Haberi ‘oyunlaştırmak’ mümkün

Türkiye’de yaşadığımız olay ve olguları haberleştirmek ciddi bir sorun iken ben başka bir soru sormak, hatta tartışmak istiyorum:

Haberi ‘oyunlaştırmak’ mümkün mü?

Haberi oyunlaştırmak biz gazetecilere ne kazandırır, ne kaybettirir?

‘Oyun’ ve ‘oyunlaştırma’ kavramları

Oyun kavramı, belki ilk bakışta ciddi görünmese de, bugün eğitim ve pazarlama gibi pek çok alanda üzerinde çokça durulmakta ve verimliliği oldukça arttırdığı görülmekte. Oyunlaştırma kavramı akademi cephesinde de yankı bulmakta, oyunlaştırma üzerine ortaya atılan tezlerin sayısı her geçen gün artmakta.

Peki, öneminin gittikçe arttığını gözlemlediğimiz ‘oyun’ ve ‘oyunlaştırma’ kavramları nedir? Bu iki kavramı yazarken sizin için ne ifade etmesi gerektiğini umuyorum?

Kavram karmaşasına ilk başta son verelim. Bu iki kavramın ne ifade ettiğini Akar Şümşet‘in Webrazzi için yazdığı ‘Oyunlaştırma’ yazı dizisinden aktaracağım. Şümşet, oyun ve oyunlaştırma kavramlarını Bernard Suits, Werbach ve J. Hamari’nin tanımlarından yola çıkarak paylaşıyor.

Bernard Suits, ‘oyun’ kavramını şu şekilde tanımlıyor:

Gereksiz bazı engelleri göze alıp bunları gönüllü olarak aşmaktır. Temel özellikleri; amacı, kuralları olması ve oyuncu bir tavır içermesidir.

Şümşet de Warbanch ve J.Hamari’nin tanımlamalarından yola çıkarak oyunlaştırma kavramını ise şu şekilde açıklıyor:

Kullanıcı aktivitesini, sosyal etkileşimi, ya da davranışların kalite ve üretkenliğini artırma gibi “iş hedeflerine yönelik” olarak, bir sistemdeki davranışların; ödül, liderlik tablosu, geri bildirimler, hikayeleştirme vb.“oyun elementleri” aracılığıyla “içsel motive edicileri” tetikleme özelliği olan oyunlara benzer bir çerçeveye sokulmasıdır. Oyunlaştırma, oyun harici alanlarda, insan odaklı bir tasarım yaklaşımı ile uygulanır.

Haber ve oyun bir arada olabilir mi?

Oyun ve oyunlaştırma kavramları üzerine düşününce bir gazeteci olarak aklıma gelen ilk soru “Haberle oyun bir arada olabilir mi?” oldu. Gelişen bilgisayar ve internetin medyada yaşattığı gelişmeler oyun ile haberi bir araya getirebilir miydi?

Haberin gazete, dergi gibi klasik mecralardansa artık yeni medya mecralarında alıcı bulmaya başlaması, haber ve oyunun bir araya getirilebilmesi için bize ciddi bir potansiyel sunuyor. Özellikle haber sitelerinde, haber uygulamalarında veya dijital dergilerde haber ve oyun birlikteliği iyi bir sinerji oluşturabilir kanaatindeyim.

Haberi veya haberin sunulduğu mecrayı oyunlaştırarak çok daha fazla kişiye ulaşma, haberi çok daha hatırda kalıcı kılma şansına sahip olabiliriz. İşin güzel yanı bunun örnekleri de yok değil!

Ödüllü bir örnek: Filistin Remix

Haberin oyunlaştırıldığı örnekler çok değil. Hatta bu işi yapanların çoğunun bunu bilinçli olarak yapıp yapmadıklarından da emin değilim. Çünkü haberin oyunlaştırılması konusunda bir tartışma, eylem en azından Türkiye’de pek de yapılmış görünmüyor. Yabancı kaynaklar da bu anlamda sınırlı sayılabilir.

Ancak haberin oyunlaştırılması sürecine benzer çalışmalar var ve bunları örnek olarak sunmak oyunlaştırma konusunu açıklamada ve ilham noktasında yardımcı olabilir. Örneğin Al Jazeera’nin Türkçe versiyonu da bulunan Filistin Remix çalışması haberin oyunlaştırılması süreci ile benzerlikler taşımakta.

Al Jazeera okuyucu/izleyicilerine 217 yıl, 320 kişi, 600 yer ve 123 saat video olan bir arşiv sunarak, bunlardan bir belgesel hazırlamalarını istiyor. Süreci 3 aşamada (izle, remiks yap, paylaş) ele alarak, bunun kolaylıkla yapılmasını da sağlıyor.

Bu örnekte, mevcut okuyucular/izleyiciler Al Jazeera’nin proje çerçevesinde sunduğu tüm haber içeriğini yüksek motivasyonla, detaylı bir şekilde inceliyor. Filistin sorununa normal bir okuyucudan/izleyiciden çok daha fazla vakıf oluyor. Daha da önemlisi hazırladığı belgeseli paylaşarak, hem arkadaşlarına da bu haber içeriğini ulaştırıyor hem de onlara üstü kapalı bir “Siz de kendi belgeselinizi yapın” davetiyesi gönderiyor.

