İnternet nedir? Nasıl çalışır?

Dünya nüfusunun yaklaşık yarısı internete bağlı. Bu oran Türkiye’de çok daha fazla. Türkiye nüfusunun %58’i yani 46 milyonu aktif internet kullanıcısı.

İstatistiklerin gösterdiği gibi çoğumuz interneti kullanıyoruz ancak pek azımız dünyayı değiştiren bu teknolojinin nasıl çalıştığından haberdar. Bu makalede şaşırtıcı bilgiler de paylaşarak internetin nasıl icat edildiğini, geliştiğini ve çalıştığını anlatmaya çalışacağım…

Kısaca: İnternet nedir?

İşe tanım ile başlayalım. İnternet kısacaMevcut bilgisayarları çeşitli ağlarla birbirlerine bağlayıp söz konusu bilgisayarlar arasında bilginin depolanmasını ve paylaşılmasını sağlayan elektronik bir dil ve kurallar bütünü” olarak tanımlanabilir.

İnternet, Dünyanın dört bir yanına yayılan bilgisayarın aralarında bilgi alışverişi yapılabilecek şekilde organize edilmeleri sonucu oluşan ağlar ve bu ağların birleşiminden oluşur. 1960’lı yılların sonunda kendini göstermeye ve 1990’larda kendinden ciddi anlamda söz ettirmeye başlamıştır.

Savunma amaçlı bir savaş teknolojisi olarak ortaya çıktı

İnternet, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) başlarını çektiği iki kutuplu dünya düzeninin hayatımıza kazandırdığı bir teknoloji olarak ortaya çıktı.

Sputnik 1, Dünya'nın ilk yapay uydusu olarak tarihe geçti.

Sputnik 1, Dünya’nın ilk yapay uydusu olarak tarihe geçti.

SSCB’nin 1957’de Sputnik’i uzaya göndermesi sonrasında askeri teknoloji geliştirme çalışmalarına hız veren ABD’de olası bir kıtalararası saldırıya karşı savunma mekanizmalarına ihtiyaç duymaya başladı. Bu çerçeve ABD’deki stratejik kuruluşlar arasında iletişimi sağlamak ve olası bir nükleer saldırı tehlikesine karşı önlem alabilmek amacıyla alternatif bir iletişim sistemi tasarlanmaya başladı.

ABD Savunma Bakanlığı İleri Araştırma Projeleri Ajansı (DARPA) tarafından 1969 yılında tamamlanan ve ArpaNet (Advanced Research Projects Agency Network) olarak adlandırılan sistem bu şekilde doğdu. ArpaNet bugün kullanmakta olduğumuz modern internetin temeli sayıldı.

İlk internet ağı 4 merkezi birbirine bağladı

ArpaNet, soğuk savaş süresince olası bir nükleer savaş durumunda alternatif iletişim aracı olarak kuruldu ve bugün kullanmakta olduğumuz internetin temellerini attı.

Bugünkü internetin temelini oluştursa da ilk başlarda ArpaNet oldukça küçük bir ağdan oluşuyordu. Sadece 4 üniversite (University of California at Los Angeles, University of Utah, Stanford Research Institute ve University of California at Santa Barbara) ile ilerleyen dönemde ABD Savunma Bakanlığı birbirine bağlanabilmişti.

Modern internetin temeli sayılan ArpaNet, kullanılmaya başlandığı 1969 yılında sadece 4 noktayı birleştiren bir ağ görünümündeydi.

Modern internetin temeli sayılan ArpaNet, kullanılmaya başlandığı 1969 yılında sadece 4 noktayı birleştiren bir ağ görünümündeydi.

İnternet üzerinden gönderilen ilk mesaj da ARPANET ile yapıldı. 29 Ekim 1969’da saat 22:30’da dünyada ilk kez bir bilgisayardan, diğerine internet üzerinden bir mesaj gönderildi.

İlk internet bağlantısı

İlk internet bağlantısının kayıtları.

Mesaj UCLA Profesörü Leonard Kleinrock gözetiminde UCLA’da yazılım üzerine eğitim gören Charley Kline tarafından UCLA’daki bir bilgisayardan Stanfort Üniversitesi’ndeki bir bilgisayara gönderildi.

1970’lere gelindiğinde internetin sivil kullanım alanları yavaş yavaş fark edilmeye başlandı. Öncelikle üniversiteler ve araştırma kurumları internetin önemini kavradı ve adeta devrim yaratacak bu teknolojiyi farklı şehirlerdeki bilim adamları ve araştırmacılar arasında bilgi alışverişini sağlamak için kullandı. Sonrasında ise farklı ülkelerdeki bilgisayar ağları da birbirlerine bağlanarak, internetin küresel bir kapsama alanına ulaşması sağlandı.

Savaşların insanlığa 'armağan' ettikleri hakkında ilginç bir not!
Savaş aklı başında hiçbir insanın olmasını istemediği bir olay olsa da insanlık tarhinde birçok icata da neden olmuştur. İnternet gibi pek çok teknoloji de savaş ve savunma amacıyla geliştirilmiştir. Öyle ki üzerlerimizdeki kıyafetlerin renk standartları, hatta S, M, L veya XL gibi boyut standartları dahi savaşlarda üniforma üretmek için icat edilmiştir. Savaşlar ve icatlar konusunda farklı bir bakış (ve çok daha fazlası) için, Linda Weiss ve John M. Hobson’ın “Devletler ve Ekonomik Kalkınma” başlıklı kitabı okunabilir.

O kablolar sanal değil, gerçek

Bugün dünyamızı çepeçevre saran internet, aslında sanaldan öte gerçek de bir ağı temsil ediyor.

İnternet dünyanın dört bir yanındaki milyonlarca bilgisayarı birbirine bağlarken büyük ölçüde kablolardan yardım alıyor. İnternet ağı, karaların yanı sıra deniz ve okyanusları da aşarak bilgisayarları, haliyle biz kullanıcıları birbirine bağlıyor.

Küresel kablo ağı, bugün kullanmakta olduğumuz modern interneti oluşturuyor. Karadaki on binlerce hat, okyanuslar altından birleştiriliyor.

Küresel kablo ağı, bugün kullanmakta olduğumuz modern interneti oluşturuyor. Karadaki on binlerce hat, okyanuslar altından birleştiriliyor.

