Okuyucu odaklı haber sitesi

21. yüzyılda bilgi ve haber daha önce hiç olmadığı kadar fazla üretilmeye başladı. Geldiğimiz noktada bilgi ve habere ulaşmak bir sorun olmaktan çıkarken ‘gerekli’ bilgi ve haberlere ulaşmaksa her geçen gün daha da zorlaşmaya başladı.

Gerekli bilgi ve habere ulaşmak zor ve zaman alıyor

Artık istediğimiz bilgi ve habere ulaşmak için uğraşmak, internette gelişmiş arama yöntemlerini kullanmak zorunda kalıyoruz. Girdiğimiz web sitelerinde de bizim için gereksiz onca içeriğin arasından istediğimiz bilgi ve habere ulaşmak oldukça zaman alıyor.

Bu durum haber siteleri için de maalesef geçerli. Bir haber sitesine girdiğimiz zaman ana sayfadaki haberlerin çok azı bizi ilgilendiriyor. Hal böyle olunca ya siteden hemen çıkıyor ya da ilgi duyduğumuz haberleri bulmak için sıkıntılı bir süreç yaşamak zorunda kalıyoruz.

Çözüm: Okuyucu odaklı haber sitesi 

Oysa e-ticaret siteleri ve reklam servisleri böylesi durumlar için çözümü bulmuş durumda. Ziyaretçi odaklı içerik ve reklam sunumu günümüzde yoğun olarak kullanılan bir yöntem. Bu yöntemle bir e-ticaret sitesine girip cep telefonu inceleyen bir ziyaretçinin bu konuya ilgisi saptanıyor ve ilerleyen dönemde kendisine bu konuyla ilgili gösterim ve reklamlar yapılıyor.

Benzer bir yöntemi neden haber siteleri için de kullanmıyoruz?

Bir haber sitesinde öncelikli olarak ilgi duyduğu konulardaki haberleri görmeyi kim istemez?

Okuyucuların/izleyicilerin çoğu kendisi için özel ve otomatik şekilde oluşan kişiselleştirilmiş bir haber sitesini mutlaka daha fazla ilgi ve kolaylıkla kullanacaktır. Manşetlerde ilgi duyduğu konudaki haberleri görecek, ilgi duyabileceği haberlere de alt manşetlerde kolaylıkla ulaşabilecektir. Bu durum pek çok haber sitesinin baş etmeye çalıştığı ‘hemen çıkma oranı’nı da oldukça düşürecektir. Ayrıca kullanıcı deneyimi de hiç olmadığı kadar pozitif olacaktır.

İnternet gazeteciliğinde önemli bir devrim olabilir

Okuyucu odaklı haber siteleri, her birisi bir diğerinin tıpkısı haline dönmeye başlayan alternatifleri arasında önemli bir avantaj yakalayacaktır. Bunu başarıyla uygulayabilen medya kuruluşları internet gazeteciliğinde önemli bir devrime de vesile olabilirler.

Teröre karşı sorumlu vatandaşın sosyal medya rehberi

Türkiye zor günlerden geçiyor. Sadece son 6 ayda Ankara’da 3, İstanbul’da 2 bombalı terör saldırısı gerçekleşti. Masum insanlar katledildi.

Ülkemizin huzur ve bütünlüğünü hedef alan bu terör saldırıları gazete ve televizyonlarda olduğu gibi Facebook, Twitter ve Periscope gibi sosyal mecralarda da yankı buldu. Ancak sosyal medyada teröre tepkinin yanı sıra parçalanmış cesetler, hurdaya dönmüş araçlar ve çokça yanlış bilgi de gördük. Sonrasında ise provokasyonlara neden olan, saldırı söylentileri başladı. AVM’lerde, kalabalık caddelerde patlama olduğuna, olacağına dair gerçek dışı paylaşımlar yapıldı.

Bu makalede sosyal medyada son zamanlarda sıklıkla tanık olduğumuz dezenformasyonun, provokasyonun önüne nasıl geçebileceğimiz üzerinde duracağım. Sorumlu bir vatandaşın provokasyonlara karşı sosyal medyada neler yapabileceğini madde madde açıklamaya çalışacağım.

Tanık olmadığınız gelişmeleri paylaşmayın

Tık GazeteciliğiSosyal medyada dezenformasyonun temel nedeni insanların tanık olmadığı, kulaktan duyma gelişmeleri paylaşması. Bu durum bir domino etkisi yaratarak, doğru olmayan bir haberin on binlerce kişi tarafından tekrar tekrar paylaşılmasına neden olabiliyor.

Buna engel olmak da çok basit: Tanık olmadığınız gelişmeleri paylaşmayın!

Gözünüzle görmediğiniz, kulağınızla duymadığınız gelişmeleri paylaşmayın! Bu bir suç olduğu için önce kendinize, sonrasında ise toplumsal huzura büyük zarar verebilir.