Kısaca hem Fisitin konusunda Al Jazeera’nin haber içeriklerine vakıf oluyor, hem yönetmenlik oyunu oynayarak eğleniyor hem de işe arkadaşlarınızı da dahil ediyorsunuz.

Çok sayıda birincilik ve onur ödülü alan projenin detayları ve bir haber oyunlaştırması örneği görmek için http://interactive.aljazeera.com/ajt/PalestineRemix/ adresini ziyaret edebilirsiniz.

Peki daha fazla neler yapılabilir?

Haberin oyunlaştırılması hayal gücü ve deneyim gerektiren bir süreç. Hayal edip, bu alanda çalışarak farklı oyunlar üretilebilir.

Örneğin gazeteler haber siteleri veya mobil uygulamaları aracılığıyla günün haber içeriklerini (metin, fotoğraf ve/veya video) okurlara sunarak bir gün sonrasının gazetesini hazırlatabilir. Okur, kendi manşetini atar, kendi birinci sayfasını hazırlar. Tabii bunu paylaşacaktır da. Okura bunu yaptırdığınızda, hem içeriğinizi ona okutur/izletir hem de bunu çevresiyle paylaşmasını sağlayabilirsiniz. Hatta en fazla beğenilen örneği, gerçekten de gazetenizi yarınki sayısında basabilirsiniz. (Klasik medyanın sosyalleşmesi için çarpıcı bir örnek de olacaktır bu.)

Bir diğer fikir ise: Okur sadakatini sağlamak için okuyucunun sitesinde ne kadar kaldığını, kaç haber ya da köşe yazısı okuduğunu saptayıp bunu bir puan tablosuna dönüştürebilirsiniz. Belli puanın üzerine çıkan okurlarınıza ödüller verebilir, onu daha fazla sitede kalmasını sağlayabilirsiniz.

Klasik medyada da oyunlaştırmadan yararlanmak mümkün. Örneğin basılı bir gazetenin sonuna konulacak ve günün haberlerine ilişkin bilgilerin sorulacağı bir kare bulmaca okuyucuların oldukça ilgisini çekebilir. Bulmaca ile gazetenin tüm bölümleri okunur kılınır ve okuyucu ok daha iyi bir deneyim yaşamış olur.

Yapılabilecekler bunlarla da sınırlı değil. Tek sınırınız deneyimlerini ve hayal gücünüz.

Ne kazanır, ne kaybederiz?

Haberi oyunlaştırmak ne kazandırır, ne kaybettirir?

Kazandıracakları arasında okuyucu/izleyici ilgisi, haberlerin daha fazla kişiye ulaşmasını sağlama, yenilikçi yayın olma algısı ve prestij ilk aklıma gelenler.

Kaybettirecekleri konusunda  paylaşabileceğim bir madde yok.

Not: Haberin oyunlaştırılması konusunda Emre Kızılkaya’nın makalesi dışında Türkçe içerik, en azından Google’a göre pek yok. Bu nedenle bu konuda daha fazla yazmak, daha fazla tartışmak gerekli. Bunun için de blogumun yorum bölümü işe yarayabilir. Yorum yapın, katkı sunun, tartışmaya dahil olun…

Not 2: Haberin oyunlaştırması konusunda yabancı kaynak sayısı Türkçeye göre oldukça fazla. Google’dan İngilizce içerik bulmanız mümkün. Zaman bulursam çevirmeye çalışacağım.

Yeni Medya Uygulamaları Eğitimi

Anadolu Ajansı Haber Akademisi‘nin düzenlediği Yeni Nesil Habercilik Eğitimi geçtiğimiz hafta başladı. Uzun mülakat sürecinin ardından Akademi’nin kabul ettiği öğrenciler AA Genel Müdürlüğü’de eğitime başladı. Yoğun eğitim programı içerisinde ben de katılımcılara Yeni Medya Uygulamaları dersi verdim.

Derste bilgisayar ve internetin gelişimi, teknoloji ve medyanın sosyalleşmesi, sektörde önümüzdeki dönemde neler olabileceği konuları üzerinde durdum.

Anadolu Ajansı Genel Müdürlüğü Konferans Salonu’nda, yaklaşık 50 katılımcı ile öğretici, keyifli bir eğitim geçirdim. Katılımcıların profesyonel gazeteci (ya da adayı) olmaları, konular üzerinde karşılıklı bir tartışma ortamı, güzel bir sinerji de yarattı.

İşin teorisinin ardından pratik üzerinde de durduk. Twitter’de TT listesine giremesek de güzel bir etiket çalışması yaptık. Instagram’da selfiemizi paylaşırken, eğitimin bir bölümünü Periscope’ta yayınlayarak, bu mecradan da sosyal medyaya dair sorular aldık.

Anadolu Ajansı’ndaki her eğitimde olduğu gibi katılımcılardan #AASosyalMedya etiketini kullanarak görüşlerini paylaşmalarını istedim. Oldukça güzel tepkiler geldi.

 

AA Haber Akademisi hakkında
AA Haber Akademisi medyada yaşanan değişime, sosyal medyadaki gelişmelere, teknoloji kullanımını etkinleştirmeye yönelik uygulamalı ve sistematik eğitimler vermekte. Akademinin amacı, medya sektöründe çalışan ya da çalışmak isteyen kişilerin gazetecilik alanındaki analitik düşünme, sorun çözme, etkili iletişim kurabilme, haber yazım teknikleri, görüntü ve fotoğraf çekimi bilgi ve becerilerine sahip olmasını sağlamak. Bu anlayışla medya alanında faaliyet gösteren ve gazetecilik eğitimi veren ulusal ve uluslararası tüm kurum ve kuruluşlarla işbirliğinde bulunarak bu alanda meydana gelen tüm yeni oluşumlardan da faydalanmaktadır.