İnternet en hızlı yayılan iletişim aracı oldu

Yukarıdaki haritada görülen ve dünyayı çepeçevre saran kablolardan da anlayabileceğiniz gibi internet tüm dünyaya yayılan bir iletişim aracına dönüşmüş durumda. İşin daha çarpıcı tarafı ise bunu diğer tüm rakiplerinden çok daha kısa bir sürede başarabilmiş olması. Amerika Birleşik Devletleri’nin önde gelen gazetelerinden USA Today’in verilerine göre, 50 milyon seyirciye/kullanıcıya ulaşmak radyonun 30, televizyonun 13, internetin ise sadece 4 yılını aldı.

Yani, internetin yaygınlaşma hızlı en yakın rakibi olan televizyondan bile onca yıl fazla!

Bugün dünyanın dört bir tarafına dağılmış yüz binlerce insan gününün büyük bir bölümünü internet bağlantısı olan bir bilgisayarın karşısında geçiriyor.

İnterneti sosyalleştiren deha: Tim Berners-Lee

İnternetin bugünkü anlamda bir forma kavuşmasında ve kitlelere yayılmasında etkisi olan en önemli isim ise “internetin babası“ olarak kabul edilen Tim Berners-Lee’dir.

Tim Berners Leeİsviçre’de, son yıllarda büyük patlama (big bang) deneyi ile tüm dünyada kendinden söz ettiren Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’nde (Centre Europeen pour la Recherche Nuclearie – CERN) çalışmakta olan Tim Bernard Lee, 1989 yılında, halen kullanılmakta olan World Wide Web (WWW) teknolojisini geliştirdi. Bu teknoloji ile bildiğimiz web sayfalarının oluşmasına ve bu sayfalar arasında gezmemize olanak sağladı.

İnternet siteleri içerisindeki sayfaların hazırlanmasında kullanılan dil olan Hyper Text Markup Language (HTML) de Tim Bernard Lee tarafından icat edildi. Tim Berners-Lee’nin bu kodlama dilinin patentini almaması ve insanların ücretsiz olarak bu dili kullanabilmeleri de şüphesiz internetin yayılmasına ve bu ismin efsaneleşmesinde büyük rol oynadı.

Tim Bernard Lee’nin mucidi olduğu HTML protokolü sayesinde öncesinde kurum ve kuruluşlar, sonrasında da bireysel kullanıcılar kendi web sitelerini yaratmaya başladılar.

İlk web sitesi ‘internet’ hakkındaydı

İlk web sitesi 1990’da tanıdık bir isim tarafından kuruldu. Tim Berners-Lee hala yayında olan web sitesinde internetin ne olduğu ve nasıl kullanılacağı anlatmaya çalıştı.

Günümüzdeki web sitelerinden oldukça sade bir görünüme sahip olan ilk web sitesinde sadece metin ve bağlantılar vardı. Fotoğaf ve video o zamanlar için pek de kullanılabilen içerikler değildi.

Tarayıcı yazılımları internetin sosyalleşmesini sağladı

HTML ile yazılan ve sadece uzmanlar tarafından anlaşılabilecek kodlardan oluşan bu web sayfalarının kitlelerce okunup, izlenebilmesi için gereken “internet tarayıcı“ yazılımları da bu yıllarda ortaya çıkmaya başladı. Asıl görevleri HTML kodlarını algılamak ve bu kodları bir web sayfasına dönüştürmek olan tarayıcıların ilk popüler olanı Netscape Navigator idi.

Navigator’un ardından, günümüzün de en popüler tarayıcılarından bir tanesi olarak kabul edilen Microsoft Internet Explorer ortaya çıktı. Sonrasında ise Mozilla Firefox ve Google Chrome tamamen ücretsiz olarak internet kullanıcılarının hizmetine sunuldu. 2013’te ise Yandex Browser’ın yoğun tanıtımına başlandı.

İnternet dünyamızı değiştirecek

Bugün geldiğimiz noktada insanların büyük bölümü zamanlarını bilgisayar başında, internete bağlı olarak geçiriyor. Artık sadece bilgisayarlarımız değil telefonlarımız, tabletlerimiz, akıllı saatlerimiz, arabalarımız, evlerimiz ve hatta evlerimizdeki eşyalar da internete bağlanmaya başladı.

Dünya internet ile değişiyor ve bu değişim öncekilerden çok daha hızlı ve çarpıcı oluyor. İşin daha heyecanlı tarafı ise ilerleyen aşamalarda nelerin olup biteceğini hiç kimse, hiç birimiz tam olarak öngöremiyoruz…

Mobil cihazlara uygun yayıncılık

Klasik medya ile yeni medya arasındaki ‘savaş’ın nasıl sonuçlanacağı tartışması çoktan bayatladı. Artık merak edilen yeni medya araçlarının, mecralarının hangisinin daha fazla ilgi gördüğü ve hangilerini dikkate alarak haber sunmamız gerektiği…

Mobilden erişim oranı artıyor

Yeni medya mecralarına ulaşımımız temelde bilgisayarlarımız, cep telefonlarımız, tabletler ve giyilebilir cihazlarla mümkün oluyor. Bu cihazlar arasındaki kullanım oranı ise her geçen gün değişiyor. Masaüstü ve dizüstü bilgisayarlar hakimiyetini gittikçe cep telefonu ve tabletler gibi mobil cihazlara bırakıyor. Artık insanlar habere ulaşmak için dizüstü veya masaüstü bilgisayarlarını değil, mobil cihazlarını, özellikle de akıllı telefonlarını kullanmaya başlıyor.

We Are Social’ın 2015 verilerine göre mobil cihazların kullanım oranı dünya nüfusunun yarısını geçmiş durumda. Ve bu oran yılda %5 artış göstermiş görünüyor. Mobil cihazların, özellikle cep telefonlarının kullanımı arıyor.

Mobil cihazları geç keşfetmeye başlıyoruz

Cep telefonu kullanımı %5 artarken, daha çarpıcı artış cep telefonlarından sosyal mecralara ulaşmada yaşanıyor. 2015’e gelindiğinde cep telefonu kullanıcısının sadece %5 artmasına karşın, cep telefonundan internete, sosyal medya mecralarına erişenlerin oranı %23 artıyor. Yani dünya cep telefonlarının özelliklerini kullanmayı geç de olsa öğreniyor. Her geçen gün akıllı telefonlarımızı daha iyi tanıyor, daha fazla kullanmaya başlıyoruz. Artık internete de daha çok akıllı telefonlarımızdan erişiyoruz.

