Tüm yazıları Okan Yüksel

Okan için SWOT analizi

Sosyal medya eğitimlerimde “kişisel marka” olmanın önemini sıklıkla vurguluyorum. Peki, bu konuda ben ne kadar başarılıyım? Arkadaşlarımın, çevremdeki insanların gözünde nasıl bir Okan var? Bu soruya yanıt ararken, dostum Giray Batıtürk‘ün kendisi için hazırladığı SWOT analizi formunu gördüm. Benzer bir tanesini kendim için hazırladım.

Şimdi sizden istediğim benim hakkımdaki duygu ve düşüncelerinizi paylaşmanız. Formu, Google ile hazırladığım için sizin kim olduğunuzu öğrenemeyeceğim. Bu nedenle gerçek düşüncelerinizi paylaşmanız daha kolay olabilir diye düşünüyorum. 5 dakikanızı ayırıp, bana güzel bir hediye verebilirsiniz. Şimdiden teşekkürler…

Mobil cihazlara uygun yayıncılık

Klasik medya ile yeni medya arasındaki ‘savaş’ın nasıl sonuçlanacağı tartışması çoktan bayatladı. Artık merak edilen yeni medya araçlarının, mecralarının hangisinin daha fazla ilgi gördüğü ve hangilerini dikkate alarak haber sunmamız gerektiği…

Mobilden erişim oranı artıyor

Yeni medya mecralarına ulaşımımız temelde bilgisayarlarımız, cep telefonlarımız, tabletler ve giyilebilir cihazlarla mümkün oluyor. Bu cihazlar arasındaki kullanım oranı ise her geçen gün değişiyor. Masaüstü ve dizüstü bilgisayarlar hakimiyetini gittikçe cep telefonu ve tabletler gibi mobil cihazlara bırakıyor. Artık insanlar habere ulaşmak için dizüstü veya masaüstü bilgisayarlarını değil, mobil cihazlarını, özellikle de akıllı telefonlarını kullanmaya başlıyor.

We Are Social’ın 2015 verilerine göre mobil cihazların kullanım oranı dünya nüfusunun yarısını geçmiş durumda. Ve bu oran yılda %5 artış göstermiş görünüyor. Mobil cihazların, özellikle cep telefonlarının kullanımı arıyor.

Mobil cihazları geç keşfetmeye başlıyoruz

Cep telefonu kullanımı %5 artarken, daha çarpıcı artış cep telefonlarından sosyal mecralara ulaşmada yaşanıyor. 2015’e gelindiğinde cep telefonu kullanıcısının sadece %5 artmasına karşın, cep telefonundan internete, sosyal medya mecralarına erişenlerin oranı %23 artıyor. Yani dünya cep telefonlarının özelliklerini kullanmayı geç de olsa öğreniyor. Her geçen gün akıllı telefonlarımızı daha iyi tanıyor, daha fazla kullanmaya başlıyoruz. Artık internete de daha çok akıllı telefonlarımızdan erişiyoruz.

WAN-IFRA Dünya Basın Eğilimleri 2015 raporunda 10 akıllı telefon kullanıcısından 8’inin sabah kalkar kalkmaz mobil cihazlarını kullanmaya başladığını belirtiyor. Aynı raporda Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere ve İtalya’da akıllı telefonlarla harcanan sürenin bilgisayarlara harcanan zamanı geçtiği bilgisi de paylaşılıyor.

İnsanlar bu cihazları genellikle internete erişmek için kullanıyor. Pew Research’ün araştırması ABD’deki en popüler 25 gazetenin 19’una akıllı telefondan erişimin, masaüstü bilgisayardan erişimi geçtiğini ortaya koyuyor. Türkiye’de de durum çok farklı değil. Çalıştığım kurumlarda Google Analytics verilerilerini göz önüne aldığımda Türkiye’de de özellikle son 3 yılda mobil kullanımın arttığını ve bilgisayarları geride bıraktığını söyleyebilirim. Şu anda izlediğim web sitelerine erişimin yaklaşık %60’ının mobilden sağlandığını görüyorum.

Haber hazırlanırken mobil tüketici de dikkate alınmalı

Akıllı cep telefonları ve tabletlerin habere ulaşmada kullanım oranlarının çarpıcı şekilde artmaya başlaması, yaptığımız haberleri bu cihazların özelliklerini göz önüne alarak paylaşmamızı gerekli kılıyor. Artık metinleri, fotoğrafları, videoları ve ses dosyalarını; mobil cihazların özelliklerini ve nerelerde, nasıl kullanıldıklarını göz önüne alarak oluşturmalı, düzenlemeliyiz. Yani; mobil tüketime uygun içerik üretmeliyiz.

Akıllı bir cep telefonu ile masaüstü bir bilgisayar arasındaki farkları göz önüne almak durumundayız. Örneğin ekranın küçüldüğüne, ekran kontrolünün değiştiğine dikkat etmeliyiz.

