“Dijital Pazarlama ve Sosyal Medya” kitabım yayınlandı

Üçüncü kitabım “Tüm Boyutlarıyla Dijital Pazarlama ve Sosyal Medya” yayınlandı. Medya Akademi Yayınları tarafından yayınlanan kitapta, dijital pazarlama ve sosyal medya alanındaki 13 yıllık deneyim ve bilgilerimi paylaştım.

2007 yılından bu yana profesyonel olarak iletişim ve dijital pazarlama alanında çalışan birisi olarak, dijital pazarlamanın baş rolde olduğu birçok başarı hikayesine tanıklık ettim. Aynı şekilde söz konusu 12 yıllık süreçte, dijital pazarlamanın potansiyelini doğru şekilde değerlendiremeyen birçok kişi, kurum, kuruluş ve şirketin rekabet edebilirliklerini yitirdiklerini, sürecin sonunda kaybeden tarafta olduklarını gördüm.

Mesleki gözlem ve deneyimlerim, birçok bilimsel araştırmayla da doğrulandı. Türkiye’de ve iletişim teknolojilerinin geliştiği ülkelerde dijital pazarlamanın önemli avantajlar sağladığı ortaya koyuldu. Bu araştırmaları sürekli takip ettim ve söz konusu çalışmaların bir bölümünü bu kitabı hazırlarken kullandım.

Dijital pazarlama potansiyelini kullananlar kazanacak

Dijital pazarlama; geleceğimizi etkileme potansiyeli oldukça fazla olan ve  önemi her geçen gün daha fazla artan bir araç. Dijital pazarlamanın artan potansiyelini doğru kullanan herkes, kısa, orta ve uzun vadede bunun olumlu geri dönüşlerini alacak.

Sizin de bu insanlardan birisi olmanızı dilerim. Bu kitabı yazmamdaki amaçlarımdan birisi bu olumlu geri dönüşleri alabilmeniz için size kılavuz olabilmek.

Kitapta neler anlattım?

Dijital pazarlama alanında başarılı olmak için öncelikle “dijital pazarlama” kavramına tam anlamıyla vâkıf olmalı, dijital pazarlamanın temelleri ve çerçevesini bilmelisiniz. Bu nedenle kitabın uygulama ağırlıklı bölümlerine geçmeden önce ilk üç bölümde  “dijital pazarlama” kavramı üzerinde durdum, dijital pazarlamanın temelleri ve çerçevesini belirlemeye çalıştım.

Sonraki uygulama ağırlıklı bölümlerde dijital pazarlamanın ayrılmaz bir parçası olan sosyal medyaya ve özellikle Türkiye’de popüler olan YouTube, Facebook, Instagram, Twitter, LinkedIn, Pinterest gibi sosyal ağlara detaylı olarak değindim. Popülerlikleri her geçen gün artan sosyal mecraları dijital pazarlama kampanyalarında nasıl aktif olarak kullanabileceğinizi ortaya koymaya çalıştım. Etkileri hızla artan kapalı sosyal ağlara da yer verdim.

Kitabın sosyal mecralara ayırdığım bölümlerinde, bu mecralar için nasıl içerik üretilebileceğini, başarılı örneklerle paylaştım. Aynı zamanda sosyal medyadaki başarı veya başarısızlığımızı ortaya koyacak raporlama çalışmalarını da detaylı olarak anlattım. Sosyal medyada işinizi kolaylaştıracak ve sizi profesyonelleştireceğine inandığım Hootsuite, Buffer, Falcon Social ve SocialFlow gibi içerik yönetim sistemlerini, alternatifleriyle birlikte sundum.

Dijital reklamcılığa olabildiğince yer vermeye çalıştım. Dijital reklam kavramı üzerinde durarak, etkili dijital reklam araçlarını, uygulamalı şekilde anlattım. Dijital reklamcılık, işimden istifa edip kredi kartlarımın limiti kadar sermaye ile kurabildiğim Medya Akademi’yi ulusal bir markaya dönüştüren en önemli aracım oldu. Bu aracı, nasıl bu kadar aktif ve verimli kullandığımı detaylarıyla kitapta paylaştım.

Dijital pazarlamada genellikle görmezden gelinen bloglar, kurumsal web siteleri ve e-ticaret platformlarına da kitapta yer verdim. Bu mecraların önemini vurgulamaya, nasıl oluşturulup, doğru şekilde kullanılabileceğini örneklerle anlatmaya çalıştım. Bu aşamada WordPress, WooCommerce ve Blogspot gibi içerik yönetim sistemlerini de anlattım. Web sitemizi, e-ticaret platformumuzu veya blogumuzu hedef kitleye ulaştıracak en etkili yöntemlerden birisi olan arama motoru optimizasyonu da detaylı şekilde incelediğim konulardan birisi oldu.

Dijital mecralar için doğru içerik üretmenin dijital pazarlama kampanyaları için ne kadar hayati olduğunu bildiğim için kitapta metin, fotoğraf, grafik ve video oluşturmak için yapılması gerekenleri, işin uzmanlarının görüşlerine de yer vererek anlattım.

Dijital pazarlama stratejisi oluşturmak ve dijital müşteri ilişkileri yönetimi de oldukça önemsediğim konular oldu. Kitapta bu konulara da olabildiğince yer verdim.

Türkiye’de ve Dünyada referans olabilecek bir kaynak

12 yılı aşan profesyonel medya, iletişim ve dijital pazarlama deneyimlerimi, güncel bilimsel araştırmalarla harmanlayarak  bu kitapta sunmaya çalıştım. Dijital pazarlama konusunda Türkiye ve Dünyada referans olabilecek bir kaynak oluşturmak istedim.

İlk gelen tepkiler Medya Akademi’deki çalışma arkadaşlarımın da desteğiyle tüm bunları başardığımızı gösteriyor. Bu nedenle de ayrıca mutlu oluyorum.

Seçkin kitapçılarda ve online satış kanallarında

“Tüm Boyutlarıyla Dijital Pazarlama ve Sosyal Medya” kitabıma Medya Kitabevi ve diğer tüm seçkin kitapçılarda ulaşabilirsiniz.

İnternetten edinmek içinse Amazon, D&R, Kitapyurdu, İdefix, Trendyol, Hepsiburada ve diğer online satış kanallarından kitabı edinebilirsiniz.

İletişim odaklı yayınevi: Medya Akademi Yayınları

Medya Akademi ve benim için önemli bir haberi sizlerle paylaşmak istiyorum! Medya ve iletişim odağında, Türkiye’nin dijitalleşmesine katkı sunacak telif ve çeviri eserler yayınlamak amacıyla “Medya Akademi Yayınları”nı resmen kurmuş bulunuyoruz.