AA & YEE sosyal medya eğitimi

Anadolu Ajansı (AA) Haber Akademisi bünyesinde, Yunus Emre Enstitüsü (YEE) çalışanlarına yönelik düzenlenen kurumsal habercilik eğitimi 3 günün ardından tamamlandı. Eğitim programı çerçevesinde ben de 3 saat sosyal medya eğitimi verdim.

eğitim 2İlk kez profesyonel gazeteciler ve üniversite öğrencilerinin dışında bir gruba sosyal medyayı anlattım. Bu durum öncesinde beni kaygılandırsa da Yunus Emre Enstitüsü çalışanlarının konu hakkındaki bilgi ve ilgileri dolu dolu 3 saat geçirmemize neden oldu. Deneyimlerimi paylaştım, onların deneyimlerini öğrendim.

Sunumumda bilgisayar ve internetin gelişimi, teknoloji ve medyanın sosyalleşmesi, sektörde önümüzdeki dönemde neler olabileceği konuları üzerinde durdum.

Anadolu Ajansı Genel Müdürlüğü Konferans Salonu’nda, Yunus Emre Enstitüsü’nden 25 katılımcı ile öğretici, keyifli bir 3 saat geçirdim. Öyle ki 3 saatlik eğitim boyunca ara vermeyi bile unuttuk.

Deneyimlerimizi Twitter’da #AASosyalMedya etiketiyle paylaştık.

Eğitimi de ‘özçekim’ yaparak tamamladık.

AA Haber Akademisi hakkında
AA Haber Akademisi medyada yaşanan değişime, sosyal medyadaki gelişmelere, teknoloji kullanımını etkinleştirmeye yönelik uygulamalı ve sistematik eğitimler vermekte. Akademinin amacı, medya sektöründe çalışan ya da çalışmak isteyen kişilerin gazetecilik alanındaki analitik düşünme, sorun çözme, etkili iletişim kurabilme, haber yazım teknikleri, görüntü ve fotoğraf çekimi bilgi ve becerilerine sahip olmasını sağlamak. Bu anlayışla medya alanında faaliyet gösteren ve gazetecilik eğitimi veren ulusal ve uluslararası tüm kurum ve kuruluşlarla işbirliğinde bulunarak bu alanda meydana gelen tüm yeni oluşumlardan da faydalanmaktadır.

Google’ı reddetti, Facebook’ta çalışacak

Anadolu Ajansı’ndaki ilk haberime imza attım. Haberimin konusu dünyanın iki teknoloji devi Google ve Facebook’tan iş teklifi alan bir genç: Rıza Selçuk Saydam. Rıza Selçuk Saydam’la neden Google’ı reddettiğini, Facebook’un ona sunduğu imkanları, gençlerin nasıl kariyer planı yapması gerektiğini konuştuk.

Rıza Selçuk Saydam’ı yakından tanımak benim için keyifli ve öğretici oldu.

Bir bölümüne aa.com.tr‘den ulaşabileceğiniz haber şöyle:

Rıza Selçuk Saydam üniversiteden henüz mezun oldu. Yaptığı çalışmaları gören Google ve Facebook, Saydam’a iş teklif etti. Google’ı reddeden Rıza, Ekim ayında Facebook’ta işbaşı yapacak.

AA muhabirine konuşan Rıza Selçuk Saydam, “Son bir senemdeki amacımdı Silikon Vadisi’ne gitmek. ‘Nasıl bunun yolunu bulurum’ diyordum. En büyüğü hedefleyerek Google’dan teklif almak için çalışmaya başladım” dedi. Online bir portföy hazırladığını belirten Saydam, web sitesinde kendisini ve yaptığı işleri tanıttığını, bunun da sadece Google’ın değil Facebook’un da ilgisini çektiğini belirtiyor.

DSC_0022Google’ın teklifini reddetti

Google ve Facebook arasında tercih yapmak zorunda kalan Saydam, Google’ın tüm mülakat süreçlerini başarıyla tamamlamasına rağmen gelen çalışma teklifini reddetti.

Gençlerin hayallerini süsleyen teklifi reddetmesini Google’da daha fazla gelişemeyebilirdim diyerek açıklıyor: “Google’dan gelen teklif ilk bakışta mükemmeldi ama teknoloji geliştikçe ben nasıl gelişeceğim, kendimi nasıl ilerleteceğim sorularına tam yanıt bulamadım. Biraz zorladım da onları aslında. En sonunda ‘Sana özel bütçe vereceğiz, dilediğin kursa gidebilirsin’ dediler. Facebook ise tersten bakıyor. Onların bana ilk dediği, ‘Biz senin iyi olduğunu görüyoruz ve daha iyi olmanı istiyoruz’du. Öğrenme sözü verdiler bana ve bence en değerlisi bu.”

Zorlu mülakatlar 4 ay sürdü

Saydam, Facebook ve Google’da 4 ay süren zorlu mülakatları başarıyla geçiyor. Online mülakatların ardından ABD’ye davet ediliyor. Burada da bir gün süren yüz yüze mülakatı başarılı bir şekilde tamamlıyor.