WAN-IFRA Dünya Basın Eğilimleri 2015 raporunda 10 akıllı telefon kullanıcısından 8’inin sabah kalkar kalkmaz mobil cihazlarını kullanmaya başladığını belirtiyor. Aynı raporda Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere ve İtalya’da akıllı telefonlarla harcanan sürenin bilgisayarlara harcanan zamanı geçtiği bilgisi de paylaşılıyor.

İnsanlar bu cihazları genellikle internete erişmek için kullanıyor. Pew Research’ün araştırması ABD’deki en popüler 25 gazetenin 19’una akıllı telefondan erişimin, masaüstü bilgisayardan erişimi geçtiğini ortaya koyuyor. Türkiye’de de durum çok farklı değil. Çalıştığım kurumlarda Google Analytics verilerilerini göz önüne aldığımda Türkiye’de de özellikle son 3 yılda mobil kullanımın arttığını ve bilgisayarları geride bıraktığını söyleyebilirim. Şu anda izlediğim web sitelerine erişimin yaklaşık %60’ının mobilden sağlandığını görüyorum.

Haber hazırlanırken mobil tüketici de dikkate alınmalı

Akıllı cep telefonları ve tabletlerin habere ulaşmada kullanım oranlarının çarpıcı şekilde artmaya başlaması, yaptığımız haberleri bu cihazların özelliklerini göz önüne alarak paylaşmamızı gerekli kılıyor. Artık metinleri, fotoğrafları, videoları ve ses dosyalarını; mobil cihazların özelliklerini ve nerelerde, nasıl kullanıldıklarını göz önüne alarak oluşturmalı, düzenlemeliyiz. Yani; mobil tüketime uygun içerik üretmeliyiz.

Akıllı bir cep telefonu ile masaüstü bir bilgisayar arasındaki farkları göz önüne almak durumundayız. Örneğin ekranın küçüldüğüne, ekran kontrolünün değiştiğine dikkat etmeliyiz.

Ayrıca bu cihazların kullanıldığı ortamların farklılaştığını da göz önüne almamız gerekiyor. Masaüstü bilgisayar evde veya ofiste kullanılırken akıllı telefonlar hemen her yerde kullanılabiliyor. Örneğin toplu taşıma araçlarında da bu cihazları kullanıyoruz. Ya da sokakta yürürken… Bu durum da haber üretilirken mobil tüketiciler için dikkat edilmesi gereken bir nokta. Kamusal alanlarda her zaman kulaklık kullanmadığımız ve cihazlarımızın sesini açmak da çoğu zaman mümkün olmadığı için mobil haberlerde ses yerine yazıya ağırlık vermek akıllıca olabiliyor. Son yıllarda foto haber ve videoların üzerinde bolca yazı yer almasının sebebi de bu aslında.

Mobil cihazlar için haber üretmek

Mobil cihazlar için haber üretimi, paylaşımı konusunda sosyal mecralar öne çıkıyor. Facebook, Twitter, Instagram ve Youtube’ta haber paylaştığımızda bu içerik çoğunlukla mobil mecralarda okunuyor/izleniyor. Bu nedenle bu mecralar için içerik/haber üretirken mobilin özelliklerini de göz önüne almamız gerekiyor.

İnternet hızı mobil içerik tüketimi için sorun olabiliyor

Mobil yayıncılık konusunda, özellikle video söz konusu olduğunda karşılaşılan sorunların başında internet hızı geliyor.

GSM şirketlerinin internet hız sorununa çözümü ise 4G oluyor. Turkcell Blog’ta çözüm 4G olarak sunuluyor:

Bu sorunlar, 4G mobil yayıncılık ile birlikte son bulacak. Yüksek kalitede video içeriğini anlık olarak kullanıcılara ulaştıracak bu sistem ile yayıncılığın geleceği değişebilir.

EE, Huawei ve Qualcoom ile işbirliğine giden BBC, İngiliz Milletler Topluluğu Oyunları sırasında 4G ile yayın yapmayı denedi ve Digital Spy da bu deneye yakından tanıklık ederek 4G yayıncılığın geleceğini yazdı.

Ancak tüm GSM servislerinin yeterli kapasite ve kapsama alanına sahip olmaması mobilden internet erişimini, içerik tüketimini olumsuz etkiliyor. Ancak bunun da yapılan son hamlelerle aşılması bekleniyor.

Gazetecinin Mobil Alet Çantası

Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler gazetecilik için yeni araç ve mecraların doğmasını sağladı. Artık gazeteciler bu araçları ve mecraları da aktif olarak kullanmak durumunda. Bu makalede çağımız gazetecilerinin cep telefonları ile yapabilecekleri, hatta yapmaları gereken gazetecilik faaliyetleri üzerinde duracağım. Bir cep telefonu ile nasıl gazetecilik yapılabileceğini anlatmaya çalışacağım.

4 temel bileşen

Cep telefonları ile gazetecilik yapmak için temelde 4 bileşene ihtiyaç var. Bunlar kamera, mikrofon, internet bağlantısı ve ilgili uygulamalar olarak sıralanabilir.

Günümüzde satılan hemen her akıllı telefonda kamera, mikrofon ve internet bağlantısı dahili donanım olarak sunulmaktadır. Ancak cep telefonunuzla haber yapabilmeniz için uygulamalara da ihtiyacınız vardır.

Habercilik Uygulamaları

Google Play veya AppStore’da gazetecilere yönelik yüzlerce uygulama bulmanız mümkün. Ben bu makalede kendi kullandığım ve işimi kolaylaştırdığını düşündüğüm 10 uygulamayı ve deneyimlerimi paylaşacağım. (Sizlerin öneri ve deneyimlerini de sayfanın altındaki yorum bölmesine bekliyor olacağım.)

fbFacebook GP

Sosyal medya denildiğinde ilk akla gelen mecra, Facebook. Bu mecra doğru kullanılırsa habere ulaşmak ve haberinizi ulaştırmak için de oldukça verimli olabilir.