Ayrıca bu cihazların kullanıldığı ortamların farklılaştığını da göz önüne almamız gerekiyor. Masaüstü bilgisayar evde veya ofiste kullanılırken akıllı telefonlar hemen her yerde kullanılabiliyor. Örneğin toplu taşıma araçlarında da bu cihazları kullanıyoruz. Ya da sokakta yürürken… Bu durum da haber üretilirken mobil tüketiciler için dikkat edilmesi gereken bir nokta. Kamusal alanlarda her zaman kulaklık kullanmadığımız ve cihazlarımızın sesini açmak da çoğu zaman mümkün olmadığı için mobil haberlerde ses yerine yazıya ağırlık vermek akıllıca olabiliyor. Son yıllarda foto haber ve videoların üzerinde bolca yazı yer almasının sebebi de bu aslında.

Mobil cihazlar için haber üretmek

Mobil cihazlar için haber üretimi, paylaşımı konusunda sosyal mecralar öne çıkıyor. Facebook, Twitter, Instagram ve Youtube’ta haber paylaştığımızda bu içerik çoğunlukla mobil mecralarda okunuyor/izleniyor. Bu nedenle bu mecralar için içerik/haber üretirken mobilin özelliklerini de göz önüne almamız gerekiyor.

İnternet hızı mobil içerik tüketimi için sorun olabiliyor

Mobil yayıncılık konusunda, özellikle video söz konusu olduğunda karşılaşılan sorunların başında internet hızı geliyor.

GSM şirketlerinin internet hız sorununa çözümü ise 4G oluyor. Turkcell Blog’ta çözüm 4G olarak sunuluyor:

Bu sorunlar, 4G mobil yayıncılık ile birlikte son bulacak. Yüksek kalitede video içeriğini anlık olarak kullanıcılara ulaştıracak bu sistem ile yayıncılığın geleceği değişebilir.

EE, Huawei ve Qualcoom ile işbirliğine giden BBC, İngiliz Milletler Topluluğu Oyunları sırasında 4G ile yayın yapmayı denedi ve Digital Spy da bu deneye yakından tanıklık ederek 4G yayıncılığın geleceğini yazdı.

Ancak tüm GSM servislerinin yeterli kapasite ve kapsama alanına sahip olmaması mobilden internet erişimini, içerik tüketimini olumsuz etkiliyor. Ancak bunun da yapılan son hamlelerle aşılması bekleniyor.

AA Haber Akademisi’nde bir dönem daha bitti

Anadolu Ajansı Haber Akademisi‘nde bir eğitim döneminin daha sonuna geldik. 4 aylık “Ajans Muhabirliği” eğitiminin ders aşaması sona erdi. Bu süreçte ben de “Yeni Medya Uygulamaları” ve “Sosyal Medya Uygulamaları” derslerini verdim.

Eğitimlerin benim adıma en güzel tarafı yeni insanlar tanımak oldu. Ayrıca ‘öğretme’nin en güzel yanlarından birisini de tekrar yaşama şansına eriştim: öğretmeye çalışırken ben de öğrendim. Özellikle yeni medya gibi hızla gelişen, değişen bir alanda ders verdiğim için okumalarımı arttırmak, alandaki en güncel bilgilere ulaşmak durumunda kaldım. Bu da eğitimlerin bana önemli bir katkısı oldu. (Mesela ‘haberin oyunlaştırılması’nı bu çalışmalar sırasında düşündüm: Haberi oyunlaştırmak mümkün)

Dünden bugüne teknoloji ve medya 

Yeni Medya Uygulamaları ve Sosyal Medya Uygulamaları derslerinde öncelikle bilgisayar ve internetin gelişimi ile bunların medyanın değişim ve sosyalleşmesine katkısı üzerinde durduk. (Bu çoğu yeni medya ve sosyal medya eğitiminde atlanılan önemli bir konu.)

Medyanın değişim ve sosyalleşmesi üzerinde okumalar yapmanın yanı sıra bunları bolca da tartıştık. Öğrencilerin büyük bölümü ile medya değişirken medya çalışanlarının, gazetecilerin de değişmek, yeni meziyetler kazanmak zorunda olduğu konusunda mutabakata vardık.

İnternet üzerinden eğitim

Ders konularımız yeni ve sosyal medya olunca internet ve yeni medya mecralarının sunduğu imkanlardan da yararlandık. Dersler hakkındaki not ve paylaşımların büyük bölümünü Facebook grupları aracılığıyla yaptık. Öte yandan tüm sosyal medya mecralarını deneyimleme şansımız oldu. Örneğin bir dersimizde Periscope kullandık, dersi konferans salonunun dışına taşıdık. Twitter’dan soru bile aldık.

Ayrıca öğrenciler tüm ödevlerini (örneğin blog açmak gibi) internette yaptı. Ödev teslimleri de internet üzerinden yapıldı.

