Türkiye’nin ilk Bilgisayarı: IBM-650

 

Bugün Türkiye’nin dört bir yanında, hatta hemen her evde bir bilgisayar bulabilirsiniz. Ancak bundan 55 yıl önce Türkiye’nin bir tek bilgisayarı vardı.

Dünyanın ilk elektronik bilgisayarı olarak kabul edilen ENIAC’ın icadından tam 15 yıl sonra Türkiye’ye bir bilgisayar geldi. Türkiye’nin ilk bilgisayarı 30 Ekim 1960 tarihinde Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından kullanılmaya başlanan IBM-650 Data Processing Machine idi. 12 yıl boyunca kullanılan bu bilgisayar ile Karayolları Genel Müdürlüğü’nde yol yapım çalışmaları sırasında yapılan hesaplamalar kolay ve hızlı bir şekilde yapılmaya başlandı.

Türkiye’nin bilgisayarla tanışması 15 yıl geç olsa da bu dünyanın geri kalanından çok da kötü değildi. Öyle ki Türkiye’nin bilgisayarla tanıştığı 1960 yılında İtalya-Uzak Doğu hattında bilgisayara sahip olan tek ülke Türkiye’ydi.

Türkiye’nin ikinci bilgisayarı ise IBM 1620 oldu. IBM 1620, İstanbul Teknik Üniversitesi tarafından 1966 yılında kullanılmaya başlandı. İstanbul Teknik Üniversitesi’ni Ortadoğu Teknik Üniversitesi izledi ve yine aynı yıl içerisinde Türkiye’nin üçüncü bilgisayarı da faaliyete başlamış oldu.

Takvimler 1967 yılını gösterdiğinde Devlet Su İşleri ve İş Bankası da bilgisayara sahip olan şanslı kurumlar arasında yerlerini aldı. 1980’lere gelindiğinde ise Türkiye’deki bilgisayar sayısı yüzlerle ifade edilmeye başlandı.

Bugün ise hemen her köşede bir bilgisayar görüyroruz. Öyle ki hayatlarımız bilgisayarlarla çepeçevre sarılmış gibi. Bundan memnun muyuz? Bilgisayarları gerektiği gibi kullandığımız sürece memnun olmamamız için bir neden yok….

Yeni Oyuncağım ve İş Arkadaşım: Nikon D5100 Fotoğraf Makinesi

İyi bir gazetecinin mesleki bilgi ve ahlakının yanı sıra yetkin olması gerektiğini düşündüğüm üç yeterlilik saymıştım. Bilişim teknolojileri ve yabancı dil dışındaki üçüncü yeterlilik iyi fotoğaf çekebilmekti. Kendi önerime kulak verdim ve daha iyi fotoğraflar çekebilmek için bugün ilk adımı attım: Bu alanda kendimi daha da geliştirmek için yeni bir profesyonel fotoğraf makinesi aldım.  Daha fazlasını oku

İyi Bir Gazetecinin Bilmesi Gerektiğini Düşündüğüm 3 Şey

Geçtiğimiz günlerde iyi bir gazetecinin neler bilmesi gerektiğini düşündüm. Gazetecilik bilgisi ve bunun doğuracağı ahlakın yanı sıra 3 şey daha aklıma geldi: Birincisi bilişim teknolojilerinde yeterlilik, ikincisi en az bir yabancı dil ve üçüncüsü de iyi fotoğraf çekebilmek… Daha fazlasını oku

İnternet Kullanan Çocuklar Daha Başarılı

Çağın hastalığı olarak görülen “internet bağımlılığı” Alman bilim insanlarını harekete geçirdi. Almanya Sağlık Bakanlığı’na göre yaklaşık 560 bin internet bağımlısının olduğu ülkede uzmanlar bunun olumsuz etkilerini araştırmaya başladı. Ancak Münih Üniversitesi’ne bağlı IFO Ekonomik Araştırmalar Enstitüsü‘nün yaptığı bir araştırmadan beklenmedik sonuçlar çıktı.