Mülakat sürecini ”Sabah konferans salonuna girip, bu güne kadar yaptığın işleri, amaçlarını, sonuçlarını ve Facebook’a ne katacağını anlatacağın bir sunum istiyorlar. 10 yetkili isim sizi 50 dakika boyunca dinleyip, harıl harıl not alıyorlar. Sonrasında o 10 kişiyle tek tek mülakata giriyorsunuz” diye anlatıyor.

Google ve Facebook’un mülakat soruları

Saydam, Google ve Facebook’un zorlu mülakat süreçleri hakkında yazılan kitap ve makalelerin pek çoğunun gerçeği yansıtmadığını belirtiyor. “Mesela bir otobüse kaç pinpon topu sığar diye sorulduğu iddia ediliyor. Bunlar gerçek değil. Hatta bu tür sorular yasaklanmış durumda. Böyle bir soru sorarlarsa, sen de onlara sormalısın, ‘Neden bir otobüse pinpon topu doldurmak istiyorsun? Benim işim bu mu olacak?’ diye” diyor.

Daha mantıklı sorular sorulduğunu söyleyen Saydam “Mesela sürücüsüz arabanın içini nasıl tasarlayabileceğimi sordular. Başka bir görüşmede ise “Bin katlı bir binaya asansör sistemini nasıl kurabilirsin?” dediler. Normal şartlarda 1000 buton yerleştiremezsin. Bunu nasıl geliştirebileceğini düşünmen gerekli. Senden olayı, sorunu algılamanı bekliyorlar. Algıladıktan sonra da olası alternatifleri sunabilmeni istiyorlar” dedi.

Mark Zuckerberg’le aynı ortamda çalışacak

“Sanırım mülakatlarda beni sevdiler ve ben de biraz nazımı geçirebildim, neredeyse Facebook ofisinin tamamını gezdim” diyen Saydam’a çalışma ortamındaki farklılıkları sorduk.

“Farklılar. Mesela bizde unvan büyüdükçe masa büyüyor, Facebook’ta öyle değil, hatta duvarlar yok. Bir cafede insanlar nasıl oturuyorsa Facebook’ta da öyle oturuyorlar. Mesela garip geldi, Mark Zuckerberg’le aynı ortamda çalışacağım. Bir şey olduğu zaman gidip omuzuna dokunabileceğim. Yani öyle bir açık ortamda çalışılıyor. Bir gizlileri yok. Kapalı kapıları yok. Toplantı odaları da olabildiğince şeffaf”

Silikon Vadisi’nde bir marangozluk atölyesi

Saydam, çalışma ortamındaki sosyal alanların da göz ardı edilmediğini belirtiyor. “Ayrıca bir de kasaba gibi bir bölge var. Birçok restoran, mağaza yer alıyor. Buradaki yerler bedava. Ben de umarım fazla kilo almam diyorum” diyor ve gülüyor.

Facebook’un “analog” diye adlandırılan bölümünden bahsediyor: “Orada teknolojiden uzak işler yapabiliyorsunuz. Mesela marangozluk atölyesi var. Burada çalışanlar kitaplık, masa yapabiliyor. Kendi yaptığınız ürünleri evinize de götürebiliyorsunuz”

RSS (8)Facebook’a Türk tasarımcı

Rıza Selçuk Saydam, Facebook’ta tasarımcı olarak çalışacak. Ayrıca Whatsapp veya Instagram gibi Facebook’a ait diğer şirketlerde de çalışma imkanı bulacak.

Saydam, tasarımcıların Facebook’taki önemini “Facebook’ta tasarımcılar, yazılımcıdan daha az ve süreçte daha aktifler. Burada ürünün stratejisinden, tasarımından sorumlusunuz” diye açıklıyor. Yeni çıkacak ürünleri tasarlayabileceğini veya mevcut ürünleri nasıl daha iyi hale getirebilirim diye çalışabileceğini belirtiyor.

Rıza, Google ve Facebook’tan iş teklifi almasını “Benim farkım üç farklı branşı bir araya getirebilmemde: Matematik, tasarım ve yazılım” diye açıklıyor. “Olayın matematiğine ilgisi olanlar çok şanslı olabilir. Her şey metrikler ve veriler üzerine dönüyor. Çünkü matematik bir doğru ve yanlış bilimi. “Belki”ye yer yok. Facebook da bunu istiyor. “Belki”lere yer vermiyor. Çünkü bir iki kez yanlış yaparsa Facebook da yok olabilir” diyor.

Türkiye’den kimse Facebook’a başvurmuyor

Saydam, Türkiye’deki “Dünyanın en iyisi olayım da Facebook’ta çalışayım” algısının yanlış olduğunu belirtiyor. “Hayır, bu böyle değil” diyor ve Türkiye’den kimsenin Facebook’a başvurmadığını söylüyor.

Gençlere olumsuz düşünmektense başvuru yapmalarını ve ilgili kişilere ulaşmaya çalışmalarını öneren Saydam’a göre “Ne kadar çok kişi başvurursa, o kadar çok Türkiye’den insan Silikon Vadisi’nde çalışabilir.”