Habere ulaşmak için Facebook’u aktif olarak kullanabilirsiniz. Haberinizde adı geçen kişileri Facebook profilleri aracılığıyla daha iyi tanıma şansı bulabilirsiniz. Ayrıca Facebook grup ve sayfalarını takip ederek de birçok habere ulaşmanız, yeni haberler için fikir edinmeniz mümkün.

Haberi ulaştırmak için de Facebook önemli. Facebook’ta grup ve sayfalar oluşturarak çok sayıda insana ulaşma potansiyeliniz var. Ayrıca Facebook’ta kendi duvarınızda yaptığınız bir haber paylaşımı da, arkadaşlarınızın da bu haberi paylaşmasıyla domino etkisi oluşturabilir. Böyle de binlerce kişiye ulaşma şansı bulabilirsiniz. (Bunun bir örneğini geçtiğimiz aylarda yaşadık: Sahipsiz Çocuklar Artık Dayak Yemeyecek! Çünkü Artık Sosyal Medya Var!..)

twitterTwitter GP

Dünyada Twitter’ın internet kullanıcılarına oranla en yoğun kullanıldığı ülke Türkiye. İlginç ama öyle. Bu mecra Gezi Parkı olayları sırasında Türkiye’nin en önemli haber alma ve paylaşma mecralarından birisi haline geldi. Sonrasında da popülerliğini yitirmedi ve günümüzde Türkiye’nin en popüler ikinci sosyal ağı.

Twitter gazeteciler için habere ulaşmak ve haberi paylaşmak için önemli bir mecra. Twitter’da nasıl habere ulaşabileceğinizi, nasıl haberlerinizi daha fazla kişiye ulaştırabileceğinizi daha önce Medya Akademi’de detaylı olarak anlatmıştım. Tekrar etmeyeyim, ilgileniyorsanız Medya Akademi’ye mutlaka göz atın: Twitter’da Nasıl Habercilik Yapılır?

Ustream – GP

Ustream, canlı yayın yapmanıza olanak sağlayan bir uygulama. Bir tuşla on binlerce kişiye ulaşmanın kısa yolu. Eğer kendiniz ansızın bir haberin içinde bulduysanız yapabileceğiniz en mantıklı şey Ustream ile canlı yayına başlamak. Hem ses, hem görüntü kaydı ve anlık paylaşım imkanı… Ve tüm bunları aynı zamanda kayıt altına alma şansı. Hepsi Ustream ile oldukça kolay ve ücretsiz.

Ustream’i daha önce Gezi Parkı olayları sırasında Politik Akademi için kullanmıştık. Canlı yayınlarımız binlerce kişiye ulaşmıştı:

Periscobe – GP

Ustream ile benzer özelliklere sahip bir uygulama. Son aylarda oldukça popüler olduğu için Ustream yerine tercih edebilirsiniz. Twitter entegrasyonu sayesinde takipçilerinizi yayınızdan haberdar da edebilirsiniz.

Youtube – GP

Dünyanın en popüler video paylaşım ağı Youtube ile çektiğiniz ham görüntüleri veya işlediğiniz içeriği paylaşma şansına sahip olabilirsiniz. Burada bir kanal oluşturup, ücretsiz olarak saatlerce videoyu abonelerinizle paylaşabilirsiniz.

SoundCloud – GP

Youtube’un ses versiyonu denilebilir. Kaydettiğiniz sesleri burada paylaşma şansı bulabilirsiniz. Röportaj kayıtlarınızı paylaşabileceğiniz gibi podcast yayını da yapabilirsiniz. (Podcast hakkında bilgi sahibi değilseniz, mutlaka göz atın: Radyo Bitiyor, Podcast Dönemi Başlıyor)

Ses Kaydedici

Çoğu akıllı telefonun kendi ses kayıt uygulaması var. Sizinkinin yok ise App Store veya Google Play’den ücretsiz bir tane edinin. Ben tüm röportajlarımı ses kayıt uygulaması ile yapıyorum. Ses kayıt cihazları öleli yıllar oluyor.

Evernote – GP

Hayatımı kolaylaştıran uygulama. Haberlerimi burada yazıp düzenleyebildiğim gibi, bunları iş arkadaşlarımla da paylaşabiliyorum. Ayrıca görev notları oluşturmak da özellikle dosya niteliğindeki haberlerin yapım sürecinde oldukça kolaylık sağlayabiliyor.

Evernote’un sesli not ve diğer özellikleri de gazetecilik faaliyetleri için iyi iş görebiliyor.

Google Drive – GP

Evernote gibi bulut depolama teknolojisini kullanan Google Drive; World, Excel gibi ofis uygulamlarına hemen her bilgisayardan ulaşmanızı sağlıyor. Evdeki bilgisayarınızdan da işteki bilgisayarınız veya cep telefonunuzdan da aynı dosyalara ulaşabiliyor, bunları düzeltme şansı buluyorsunuz. Ayrıca paylaşım özellikleri de oldukça gelişmiş.

Dropbox – GP

Bir diğer bulut depolama servisi de Drpobox. Özellikle çektiğiniz video ve fotoğrafları haber merkezine ulaştırmak için kullanabilirsiniz. Hızlı, güvenilir. Foto muhabirleri için hayat kurtarıcı bile olabilir.

Sosyal Medya ve Seçimler

Kısaca Sosyal Medya

Sosyal medya, son yılların en gözde kavramlarından bir tanesi. Hemen her yerde sosyal medyaya dair yazılıp, çiziliyor. Peki, nedir sosyal medya?

Sözlüklere bakacak olursak; “sosyal” toplumla ilgili, toplumsal, içtimai anlamına geliyor. “Medya” ise iletişim kurmaya yarayan ortamlar olarak tanımlanıyor. Bu iki tanımdan yola çıkarak “Sosyal Medya”yı “toplumu oluşturan kişilerin kendilerinin ürettiği içeriği yayınladığı ve paylaştığı her türlü mecranın genel adı” olarak tanımlayabiliriz.

Peki, sosyal medyayı klasik medyadan ayıran temel özellik nedir?

Sosyal medyanın gazete, dergi, radyo ve televizyonlar gibi klasik medya araçlarından en büyük farkı, elbette işin üretim sürecine toplumun kendisinin de dâhil olmasıdır. Bugüne kadar bilginin ve haberin tüketicisi olan toplum, sosyal medya devrimi ile üretici bir konuma da yükselmiştir.