T.C. Kültür Bakanlığı nezdindeki girişimlerimizin olumlu sonuçlanmasıyla birlikte bugün itibariyle Medya Akademi Yayınları ulusal ve uluslararası yayınlar yapmaya yetkili bir yayınevi! 

Açıkçası “Yayınevi Sahibi” ve “Genel Yayın Yönetmeni” olmak, 32 yıllık hayatımda taşıma şansı bulduğum “gazeteci”, “yazar”, “akademisyen” ve “başbakanlık danışmanı” gibi ünvanlardan çok daha onur verici oldu.

İnsanların okuyacakları kitapları seçiyor olmak, okurlara en iyi kitapları sunmak için çalışmak tek kelime ile “mükemmel” bir iş.

Önceliğimiz dijitalleşme ve bunun yansımaları olacak

Alanında değerli içerikleri bulmak ve en iyi şekilde okura sunmak yayın yapılacak konular hakkında bilgi birikimi ve deneyimi gerekli kılıyor. Bu çerçevede biz de Medya Akademi Yayınları’nda bilgi, deneyim sahibi olduğumuz medya ve iletişim odağında yayınlar yapmaya planlıyoruz.

Önceliğimiz medya ve iletişim sektöründeki dijitalleşme ve bunun tüm yansımaları olacak. Medya ve iletişimin dijitalleşmesine odaklanan değerli metinlere öncelik vereceğiz.

2020 planlarımız içerisinde “Dijital Pazarlama ve Sosyal Medya”, “Dijital Çağda Değişen İnternet Haberciliği”, “Podcast Yayıncılığı ve İnternet Radyoculuğu” ile “Tüm Boyutlarıyla SEO” kitaplarını yayınlamak var. Türkiye’nin içerisinde bulunduğu ağır ekonomik krize rağmen bu kitapları yıl sonuna kadar yayınlamayı istiyoruz.

Üçüncü kitabım Medya Akademi Yayınları’ndan çıkacak

Medya Akademi Yayınları’nın 2020 yayın planı içerisinde yer alan “Dijital Pazarlama ve Sosyal Medya” benim kendi yazdığım bir kitap olacak. Yani “İnternet Haberciliği ve Blog Yazarlığı”, “YouTube ve Video Blog Rehberi” kitaplarımın ardından 3. kitabım olacak olan “Dijital Pazarlama ve Sosyal Medya” kendi yayınevimiz Medya Akademi Yayınları tarafından yayınlanmış olacak.

Dijital Pazarlama ve Sosyal Medya kitabında sektörle ilgili bilgi ve deneyimlerimi, güncel bilimsel araştırmalarla harmanlayarak paylaşmaya çalışacağım. 

Medya Akademi’nin yoğun danışmanlık ve eğitim programından fırsat bulabilirsem, yıl içerisindeki ikinci hedefim ise “Dijital Çağda Değişen İnternet Haberciliği” kitabını hazırlamak ve yayınlamak olacak.

Kitap dosyası göndermek isterseniz, memnun oluruz

Medya Akademi yayınları herkese açık, değerli metinleri kitaplaştırmak ve okura ulaştırmak isteyen bir politikaya sahip. Bu çerçevede medya ve iletişim alanındaki kitap dosyalarınızı Medya Akademi yayınlarına ulaştırırsanız, 2020 ve 2021 yayın planımızda sizin kitaplarınıza da yer vermekten mutluluk duyarız.

Kitap dosyalarınız ya da soru, görüş ve önerilerinizi Medya Akademi Yayınları’na ulaştırmak isterseniz www.medyaakademi.com.tr adresli web sitemizi ziyaret edebilir ya da editor@medyaakademi.com.tr‘ye e-posta gönderebilirsiniz.

İnternet nedir? Nasıl çalışır?

Dünya nüfusunun yaklaşık yarısı internete bağlı. Bu oran Türkiye’de çok daha fazla. Türkiye nüfusunun %58’i yani 46 milyonu aktif internet kullanıcısı.

İstatistiklerin gösterdiği gibi çoğumuz interneti kullanıyoruz ancak pek azımız dünyayı değiştiren bu teknolojinin nasıl çalıştığından haberdar. Bu makalede şaşırtıcı bilgiler de paylaşarak internetin nasıl icat edildiğini, geliştiğini ve çalıştığını anlatmaya çalışacağım…

Kısaca: İnternet nedir?

İşe tanım ile başlayalım. İnternet kısacaMevcut bilgisayarları çeşitli ağlarla birbirlerine bağlayıp söz konusu bilgisayarlar arasında bilginin depolanmasını ve paylaşılmasını sağlayan elektronik bir dil ve kurallar bütünü” olarak tanımlanabilir.

İnternet, Dünyanın dört bir yanına yayılan bilgisayarın aralarında bilgi alışverişi yapılabilecek şekilde organize edilmeleri sonucu oluşan ağlar ve bu ağların birleşiminden oluşur. 1960’lı yılların sonunda kendini göstermeye ve 1990’larda kendinden ciddi anlamda söz ettirmeye başlamıştır.

Savunma amaçlı bir savaş teknolojisi olarak ortaya çıktı

İnternet, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) başlarını çektiği iki kutuplu dünya düzeninin hayatımıza kazandırdığı bir teknoloji olarak ortaya çıktı.

Sputnik 1, Dünya'nın ilk yapay uydusu olarak tarihe geçti.

Sputnik 1, Dünya’nın ilk yapay uydusu olarak tarihe geçti.

SSCB’nin 1957’de Sputnik’i uzaya göndermesi sonrasında askeri teknoloji geliştirme çalışmalarına hız veren ABD’de olası bir kıtalararası saldırıya karşı savunma mekanizmalarına ihtiyaç duymaya başladı. Bu çerçeve ABD’deki stratejik kuruluşlar arasında iletişimi sağlamak ve olası bir nükleer saldırı tehlikesine karşı önlem alabilmek amacıyla alternatif bir iletişim sistemi tasarlanmaya başladı.

ABD Savunma Bakanlığı İleri Araştırma Projeleri Ajansı (DARPA) tarafından 1969 yılında tamamlanan ve ArpaNet (Advanced Research Projects Agency Network) olarak adlandırılan sistem bu şekilde doğdu. ArpaNet bugün kullanmakta olduğumuz modern internetin temeli sayıldı.

İlk internet ağı 4 merkezi birbirine bağladı

ArpaNet, soğuk savaş süresince olası bir nükleer savaş durumunda alternatif iletişim aracı olarak kuruldu ve bugün kullanmakta olduğumuz internetin temellerini attı.

Bugünkü internetin temelini oluştursa da ilk başlarda ArpaNet oldukça küçük bir ağdan oluşuyordu. Sadece 4 üniversite (University of California at Los Angeles, University of Utah, Stanford Research Institute ve University of California at Santa Barbara) ile ilerleyen dönemde ABD Savunma Bakanlığı birbirine bağlanabilmişti.

