademisi’nde bir dönem daha bitti

Anadolu Ajansı Haber Akademisi‘nde bir eğitim döneminin daha sonuna geldik. 4 aylık “Ajans Muhabirliği” eğitiminin ders aşaması sona erdi. Bu süreçte ben de “Yeni Medya Uygulamaları” ve “Sosyal Medya Uygulamaları” derslerini verdim.

Eğitimlerin benim adıma en güzel tarafı yeni insanlar tanımak oldu. Ayrıca ‘öğretme’nin en güzel yanlarından birisini de tekrar yaşama şansına eriştim: öğretmeye çalışırken ben de öğrendim. Özellikle yeni medya gibi hızla gelişen, değişen bir alanda ders verdiğim için okumalarımı arttırmak, alandaki en güncel bilgilere ulaşmak durumunda kaldım. Bu da eğitimlerin bana önemli bir katkısı oldu. (Mesela ‘haberin oyunlaştırılması’nı bu çalışmalar sırasında düşündüm: Haberi oyunlaştırmak mümkün)

Dünden bugüne teknoloji ve medya 

Yeni Medya Uygulamaları ve Sosyal Medya Uygulamaları derslerinde öncelikle bilgisayar ve internetin gelişimi ile bunların medyanın değişim ve sosyalleşmesine katkısı üzerinde durduk. (Bu çoğu yeni medya ve sosyal medya eğitiminde atlanılan önemli bir konu.)

Medyanın değişim ve sosyalleşmesi üzerinde okumalar yapmanın yanı sıra bunları bolca da tartıştık. Öğrencilerin büyük bölümü ile medya değişirken medya çalışanlarının, gazetecilerin de değişmek, yeni meziyetler kazanmak zorunda olduğu konusunda mutabakata vardık.

İnternet üzerinden eğitim

Ders konularımız yeni ve sosyal medya olunca internet ve yeni medya mecralarının sunduğu imkanlardan da yararlandık. Dersler hakkındaki not ve paylaşımların büyük bölümünü Facebook grupları aracılığıyla yaptık. Öte yandan tüm sosyal medya mecralarını deneyimleme şansımız oldu. Örneğin bir dersimizde Periscope kullandık, dersi konferans salonunun dışına taşıdık. Twitter’dan soru bile aldık.

Ayrıca öğrenciler tüm ödevlerini (örneğin blog açmak gibi) internette yaptı. Ödev teslimleri de internet üzerinden yapıldı.

Teorinin yanı sıra pratik

Teorik derslerin yanı sıra işin pratiği üzerinde de çalıştık. Akademi öğrencileri açtıkları bloglar ve sosyal medya hesaplarıyla derslerde işlenen konuları deneyimleme şansına sahip oldu. Öğrencilerle atölye çalışması yaparak Anadolu Ajansı için sosyal medyada paylaşılmak üzere içerik oluşturduk. Bu içerikleri planlayarak, nasıl sonuçlar aldığımızı görme şansımız da oldu.

“Ajans Muhabirliği” programı çerçevesinde tamamladığımı Yeni Medya Uygulamaları ve Sosyal Medya Uygulamaları dersleri benim adıma oldukça keyifli, yararlı geçti. Umarım öğrencilerim için de en az benim kadar keyifli ve öğretici olmuştur.

AA Haber Akademisi hakkında
AA Haber Akademisi medyada yaşanan değişime, sosyal medyadaki gelişmelere, teknoloji kullanımını etkinleştirmeye yönelik uygulamalı ve sistematik eğitimler vermekte. Akademinin amacı, medya sektöründe çalışan ya da çalışmak isteyen kişilerin gazetecilik alanındaki analitik düşünme, sorun çözme, etkili iletişim kurabilme, haber yazım teknikleri, görüntü ve fotoğraf çekimi bilgi ve becerilerine sahip olmasını sağlamak. Bu anlayışla medya alanında faaliyet gösteren ve gazetecilik eğitimi veren ulusal ve uluslararası tüm kurum ve kuruluşlarla işbirliğinde bulunarak bu alanda meydana gelen tüm yeni oluşumlardan da faydalanmaktadır.

Haberi ‘oyunlaştırmak’ mümkün

Türkiye’de yaşadığımız olay ve olguları haberleştirmek ciddi bir sorun iken ben başka bir soru sormak, hatta tartışmak istiyorum:

Haberi ‘oyunlaştırmak’ mümkün mü?