Sosyal Medyanın Siyasi Propaganda Alanına Dönüşmesi

Sosyal medyanın sunduğu kitlelere ulaşma ve kitleleri harekete geçirme imkânı kısa sürede siyasi organizasyonların da dikkatini çekti. Başka Amerika Birleşik Devletleri (ABD) olmak üzere birçok ülkede seçim süreçlerinde sosyal medya da propaganda amacıyla kullanılmaya başladı.

İnternet ve sosyal medya ilk olarak 2000 ABD Başkanlık Seçimleri’nde etkisini gösterdi. John McCain, internet üzerinden yürüttüğü kampanya ile sadece dört günde 2 milyon dolar bağış topladı. 2004 Başkanlık Seçimleri’nde ise Howard Dean, destekçilerini internet üzerinden örgütlemeye çalıştı. Bunda da kısmen başarılı oldu.

Obama TwitterSosyal medya ABD’de en etkin şekilde 2008 Başkanlık Seçimleri’nde  Barack Obama ve ekibi tarafından kullanıldı. Obama’nın kampanyasında sosyal medyaya verdiği önem ve Cumhuriyetçi rakibi John McCain’e karşı elde ettiği başarı sosyal medyanın gücünün ülke ve dünya genelinde görülmesinde önemli bir rol oynadı.

Obama, sosyal medyada yaptığı propagandaya seçmeni de dâhil ederek kampanyasını sosyalleştirmeyi başardı. Yani sürecin içerisine seçmen ve Obama taraftarları da dâhil edildi, hatta işin büyük kısmını onlar yaptı.

Kampanya sürecinde kurulan MyBO web sitesi ile taraftarların Obama’ya destek veren içerik üretmeleri için bir mecra oluşturuldu. Sadece burada Obama destekçileri tarafından yaklaşık 400 bin video üretilerek Youtube’a yüklendi. Çok sayıda blog oluşturularak da yazılı içerik oluşturuldu. MyBO ile başarılı bir “wikinomi” örneği sergilendi.

Kampanya sürecinde sosyal medya aracılığıyla örgütlenen taraftarlar harekete geçirilerek bir elektronik posta kampanyasına da imza atılmıştır. Yaklaşık 13 milyon elektronik posta adresine, 1 milyara yakın posta gönderilerek daha geniş kitlelere ulaşılmıştır.

Obama’nın kampanya yöneticileri sadece Facebook, Twitter ve Youtube gibi ana akım sosyal mecralarla da sınırlı kalmayarak toplam 15 sosyal ağda aktif olmuşlardır.

Barack Obama’nın başarısı pek çok uzman tarafından sosyal medyanın viral yayılım gücüne bağlandı. Burada kitleleri harekete geçirebilmek de önem kazandı. Obama’nın kampanyası, hedef kitleye mesajı iletmekle sınırlı kalmadı, aynı zamanda o kitlenin söz konusu mesajları diğer insanlara da aktarmasını sağladı.

Barack Obama’nın seçimi kazanması ve bunun öncesinde sosyal medya üzerinden milyonlarca seçmene ulaşması, dahası önemli miktarda bağış toplaması ABD’deki pek çok politikacıya da örnek oldu. Dünya genelinde, özellikle Facebook ve Twitter’ın politik propaganda amacıyla nasıl kullanılabileceğine dair önemli fikirler verdi.

Sosyal Medyanın En Önemli Güçleri

Sosyal medyanın siyasi propaganda amacıyla tercih edilmesinde etkili olan temel özelliklerinden birisi inandırıcılığı oldu. Öyle ki ABD’de Pew Research araştırma şirketinin yaptığı bir araştırmada insanlar mevcut devlet başkanındansa sıradan bir blog yazarına daha fazla güven duyduklarını söylediler.

Pew Research’ün “Social Media and Political Engagment” başlıklı araştırması ise sosyal medyada paylaşılan içeriklerin, Amerikalı kullanıcıların siyasi görüş ve etkinliklerini değiştirmede etkili olduğunu ortaya koydu.

Öte yandan sosyal medya ile taraftarlar internet üzerinden örgütlenebilmeye başladı. Daha önce ciddi mesai ve para gerektiren taraftarları örgütleme çabaları, internet ile kendiliğinden olmaya başladı. Sosyal medya ile internette örgütlenen taraftarlar diğer seçmenlere de (Bunlar arkadaşları ve tanıdıkları da olabilir) sosyal medya üzerinden adayların siyasi mesajlarını ilettiler. Kısa sürede çok sayıda kişiye ulaşma engeli böylelikle aşılabilmiş oldu.

Sosyal Medya Dünyada Ne Kadar Etkili?

Sosyal medya dünyanın en gelişmiş ülkesi ABD’de, seçmenlere ulaşmak ve fikirlerini istenilen şekilde değiştirmek için iyi bir araç olabilir. Peki, dünyanın geri kalanında durum ne? Dünyanın geri kalanında da internet ve sosyal medya ABD’de olduğu kadar etkili ve yaygın bir kullanıma sahip mi?

İstatistiklere göre Dünyada internet kullanıcı sayısı Ocak 2015 itibariyle 3.010 milyar kişi. Bu sayı, 7.210 milyar olan insan nüfusunun tam yüzde 42’sine tekabül ediyor. İnternet kullanıcıları arasından tam 2.078 milyar kişi ise aynı zamanda sosyal medyada da aktif. Bu da toplam insan nüfusu içerisinde yüzde 29’a denk geliyor.

Özetle, internet ve sosyal medya çok kısa bir sürede yüz milyonlarca kişiye erişmiş olsa da günümüzde dünyanın yarıdan fazlasına ulaşabilmiş değil.

Paylaştığım istatistiklere göre gelişmemiş ülkelerde bu mecraların kullanımı çok iyi geri dönüşler sağlamayacaktır. Ancak Kuzey Amerika, Avrupa ülkeleri ve ayrıca Türkiye gibi gelişmiş ekonomiye sahip ülkelerde bu mecralar seçmene ulaşmak ve tercihlerini etkilemek için kullanılması akıllıca olacak araçlar olacaktır.