Modern internetin temeli sayılan ArpaNet, kullanılmaya başlandığı 1969 yılında sadece 4 noktayı birleştiren bir ağ görünümündeydi.

Modern internetin temeli sayılan ArpaNet, kullanılmaya başlandığı 1969 yılında sadece 4 noktayı birleştiren bir ağ görünümündeydi.

İnternet üzerinden gönderilen ilk mesaj da ARPANET ile yapıldı. 29 Ekim 1969’da saat 22:30’da dünyada ilk kez bir bilgisayardan, diğerine internet üzerinden bir mesaj gönderildi.

İlk internet bağlantısı

İlk internet bağlantısının kayıtları.

Mesaj UCLA Profesörü Leonard Kleinrock gözetiminde UCLA’da yazılım üzerine eğitim gören Charley Kline tarafından UCLA’daki bir bilgisayardan Stanfort Üniversitesi’ndeki bir bilgisayara gönderildi.

1970’lere gelindiğinde internetin sivil kullanım alanları yavaş yavaş fark edilmeye başlandı. Öncelikle üniversiteler ve araştırma kurumları internetin önemini kavradı ve adeta devrim yaratacak bu teknolojiyi farklı şehirlerdeki bilim adamları ve araştırmacılar arasında bilgi alışverişini sağlamak için kullandı. Sonrasında ise farklı ülkelerdeki bilgisayar ağları da birbirlerine bağlanarak, internetin küresel bir kapsama alanına ulaşması sağlandı.

Savaşların insanlığa 'armağan' ettikleri hakkında ilginç bir not!
Savaş aklı başında hiçbir insanın olmasını istemediği bir olay olsa da insanlık tarhinde birçok icata da neden olmuştur. İnternet gibi pek çok teknoloji de savaş ve savunma amacıyla geliştirilmiştir. Öyle ki üzerlerimizdeki kıyafetlerin renk standartları, hatta S, M, L veya XL gibi boyut standartları dahi savaşlarda üniforma üretmek için icat edilmiştir. Savaşlar ve icatlar konusunda farklı bir bakış (ve çok daha fazlası) için, Linda Weiss ve John M. Hobson’ın “Devletler ve Ekonomik Kalkınma” başlıklı kitabı okunabilir.

O kablolar sanal değil, gerçek

Bugün dünyamızı çepeçevre saran internet, aslında sanaldan öte gerçek de bir ağı temsil ediyor.

İnternet dünyanın dört bir yanındaki milyonlarca bilgisayarı birbirine bağlarken büyük ölçüde kablolardan yardım alıyor. İnternet ağı, karaların yanı sıra deniz ve okyanusları da aşarak bilgisayarları, haliyle biz kullanıcıları birbirine bağlıyor.

Küresel kablo ağı, bugün kullanmakta olduğumuz modern interneti oluşturuyor. Karadaki on binlerce hat, okyanuslar altından birleştiriliyor.

Küresel kablo ağı, bugün kullanmakta olduğumuz modern interneti oluşturuyor. Karadaki on binlerce hat, okyanuslar altından birleştiriliyor.

İnternet en hızlı yayılan iletişim aracı oldu

Yukarıdaki haritada görülen ve dünyayı çepeçevre saran kablolardan da anlayabileceğiniz gibi internet tüm dünyaya yayılan bir iletişim aracına dönüşmüş durumda. İşin daha çarpıcı tarafı ise bunu diğer tüm rakiplerinden çok daha kısa bir sürede başarabilmiş olması. Amerika Birleşik Devletleri’nin önde gelen gazetelerinden USA Today’in verilerine göre, 50 milyon seyirciye/kullanıcıya ulaşmak radyonun 30, televizyonun 13, internetin ise sadece 4 yılını aldı.

Yani, internetin yaygınlaşma hızlı en yakın rakibi olan televizyondan bile onca yıl fazla!

Bugün dünyanın dört bir tarafına dağılmış yüz binlerce insan gününün büyük bir bölümünü internet bağlantısı olan bir bilgisayarın karşısında geçiriyor.

İnterneti sosyalleştiren deha: Tim Berners-Lee

İnternetin bugünkü anlamda bir forma kavuşmasında ve kitlelere yayılmasında etkisi olan en önemli isim ise “internetin babası“ olarak kabul edilen Tim Berners-Lee’dir.

Tim Berners Leeİsviçre’de, son yıllarda büyük patlama (big bang) deneyi ile tüm dünyada kendinden söz ettiren Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’nde (Centre Europeen pour la Recherche Nuclearie – CERN) çalışmakta olan Tim Bernard Lee, 1989 yılında, halen kullanılmakta olan World Wide Web (WWW) teknolojisini geliştirdi. Bu teknoloji ile bildiğimiz web sayfalarının oluşmasına ve bu sayfalar arasında gezmemize olanak sağladı.

İnternet siteleri içerisindeki sayfaların hazırlanmasında kullanılan dil olan Hyper Text Markup Language (HTML) de Tim Bernard Lee tarafından icat edildi. Tim Berners-Lee’nin bu kodlama dilinin patentini almaması ve insanların ücretsiz olarak bu dili kullanabilmeleri de şüphesiz internetin yayılmasına ve bu ismin efsaneleşmesinde büyük rol oynadı.

Tim Bernard Lee’nin mucidi olduğu HTML protokolü sayesinde öncesinde kurum ve kuruluşlar, sonrasında da bireysel kullanıcılar kendi web sitelerini yaratmaya başladılar.

İlk web sitesi ‘internet’ hakkındaydı

İlk web sitesi 1990’da tanıdık bir isim tarafından kuruldu. Tim Berners-Lee hala yayında olan web sitesinde internetin ne olduğu ve nasıl kullanılacağı anlatmaya çalıştı.

Günümüzdeki web sitelerinden oldukça sade bir görünüme sahip olan ilk web sitesinde sadece metin ve bağlantılar vardı. Fotoğaf ve video o zamanlar için pek de kullanılabilen içerikler değildi.

Tarayıcı yazılımları internetin sosyalleşmesini sağladı

HTML ile yazılan ve sadece uzmanlar tarafından anlaşılabilecek kodlardan oluşan bu web sayfalarının kitlelerce okunup, izlenebilmesi için gereken “internet tarayıcı“ yazılımları da bu yıllarda ortaya çıkmaya başladı. Asıl görevleri HTML kodlarını algılamak ve bu kodları bir web sayfasına dönüştürmek olan tarayıcıların ilk popüler olanı Netscape Navigator idi.