Hedefi Türkiye’ye geri dönmek

Gelecekteki hayalini sorduğumuz Saydam, “Facebook’ta öğrendiğim bilgileri kendi girişimimde değerlendirmek. Umarım bu Türkiye’de olur. İnsan ülkeden giderken ‘Acaba ülkeme ihanet mi ediyorum?’ diye de düşünmeden edemiyor elbette ama bilgiyi de gidip yerinde edinmek gerekiyor. Sonra ülkene bu bilgi ile dönebilesin” diyor.

Sosyal Medya ve Seçimler

Kısaca Sosyal Medya

Sosyal medya, son yılların en gözde kavramlarından bir tanesi. Hemen her yerde sosyal medyaya dair yazılıp, çiziliyor. Peki, nedir sosyal medya?

Sözlüklere bakacak olursak; “sosyal” toplumla ilgili, toplumsal, içtimai anlamına geliyor. “Medya” ise iletişim kurmaya yarayan ortamlar olarak tanımlanıyor. Bu iki tanımdan yola çıkarak “Sosyal Medya”yı “toplumu oluşturan kişilerin kendilerinin ürettiği içeriği yayınladığı ve paylaştığı her türlü mecranın genel adı” olarak tanımlayabiliriz.

Peki, sosyal medyayı klasik medyadan ayıran temel özellik nedir?

Sosyal medyanın gazete, dergi, radyo ve televizyonlar gibi klasik medya araçlarından en büyük farkı, elbette işin üretim sürecine toplumun kendisinin de dâhil olmasıdır. Bugüne kadar bilginin ve haberin tüketicisi olan toplum, sosyal medya devrimi ile üretici bir konuma da yükselmiştir.

Sosyal Medyanın Siyasi Propaganda Alanına Dönüşmesi

Sosyal medyanın sunduğu kitlelere ulaşma ve kitleleri harekete geçirme imkânı kısa sürede siyasi organizasyonların da dikkatini çekti. Başka Amerika Birleşik Devletleri (ABD) olmak üzere birçok ülkede seçim süreçlerinde sosyal medya da propaganda amacıyla kullanılmaya başladı.

İnternet ve sosyal medya ilk olarak 2000 ABD Başkanlık Seçimleri’nde etkisini gösterdi. John McCain, internet üzerinden yürüttüğü kampanya ile sadece dört günde 2 milyon dolar bağış topladı. 2004 Başkanlık Seçimleri’nde ise Howard Dean, destekçilerini internet üzerinden örgütlemeye çalıştı. Bunda da kısmen başarılı oldu.

Obama TwitterSosyal medya ABD’de en etkin şekilde 2008 Başkanlık Seçimleri’nde  Barack Obama ve ekibi tarafından kullanıldı. Obama’nın kampanyasında sosyal medyaya verdiği önem ve Cumhuriyetçi rakibi John McCain’e karşı elde ettiği başarı sosyal medyanın gücünün ülke ve dünya genelinde görülmesinde önemli bir rol oynadı.

Obama, sosyal medyada yaptığı propagandaya seçmeni de dâhil ederek kampanyasını sosyalleştirmeyi başardı. Yani sürecin içerisine seçmen ve Obama taraftarları da dâhil edildi, hatta işin büyük kısmını onlar yaptı.

Kampanya sürecinde kurulan MyBO web sitesi ile taraftarların Obama’ya destek veren içerik üretmeleri için bir mecra oluşturuldu. Sadece burada Obama destekçileri tarafından yaklaşık 400 bin video üretilerek Youtube’a yüklendi. Çok sayıda blog oluşturularak da yazılı içerik oluşturuldu. MyBO ile başarılı bir “wikinomi” örneği sergilendi.

Kampanya sürecinde sosyal medya aracılığıyla örgütlenen taraftarlar harekete geçirilerek bir elektronik posta kampanyasına da imza atılmıştır. Yaklaşık 13 milyon elektronik posta adresine, 1 milyara yakın posta gönderilerek daha geniş kitlelere ulaşılmıştır.

Obama’nın kampanya yöneticileri sadece Facebook, Twitter ve Youtube gibi ana akım sosyal mecralarla da sınırlı kalmayarak toplam 15 sosyal ağda aktif olmuşlardır.

Barack Obama’nın başarısı pek çok uzman tarafından sosyal medyanın viral yayılım gücüne bağlandı. Burada kitleleri harekete geçirebilmek de önem kazandı. Obama’nın kampanyası, hedef kitleye mesajı iletmekle sınırlı kalmadı, aynı zamanda o kitlenin söz konusu mesajları diğer insanlara da aktarmasını sağladı.

Barack Obama’nın seçimi kazanması ve bunun öncesinde sosyal medya üzerinden milyonlarca seçmene ulaşması, dahası önemli miktarda bağış toplaması ABD’deki pek çok politikacıya da örnek oldu. Dünya genelinde, özellikle Facebook ve Twitter’ın politik propaganda amacıyla nasıl kullanılabileceğine dair önemli fikirler verdi.

Sosyal Medyanın En Önemli Güçleri

Sosyal medyanın siyasi propaganda amacıyla tercih edilmesinde etkili olan temel özelliklerinden birisi inandırıcılığı oldu. Öyle ki ABD’de Pew Research araştırma şirketinin yaptığı bir araştırmada insanlar mevcut devlet başkanındansa sıradan bir blog yazarına daha fazla güven duyduklarını söylediler.