Türkiye’de Sosyal Medyanın Gücü

Türkiye’de internet ve sosyal medya kullanımı dünya ortalamasının üzerinde bulunmaktadır.

Ülkede internet kullanıcılarının sayısı 37.7 milyonu bulurken, bu Türkiye nüfusunun yüzde 49’unun aktif internet kullanıcısı olduğunu göstermektedir.

Türkiye’de internet kullanıcılarının büyük bölümü sosyal medyada da aktiflerdir. Yapılan en güncel araştırmalarda yaklaşık 40 milyon aktif sosyal medya hesabı bulunduğu belirtilmektedir.

Türkiye’de sosyal medya denilince akla Facebook, Twitter ve Youtube gelmektedir. Nitekim Türkiye’deki internet kullanıcıları yoğun olarak, sırasıyla Facebook, Twitter ve Youtube’u aktif olarak kullanmaktadır. Twitter kullanımında Türkiye özel bir yere sahiptir. Gezi Parkı olayları sonrasında bu sosyal mecranın kullanıcı sayısında çarpıcı bir artış olmuş ve Dünyada Twitter’ın nüfusa oranla en yoğun kullanıldığı ülke Türkiye olmuştur.

Son yıllarda fotoğraf filtreleme ve paylaşma uygulaması olan Instagram da Türkiye’deki kullanıcı sayısını hızla arttırmaya başlamıştır.

Türkiye’de yoğun internet ve sosyal meyda kullanımı her geçen gün artmaktadır. Global Web Index’in verilerine göre, sadece bir yıl içerisinde Türkiye’deki internet kullanımı yüzde 5, sosyal medya kullanımı ise yüzde 10 artmıştır.

Verilere baktığımızda Türkiye’deki internet ve sosyal medya kullanıcılarının yanı sıra telefon kullanıcılarında da yüzde 2’lik bir artış olduğu gözlemleniyor. Mobil telefonlardaki kullanımının yüzde 2 artmasına rağmen mobilden sosyal medya erişimi çok daha fazla, tam yüzde 14 artıyor.

Yani Türkiye’de ciddi bir kitle her gün sosyal medya kullanıyor ve bu insanların sayısı her geçen gün artıyor. Bu nedenle seçim süreçlerinde bu mecralar aktif olarak propaganda ve kitle yönetimi amaçlarıyla kullanılmaya çalışılıyor.

Türkiye’de Seçimler ve Sosyal Medya

Pek çok akademik araştırma ve makalede Türkiye’de sosyal medyanın siyasi propaganda amacıyla ilk olarak 2011 Genel Seçimlerinde kullanılmaya başlandığı yazılıyor. Oysa ki bu yanlış bir bilgi. Türkiye’de sosyal medya, siyasi propaganda amacıyla ilk olarak 2007 Genel Seçimleri’nde kullanılmaya başlandı. Bu dönemde Facebook etkisiz olduğu; Twitter, Instagram gibi mecralar da henüz kullanılmadıkları için bloglar ve Youtube öne çıkmıştı.

2007 yılında Türkiye’de politik seçim blogları, az sayıda olsalar da, ilk kez sistemli ve aktif olarak kullanıldı. Örneğin 2007 milletvekili genel seçimlerine İstanbul 1. ve 2. bölge bağımsız adayları olan Prof. Dr. Ufuk Uras ve Prof. Dr. Baskın Oran’ın seçim blogları bulunmaktaydı. Bu iki blog adayların propaganda çalışmasının önemli bir gücü haline gelmişti.

Söz konusu süreçte her iki adayın blogları destekçileri tarafından sürekli güncelleniyor ve diğer mecralarda yer alan adaylara dair tüm içerik (makale, röportaj, televizyon programı vs.) burada toplanıyordu. Ayrıca adayların günlük ve haftalık programları duyurularak, destekçilerine bilgi veriliyordu.

2009 yılındaki yerel seçimlere gelindiğinde ise diğer sosyal mecralar da aktif olarak kullanılmaya başlandı. Özellikle siyasi partilerin genç üyeleri Facebook’u ve kısmen de Twitter’ı partilerin propagandasını yapmak için kullanmaya başladı. Bazı belediye başkan adayları Facebook duvarlarından seçmene ulaşmaya çalıştı.

12 Haziran 2011 seçimlerinde ise sosyal medya partiler tarafından da oldukça aktif ve sistemli olarak kullanılmaya başlandı. Bu süreçte Adalet ve Kalkınma Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi ile birlikte bağımsız adaylar da Twitter ve Facebook’ta propaganda çalışması yaptı. Sosyal medyayı en yoğun kullanan grup bağımsızlar olurken onları AKP ve MHP izledi. En az paylaşım yapan parti ise CHP oldu.

2011 seçimlerinde öne çıkan muhalefet, özellikle de bağımsız muhalif adaylar oldu. Televizyon, gazete ve radyo gibi klasik medya mecralarında seslerini duyuramayan muhalif isimler Facebook, Twitter ve diğer sosyal ağlarda seçmene ulaşabildiklerini gördüler.

Bugün geldiğimiz noktada ise sosyal medya seçimlerde önemli belirleyicilerden birisi haline dönüştü. 2014 yılındaki yerel ve cumhurbaşkanlığı seçimleri sürecinde sosyal medya seçmen fikirlerini etkilemek amacıyla oldukça sistemli bir şekilde kullanıldı.

Hatta bu iki seçimde bu mecran aday ve partiler dışındaki aktörler (ya da örgütler tarafından) seçmenin fikirlerini etkilemek amacıyla nasıl kullanılabileceğini gördük. Sosyal mecralarda yayınlanan dosyalar ve ses kayıtları ile seçmene ulaşılmaya çalışıldı.

Şimdi ise önümüzde yeni bir genel seçim var. Bu genel seçimde, sosyal medya kampanyaları konusunda oldukça deneyim kazanan Türkiye’de çok daha profesyonel ve başarılı kampanyalara imza atılması bekleniyor. Adayların sosyal medyaya gösterdikleri yoğun ilgi ise bu mecranın gücünün artık Türkiye’de de kabul edildiğinin önemli bir göstergesi oluyor.

Drone’lar Foto-Muhabirliği Nasıl Etkiler?