Navigator’un ardından, günümüzün de en popüler tarayıcılarından bir tanesi olarak kabul edilen Microsoft Internet Explorer ortaya çıktı. Sonrasında ise Mozilla Firefox ve Google Chrome tamamen ücretsiz olarak internet kullanıcılarının hizmetine sunuldu. 2013’te ise Yandex Browser’ın yoğun tanıtımına başlandı.

İnternet dünyamızı değiştirecek

Bugün geldiğimiz noktada insanların büyük bölümü zamanlarını bilgisayar başında, internete bağlı olarak geçiriyor. Artık sadece bilgisayarlarımız değil telefonlarımız, tabletlerimiz, akıllı saatlerimiz, arabalarımız, evlerimiz ve hatta evlerimizdeki eşyalar da internete bağlanmaya başladı.

Dünya internet ile değişiyor ve bu değişim öncekilerden çok daha hızlı ve çarpıcı oluyor. İşin daha heyecanlı tarafı ise ilerleyen aşamalarda nelerin olup biteceğini hiç kimse, hiç birimiz tam olarak öngöremiyoruz…

Kariyer gelişimi için sosyal medya

Sosyal medya artık hayatın her alanında etkili bir araç olarak karşımıza çıkıyor. Son yıllarda kariyer gelişimi için de sosyal medyanın önemli bir araç halini aldığını görüyoruz. Sosyal mecralarda doğru hamleler yaparak iş hayatında başarılar elde etmek artık çok da zor değil. Bunun birçok örneği ve yöntemi var…

Bu makalede sosyal medya eğitimlerimde öğrencilere sıklıkla vurguladığım “Sosyal medya kariyeriniz için sandığınızdan çok daha önemli!” söylemini sizlerle paylaşacak, sosyal medyanın kariyer gelişiminiz için nasıl önemli olduğunu madde madde anlatacağım.

Öncelikle: Kariyer gelişimi için sosyal medya neden önemli?

İlk olarak kariyer gelişiminiz için sosyal medyanın neden önemli olduğu üzerinde duralım.

Sosyal medya önemli çünkü, profesyonel bir çalışan olarak kişisel markanızı oluşturup geliştirebileceğiniz en önemli mecra burası. İş ilişkilerinizi geliştireceğiniz en önemli mecra da sosyal medyadan farklı bir yer değil.

Kişisel markanızı oluşturup, geliştirebileceğiniz ve bu markayı iş ilişkisi kurma potansiyeliniz olan insanlara gösterebileceğiniz en önemli yer sosyal medya halini aldığı için bu mecralar artık kariyer gelişiminiz için de hayati öneme sahip!

Artık pek çok şirket çalışanlarını sosyal medyadan buluyor ve daha büyük bir bölümü ise iş başvurusu yapan adayların sosyal medya hesaplarını detaylı olarak inceleyerek, raporluyor. Bu nedenle sosyal medyada sağlam bir kişisel markanız olmalı ve iş ilişkisi kurmanız gereken insanları network’ününze eklemelisiniz.

Peki nasıl? Sırasıyla inceleyelim…

Sosyal medyada nasıl kişisel marka oluşturursunuz?

Sosyal medya, siz başarılı bir gizlilik kalkanı oluşturmazsanız, kamusal bir alan. Yani sosyal medyadaki paylaşımlarınız herkes tarafından görüntülenebilir. İnsanlar yaptığınız paylaşımları değerlendirir ve sizi bir kategoriye sokar. Bu kategori “iyi” veya “kötü” olabileceği gibi “işle ilgili” de olabilir. Sizin bu noktada yapmanız gereken işinizle ilgili “iyi” kategoriye girmektedir. Bunun için yapmanız gerekenler çok da zor değil.

  • Facebook’ta sayfanız, Twitter’da aktif bir hesabınız olmalı!

Twitter Arama TeknikleriSosyal medyada kariyer gelişimi ve kişisel markanızı geliştirmek için, en popüler sosyal mecralarda aktif bir kullanıcı olmanızı öneririm. Bu mecralar arasında Facebook ve Twitter, Türkiye’de oldukça popüler. Haliyle Facebook ve Twitter’da aktif olmanız gerekli.

Facabook’ta kişisel hesabınızın yanı sıra kendi adınıza veya sektörünüze dair bir isimle sayfa oluşturmanızı öneririm. Kişisel hesapla bir yere kadar ilerleyebilirsiniz ancak Facebook’un sayfa açma özelliği size çok daha fazla özellik sunar. Bu özellikleri kullanabilirsiniz.

Twitter da Türkiye’de oldukça önemli. Öyle ki Türkiye, nüfusa oranla en çok Twitter kullanılan ülke olarak dikkat çekiyor. Bu nedenle Twitter’da sektörünüze dair doğru ve düzenli paylaşımlar yaparak önemli bir takipçi kitlesi oluşturabilirsiniz.

  • Mutlaka içeriği zengin bir blogunuz olmalı!

Facebook ve Twitter’da olmak önemlidir ama daha fazla söz söyleyecek bir yere de ihtiyacınız var! Mutlaka bir blog açmalısınız!..

SEOya Uygun MakaleBlogunuz kişisel markanızı oluşturmak, geliştirmek için en önemli mecra. İnsanlar sizi daha yakından tanımak, paylaştıklarınız hakkında daha detaylı bilgi edinmek istediklerinize blogunuza başvururlar. Bu nedenle iyi bir blog açmalı, düzenli ve kaliteli içerik üretmelisiniz.

Peki, başarılı bir blog için neler yapmanız gerekiyor? Daha önce bunu madde madde yazmıştım, okumanızı öneririm: İyi blog için 15 önemli öneri

Henüz bir blog açmadıysanız, bu işi nasıl yapacağınız da ekran görüntülerini de paylaşarak anlatmıştım: WordPress blog açma rehberi

  • Sağlam bir Wikipedia kullancısı olmalısınız!

Wikipedia kullanmak bilgi dağarcığınızı geliştirmeniz için mükemmel bir imkan sağlıyor. Aynı şekilde kişisel markanızı geliştirmek için de! Blogunuzda yazdığınız bilgi içerikli yazılardan, önemli bölümleri Wikipedia sayfalarına ekleyebilir ve buradan blogunuza dipnot verebilirsiniz. Böylelikle yazı yazdığınız konuda araştırma yapan ve Wikipedia’ya başvuran herkesin dikkatini çekme şansı bulursunuz.

Ayrıca isminizin ve blogunuzun Wikipedia’da bolca yer alması güvenilirliğinizi artıracak, kişisel markanızın gelişimine önemli katkılar sunacaktır.

  • türkçe video bloglarYoutube’u da denemelisiniz

Youtube son zamanlarda özgün içerikler üreterek fark yaratabileceğiniz, hatta para kazanabileceğiniz bir mecra. Aynı zamanda kişisel marka oluşturmakta da işe yarayabilecek bir sosyal ağ. Burada çalıştığınız sektöre dair videolar çeker, yayınlarsanız ciddi bir kitle oluşturabilirsiniz. Örneğin sektörel haberleri derleyerek haftalık özetler halinde sunmak bile size sektörünüzden ciddi bir takipçi kazandıracaktır.