“İnternet kullanımı, çocukların okul hayatlarındaki başarı ve sosyalliklerini nasıl etkiliyor?” diye soran uzmanlar bilimsel yöntemlerle 18 bin kişi üzerinde bir analiz yaptı. Tüm değerlendirmelerin sonucunda öğrencilerin internet kullanımı ile başarı ve sosyal ilişkilerinin doğru orantılı olduğu ortaya çıktı. Yani, gününün büyük bölümünü internette geçiren ve muhtemelen ebeveynleri tarafından “asosyal” kabul edilen çocukların okullarında çok daha başarılı ve sosyal oldukları bilimsel olarak saptanmış oldu.

Bu sonuçlara kendilerinin de şaşırdıklarını belirten uzmanlardan Ludger Wössmann, Deutsche Welle’ye yaptığı açıklamada hipotezleri değil elde edilen bilimsel verileri dikkate almalıyız, dedi:

Çocukların sosyal iletişim ve grup içerisindeki davranışlarını incelediğimizde sonuçların çok daha kötü olacağını tahmin ediyordum ancak hiç de öyle olmadı. Bu konuda birçok hipotez üretebiliriz ama sonuçta elde edilen verileri dikkate almamız gerekiyor.

Öte yandan yapılan araştırmada evlerinde sınırsız ADSL bağlantısı olan çocuklarla diğerleri de karşılaştırılmış ve yine beklenmedik bir sonuç elde etti. Uzmanlar, evlerinde sınırsız ADSL bağlantısı olan ve zamanlarını bilgisayar başında geçiren çocukların okullarındaki grup aktivitelerine diğer arkadaşlarından daha fazla katıldıklarını, bir spor kulübüne üye olduklarını, müzik kursuna gittiklerini ya da gönüllü olarak çalıştıklarını ortaya çıkarttı.

Özetle, Alman bilim insanlarının yaptıkları bu araştırmalara göre internet, çocukları yalnızlaştırmak bir yana daha sosyal ve başarılı kılıyor. Bu noktada ebeveynlerin çocuklarını bilgisayar başından zorla kaldırırken bir kez daha düşünmeleri gerekiyor.

eFIRTINA Bursa’yı Ekisi Altına Aldı

İnternet Gazeteciliği ve Blog Derneği (İGBD) İnternet Gazeteciliği Atölyesi’nin ardından Bursalıların karşısına şimdi de eFIRTINA‘yla çıktı. Bursa Gazeteciler Cemiyeti (BGC) ile birlikte düzenlenen etkinlikte internet teknolojileri, sosyal medya ve benzeri konularda beyin fırtınası yapılacak, yeni proje ve fikirler havada uçuşacak…

eFIRTINA Nedir?

Her Perşembe günü saat 18.30 ila 21.00 arasında Bursa Gazeteciler Cemiyeti’nde düzenlenen etkinlikte alanında uzman isimler Bursalılarla buluşup internet teknolojileri, sosyal medya ve benzeri mecraların sunduğu imkânları anlatacak, gelen soruları yanıtlayacak ve en önemlisi proje fikirlerini paylaşacak.

İlk eFIRTINA’da Google’ın Yeni Politikaları ve Android Masaya Yatırıldı

20 Aralık 2012 Perşembe günü Bursa Gazeteciler Cemiyeti’nde düzenlenen ilk eFIRTINA’ya iki uzman isim konuk oldu. İGBD Yönetim Kurulu Başkanı Levent Özen, Google’ın yaptığı son düzenlemeleri, Mehmet Emin Ertemür ise hayatımızda büyük yer eden Android’i anlattı.

eFIRTINA’nın ilk oturumunda konuşan Levent Özen, Google’da PR’nın artık neden önemi kalmadığını ve web sitelerinin artık hangi kriterlere göre sıralanacağını detaylı bir şekilde anlattı. Zenginleştirilmiş metin üzerinde duran Özen, küçük oynamalarla web sitelerine ya da bloglara nasıl daha fazla ziyaretçi çekilebileceğini uygulayarak gösterdi.