Paylaşırken bir kez daha düşünün

Sosyal mecralarda gördüğünüz saldırı veya patlama gibi haberlerin doğruluğundan emin olmadıkça re-tweet etmeyin, paylaşmayın.

Söz konusu paylaşımın doğru olup olmayacağını bir kez daha düşünün. Eğer gördüğünüz paylaşımların doğruluğundan yüzde 100 emin olamıyorsanız, bilgileri teyit edemiyorsanız tekrar paylaşmayın.

Sosyal medyadaki paylaşımlara eleştirel yaklaşarak, bunların doğruluğunu mutlaka test edin. (Bir sonraki maddedeki bilgi ve fotoğraf doğrulama araçlarını kullanabilirsiniz.) Eğer bunların gerçeği yansıtmadığını fark ederseniz bunu belirten bir tweet atın veya Facebook paylaşımı yapın.

Bilgi ve fotoğraf doğrulama araçlarını kullanın

türkçe video bloglarSosyal medyada paylaşılan bilgi, fotoğraf ve videoları doğrulamak için profesyonel gazetecilerin kullandıkları, bir bölümü oldukça basit yöntemler var. Bunlardan bir sosyal medya kullanıcısı olarak siz de yararlanabilirsiniz.

Örneğin Facebook ve Twitter’da sıklıkla eski saldırı ve patlama fotoğrafları saki yeniymiş gibi paylaşılmakta. Bu fotoğrafları doğrulamak sadece bir iki dakikanızı alır. Bunu nasıl yapacağınıza dair bir makale: Fotoğraf doğrulama araçları

Videolar konusunda da şüpheyi elden bırakmayın. Olayla ilgili olduğu iddia edilen görüntünün doğruluğunu arşiv araması yaparak teyit edebilirsiniz. Youtube, Dailymotion gibi video paylaşım ağlarında videonun konusuyla ilgili arama yapın. O video karşınıza eski bir tarihle çıkabilir.

Dezenformasyona siz engel olun

Provokasyonların, dezenformasyonun nedeni olmamak çok önemli. Ancak bununla da yetinmeyerek, provokasyonlara engel olabilirsiniz.

Örneğin Twitter’da herhangi bir AVM’de saldırı olduğu iddiası paylaşılmış ve siz de söz konusu AVM’deyseniz bunun doğru olmadığını yazın. Hatta fotoğraf ve video paylaşın. Böylelikle büyük bir dezenformasyona sadece bir tweet ile engel olmuş olursunuz. Ayrıca resmi makamların iddialarla ilgili paylaşımlarımlarını da takip edin, gerektiğinde bunları arkadaş ve takipçilerinizle paylaşın.

Öte yandan sosyal medyada paylaşılan içeriğe şüpheyle yaklaşıp, bir önceki maddede sözünü ettiğimiz yöntemlerle bunların doğru olmadığını saptayabilirsiniz. Bu durumda da söz konusu içeriğin gerçekleri yansıtmadığını detaylı bir açıklamayla birlikte sosyal medyada mutlaka belirtin.

 

Youtube’ta başarı için 10 öneri

YouTube, dünyanın en büyük video paylaşım ağı olarak modern insan hayatında oldukça yer kaplıyor. Bu mecrada hunharca video yayınlıyor ve/veya bu videoları izliyoruz. Öyle ki istatistikler Youtube’ta bir günde yaklaşık 5 milyar video izlendiğini gösteriyor.

Youtube biz kullanıcılara temelde 3 şey sunuyor: video yükleme, izleme ve paylaşma. Kullanıcıların pek azı ‘yükleme’ konusunda sorun yaşasa da da izletme ve paylaşılmasını sağlama konusu hala pek çok kişi için ciddi bir sorun. Öyle ki Youtube’a yüklenen videoların büyük bölümü ‘sıfır’ izlenmeye ve haliyle ‘sıfır’ paylaşıma sahip.

Peki, Youtube’ta kanalınızı geliştirmek, videolarınızın izlenip, paylaşılmasını sağlamak için neler yapmak gerekiyor? Bu konuda okuduklarım ve deneyimlerimden yola çıkarak sizlere 10 öneri paylaşacağım…

1. Kanalınızın temel bileşenlerini tamamlayın

Youtube’ta başarı kazanmak için kanalınızın temel bileşenlerini doğru bir şekilde oluşturmanız gerekmekte.

Öncelikli olarak profil ve header görselini profesyonel şekilde hazırla(t)malısınız. Kanalınızın hakkında bölümüne yaptığınız işi en iyi şekilde anlatmalı, buradaki sosyal medya bağlantılarını aktif hale getirmelisiniz.