Başarılı bir Youtube kullanıcısı, yani “Youtuber” olmak için neler yapmanız gerekiyor; bunu da daha önce madde madde yazmıştım, dikkate almanızı öneririm: İyi blog için 15 önemli öneri

Sosyal medyada iş ilişkilerinizi nasıl geliştirirsiniz?

Sosyal medyada kaliteli ve düzenli içerik üretip dikkat çekeceksiniz. Ancak iş ilişkilerinizi geliştirmek, kariyer gelişimi için daha fazlasını da yapmanız gerekli!

Örneğin kendinize ulaşmanız gerektiğini düşündüğünüz profesyonellerden oluşan bir hedef kitle belirleyin. Üşenmeyin, oturun bu isimlerin bir listesini çıkartın. Örneğin çalıştığınız sektörün önde gelen şirketleri, bu şirketlerin yöneticileri hedef kitleniz içerisinde olabilir, bence olmalı.

  • Hedeflediğiniz kitleyi belirleyin, listeler oluşturun

Sosyal medyada paylaşımlarınızın ulaşmasını istediğiniz kitleyi belirleyin. Kariyerine katkısı olacak, iş ağınızda olması gereken kişilere kendinizi gösterin. Örneğin yolun başında bir gazeteci misiniz? Twitter’da önde gelen gazetecileri, editörleri, genel yayın yönetmenlerini mutlaka takibe alın! Onları takip etmeniz dikkatlerini çekmeniz için ilk hamle olabilir.

İkinci önemli hamle olaraksa Twitter’ın listeler özelliğini kullanarak bu insanları listelere ekleyin. (Bu onlara özel bir bildirim olarak iletilecek.) “Gazeteciler” listesi “A Gazetesi”, “B Gazetesi” listesi yapıp bunları tasnif edin, listelerinizi ve içerisindeki kişi sayılarını artırın. (Gazeteci örneğine de takılmayın, bir kimyager de olabilirsiniz: Bu durumda kimayagerler, A şirketi veya B şirketi diye listeler oluşturun.)

Facebook’u da ihmal etmeyin. Çalıştığınız sektörde tanışmak istediğiniz insanlarla, bahaneler oluşturup, Facebook’ta arkadaş olun. Örneğin blogunuzda röportaj yapmak amacıyla onları Facebook’ta arkadaş olarak ekleyin. Bu sağlam bir iş ilişkisinin başlamasına vesile olacaktır.

  • Kariyer gelişimi için hedeflediğiniz kitle ile etkileşim sağlayın

Sosyal Medya ve SeçimlerUlaşmayı hedeflediğiniz kitleyi belirlediniz, onları Facebook’ta arkadaş olarak eklediniz ve sayfanıza davet ettiniz. Twitter’da takibe aldınız ve oluşturduğunuz listelere dahil ettiniz. Ancak bunlar yeterli değil. Daha fazlasını da yapmanız gerekiyor. Onlarla etkileşim sağlamalısınız.

Etkileşim için daha önceki maddede paylaştığım röportaj hatırda kalıcı ve önemli bir hamle olacaktır. Önemli isimler için bunu mutlaka deneyin! Ancak yapacağınız daha farklı şeyler de var. Hedef kitlenizdeki insanların paylaşımlarını takip ederek zaman zaman paylaşın. Ayrıca bu paylaşımların iyi olanlarını “beğenmeyi” de ihmal etmeyin. Yeri geldiğinde yorum yapın, ‘mention’ atın!

  • Kendinizi belli aralıklarla hatırlatın

Hedef kitlenizdeki önemli isimlerle etkileşim sağlamak önemli ancak bu da yeterli değil. Eğer etkileşiminiz sürekli olmaz ise unutulursunuz. Unutulmamak için düzenli aralıklarla kendinizi hatırlatmanız gerekli. Hedef kitlenizdeki kişilerle sürekli iletişim halinde olmanız önemli! Bunu da ihmal etmeyin…

İyi blog için 15 önemli öneri

Blog yazanlar veya yazmak isteyenler için deneyimlerimi paylaşma fikri uzun zamandır aklımdaydı. Blogumun Soru&Cevap forumuna gelen “İyi blog için neler önerirsiniz?” sorusu uzun süredir ertelediğim bu makaleyi yazma zamanının artık geldiğini görmemi sağladı.

Şimdi 9 yıllık blog yazarlığı serüvenimde edindiğim bilgi ve deneyimleri paylaşma zamanı… Madde madde “iyi blog” oluşturmak için yapmanız gerekenleri aktaracağım…

Yaygın ve kullanışlı bir içerik yönetim sistemi (CMS) kullanın

Wordpress RöportajBlogunuzdaki içeriği yayınladığınız sisteme içerik yönetim sistemi denir. Blogunuz için yaygın ve kolay kullanılabilen bir içerik yönetim sistemi kullanmanız yararınıza olur.

Dünyanın en popüler içerik yönetim sistemi WordPress sizlere blogunuzu kolayca kurma, tasarlama ve içerik oluşturma konularına yardımcı olacaktır. Ancak Joomla veya Drupal gibi daha farklı içerik yönetim sistemleri de kullanabilirsiniz.

Blogunuzun temasını, tasarımını önemseyin

İnsan ilişkilerinde olduğu kadar bloglar için de “görünüş” ilk izlenim için önemlidir. Blogunuza gelen ziyaretçileri etkilemek için blogunuzun temasını doğru seçmeli, tasarımını geliştirmelisiniz. Kötü bir temaya sahip, iyi tasarlanamamış bir blog okuyucuların ilk izlenimini olumsuz etkiler.

Kötü bir tema ile kazanmış olduğunuz sadık okuyucularınızı/izleyicilerinizi de kaybedebilirsiniz. Yazılarınız rahat okunamaz, videolarınız kolaylıkla izlenemezse insanlar blogunuzda zaman geçirmeyeceklerdir.

Hakkında ve iletişim sayfalarını ekleyin

Blogunuzda yazılarınızın yanı sıra sayfalar da yer almalıdır. Özellikle “Hakkında” ve “İletişim” sayfaları iyi bir blog için önemlidir. İnsanlar sizin kim olduğunuzu bilir ve ulaşılabilir bir kişi olduğunuzu görürlerse blogunuza olan güvenleri artar.

İyi olduğunu düşündüğüm birer örnek için blogumun “Özgeçmiş” ve “İletişim” sayfalarına bakabilirsiniz.