Haberi oyunlaştırmak biz gazetecilere ne kazandırır, ne kaybettirir?

‘Oyun’ ve ‘oyunlaştırma’ kavramları

Oyun kavramı, belki ilk bakışta ciddi görünmese de, bugün eğitim ve pazarlama gibi pek çok alanda üzerinde çokça durulmakta ve verimliliği oldukça arttırdığı görülmekte. Oyunlaştırma kavramı akademi cephesinde de yankı bulmakta, oyunlaştırma üzerine ortaya atılan tezlerin sayısı her geçen gün artmakta.

Peki, öneminin gittikçe arttığını gözlemlediğimiz ‘oyun’ ve ‘oyunlaştırma’ kavramları nedir? Bu iki kavramı yazarken sizin için ne ifade etmesi gerektiğini umuyorum?

Kavram karmaşasına ilk başta son verelim. Bu iki kavramın ne ifade ettiğini Akar Şümşet‘in Webrazzi için yazdığı ‘Oyunlaştırma’ yazı dizisinden aktaracağım. Şümşet, oyun ve oyunlaştırma kavramlarını Bernard Suits, Werbach ve J. Hamari’nin tanımlarından yola çıkarak paylaşıyor.

Bernard Suits, ‘oyun’ kavramını şu şekilde tanımlıyor:

Gereksiz bazı engelleri göze alıp bunları gönüllü olarak aşmaktır. Temel özellikleri; amacı, kuralları olması ve oyuncu bir tavır içermesidir.

Şümşet de Warbanch ve J.Hamari’nin tanımlamalarından yola çıkarak oyunlaştırma kavramını ise şu şekilde açıklıyor:

Kullanıcı aktivitesini, sosyal etkileşimi, ya da davranışların kalite ve üretkenliğini artırma gibi “iş hedeflerine yönelik” olarak, bir sistemdeki davranışların; ödül, liderlik tablosu, geri bildirimler, hikayeleştirme vb.“oyun elementleri” aracılığıyla “içsel motive edicileri” tetikleme özelliği olan oyunlara benzer bir çerçeveye sokulmasıdır. Oyunlaştırma, oyun harici alanlarda, insan odaklı bir tasarım yaklaşımı ile uygulanır.

Haber ve oyun bir arada olabilir mi?

Oyun ve oyunlaştırma kavramları üzerine düşününce bir gazeteci olarak aklıma gelen ilk soru “Haberle oyun bir arada olabilir mi?” oldu. Gelişen bilgisayar ve internetin medyada yaşattığı gelişmeler oyun ile haberi bir araya getirebilir miydi?

Haberin gazete, dergi gibi klasik mecralardansa artık yeni medya mecralarında alıcı bulmaya başlaması, haber ve oyunun bir araya getirilebilmesi için bize ciddi bir potansiyel sunuyor. Özellikle haber sitelerinde, haber uygulamalarında veya dijital dergilerde haber ve oyun birlikteliği iyi bir sinerji oluşturabilir kanaatindeyim.

Haberi veya haberin sunulduğu mecrayı oyunlaştırarak çok daha fazla kişiye ulaşma, haberi çok daha hatırda kalıcı kılma şansına sahip olabiliriz. İşin güzel yanı bunun örnekleri de yok değil!

Ödüllü bir örnek: Filistin Remix

Haberin oyunlaştırıldığı örnekler çok değil. Hatta bu işi yapanların çoğunun bunu bilinçli olarak yapıp yapmadıklarından da emin değilim. Çünkü haberin oyunlaştırılması konusunda bir tartışma, eylem en azından Türkiye’de pek de yapılmış görünmüyor. Yabancı kaynaklar da bu anlamda sınırlı sayılabilir.

Ancak haberin oyunlaştırılması sürecine benzer çalışmalar var ve bunları örnek olarak sunmak oyunlaştırma konusunu açıklamada ve ilham noktasında yardımcı olabilir. Örneğin Al Jazeera’nin Türkçe versiyonu da bulunan Filistin Remix çalışması haberin oyunlaştırılması süreci ile benzerlikler taşımakta.