Youtube’un size sunduğu playlist (oynatma listesi) oluşturma şansını mutlaka değerlendirmenizi öneririm. Playlistler ile kanalınızı çok daha izlenir kılabilir, okuyucunuzun ilgisini çekecek kategoriler oluşturabilirsiniz. Son videolarınız, en beğenilen videolarınız veya farklı kategorilerdeki videolarınız için en az 3-4 playlist oluşturmanızı öneririm.

Kanalınızın en üstüne bir tanıtım videosu eklemeyi de ihmal etmeyin. Kısa ama etkili olması işe yarayacağı anlamına gelir.

2. Paylaşılabilir videolar üretin

Sosyal medyada ulaştığınız kitleyi büyütmek istiyorsanız paylaşılabilir içerik üretmeniz gerekiyor. Bu Facebook ve Twitter’da geçerli olduğu gibi Youtube’ta da geçerli.

Peki “paylaşılabilir video”dan ne kastediyorum? Bu sorunun cevabı aslında sizde. Son paylaştığınız 10 videonun çoğu muhtemelen “paylaşılabilir video” özellikleri taşıyordur. Yani “paylaşılabilir video”nun nasıl birşey olduğunu görmek için geriye dönün ve arkadaşlarınızla paylaştığınız diğer kullanıcıların videolarına bir göz atın. Bu videoları neden paylaşmak istediniz? Bu videoların ortak yönü ne? Bunları düşünün ve not alın.

3. Videolarınızı periyodik olarak yayınlayın

Bir kullanıcı sizin videonuzu izledi ve beğendi ise bunun öncesinde ve sonrasında paylaştığınız videolara da göz atacaktır. Tüm bu videolara göz atarken sizin paylaşım sıklığınızı, (eğer var ise) periyodunuzu da fark edecektir. Bir paylaşım periyodunuz olmalı ki, o izleyici sizin yeni videonuzun ne zaman yayınlanacağını öngörebilsin. Öngörebilsin ki, yüklediğiniz yeni videoları izlemek için kanalınıza yeniden gelsin.

İzleyicilerin sadakatini sağlamak için periyodik şekilde videolar paylaşmak oldukça önemli. Tıpkı televizyondaki dizi veya programların bir yayın saati olduğu gibi sizlerin de bir yayın zamanınız olsun. Örneğin her Cuma 20.00’da veya her ay başında video paylaşın, takipçileriniz o gün o saatte sizin video paylaşacağınızı bilsinler. Bu onların sizin kanalınıza sadık olmasını sağlayacaktır.

4. İlgilendiğiniz konuları belirleyin, dışına çıkmayın

Periyodik video paylaşmak kolay bir iş değil, biliyorum. Bunun için istekli olmanız gerekiyor. İstekli olmak içinse ilgilendiğiniz konuları belirlemeniz ve bu sınırlar içerisinde video yayınlamanız işinize yarayacaktır.

Bilgili ve ilgili olduğunuz konularda video hazırlamak, bilgisiz ve ilgisiz olduğunuz konularda video hazırlamaktan çok daha keyifli ve kolay olacaktır. Youtube’ta başarı için bu da önemli bir noktadır.

5. İzleyiciyle iletişim kurun

Videonuzda izleyicinize seslenmekten çekinmeyin. Onlara sorular sorun, yanıtlar vermelerini isteyin. Yorum özelliği izleyicilerinizin size yanıt vermesine olanak sağlıyor. İzleyicilerinizle iletişim kurarak, onların da en azından yorumlar aracılığıyla size ulaşmalarını sağlasın.

Örneğin bir sonraki videoda ne yapılmasını istediğinizi sorun. İnsanlar yorum olarak sorunuzu cevaplayınca, mutlaka bir sonraki videonuza bakacaktır. Ayrıca bu durum izleyici sadakatini ve samimiyeti de oldukça arttıracaktır. Öte yandan, abartmamak kaydıyla, izleyicilerden videoları beğenmelerini ve paylaşmalarını da isteyebilirsiniz. Bu da oldukça işe yarayabilecek bir yöntem!

Youtube size videolar üzerine etiketler, notlar ve bağlantılar ekleme şansı da tanıyor. Videonuzu düzenlerken bunları da dikkate alın. İzleyicilere ilgilerini çekebilecek diğer videoları bu şekilde tanıtın. Ayrıca videolarınıza abonelik bağlantısını eklemeyi de ihmal etmeyin.

6. Etkileşimi arttırın

İnsanların videolarınızın altına yaptıkları yorumlara kayıtsız kalmayın. Etkileşimi arttırmak için yorumlara yazılı olarak da yani siz de yorum yaparak cevap verin. Sizin hakkınızda merak ettikleri konularda onları aydınlatmaktan çekinmeyin.

Youtube’ta çalışan insanlarla yaptığım toplantılarda yorumların videoların öne çıkartılması konusunda etkili olduğunu söylediklerini de paylaşayım. Belki ilginç ama algoritmalarında yorum sayısı da önemli görünüyor.