İlgi ve bilgi sahibi olduğunuz konularda yazın

İlgi ve bilgi sahibi olunan konuda blog yazmak başarıya ulaşmak için önemli. Fazla bilginiz olmayan, ilgilenmediğiniz bir konuda blog tutuyor olmak motivasyonunuzu zaman içerisinde düşürecektir.

Eğer bilgi ve ilginiz olan konular herkesçe yazılıp çizilmiyorsa başarıya ulaşmak sizin için daha kolay olabilir. Genel konulardansa daha niş konulara yönelmek, blogunuzu daha değerli kılacağı gibi homojen ve kaliteli bir okuyucu kitlesine ulaşmanızın da önünü açacaktır. Örneğin arabalar hakkında blog açmak yerine yelkenliler hakkında bir blog açmak sizi başarıya daha kolay ulaştıracaktır.

Etkileyici yazılar yazın

“İyi blog” tasarımı kadar içeriğiyle de fark yaratmalıdır. Bu nedenle etkileyici yazılar yazmanız önemlidir. (Bir video blogunuz varsa bunu “etkileyici videolar çekmeniz önemlidir” olarak da algılayabilirsiniz.)

Peki etkileyici yazı nedir? Bir yazı, okuyucuların bilgi, düşünce ve duyugularını değiştirebildiği kadar etkileyicidir. Bu nedenle içerdiği bilgilerle veya oluşturduğu hislerle okuyucuların düşünce ve duygularını değiştiren yazıları “etkileyici” olarak tanımlayabiliriz.

Görsel içerikleri ihmal etmeyin

Fotoğraf, infografik ve video gibi görsel içerikler kullanmak ziyaretçileri daha uzun süre blogta tutmaya yardımcı olabiliyor. Bu nedenle yazılarınızı mümkün olduğu kadar fotoğraf ve infografiklerle destekleyin. Hatta videolar çekerek veya Youtube gibi servislerdeki ilgili videoları embed ederek sitenize ekleyin.

İçeriğinizi fotoğraf, infografik ve videolarla desteklemek okuyucuların blogunuzdan hemen çıkmasını engelleyerek blogunuzda geçirdikleri süreyi artıracaktır. Ayrıca doğru fotoğraf ve video kullanımı blogunuzu SEO anlamında da daha güçlü kılacaktır. (SEO konusunu iki madde sonra ele alıyorum.)

Dil ve imla kurallarına uyun

Dil ve imla kurallarına uygun olmayan bir yazı okuru sıkacak, “yazar bu yazıya önem vermemiş” algısı yaratacaktır. Bir yazı, yazarı tarafından önemsenmezse okurları tarafından da önemsenmeyecektir. Bu nedenle yazılarınızı önemseyin, okuyucularınıza da bunu kaliteli içerikle birlikte dil ve imla kurallarına da uyarak gösterin.

Dil ve imla kurallarına uymak, okuyucularınız için olduğu kadar arama motorları için de olumlu etki yaratacak ve sitenizin SEO anlamında daha iyi olmasını sağlayacaktır.

SEO’yu önemseyin, öğrenin

SEO (Search Engine Optimization) yani “Arama Motoru Optimizasyonu” blogunuzun arama motorlarında hangi sırada yer alacağını belirler. Google’da yapılan aramalarda blogunuzun hangi sayfada, hangi sırada olduğu blogunuzun ziyaretçi sayısını dramatik şekilde artırabileceği gibi azaltabilir de.

Site İçi SEO Site Dışıİyi blog için arama motoru opitimizasyonunu en iyi şekilde yapmanız gerekmektedir. Bunun için de SEO’yu önemsemeniz, öğrenmeniz önemli. Bu konuda ilk olarak SEO Nedir? Ne İşe Yarar?, Site İçi SEO Önerileri ve Site Dışı SEO Önerileri başlıklı makaleleri okuyabilirsiniz.

SEO konusunda blogunuzu kendiniz geliştirebileceğiniz gibi bu alanda hizmet veren profesyonellerden veya şirketlerden de destek alabilirsiniz. Ancak benim önerim bu konuya sizin vakıf olmanız, internette araştırarak veya bu konuda verilen eğitimlere katılarak bilgi birikiminizi artırmak olacaktır.

Periyodik olun, okuyucular sizi öngörebilsin

Periyodikleşme okuyucu sadakatini artırmakta en önemli silahlardan bir tanesidir. Arama motorlarından sitenize gelen bir ziyaretçi yazdıklarınızı beğendiyse bunun öncesinde ve sonrasında paylaştığınız yazılara da göz atacaktır. Tüm bu içeriğe göz atarken sizin paylaşım sıklığınızı, (eğer var ise) periyodunuzu da fark edecektir.

Bir paylaşım periyodunuz olmalı ki, o izleyici sizin yeni yazınızın ne zaman yayınlanacağını öngörebilsin. Öngörebilsin ki, yayınladığınız yeni yazıları okumak için blogunuza yeniden gelsin.

İzleyicilerin sadakatini sağlamak için periyodik şekilde yazı yazmak, yayınlamak oldukça önemli. Tıpkı televizyondaki dizi veya programların bir yayın saati olduğu gibi sizlerin de bir yayın zamanınız olsun. Örneğin her Cuma 20.00’da veya haftanın iki günü yazı yayınlayın, okuyucularınız o gün o saatte sizin içerik paylaşacağınızı bilsinler. Bu onların sizin blogunuza sadık olmasını sağlayacaktır.

Web 2.0’ın gerekliliklerini sağlayın

Web 2.0′ın etkileşim ortamını sağlamak, bu ortamı kullanmak okuyucular üzerinde oldukça etkili. Bu nedenle blogunuzda sizin oluşturduğunuz içerik kadar okuyucularınızın oluşturacakları içerikleri de önemseyin.

Okuyucularınızla etkileşime neden olacak ortamlar yaratın. Örneğin yazılarınızın altında okuyucuların yorum yapmasını sağlayan eklentiler kullanın. Yapılan yorumları değerlendirin, cevaplayın.

Web 2.0 ile içeriği üreten kişi ve tüketici arasında karşılıklı etkileşim ortamı oluştu.

Web 2.0 ile içeriği üreten kişi ve tüketici arasında karşılıklı etkileşim ortamı oluştu. Bunu kullanmak iyi blog oluşturmada önemli olacaktır.

Yorumun dışında daha sıra dışı yollar da deneyin. Örneğin benim yaptığım gibi blogunuza bir Soru & Cevap forumu ekleyerek, uzman olduğunuzu düşündüğünüz bir konuda soru alıp, yanıt verin.

Sosyal medyada aktif olun

Sosyal medyada aktif olmak, özellikle yazıları Facebook ve Twitter’da paylaşmak arkadaşlarınızı ve yeni insanları blogunuza çekmek için faydalı olabilir. Bu nedenle sosyal medyayı aktif olarak kullanmanızı öneririm.