Pew Research’ün “Social Media and Political Engagment” başlıklı araştırması ise sosyal medyada paylaşılan içeriklerin, Amerikalı kullanıcıların siyasi görüş ve etkinliklerini değiştirmede etkili olduğunu ortaya koydu.

Öte yandan sosyal medya ile taraftarlar internet üzerinden örgütlenebilmeye başladı. Daha önce ciddi mesai ve para gerektiren taraftarları örgütleme çabaları, internet ile kendiliğinden olmaya başladı. Sosyal medya ile internette örgütlenen taraftarlar diğer seçmenlere de (Bunlar arkadaşları ve tanıdıkları da olabilir) sosyal medya üzerinden adayların siyasi mesajlarını ilettiler. Kısa sürede çok sayıda kişiye ulaşma engeli böylelikle aşılabilmiş oldu.

Sosyal Medya Dünyada Ne Kadar Etkili?

Sosyal medya dünyanın en gelişmiş ülkesi ABD’de, seçmenlere ulaşmak ve fikirlerini istenilen şekilde değiştirmek için iyi bir araç olabilir. Peki, dünyanın geri kalanında durum ne? Dünyanın geri kalanında da internet ve sosyal medya ABD’de olduğu kadar etkili ve yaygın bir kullanıma sahip mi?

İstatistiklere göre Dünyada internet kullanıcı sayısı Ocak 2015 itibariyle 3.010 milyar kişi. Bu sayı, 7.210 milyar olan insan nüfusunun tam yüzde 42’sine tekabül ediyor. İnternet kullanıcıları arasından tam 2.078 milyar kişi ise aynı zamanda sosyal medyada da aktif. Bu da toplam insan nüfusu içerisinde yüzde 29’a denk geliyor.

Özetle, internet ve sosyal medya çok kısa bir sürede yüz milyonlarca kişiye erişmiş olsa da günümüzde dünyanın yarıdan fazlasına ulaşabilmiş değil.

Paylaştığım istatistiklere göre gelişmemiş ülkelerde bu mecraların kullanımı çok iyi geri dönüşler sağlamayacaktır. Ancak Kuzey Amerika, Avrupa ülkeleri ve ayrıca Türkiye gibi gelişmiş ekonomiye sahip ülkelerde bu mecralar seçmene ulaşmak ve tercihlerini etkilemek için kullanılması akıllıca olacak araçlar olacaktır.

Türkiye’de Sosyal Medyanın Gücü

Türkiye’de internet ve sosyal medya kullanımı dünya ortalamasının üzerinde bulunmaktadır.

Ülkede internet kullanıcılarının sayısı 37.7 milyonu bulurken, bu Türkiye nüfusunun yüzde 49’unun aktif internet kullanıcısı olduğunu göstermektedir.

Türkiye’de internet kullanıcılarının büyük bölümü sosyal medyada da aktiflerdir. Yapılan en güncel araştırmalarda yaklaşık 40 milyon aktif sosyal medya hesabı bulunduğu belirtilmektedir.

Türkiye’de sosyal medya denilince akla Facebook, Twitter ve Youtube gelmektedir. Nitekim Türkiye’deki internet kullanıcıları yoğun olarak, sırasıyla Facebook, Twitter ve Youtube’u aktif olarak kullanmaktadır. Twitter kullanımında Türkiye özel bir yere sahiptir. Gezi Parkı olayları sonrasında bu sosyal mecranın kullanıcı sayısında çarpıcı bir artış olmuş ve Dünyada Twitter’ın nüfusa oranla en yoğun kullanıldığı ülke Türkiye olmuştur.

Son yıllarda fotoğraf filtreleme ve paylaşma uygulaması olan Instagram da Türkiye’deki kullanıcı sayısını hızla arttırmaya başlamıştır.

Türkiye’de yoğun internet ve sosyal meyda kullanımı her geçen gün artmaktadır. Global Web Index’in verilerine göre, sadece bir yıl içerisinde Türkiye’deki internet kullanımı yüzde 5, sosyal medya kullanımı ise yüzde 10 artmıştır.

Verilere baktığımızda Türkiye’deki internet ve sosyal medya kullanıcılarının yanı sıra telefon kullanıcılarında da yüzde 2’lik bir artış olduğu gözlemleniyor. Mobil telefonlardaki kullanımının yüzde 2 artmasına rağmen mobilden sosyal medya erişimi çok daha fazla, tam yüzde 14 artıyor.

Yani Türkiye’de ciddi bir kitle her gün sosyal medya kullanıyor ve bu insanların sayısı her geçen gün artıyor. Bu nedenle seçim süreçlerinde bu mecralar aktif olarak propaganda ve kitle yönetimi amaçlarıyla kullanılmaya çalışılıyor.

Türkiye’de Seçimler ve Sosyal Medya

Pek çok akademik araştırma ve makalede Türkiye’de sosyal medyanın siyasi propaganda amacıyla ilk olarak 2011 Genel Seçimlerinde kullanılmaya başlandığı yazılıyor. Oysa ki bu yanlış bir bilgi. Türkiye’de sosyal medya, siyasi propaganda amacıyla ilk olarak 2007 Genel Seçimleri’nde kullanılmaya başlandı. Bu dönemde Facebook etkisiz olduğu; Twitter, Instagram gibi mecralar da henüz kullanılmadıkları için bloglar ve Youtube öne çıkmıştı.