7. Diğerlerini izlemeyi ihmal etmeyin

Youtube’ta başarı için en çok verilen tavsiye özgün olmak ve başkalarını taklit etmemek. Buna ben de katılıyorum ancak bu başarılı Youtube kullanıcılarını izlemenize ve yaptıklarından dersler çıkartmanıza da bir engel değil!

Youtube’ta başarılı olmak için işinize en fazla yarayacak tüyoları başarılı kanalları izleyerek elde edebilirsiniz. Neyi, nasıl yapıyorlar? Bunu görmeniz ve başarılı olduklarını fark ettiğiniz yöntemleri kanalınızda kullanmanız gerekiyor.

8. İşbirliğinden çekinmeyin

Youtube’ta başarı kazanmış kanallarla işbirliği, size daha fazla izleyici ve abone kazandırabilir.

Dikkat ederseniz Youtuberlar sıklıkla diğer kanallara konuk olmakta ve başarılı diğer Youtuberları kendi kanallarına konuk almaktadır. Bunun nedeni oluşan iki kitleyi birleştirmektir.

Siz de diğer Youtube kanallarıyla işbirliği yapmaktan çekinmeyin! Abone ve izleyici kaybetmekten de korkmayın, emin olun izleyici kazanma ihtimaliniz, kaybetme ihtimalinizden çok daha fazla.

9. İnsanların sizi bulmalarını sağlayın

İnsanlar sizin videolarınızı bulamazlarsa doğal olarak izleyemezler de. Bu nedenle videolarınızın bulunabilir olması kanalınız için oldukça önemli!

Peki, videolarınızı nasıl daha bulunabilir kılarsınız? Bunun için videolarınızın “açıklama” ve “etiket” bölümlerini doğru şekilde kullanmanız gerekmekte.

Videolarınızın açıklama kısmını asla boş bırakmayın, Youtube’ta başarı için video ile ilgili bilgileri en anlaşılabilir şekilde ve arama yapılabilecek kelimeleri kullanmaya özen göstererek yazın.

Etiketlerde de videonuzun ilgili olduğu ve Youtube’ta aranabilirliği olan kelimelerden seçin. Youtube’ta hangi kelimelerin daha çok arandığını göz önüne getirin, bunun için Youtube arama kutucuğunu kullanın. Kutucuğa bir kelime yazın, ve Youtube’un gerisini nasıl tamamladığına göz atın.

10. Diğer sosyal mecralarda da aktif olun

Gördüğüm kadarıyla Youtube’un diğer sosyal mecralarla bir derdi yok. Hatta sizin videolarınızı diğer mecralarda paylaşıyor olmanızdan oldukça memnunlar. Bu nedenle sadece Youtube’ta aktif olmaktansa Facebook ve özellikle Twitter’da da kendinizi gösterin. Youtube’ta yayınladığınız videoları mutlaka diğer sosyal mecralarda da paylaşın.

 

Not: Benzer bir listeyi Instagram için hazırlamıştım. Instagram fenomenleriyle mülakatlar yapıp, başarı için neler gerektiğini Medya Akademi için analiz etmiştim. Okumak isterseniz: “Instagram’da takipçi arttırma yöntemleri

Gazeteciler için “Doğrulama El Kitabı”

Sosyal medya gazeteciler için en önemli bilgi kaynaklarından bir tanesi halini aldı. Peki ama bu bilgiler ne kadar güvenilir? “Doğrulama el kitabı” bu sorunun yanıtını vermeye çalışıyor. Profesyonellerin deneyimlerinden yola çıkarak, size bir yol haritası sunuyor.

European Journalism Centre (EJC) kaynaklı, Korsan Parti tarafından Türkçeleştirilen Doğrulama El Kitabı (Verification Handbook)  kriz anları, doğal afetler gibi kitlesel olaylarda sosyal mecralarda üretilen bilgiye nasıl ulaşılacağı ve bu bilgilerin nasıl doğrulanacağı üzerine ipuçları sunuyor.

Kitabın Türkçe Yayın Editörü, daha önce de pek çok başarılı işe imza atan, M. Atakan Foça blogunda kitap hakkında şunları yazıyor:

Kriz anlarında, doğal afetlerde veya çatışma hallerinde internette hızla yayılan yanlış bilgi insan hayatını tehdit edebilecek kadar önemli hale gelebiliyor. Dezenformasyon ve bilgi kirliliği içerisinden doğru bilgileri ayıklamak, yanlışları düzeltmek ise kalıcı hasarların oluşmasını önleyebilir.

Bu hedefe ulaşabilmek için gazeteciler ve sivil toplum çalışanlarının online bilginin nasıl doğrulanacağı, yanlışların nasıl düzeltileceği ile ilgili etik ilkelere ve doğru araçlara sahip olması gerekli. Doğrulama El Kitabı bu anlamda, uzmanlar tarafından uygun araçlar ve yöntemlerin anlatıldığı, tecrübelerin ve vaka çalışmalarının paylaşıldığı bir rehber olma özelliği taşıyor.