Yazılarınızı sosyal mecralarda mümkün olduğu kadar fazla görünür kılın. Bunun için hem siz paylaşım yapın, hem de insanların nasıl paylaşabilecekleri içerikler oluşturmaya çabalayın.

Blogunuzun reklamını yapın

Genellikle insanlar bloglarına reklam ekleyip para kazanmak ister. Ancak o aşamaya gelebilmek için blogunuzun popüler hale gelmiş, belirli bir ziyaretçi sayısına ulaşmış olması gerekir. Bu noktaya ulaşana kadar blogunuzun reklamını yapmanız oldukça işe yarayabilir.

Google Adwords ve Facebook, internet reklamcılığı ile uygun fiyatlara blogunuzu on binlerce kişiye ulaştırma imkanı sunmaktadır. Bu imkanı kullanın! Blogunuzun popülerleşme süresi böylelikle oldukça kısalacaktır.

İyi bir gelir modeli oluşturun

Reklamlar veya sponsorlu içeriklerle gelir modelleri oluşturmak işi daha sürdürülebilir yapıyor. Bu nedenle blogunuzda bir gelir modeli oluşturmanız gerekli. Belki ilk zamanlarda para kazanmak kolay olmayabilir ama blogunuzun popülerleşmesine paralel olarak elde edeceğiniz gelir de artacaktır.

Gelir modeli oluşturmak ve blogunuzdan gelir etmek, blogunuz için profesyonel destek almanızı da sağlayabilir. Örneğin blogunuzda reklam yayınlayarak kazandığınız parayı bir grafikere veya SEO uzmanına vererek profesyonel destek alabilirsiniz.

Blogunuzu eklentilerle güçlendirin

WordPress gibi pek çok içerik yönetim sistemi blogunuzu geliştirmenize olanak sağlayan eklentiler sunar. Pek çoğu ücretsiz olan bu eklentileri blogunuza dahil ederek iyi sonuçlar alabilirsiniz. İyi blog sahibi olmak istiyorsanız, blogunuzu mutlaka eklentilerle güçlendirmenizi öneririm.

Benim blogumda kullandığım ekentilerin bir bölümü şöyle: Akismet, AnsPress, FeedBurner Form, Quote Tweet, upPrev, ve Yoast SEO. Bunları

Kategori ve etiket kullanımını önemseyin

Blogunuzdaki içeriği kategorilere ayırmak, arşivinizi daha kullanışlı ve ulaşılabilir kılacaktır.

Kategorileriniz okuyuculara/izleyicilere blogunuzun ne hakkında olduğu konusunda da iyi bir fikir verecektir. Bu nedenle blogunuzda kategorileri aktif hale getirmeniz ve en iyi şekilde kullanmanız işe yarayabilir.

Blog yazarlığı hakkında daha fazla bilgi için
Blog yazarlığı konusunda daha kapsamlı bir kaynağa ihtiyaç duyarsanız, “İnternet Gazeteciliği ve Blog Yazarlığı” adlı kitabıma başvurabilirsiniz.

Kitabı Türkiye’deki tüm D&R’larda ve internetteki kitap satış sitelerinde bulabilirsiniz.

Mobil cihazlara uygun yayıncılık

Klasik medya ile yeni medya arasındaki ‘savaş’ın nasıl sonuçlanacağı tartışması çoktan bayatladı. Artık merak edilen yeni medya araçlarının, mecralarının hangisinin daha fazla ilgi gördüğü ve hangilerini dikkate alarak haber sunmamız gerektiği…

Mobilden erişim oranı artıyor

Yeni medya mecralarına ulaşımımız temelde bilgisayarlarımız, cep telefonlarımız, tabletler ve giyilebilir cihazlarla mümkün oluyor. Bu cihazlar arasındaki kullanım oranı ise her geçen gün değişiyor. Masaüstü ve dizüstü bilgisayarlar hakimiyetini gittikçe cep telefonu ve tabletler gibi mobil cihazlara bırakıyor. Artık insanlar habere ulaşmak için dizüstü veya masaüstü bilgisayarlarını değil, mobil cihazlarını, özellikle de akıllı telefonlarını kullanmaya başlıyor.

We Are Social’ın 2015 verilerine göre mobil cihazların kullanım oranı dünya nüfusunun yarısını geçmiş durumda. Ve bu oran yılda %5 artış göstermiş görünüyor. Mobil cihazların, özellikle cep telefonlarının kullanımı arıyor.

Mobil cihazları geç keşfetmeye başlıyoruz

Cep telefonu kullanımı %5 artarken, daha çarpıcı artış cep telefonlarından sosyal mecralara ulaşmada yaşanıyor. 2015’e gelindiğinde cep telefonu kullanıcısının sadece %5 artmasına karşın, cep telefonundan internete, sosyal medya mecralarına erişenlerin oranı %23 artıyor. Yani dünya cep telefonlarının özelliklerini kullanmayı geç de olsa öğreniyor. Her geçen gün akıllı telefonlarımızı daha iyi tanıyor, daha fazla kullanmaya başlıyoruz. Artık internete de daha çok akıllı telefonlarımızdan erişiyoruz.

WAN-IFRA Dünya Basın Eğilimleri 2015 raporunda 10 akıllı telefon kullanıcısından 8’inin sabah kalkar kalkmaz mobil cihazlarını kullanmaya başladığını belirtiyor. Aynı raporda Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere ve İtalya’da akıllı telefonlarla harcanan sürenin bilgisayarlara harcanan zamanı geçtiği bilgisi de paylaşılıyor.

İnsanlar bu cihazları genellikle internete erişmek için kullanıyor. Pew Research’ün araştırması ABD’deki en popüler 25 gazetenin 19’una akıllı telefondan erişimin, masaüstü bilgisayardan erişimi geçtiğini ortaya koyuyor. Türkiye’de de durum çok farklı değil. Çalıştığım kurumlarda Google Analytics verilerilerini göz önüne aldığımda Türkiye’de de özellikle son 3 yılda mobil kullanımın arttığını ve bilgisayarları geride bıraktığını söyleyebilirim. Şu anda izlediğim web sitelerine erişimin yaklaşık %60’ının mobilden sağlandığını görüyorum.

Haber hazırlanırken mobil tüketici de dikkate alınmalı

Akıllı cep telefonları ve tabletlerin habere ulaşmada kullanım oranlarının çarpıcı şekilde artmaya başlaması, yaptığımız haberleri bu cihazların özelliklerini göz önüne alarak paylaşmamızı gerekli kılıyor. Artık metinleri, fotoğrafları, videoları ve ses dosyalarını; mobil cihazların özelliklerini ve nerelerde, nasıl kullanıldıklarını göz önüne alarak oluşturmalı, düzenlemeliyiz. Yani; mobil tüketime uygun içerik üretmeliyiz.