Son yılların en fazla ilgi uyandıran teknolojik araçları “drone” olarak tanımlanan insansız hava araçları. Bu araçlar ulaşımdan, güvenliğe pek çok sektörde kullanım alanı buldu. Peki medya? Medyada drone’lar nasıl kullanılabilir? Drone’lar klasik foto-muhabirliğini değiştirebilir mi?

Farklı sektörlerde kullanılıyor

Bir kumanda ile yönetilebilen ve teslimat yapma, görüntü alma gibi özellikleri bulunan drone’lar pek çok farklı sektörde kullanılmaya başladı. Drone’lar ile ulaştırmadan, can kurtarmaya pek çok başarılı operasyon gerçekleştirildi. (İlgili haberlerden bir tanesi: ‘Drone’lar Teslimat Yapıp, Can Kurtaracak)

Hatta uyuşturucu kaçakçıları da drone kullanmaya başladı. Öyle ki Amerika Birleşik Devletleri ile Meksika sınırındaki yasa dışı uyuşturucu sevkıyatı havaya taşındı. Güvenlik güçleri fark edebildikleri uyuşturucu yüklü drone’ları vurarak düşürmeye başladı. (İlgili haber için: Drone ile Uyuşturucu Kaçakçılığı)

Drone’ların farklı alanlarda kullanılmaya başlanması medyanın da ilgisini çekmiş olacak ki, bu teknolojiden haber için de yararlanılmaya başladı. Birçok gelişmiş ülkede televizyon kanalları ve ajanslar dronelar aracılığıyla görüntü kaydı almaya başladı. Türkiye’de de bunun ilk örneklerini Doğan Haber Ajansı (DHA) yaptı.

Ancak iş bu ilk örneklerle sınırlı kalacağa benzemiyor. İlerleyen yıllarda her haber merkezinin bir drone ekibi olacağı öngörülebilir bir durum.

CNN Drone ekibini kurdu

Dünyanın en büyük haber ağlarından CNN, habercilik alanında kurumsal olarak drone’lsrı ekipmanları arasına katmak isteyen ilk yayın kuruluşları arasında. Drone’ların yaratığı imkanı gören CNN yönetimi, uzun süredir bu konu üzerinde araştırma çalışmalarını yürütüyor.

CNN Başkan Yardımcısı David Vigilante, “Drone Gazeteciliği” adını verdiği çalışmalarının bilgi paylaşımı ve güvenliğini bir adım öteye götüreceğini düşündüğünü söylüyor.

Yasal sorunlar arşılmaya çalışılıyor

CNN’de bu konuda bir drone ekibinin kurulduğu belirtiliyor. Kanal, yaklaşık bir yıldır da Amerika Birleşik Devletleri’nde bu konudaki yasal düzenlemelerin yapılması için çalışıyor. CNN, gerekli yasal düzenlemeler yapıldıktan sonra, olay yerine çabuk ulaşma ve tehlikeli yerlerde daha güvenli haber sağlamayı amaçlıyor.

Bu çaba içerisinde olan tek kuruluş CNN de değil. Dünyanın dört bir yanında pek çok haber merkezinde drone ile neler yapılabileceği üzerine düşünülmeye başlanmış durumda.

Foto muhabirlerinin yerini drone pilotları mı alacak?

Peki, drone teknolojisi sunduğu imkanların yanı sıra medyada neleri değiştirecek? Örneğin foto muhabirliği mesleği bu teknoloji ile nasıl bir dönüşüm yaşayacak?

Gazeteci Kamil Eryazar, “Farklı Bir Bakış” adlı sitesinde, “Bu araçlar sağladıkları ekonomik ve dinamik ulaşım – iletişim olanaklarıyla habercilikte de yeni bir dönemin başlangıcını oluşturuyorlar. Özellikle görüntüleme bakımından foto muhabirleri ve kameramanların ulaşamayacakları yerlere ulaşıp canlı görüntü aktarma olanağı sunuyorlardiyor. Eryazar, drone’ların foto-muhabirliğini dönüştüreceğini düşünüyor.

3D Yazıcılarla Evler Üretim Üssü Olacak

2014’te hayatımıza iyice giren 3 boyutlu yazıcılar kısa süre sonra evlerimizdeki yerini de alacak. Peki bu yazıcılar neleri değiştirecek? Hayatımızı nasıl etkileyecekler?

Her ev üretim üssü olacak

Üç boyulu yazıcılar söz konusu olunca ortaya çıkan ürünler genelde oyuncağı andırıyor. Ancak bu yazıcılarla yapılabilecekler bundan çok daha fazlası. Öyle ki üç boyutlu yazıcılarla organ bile basıldı.

Kısa sürede evlerimize alıp kullanabileceğimiz formatta olan üç boyutlu yazıcılar da değişecek ve daha karmaşık ürünler basmaya başlayacak. Öyle ki her ev birer üretim üssüne dönüşecek.

Mağazadan almayacak, evde basacağız

3 D yazıcılar ile mağazadan alışveriş yapmayı da bırakacağız. Örneğin ihtiyaç duyduğumuz bir tabak veya bardağı mağazaya gidip almaktansa evde bastırıp hemen kullanabileceğiz.

İlerleyen yıllarda bu yazıcılar öylesine gelişecek ki elektronik aletleri bile basabilecek duruma gelecekler. İşte o aşamada dünyamız bugün yaşadğımızdan çok daha farklı (umarız iyi) bir yer halini alacak.

Ürün değil tasarım satılacak

Üç boyutlu yazıcılar ekonomiyi de derinden sarsacak. Bu yazıcıların yaygınlaşmasıyla birlikte ürün değil tasarım satışları artacak.

Önümğzdeki süreçte insanlar bardak yerine bardak tasarımı almaya başlayacak. Masa yerine bir masanın 3 boyutlu projesine para verilecek. İnsanlar elektronik posta hesabına gelen masa projesini 3 d yazıcısında bastıracaklar.

Haliyle geleceğin en fazla para kazandıran mesleklerinden birisi de tasarım olacak. Endüstriyel tasarımcılar önümüzdeki süreçte iyi paralar kazanacak.

Kendilerini de kopyalayacaklar

İşin ilginç yanı dünyamızı değiştiren bu yazıcılar kendilerini de kopyalayabilecekler.