Kitap işin profesyonelleri için vaka örnekleri bakımından önem kazanırken amatörler için işin nasıl yapılacağını gösteriyor. Bu anlamda özellikle profesyonel gazeteci olmak isteyenler için kitap okunması gereken çalışmalar arasında yer alıyor.

Kitapta dünyanın farklı bölgelerindeki gerçek olaylar sırasında sosyal medyada yayılan içeriğin nasıl doğrulandığı işi yapan profesyoneller tarafından anlatılıyor. “Doğrulamanın Temelleri”nden görsel ve video doğrulamasına; sosyal medyayı bir haber kaynağına çevirmeye, kitlelere sosyal medya aracılığıyla ulaşmaya değin farklı konularda geniş ve pratik bilgiler sunuluyor.

Doğrulama El Kitabı’na Türkçe olarak buradan, İngilizce olarak buradan farklı formatlarda ve ücretsiz olarak ulaşabilirsiniz. Kitabı edinmenizi ve okumanızı öneririm. Ayrıca kitabı Türkçeleştirdikleri için Korsan Parti ve M.Atakan Foça nezdinde tüm ekibe teşekkür ederim.

Yeni Medya Uygulamaları Eğitimi

Anadolu Ajansı Haber Akademisi‘nin düzenlediği Yeni Nesil Habercilik Eğitimi geçtiğimiz hafta başladı. Uzun mülakat sürecinin ardından Akademi’nin kabul ettiği öğrenciler AA Genel Müdürlüğü’de eğitime başladı. Yoğun eğitim programı içerisinde ben de katılımcılara Yeni Medya Uygulamaları dersi verdim.

Derste bilgisayar ve internetin gelişimi, teknoloji ve medyanın sosyalleşmesi, sektörde önümüzdeki dönemde neler olabileceği konuları üzerinde durdum.

Anadolu Ajansı Genel Müdürlüğü Konferans Salonu’nda, yaklaşık 50 katılımcı ile öğretici, keyifli bir eğitim geçirdim. Katılımcıların profesyonel gazeteci (ya da adayı) olmaları, konular üzerinde karşılıklı bir tartışma ortamı, güzel bir sinerji de yarattı.

İşin teorisinin ardından pratik üzerinde de durduk. Twitter’de TT listesine giremesek de güzel bir etiket çalışması yaptık. Instagram’da selfiemizi paylaşırken, eğitimin bir bölümünü Periscope’ta yayınlayarak, bu mecradan da sosyal medyaya dair sorular aldık.

Anadolu Ajansı’ndaki her eğitimde olduğu gibi katılımcılardan #AASosyalMedya etiketini kullanarak görüşlerini paylaşmalarını istedim. Oldukça güzel tepkiler geldi.

 

AA Haber Akademisi hakkında
AA Haber Akademisi medyada yaşanan değişime, sosyal medyadaki gelişmelere, teknoloji kullanımını etkinleştirmeye yönelik uygulamalı ve sistematik eğitimler vermekte. Akademinin amacı, medya sektöründe çalışan ya da çalışmak isteyen kişilerin gazetecilik alanındaki analitik düşünme, sorun çözme, etkili iletişim kurabilme, haber yazım teknikleri, görüntü ve fotoğraf çekimi bilgi ve becerilerine sahip olmasını sağlamak. Bu anlayışla medya alanında faaliyet gösteren ve gazetecilik eğitimi veren ulusal ve uluslararası tüm kurum ve kuruluşlarla işbirliğinde bulunarak bu alanda meydana gelen tüm yeni oluşumlardan da faydalanmaktadır.

Sosyal Medya ve Seçimler

Kısaca Sosyal Medya

Sosyal medya, son yılların en gözde kavramlarından bir tanesi. Hemen her yerde sosyal medyaya dair yazılıp, çiziliyor. Peki, nedir sosyal medya?

Sözlüklere bakacak olursak; “sosyal” toplumla ilgili, toplumsal, içtimai anlamına geliyor. “Medya” ise iletişim kurmaya yarayan ortamlar olarak tanımlanıyor. Bu iki tanımdan yola çıkarak “Sosyal Medya”yı “toplumu oluşturan kişilerin kendilerinin ürettiği içeriği yayınladığı ve paylaştığı her türlü mecranın genel adı” olarak tanımlayabiliriz.

Peki, sosyal medyayı klasik medyadan ayıran temel özellik nedir?

Sosyal medyanın gazete, dergi, radyo ve televizyonlar gibi klasik medya araçlarından en büyük farkı, elbette işin üretim sürecine toplumun kendisinin de dâhil olmasıdır. Bugüne kadar bilginin ve haberin tüketicisi olan toplum, sosyal medya devrimi ile üretici bir konuma da yükselmiştir.