2007 yılında Türkiye’de politik seçim blogları, az sayıda olsalar da, ilk kez sistemli ve aktif olarak kullanıldı. Örneğin 2007 milletvekili genel seçimlerine İstanbul 1. ve 2. bölge bağımsız adayları olan Prof. Dr. Ufuk Uras ve Prof. Dr. Baskın Oran’ın seçim blogları bulunmaktaydı. Bu iki blog adayların propaganda çalışmasının önemli bir gücü haline gelmişti.

Söz konusu süreçte her iki adayın blogları destekçileri tarafından sürekli güncelleniyor ve diğer mecralarda yer alan adaylara dair tüm içerik (makale, röportaj, televizyon programı vs.) burada toplanıyordu. Ayrıca adayların günlük ve haftalık programları duyurularak, destekçilerine bilgi veriliyordu.

2009 yılındaki yerel seçimlere gelindiğinde ise diğer sosyal mecralar da aktif olarak kullanılmaya başlandı. Özellikle siyasi partilerin genç üyeleri Facebook’u ve kısmen de Twitter’ı partilerin propagandasını yapmak için kullanmaya başladı. Bazı belediye başkan adayları Facebook duvarlarından seçmene ulaşmaya çalıştı.

12 Haziran 2011 seçimlerinde ise sosyal medya partiler tarafından da oldukça aktif ve sistemli olarak kullanılmaya başlandı. Bu süreçte Adalet ve Kalkınma Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi ile birlikte bağımsız adaylar da Twitter ve Facebook’ta propaganda çalışması yaptı. Sosyal medyayı en yoğun kullanan grup bağımsızlar olurken onları AKP ve MHP izledi. En az paylaşım yapan parti ise CHP oldu.

2011 seçimlerinde öne çıkan muhalefet, özellikle de bağımsız muhalif adaylar oldu. Televizyon, gazete ve radyo gibi klasik medya mecralarında seslerini duyuramayan muhalif isimler Facebook, Twitter ve diğer sosyal ağlarda seçmene ulaşabildiklerini gördüler.

Bugün geldiğimiz noktada ise sosyal medya seçimlerde önemli belirleyicilerden birisi haline dönüştü. 2014 yılındaki yerel ve cumhurbaşkanlığı seçimleri sürecinde sosyal medya seçmen fikirlerini etkilemek amacıyla oldukça sistemli bir şekilde kullanıldı.

Hatta bu iki seçimde bu mecran aday ve partiler dışındaki aktörler (ya da örgütler tarafından) seçmenin fikirlerini etkilemek amacıyla nasıl kullanılabileceğini gördük. Sosyal mecralarda yayınlanan dosyalar ve ses kayıtları ile seçmene ulaşılmaya çalışıldı.

Şimdi ise önümüzde yeni bir genel seçim var. Bu genel seçimde, sosyal medya kampanyaları konusunda oldukça deneyim kazanan Türkiye’de çok daha profesyonel ve başarılı kampanyalara imza atılması bekleniyor. Adayların sosyal medyaya gösterdikleri yoğun ilgi ise bu mecranın gücünün artık Türkiye’de de kabul edildiğinin önemli bir göstergesi oluyor.

Twitter’da Zamana Göre Arama Tekniği

Sosyal medya ve özellikle de Twitter artık gazeteciler için önemli bir haber kaynağı halini aldı. Bu nedenle Medya Akademi’de Twitter’ın nasıl bir haber kaynağı olabileceği üzerinde çokça durduk. Bugün de Twitter’ı haber kaynağınız olarak kullanmanızı sağlayacak özelliklerden birisi olan “zamana göre arama” yöntemini örneklerle anlatacağız.

Twitter’da zamana göre arama nedir?

Twitter içerisinde zamana göre arama yöntemi belirli bir dönemde atılan tweetleri diğerlerinden filtreleme işlemidir. Bu işlemle belirli tarihler arasındaki tweetlere yoğunlaşma şansı bularak diğerlerini arama sonuçlarından eleme şansınız olur.

Zamana göre arama ne işe yarar?

Zamana göre arama işinize yarayacak veya haberinize kaynaklık edecek tweetlere daha kolay bir şekilde ulaşmanızı sağlar. Örneğin günler süren bir olayın sadece ilk veya dilediğiniz diğer bir gününde atılan tweetlere ulaşmak isterseniz zamana göre arama işlemini kullanmanız gerekir.

Veya bir araştırma için iki veya daha fazla yıl önce dilediğiniz bir zaman diliminde, dilediğiniz bir kelimeyi içeren tweetlere ulaşmanız gerekirse  zamana göre arama oldukça işinize yarayacaktır.

Twitter’da zamana göre arama nasıl yapılır?

Twitter’da zamana göre arama yapmanın da, daha önce paylaştığım yere göre arama yapma gibi belirli bir formülü vardır. Arama kuttucuğuna aşağıdaki formülü girmeniz gerekmektedir:

[Aranmasını istediğiniz sözcük], since:[YYYY-AA-GG] until:[YYYY-AA-GG]

Burada formülde “since:” yanına yıl, ay ve gün olarak aramanın başlamasını istediğiniz tarihi, “until:” yanına da aynı şekilde aramanın sonlanmasını istediğiniz tarihi yazmanız gerekmekte.