Andorid konusunda Türkiye’nin en yetkin kullanıcıları arasında sayılan Mehmet Emin Ertemür ise “dipsiz bir kuyu dediği Android’te neler yapılabileceğini ve en ilginç uygulamaları anlattı.

eFIRTINA’ya Sizi De Bekliyoruz

Yeni bilgi ve fikirlerin havada uçuştuğu eFIRTINA ilk haftadan Bursa’yı etkisi altına almayı başardı. Bu sürece seyirici kalmak istemiyorsanız sizi de eFIRTINA’ya bekliyoruz!

Etkinlik ücretsiz ve herkese açık olup sadece geliş öncesinde İnternet Gazeteciliği ve Blog Derneği’ni aramanız ya da elektronik posta atmanızı istiyoruz.

27 Aralık 2012 Perşembe günü yapılacak ikinci eFIRTINA’nın konusu “Mobil Uygulama Geliştirme” olarak belirlendi. Eğer bu konuda söyleyecek sözünüz ya da merak ettikleriniz varsa sizi de aramızda görmekten mutluluk duyarız. Detaylı bilgiyi İGBD web sitesinden, Facebook sayfasından ya da Twitter hesabından alabilirsiniz. Olmadı, bana bir elektronik posta atmanız da yeterli.

Sadece Cep Telefonlarımız Olacak…

Cep telefonlarına on yıllar önce alışmıştık. Şimdi ise cep telefonlarının hayatımızdaki hemen herşeyi içerisine almasına alışıyoruz.

Eskiden şehir ya da yurt dışına çıktığımız zaman yanımıza fotoğraf makinası, video kamera, MP3 çalar, dizüstü bilgisayar ve bunların birçok aparatını alıyorduk. Ancak artık tüm bu aletlerin fonksiyonlarını ve hatta çok daha fazlasını cebimizde taşıdığımız küçücük bir telefonla yapabiliyoruz. İşte tüm bu nedenlerle cep telefonları hayatımızın vazgeçilmezlerinden bir tanesi oldu.

Kimileri cep telefonlarının hayatımızı bu kadar kuşatmasından şikayetçi. İnsanların cep telefonlarına bu kadar önem atfetmesini eleştirenler var. Ancak ben bu süreçten mutluyum. Küçücük bir cep telefononunun beni hayata bağlıyor olması mükemmel birşey. Eleştirmektense bunu yaşamak, bunun keyfini sürmek gerekiyor.

Kandilli’nin Güvenilirliği Sarsılıyor

Türkiye’de “bilim” denilince akla nasıl TÜBİTAK geliyorsa, “deprem” denilince de Kandilli Rasathanesi geliyor. Ancak bu iki kurum da son yıllarda yaptıkları hatalarla halk nezdinde itibarlarını kaybetmeye başladı.

Kandilli Rasathanesi’nin son aylarda yaşanan depremlerin büyüklükerini doğru açıklayamaması artık kurumun inandırıcılığını sarsmaya başladı. Türkiye’yi yasa boğan Van depreminin büyüklüğü için 6.6 diyen Kandilli, daha sonra bunu 7.2’te yükseltti.

Bugün de Kahramanmaraş’ta yaşanan deprem üzerine Kandilli Rasathanesi’nden üç farklı açıklama geldi. Amerikan Jeolojik Araştırmalar Kurumu’nun 4.9 büyüklüğünde olduğunu açıkladığı deprem için Kandilli, 4.7 dedi. Ancak depremin büyüklüğü daha sonra 5.0’a, ardındansa 5.1’e yükseltildi. Dakikalar geçtikçe büyüklüğün 6 ya da 7’ye yükseltilmesinden korksam da neyse ki böyle birşey olmadı.

Sözün özü, bunca yıldır deprem denildiği zaman tek otorite saydığımız Kandilli Rasathanesi artık bana eskisi kadar güvenilir gelmemeye başladı. Ne dersiniz, sizce de öyle değil mi?