Sosyal Medyanın Siyasi Propaganda Alanına Dönüşmesi

Sosyal medyanın sunduğu kitlelere ulaşma ve kitleleri harekete geçirme imkânı kısa sürede siyasi organizasyonların da dikkatini çekti. Başka Amerika Birleşik Devletleri (ABD) olmak üzere birçok ülkede seçim süreçlerinde sosyal medya da propaganda amacıyla kullanılmaya başladı.

İnternet ve sosyal medya ilk olarak 2000 ABD Başkanlık Seçimleri’nde etkisini gösterdi. John McCain, internet üzerinden yürüttüğü kampanya ile sadece dört günde 2 milyon dolar bağış topladı. 2004 Başkanlık Seçimleri’nde ise Howard Dean, destekçilerini internet üzerinden örgütlemeye çalıştı. Bunda da kısmen başarılı oldu.

Obama TwitterSosyal medya ABD’de en etkin şekilde 2008 Başkanlık Seçimleri’nde  Barack Obama ve ekibi tarafından kullanıldı. Obama’nın kampanyasında sosyal medyaya verdiği önem ve Cumhuriyetçi rakibi John McCain’e karşı elde ettiği başarı sosyal medyanın gücünün ülke ve dünya genelinde görülmesinde önemli bir rol oynadı.

Obama, sosyal medyada yaptığı propagandaya seçmeni de dâhil ederek kampanyasını sosyalleştirmeyi başardı. Yani sürecin içerisine seçmen ve Obama taraftarları da dâhil edildi, hatta işin büyük kısmını onlar yaptı.

Kampanya sürecinde kurulan MyBO web sitesi ile taraftarların Obama’ya destek veren içerik üretmeleri için bir mecra oluşturuldu. Sadece burada Obama destekçileri tarafından yaklaşık 400 bin video üretilerek Youtube’a yüklendi. Çok sayıda blog oluşturularak da yazılı içerik oluşturuldu. MyBO ile başarılı bir “wikinomi” örneği sergilendi.

Kampanya sürecinde sosyal medya aracılığıyla örgütlenen taraftarlar harekete geçirilerek bir elektronik posta kampanyasına da imza atılmıştır. Yaklaşık 13 milyon elektronik posta adresine, 1 milyara yakın posta gönderilerek daha geniş kitlelere ulaşılmıştır.

Obama’nın kampanya yöneticileri sadece Facebook, Twitter ve Youtube gibi ana akım sosyal mecralarla da sınırlı kalmayarak toplam 15 sosyal ağda aktif olmuşlardır.

Barack Obama’nın başarısı pek çok uzman tarafından sosyal medyanın viral yayılım gücüne bağlandı. Burada kitleleri harekete geçirebilmek de önem kazandı. Obama’nın kampanyası, hedef kitleye mesajı iletmekle sınırlı kalmadı, aynı zamanda o kitlenin söz konusu mesajları diğer insanlara da aktarmasını sağladı.

Barack Obama’nın seçimi kazanması ve bunun öncesinde sosyal medya üzerinden milyonlarca seçmene ulaşması, dahası önemli miktarda bağış toplaması ABD’deki pek çok politikacıya da örnek oldu. Dünya genelinde, özellikle Facebook ve Twitter’ın politik propaganda amacıyla nasıl kullanılabileceğine dair önemli fikirler verdi.

Sosyal Medyanın En Önemli Güçleri

Sosyal medyanın siyasi propaganda amacıyla tercih edilmesinde etkili olan temel özelliklerinden birisi inandırıcılığı oldu. Öyle ki ABD’de Pew Research araştırma şirketinin yaptığı bir araştırmada insanlar mevcut devlet başkanındansa sıradan bir blog yazarına daha fazla güven duyduklarını söylediler.

Pew Research’ün “Social Media and Political Engagment” başlıklı araştırması ise sosyal medyada paylaşılan içeriklerin, Amerikalı kullanıcıların siyasi görüş ve etkinliklerini değiştirmede etkili olduğunu ortaya koydu.

Öte yandan sosyal medya ile taraftarlar internet üzerinden örgütlenebilmeye başladı. Daha önce ciddi mesai ve para gerektiren taraftarları örgütleme çabaları, internet ile kendiliğinden olmaya başladı. Sosyal medya ile internette örgütlenen taraftarlar diğer seçmenlere de (Bunlar arkadaşları ve tanıdıkları da olabilir) sosyal medya üzerinden adayların siyasi mesajlarını ilettiler. Kısa sürede çok sayıda kişiye ulaşma engeli böylelikle aşılabilmiş oldu.

Sosyal Medya Dünyada Ne Kadar Etkili?