Örnekle açıklamamız gerekirse, Gezi Parkı olaylarının ilk üç günü ile ilgili bir arama yapacak iseniz, Twitter’ın arama kutucuğuna şöyle bir formül yazmanız gerekmekte:

Gezi Parkı“, since:2013-05-27 until:2013-05-30

Burada aramayı Gezi Parkı ile ilgili yaptığımız aramada Gezi Parkı’nı tırnak içine aldık. Siz de birden fazla sözcüğü içeren aramalar yapacaksanız tırnak kullanabilirsiniz. Ancak “ağaç” gibi tek bir kelime için arama yapacaksanız tırnak kullanmanıza gerek kalmayacaktır.

Twitter Arama Teknikleri: Yere Göre Ara

Sosyal medya ve özellikle de Twitter artık gazeteciler için önemli bir haber kaynağı halini aldı. Bu nedenle Medya Akademi’deki bu makalede Twitter’ın nasıl haber kaynağı olarak kullanılabileceği üzerinde duracağız. İlk olarak Twitter’da “yere göre arama” nasıl yapılır, bunu örneklerle açıklamaya çalışacağız.

Yere göre arama nedir?

Twitter’da yere göre yani lokasyon bazlı arama özünde atlan tweetleri belirli bir bölgeye göre filtreleme işlemidir. Yani Twitter’da arama yaparken sadece Adana’dan veya başka bir ilden atılan tweetleri görmenizi sağlar. Hatta arama yapacağımız lokasyonu ilçe, mahalle seviyesine kadar daraltabilirsiniz.

Örnekler Türkiye’den olsa da yere göre arama işlemini pek tabii Türkiye dışındaki ülkeler için de verimli bir şekilde kullanabilirsiniz.

Twitter’da yere göre arama ne işe yarar?

Twitter’da yere göre arama işlemi bir gazeteci (veya herhangi bir kullanıcı) için iki önemli işe yarar. Bunlardan birisi habere ulaşma, ikincisi ise haberi doğrulamadır.

Habere ulaşmak için Twitter önemli bir mecradır. Örneğin bir patlama olduğu zaman o bölgedeki insanların attığı tweetler haberinizi besleyebilir. Twitter’da lokasyon bazlı arama yaptığımızda sadece o bögeden atılan, olaya ilişkin tweetlere ulaşma şansı yakalarsınız. Aramayı lokasyon bazlı yapmazdığınız takdirde karşınıza haberinizle alakasız on binlerce tweet çıkacak ve işinize yarayacak paylaşımlara ulaşma şansınız azalacaktır.

Haber doğrulatmak için de Twitter önemli bir mecradır. Haber doğrulatmak için Twitter’da lokasyon bazlı arama yapmanız gerekebilir. Örneğin bir Twitter kullanıcısı bir bölgede patlama gördüğünü iddia ediyorsa, bu bilgiyi doğrulamak için lokasyon bazlı aramayı kullanabilirsiniz. Böyle yaparak önce o kullanıcının gerçekten orada olup olmadığını doğrular, ayrıca bölgedeki diğer Twitter kullanıcılarının tweetlerine de ulaşma şansı yakalarsınız.

Örnek bir patlama olsa da siz bu özellikleri hemen her haber için kullanabilirsiniz. Bunlar protesto gösterisi de olabilir deprem veya herhangi bir şey de…

Twitter’da yere göre arama nasıl yapılır?

Twitter’da yere göre, lokasyon bazlı, arama yapmak için standart arama kutucuğu kullanılır. Ancak burada yer belirlemek için bir formül kullanmanız gerekmektedir:

“[İlgili Kelime]” geocode:[Enlem],[Boylam],[Arama Çapı]km

Bu formulasyonu bir örnekle daha anlaşılır bir şekle sokmak gerekirse, durumu şöyle açıklayabiliriz. Örneğin Adana’nın Seyhan ilçesinde bir yangın var. Siz de “yangın”a dair ve sadece o bölgenin 2 kilometre yarı çapında yer alan kullanıcıların attıkları tweetleri görmek istiyorsunuz. Öyle ise şu formulasyonu kullanmanız gerekiyor:

yangın” geocode:36.9945846,35.3250666,2km

Twitter’ın arama kutusuna bu formülü yazdığınızda sistem söz konusu enlem ve boylamı merkez kabul ederek, bu merkezin iki kilometre çapındaki bölgede “yangın” kelimesini içeren tweetleri karşınıza çıkartacaktır.

Enlem ve boylam nasıl bulunur?

Yukarıda gördüğünüz gibi formüle hedeflediğiniz bölgenin enlem ve boylamını eklemeniz gerekiyor. Peki, enlem ve boylam nasıl bulunabilir? Bu konuda size yardımcı olabilecek çok sayıda ücretsiz program ve web sitesi bulunmakta.

Eğer enlem ve boylamı bir program ile bulmak isterseniz size Google Earth ve benzeri programları önerebilirim. Bu programlar aracılığıyla çok net şekilde enlem ve boylam hesabı yapabilirsiniz. (Dikkat ettiniz mi bilmiyorum ama Google Earth’ün sağ alt köşesinde ekranda görünen bölgenin enlem ve boylamı yer almaktadır.)

Eğer program açma zamanınız yok ise daha pratik bir yol olarak bu iş için oluşturulmuş web sitelerini kullanabilirsiniz. MyGeoPosition.com gibi sitelerde aradığınız, istediğiniz bölgelerin enlem ve boylam bilgilerini kısa sürede ve kolaylıkla elde edebilirsiniz.