Bir üç boyutlu yazıcı, kendisini oluşturan parçaları basıp kendi benzerlerini de üretebilecek. Yani anlayacağınız hammadde ve tasarıma sahip olduğunuz sürece yapamayacağınız çok az şey kalacak!

Hammaddeye ihtiyaç artacak

Üç boyutlu yazıcılar da elbette “su yakmıyor”. Bu yazıcıların da hammaddeye ihtiyaçları olacak. Bu nedenle bugüne kadar büyük fabrikaların ihtiyaç duyduğu hammaddeler sıradan insanlar tarafından da talep edilmeye başlanacak. Örneğin evin babası markete gidip üç kilo aliminyum, 1 kilo plastik alıp dönecek.

Sözün özü 3D yazıcılarla hayatımız ciddi bir değişim yaşayacak. Bizlere ise bu değişimin keyfini çıkartmak kalıyor. Deloitte, “14. Teknoloji, Medya ve Telekomünikasyon Öngörüleri” raporuna göre 2015’te 250 bin 3 boyutlu yazıcı satılacak. Dileğimiz bu sayının daha da artması ve bu teknolojiyle herkesin bir an önce tanışması!

VPN Nedir? VPN Nasıl Çalışır? En Başarılı VPN Uygulamaları Hangileri?

Bir yandan ardı ardına gelen erişim engellemeleri, öte tarafta internetin hayatımızın içine daha çok dahil olmasıyla birlikte internetteki mecralara olan bağımlılığımızın artması. Bu durum sıradan internet kullanıcısının bile öğrenmesi gereken çeşitli teknikleri öne çıkarttı. Bunlardan birisi de son zamanlarda çok sık duyduğumuz ve dünyanın herhangi bir ülkesinde erişimi engellenen sitelere ulaşmamızı sağlayan VPN servisleri.

VPN nedir? Ne işe yarar?

Türkçeye “sanal özel ağ” olarak çevrilebilecek VPN, erişim engellemelerini çeşitli “yansıtma” yöntemleriyle aşmayı sağlamaktadır. Örneğin İran’da iken o ülkede yasaklanan bir siteye girmek için VPN hizmetini kullanıp, o siteye girebiliyorsunuz.

Birçok alanda kullanılan VPN uygulamaları, bazı durumlarda internete konulan sansürü aşmak için kullanılabileceği gibi lokasyon ve mesafe konusundaki sıkıntıları çözmek amacıyla kullanılabilmekte. Örneğin Türkiye’den internete girmenize rağmen VPN ile sanki ABD’den veya başka bir ülkeden internet girmişsiniz gibi davranabilirsiniz.

Üniversiteler de kullanıyor

Türkiye’de Twitter, YouTube gibi çok kullanıcılı sitelere erişim engellendiği zaman gündeme gelen VPN servisi aslında Türkiye’deki üniversiteler tarafından daha önce de yoğun olarak kullanıldı.

Ders seçimleri, makalelere ücretsiz ulaşım gibi imkanlara sadece kendi ağ sistemleri üzerinden izin veren üniversiteler, çeşitli sebeplerle kampüsleri dışında bulunan öğrencilerine bu hizmetlere evden ulaşım imkanı sağlayabilmek için VPN hizmetini kullandırmakta.

Yine aynı şekilde güvenlik sebebiyle sadece şirket içinden erişilebilen mail adreslerinin ağ kısıtlamaları, evden çalışan kişilerin girebilmesini sağlamak amacıyla VPN ile mümkün olabilmektedir.

VPN nasıl çalışıyor?

VPN servislerinin çalışma mantığı aslında çok basit. Bir örnekle anlatmak gerekirse, örneğin bir ülkede erişimi engellenen bir site oldu ve siz o ülkede söz konusu siteye girmek istiyorsunuz.VPN hizmetini kullanınca VPN servisi sizin bağlantınızı önce başka bir ülkeye taşıyor. Sonra da o ülke üzerinden istediğiniz siteye girme şansınız oluyor.

Başarılı VPN uygulamaları

Peki, en iyi VPN uygulamaları arasında bir sıralama yapacak olsak hangilerini tercih ederdik? Aslında en iyileri sıralamak çok zor. Bu kişiden kişiye değişir. Bu nedenle biz sadece kullandıklarımız arasında iyi kabul ettiğimiz, başarılı servisleri sizlere sıralamak istedik. Önerilerimiz şu şekilde:

CyberGhost: Twitter’ın Türkiye’de yasaklanmasının ardından bu lokasyondan hizmet almak isteyen kullanıcılarına bir senelik ücretsiz bağlantı vereceğini açıklaması ile ülkemizde tanınırlığı artan CyberGhost, aynı zamanda ücretsiz VPN seçenekleri de sunuyor.

Elbette ki bu seçenekler paralı olanlar kadar geniş kapsamlı değil ve süre kısıtlaması mevcut. Yine de kendisini VPN kullanımına başlangıç için iyi bir alternatif olarak düşünebiliriz.

TorGuard: Ücretli bir servis olan TorGuard’ı diğerlerinden ayıran özelliği kişinin kullanım alışkanlıklarına göre farklı özelliklerle çalıştırılabilmesi.

Dosya indirme ihtiyacınız çoksa sizi farklı alternatiflere yönlendiren program, sadece internette gezinmeyi ve çeşitli ağ engellerini aşmayı planlıyorsanız standart uygulamasını da sunabiliyor. Bu sırada ise farklı fiyat seçenekleri ortaya çıkıyor.

Private Internet Access: Internet trafiğinin anonim bir hale getirilmesi özelliğini sunan ve bilgilerin size ait olduğunun kanıtlanmasını tamamen engelleyen program, mahremiyet ve dışarıdan gelebilecek sızmalar konusunda oldukça katı politikalar izliyor.

Yurt dışından hizmet alımı konusunda da kendisinden faydalanabileceğiniz program, tek hesaptan çoklu cihaz bağlantısını da destekliyor ve ücreti diğerlerine kıyasla oldukça sembolik kalıyor.

Önemli bir not: VPN hizmeti kullanırken, yaptığınız tüm işlemler, o hizmeti sunan servis tarafından görülebilir. Bu nedenle 3. kişilerin görmesini istemeyeceğiniz bilgileri VPN üzerinden paylaşmayın. Örneğin bankacılık işlemlerini VPN üzerinden yapmayın.