Sosyal medya dünyanın en gelişmiş ülkesi ABD’de, seçmenlere ulaşmak ve fikirlerini istenilen şekilde değiştirmek için iyi bir araç olabilir. Peki, dünyanın geri kalanında durum ne? Dünyanın geri kalanında da internet ve sosyal medya ABD’de olduğu kadar etkili ve yaygın bir kullanıma sahip mi?

İstatistiklere göre Dünyada internet kullanıcı sayısı Ocak 2015 itibariyle 3.010 milyar kişi. Bu sayı, 7.210 milyar olan insan nüfusunun tam yüzde 42’sine tekabül ediyor. İnternet kullanıcıları arasından tam 2.078 milyar kişi ise aynı zamanda sosyal medyada da aktif. Bu da toplam insan nüfusu içerisinde yüzde 29’a denk geliyor.

Özetle, internet ve sosyal medya çok kısa bir sürede yüz milyonlarca kişiye erişmiş olsa da günümüzde dünyanın yarıdan fazlasına ulaşabilmiş değil.

Paylaştığım istatistiklere göre gelişmemiş ülkelerde bu mecraların kullanımı çok iyi geri dönüşler sağlamayacaktır. Ancak Kuzey Amerika, Avrupa ülkeleri ve ayrıca Türkiye gibi gelişmiş ekonomiye sahip ülkelerde bu mecralar seçmene ulaşmak ve tercihlerini etkilemek için kullanılması akıllıca olacak araçlar olacaktır.

Türkiye’de Sosyal Medyanın Gücü

Türkiye’de internet ve sosyal medya kullanımı dünya ortalamasının üzerinde bulunmaktadır.

Ülkede internet kullanıcılarının sayısı 37.7 milyonu bulurken, bu Türkiye nüfusunun yüzde 49’unun aktif internet kullanıcısı olduğunu göstermektedir.

Türkiye’de internet kullanıcılarının büyük bölümü sosyal medyada da aktiflerdir. Yapılan en güncel araştırmalarda yaklaşık 40 milyon aktif sosyal medya hesabı bulunduğu belirtilmektedir.

Türkiye’de sosyal medya denilince akla Facebook, Twitter ve Youtube gelmektedir. Nitekim Türkiye’deki internet kullanıcıları yoğun olarak, sırasıyla Facebook, Twitter ve Youtube’u aktif olarak kullanmaktadır. Twitter kullanımında Türkiye özel bir yere sahiptir. Gezi Parkı olayları sonrasında bu sosyal mecranın kullanıcı sayısında çarpıcı bir artış olmuş ve Dünyada Twitter’ın nüfusa oranla en yoğun kullanıldığı ülke Türkiye olmuştur.

Son yıllarda fotoğraf filtreleme ve paylaşma uygulaması olan Instagram da Türkiye’deki kullanıcı sayısını hızla arttırmaya başlamıştır.

Türkiye’de yoğun internet ve sosyal meyda kullanımı her geçen gün artmaktadır. Global Web Index’in verilerine göre, sadece bir yıl içerisinde Türkiye’deki internet kullanımı yüzde 5, sosyal medya kullanımı ise yüzde 10 artmıştır.

Verilere baktığımızda Türkiye’deki internet ve sosyal medya kullanıcılarının yanı sıra telefon kullanıcılarında da yüzde 2’lik bir artış olduğu gözlemleniyor. Mobil telefonlardaki kullanımının yüzde 2 artmasına rağmen mobilden sosyal medya erişimi çok daha fazla, tam yüzde 14 artıyor.

Yani Türkiye’de ciddi bir kitle her gün sosyal medya kullanıyor ve bu insanların sayısı her geçen gün artıyor. Bu nedenle seçim süreçlerinde bu mecralar aktif olarak propaganda ve kitle yönetimi amaçlarıyla kullanılmaya çalışılıyor.

Türkiye’de Seçimler ve Sosyal Medya

Pek çok akademik araştırma ve makalede Türkiye’de sosyal medyanın siyasi propaganda amacıyla ilk olarak 2011 Genel Seçimlerinde kullanılmaya başlandığı yazılıyor. Oysa ki bu yanlış bir bilgi. Türkiye’de sosyal medya, siyasi propaganda amacıyla ilk olarak 2007 Genel Seçimleri’nde kullanılmaya başlandı. Bu dönemde Facebook etkisiz olduğu; Twitter, Instagram gibi mecralar da henüz kullanılmadıkları için bloglar ve Youtube öne çıkmıştı.

2007 yılında Türkiye’de politik seçim blogları, az sayıda olsalar da, ilk kez sistemli ve aktif olarak kullanıldı. Örneğin 2007 milletvekili genel seçimlerine İstanbul 1. ve 2. bölge bağımsız adayları olan Prof. Dr. Ufuk Uras ve Prof. Dr. Baskın Oran’ın seçim blogları bulunmaktaydı. Bu iki blog adayların propaganda çalışmasının önemli bir gücü haline gelmişti.