Akıllı bir cep telefonu ile masaüstü bir bilgisayar arasındaki farkları göz önüne almak durumundayız. Örneğin ekranın küçüldüğüne, ekran kontrolünün değiştiğine dikkat etmeliyiz.

Ayrıca bu cihazların kullanıldığı ortamların farklılaştığını da göz önüne almamız gerekiyor. Masaüstü bilgisayar evde veya ofiste kullanılırken akıllı telefonlar hemen her yerde kullanılabiliyor. Örneğin toplu taşıma araçlarında da bu cihazları kullanıyoruz. Ya da sokakta yürürken… Bu durum da haber üretilirken mobil tüketiciler için dikkat edilmesi gereken bir nokta. Kamusal alanlarda her zaman kulaklık kullanmadığımız ve cihazlarımızın sesini açmak da çoğu zaman mümkün olmadığı için mobil haberlerde ses yerine yazıya ağırlık vermek akıllıca olabiliyor. Son yıllarda foto haber ve videoların üzerinde bolca yazı yer almasının sebebi de bu aslında.

Mobil cihazlar için haber üretmek

Mobil cihazlar için haber üretimi, paylaşımı konusunda sosyal mecralar öne çıkıyor. Facebook, Twitter, Instagram ve Youtube’ta haber paylaştığımızda bu içerik çoğunlukla mobil mecralarda okunuyor/izleniyor. Bu nedenle bu mecralar için içerik/haber üretirken mobilin özelliklerini de göz önüne almamız gerekiyor.

İnternet hızı mobil içerik tüketimi için sorun olabiliyor

Mobil yayıncılık konusunda, özellikle video söz konusu olduğunda karşılaşılan sorunların başında internet hızı geliyor.

GSM şirketlerinin internet hız sorununa çözümü ise 4G oluyor. Turkcell Blog’ta çözüm 4G olarak sunuluyor:

Bu sorunlar, 4G mobil yayıncılık ile birlikte son bulacak. Yüksek kalitede video içeriğini anlık olarak kullanıcılara ulaştıracak bu sistem ile yayıncılığın geleceği değişebilir.

EE, Huawei ve Qualcoom ile işbirliğine giden BBC, İngiliz Milletler Topluluğu Oyunları sırasında 4G ile yayın yapmayı denedi ve Digital Spy da bu deneye yakından tanıklık ederek 4G yayıncılığın geleceğini yazdı.

Ancak tüm GSM servislerinin yeterli kapasite ve kapsama alanına sahip olmaması mobilden internet erişimini, içerik tüketimini olumsuz etkiliyor. Ancak bunun da yapılan son hamlelerle aşılması bekleniyor.

AA Haber Akademisi’nde bir dönem daha bitti

Anadolu Ajansı Haber Akademisi‘nde bir eğitim döneminin daha sonuna geldik. 4 aylık “Ajans Muhabirliği” eğitiminin ders aşaması sona erdi. Bu süreçte ben de “Yeni Medya Uygulamaları” ve “Sosyal Medya Uygulamaları” derslerini verdim.

Eğitimlerin benim adıma en güzel tarafı yeni insanlar tanımak oldu. Ayrıca ‘öğretme’nin en güzel yanlarından birisini de tekrar yaşama şansına eriştim: öğretmeye çalışırken ben de öğrendim. Özellikle yeni medya gibi hızla gelişen, değişen bir alanda ders verdiğim için okumalarımı arttırmak, alandaki en güncel bilgilere ulaşmak durumunda kaldım. Bu da eğitimlerin bana önemli bir katkısı oldu. (Mesela ‘haberin oyunlaştırılması’nı bu çalışmalar sırasında düşündüm: Haberi oyunlaştırmak mümkün)

Dünden bugüne teknoloji ve medya 

Yeni Medya Uygulamaları ve Sosyal Medya Uygulamaları derslerinde öncelikle bilgisayar ve internetin gelişimi ile bunların medyanın değişim ve sosyalleşmesine katkısı üzerinde durduk. (Bu çoğu yeni medya ve sosyal medya eğitiminde atlanılan önemli bir konu.)

Medyanın değişim ve sosyalleşmesi üzerinde okumalar yapmanın yanı sıra bunları bolca da tartıştık. Öğrencilerin büyük bölümü ile medya değişirken medya çalışanlarının, gazetecilerin de değişmek, yeni meziyetler kazanmak zorunda olduğu konusunda mutabakata vardık.

İnternet üzerinden eğitim

Ders konularımız yeni ve sosyal medya olunca internet ve yeni medya mecralarının sunduğu imkanlardan da yararlandık. Dersler hakkındaki not ve paylaşımların büyük bölümünü Facebook grupları aracılığıyla yaptık. Öte yandan tüm sosyal medya mecralarını deneyimleme şansımız oldu. Örneğin bir dersimizde Periscope kullandık, dersi konferans salonunun dışına taşıdık. Twitter’dan soru bile aldık.

Ayrıca öğrenciler tüm ödevlerini (örneğin blog açmak gibi) internette yaptı. Ödev teslimleri de internet üzerinden yapıldı.

Teorinin yanı sıra pratik

Teorik derslerin yanı sıra işin pratiği üzerinde de çalıştık. Akademi öğrencileri açtıkları bloglar ve sosyal medya hesaplarıyla derslerde işlenen konuları deneyimleme şansına sahip oldu. Öğrencilerle atölye çalışması yaparak Anadolu Ajansı için sosyal medyada paylaşılmak üzere içerik oluşturduk. Bu içerikleri planlayarak, nasıl sonuçlar aldığımızı görme şansımız da oldu.

“Ajans Muhabirliği” programı çerçevesinde tamamladığımı Yeni Medya Uygulamaları ve Sosyal Medya Uygulamaları dersleri benim adıma oldukça keyifli, yararlı geçti. Umarım öğrencilerim için de en az benim kadar keyifli ve öğretici olmuştur.

AA Haber Akademisi hakkında
AA Haber Akademisi medyada yaşanan değişime, sosyal medyadaki gelişmelere, teknoloji kullanımını etkinleştirmeye yönelik uygulamalı ve sistematik eğitimler vermekte. Akademinin amacı, medya sektöründe çalışan ya da çalışmak isteyen kişilerin gazetecilik alanındaki analitik düşünme, sorun çözme, etkili iletişim kurabilme, haber yazım teknikleri, görüntü ve fotoğraf çekimi bilgi ve becerilerine sahip olmasını sağlamak. Bu anlayışla medya alanında faaliyet gösteren ve gazetecilik eğitimi veren ulusal ve uluslararası tüm kurum ve kuruluşlarla işbirliğinde bulunarak bu alanda meydana gelen tüm yeni oluşumlardan da faydalanmaktadır.