Al Jazeera okuyucu/izleyicilerine 217 yıl, 320 kişi, 600 yer ve 123 saat video olan bir arşiv sunarak, bunlardan bir belgesel hazırlamalarını istiyor. Süreci 3 aşamada (izle, remiks yap, paylaş) ele alarak, bunun kolaylıkla yapılmasını da sağlıyor.

Bu örnekte, mevcut okuyucular/izleyiciler Al Jazeera’nin proje çerçevesinde sunduğu tüm haber içeriğini yüksek motivasyonla, detaylı bir şekilde inceliyor. Filistin sorununa normal bir okuyucudan/izleyiciden çok daha fazla vakıf oluyor. Daha da önemlisi hazırladığı belgeseli paylaşarak, hem arkadaşlarına da bu haber içeriğini ulaştırıyor hem de onlara üstü kapalı bir “Siz de kendi belgeselinizi yapın” davetiyesi gönderiyor.

Kısaca hem Fisitin konusunda Al Jazeera’nin haber içeriklerine vakıf oluyor, hem yönetmenlik oyunu oynayarak eğleniyor hem de işe arkadaşlarınızı da dahil ediyorsunuz.

Çok sayıda birincilik ve onur ödülü alan projenin detayları ve bir haber oyunlaştırması örneği görmek için http://interactive.aljazeera.com/ajt/PalestineRemix/ adresini ziyaret edebilirsiniz.

Peki daha fazla neler yapılabilir?

Haberin oyunlaştırılması hayal gücü ve deneyim gerektiren bir süreç. Hayal edip, bu alanda çalışarak farklı oyunlar üretilebilir.

Örneğin gazeteler haber siteleri veya mobil uygulamaları aracılığıyla günün haber içeriklerini (metin, fotoğraf ve/veya video) okurlara sunarak bir gün sonrasının gazetesini hazırlatabilir. Okur, kendi manşetini atar, kendi birinci sayfasını hazırlar. Tabii bunu paylaşacaktır da. Okura bunu yaptırdığınızda, hem içeriğinizi ona okutur/izletir hem de bunu çevresiyle paylaşmasını sağlayabilirsiniz. Hatta en fazla beğenilen örneği, gerçekten de gazetenizi yarınki sayısında basabilirsiniz. (Klasik medyanın sosyalleşmesi için çarpıcı bir örnek de olacaktır bu.)

Bir diğer fikir ise: Okur sadakatini sağlamak için okuyucunun sitesinde ne kadar kaldığını, kaç haber ya da köşe yazısı okuduğunu saptayıp bunu bir puan tablosuna dönüştürebilirsiniz. Belli puanın üzerine çıkan okurlarınıza ödüller verebilir, onu daha fazla sitede kalmasını sağlayabilirsiniz.

Klasik medyada da oyunlaştırmadan yararlanmak mümkün. Örneğin basılı bir gazetenin sonuna konulacak ve günün haberlerine ilişkin bilgilerin sorulacağı bir kare bulmaca okuyucuların oldukça ilgisini çekebilir. Bulmaca ile gazetenin tüm bölümleri okunur kılınır ve okuyucu ok daha iyi bir deneyim yaşamış olur.

Yapılabilecekler bunlarla da sınırlı değil. Tek sınırınız deneyimlerini ve hayal gücünüz.

Ne kazanır, ne kaybederiz?

Haberi oyunlaştırmak ne kazandırır, ne kaybettirir?

Kazandıracakları arasında okuyucu/izleyici ilgisi, haberlerin daha fazla kişiye ulaşmasını sağlama, yenilikçi yayın olma algısı ve prestij ilk aklıma gelenler.

Kaybettirecekleri konusunda  paylaşabileceğim bir madde yok.

Not: Haberin oyunlaştırılması konusunda Emre Kızılkaya’nın makalesi dışında Türkçe içerik, en azından Google’a göre pek yok. Bu nedenle bu konuda daha fazla yazmak, daha fazla tartışmak gerekli. Bunun için de blogumun yorum bölümü işe yarayabilir. Yorum yapın, katkı sunun, tartışmaya dahil olun…

Not 2: Haberin oyunlaştırması konusunda yabancı kaynak sayısı Türkçeye göre oldukça fazla. Google’dan İngilizce içerik bulmanız mümkün. Zaman bulursam çevirmeye çalışacağım.