Söz konusu süreçte her iki adayın blogları destekçileri tarafından sürekli güncelleniyor ve diğer mecralarda yer alan adaylara dair tüm içerik (makale, röportaj, televizyon programı vs.) burada toplanıyordu. Ayrıca adayların günlük ve haftalık programları duyurularak, destekçilerine bilgi veriliyordu.

2009 yılındaki yerel seçimlere gelindiğinde ise diğer sosyal mecralar da aktif olarak kullanılmaya başlandı. Özellikle siyasi partilerin genç üyeleri Facebook’u ve kısmen de Twitter’ı partilerin propagandasını yapmak için kullanmaya başladı. Bazı belediye başkan adayları Facebook duvarlarından seçmene ulaşmaya çalıştı.

12 Haziran 2011 seçimlerinde ise sosyal medya partiler tarafından da oldukça aktif ve sistemli olarak kullanılmaya başlandı. Bu süreçte Adalet ve Kalkınma Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi ile birlikte bağımsız adaylar da Twitter ve Facebook’ta propaganda çalışması yaptı. Sosyal medyayı en yoğun kullanan grup bağımsızlar olurken onları AKP ve MHP izledi. En az paylaşım yapan parti ise CHP oldu.

2011 seçimlerinde öne çıkan muhalefet, özellikle de bağımsız muhalif adaylar oldu. Televizyon, gazete ve radyo gibi klasik medya mecralarında seslerini duyuramayan muhalif isimler Facebook, Twitter ve diğer sosyal ağlarda seçmene ulaşabildiklerini gördüler.

Bugün geldiğimiz noktada ise sosyal medya seçimlerde önemli belirleyicilerden birisi haline dönüştü. 2014 yılındaki yerel ve cumhurbaşkanlığı seçimleri sürecinde sosyal medya seçmen fikirlerini etkilemek amacıyla oldukça sistemli bir şekilde kullanıldı.

Hatta bu iki seçimde bu mecran aday ve partiler dışındaki aktörler (ya da örgütler tarafından) seçmenin fikirlerini etkilemek amacıyla nasıl kullanılabileceğini gördük. Sosyal mecralarda yayınlanan dosyalar ve ses kayıtları ile seçmene ulaşılmaya çalışıldı.

Şimdi ise önümüzde yeni bir genel seçim var. Bu genel seçimde, sosyal medya kampanyaları konusunda oldukça deneyim kazanan Türkiye’de çok daha profesyonel ve başarılı kampanyalara imza atılması bekleniyor. Adayların sosyal medyaya gösterdikleri yoğun ilgi ise bu mecranın gücünün artık Türkiye’de de kabul edildiğinin önemli bir göstergesi oluyor.

Bir Tık Uğruna Harcanan Gazetecilik

Türkiye’de medyanın en önemli sorunu sansür, hükümet baskısı veya patronaj değil: sorun gazetecilerin ta kendisi!

Bugün internete taşınan gazetelerin düştüğü hal bu durumu net olarak gösteriyor. Bir tık uğruna, ziyaretçi sayılarını arttırmak amacıyla gazeteciliğin kurban edildiğini görüyoruz.

Geldiğimiz noktada Türkiye’nin “saygın” basılı gazetelerinin internet sitelerinde yer alan haberler, bu haberlerin sosyal medyada sunuluş şekli artık midemizi bulandırmaya başladı.

Tıklanma sevdasıyla Twitter’da ve Facebook’ta ciddi bir dezenformasyon yapılıyor. Mısır’da yaşanan bir olay “Son Dakika: Askeri birliğe saldırı. Çok sayıda ölü ve yaralı var” diye verilebiliyor. Olay sanki Türkiye’de olmuş algısı oluşturularak okuyucular siteye çekilmeye çalışılıyor. Bu mantıkta cinsellik de sık sık kullanılıyor.

Bu basit taktiklerle başarılı olduklarını sananlar yanıldıklarını kısa süre sonra anlayacaklar. Kazandıklarını sandıkları ziyaretçilerin aslında güvenlerini kaybettiklerini er ya da geç görecekler. Ancak korkarım çok geç kalmış olacaklar!

Şimdiden sesleniyoruz: Bir tık uğruna gazeteciliğinizi harcamayın! Artık temiz gazetecilik istiyoruz!

Doğru haberi kandırılmadan almak istiyoruz! Bu sözde gazetecilerin okurları aptal yerine koymasını kabul etmiyoruz!

Bugün Türkiye medyasının içine düştüğü bu tıklanma hastalığının bir an önce tedavi edilmesini umuyoruz.

Tedavi olmaya niyeti olmayanlara da bir önerimiz var:

Tek amacınız tıklanmaksa haber sitesi değil pornoculuk yapın! Böylelikle siz de rahat edersiniz, doğru habere kandırılmadan ulaşmak isteyen okuyucular da…