Teorinin yanı sıra pratik

Teorik derslerin yanı sıra işin pratiği üzerinde de çalıştık. Akademi öğrencileri açtıkları bloglar ve sosyal medya hesaplarıyla derslerde işlenen konuları deneyimleme şansına sahip oldu. Öğrencilerle atölye çalışması yaparak Anadolu Ajansı için sosyal medyada paylaşılmak üzere içerik oluşturduk. Bu içerikleri planlayarak, nasıl sonuçlar aldığımızı görme şansımız da oldu.

“Ajans Muhabirliği” programı çerçevesinde tamamladığımı Yeni Medya Uygulamaları ve Sosyal Medya Uygulamaları dersleri benim adıma oldukça keyifli, yararlı geçti. Umarım öğrencilerim için de en az benim kadar keyifli ve öğretici olmuştur.

AA Haber Akademisi hakkında
AA Haber Akademisi medyada yaşanan değişime, sosyal medyadaki gelişmelere, teknoloji kullanımını etkinleştirmeye yönelik uygulamalı ve sistematik eğitimler vermekte. Akademinin amacı, medya sektöründe çalışan ya da çalışmak isteyen kişilerin gazetecilik alanındaki analitik düşünme, sorun çözme, etkili iletişim kurabilme, haber yazım teknikleri, görüntü ve fotoğraf çekimi bilgi ve becerilerine sahip olmasını sağlamak. Bu anlayışla medya alanında faaliyet gösteren ve gazetecilik eğitimi veren ulusal ve uluslararası tüm kurum ve kuruluşlarla işbirliğinde bulunarak bu alanda meydana gelen tüm yeni oluşumlardan da faydalanmaktadır.

Haberi ‘oyunlaştırmak’ mümkün

Türkiye’de yaşadığımız olay ve olguları haberleştirmek ciddi bir sorun iken ben başka bir soru sormak, hatta tartışmak istiyorum:

Haberi ‘oyunlaştırmak’ mümkün mü?

Haberi oyunlaştırmak biz gazetecilere ne kazandırır, ne kaybettirir?

‘Oyun’ ve ‘oyunlaştırma’ kavramları

Oyun kavramı, belki ilk bakışta ciddi görünmese de, bugün eğitim ve pazarlama gibi pek çok alanda üzerinde çokça durulmakta ve verimliliği oldukça arttırdığı görülmekte. Oyunlaştırma kavramı akademi cephesinde de yankı bulmakta, oyunlaştırma üzerine ortaya atılan tezlerin sayısı her geçen gün artmakta.

Peki, öneminin gittikçe arttığını gözlemlediğimiz ‘oyun’ ve ‘oyunlaştırma’ kavramları nedir? Bu iki kavramı yazarken sizin için ne ifade etmesi gerektiğini umuyorum?

Kavram karmaşasına ilk başta son verelim. Bu iki kavramın ne ifade ettiğini Akar Şümşet‘in Webrazzi için yazdığı ‘Oyunlaştırma’ yazı dizisinden aktaracağım. Şümşet, oyun ve oyunlaştırma kavramlarını Bernard Suits, Werbach ve J. Hamari’nin tanımlarından yola çıkarak paylaşıyor.

Bernard Suits, ‘oyun’ kavramını şu şekilde tanımlıyor:

Gereksiz bazı engelleri göze alıp bunları gönüllü olarak aşmaktır. Temel özellikleri; amacı, kuralları olması ve oyuncu bir tavır içermesidir.

Şümşet de Warbanch ve J.Hamari’nin tanımlamalarından yola çıkarak oyunlaştırma kavramını ise şu şekilde açıklıyor:

Kullanıcı aktivitesini, sosyal etkileşimi, ya da davranışların kalite ve üretkenliğini artırma gibi “iş hedeflerine yönelik” olarak, bir sistemdeki davranışların; ödül, liderlik tablosu, geri bildirimler, hikayeleştirme vb.“oyun elementleri” aracılığıyla “içsel motive edicileri” tetikleme özelliği olan oyunlara benzer bir çerçeveye sokulmasıdır. Oyunlaştırma, oyun harici alanlarda, insan odaklı bir tasarım yaklaşımı ile uygulanır.

Haber ve oyun bir arada olabilir mi?

Oyun ve oyunlaştırma kavramları üzerine düşününce bir gazeteci olarak aklıma gelen ilk soru “Haberle oyun bir arada olabilir mi?” oldu. Gelişen bilgisayar ve internetin medyada yaşattığı gelişmeler oyun ile haberi bir araya getirebilir miydi?

Haberin gazete, dergi gibi klasik mecralardansa artık yeni medya mecralarında alıcı bulmaya başlaması, haber ve oyunun bir araya getirilebilmesi için bize ciddi bir potansiyel sunuyor. Özellikle haber sitelerinde, haber uygulamalarında veya dijital dergilerde haber ve oyun birlikteliği iyi bir sinerji oluşturabilir kanaatindeyim.

Haberi veya haberin sunulduğu mecrayı oyunlaştırarak çok daha fazla kişiye ulaşma, haberi çok daha hatırda kalıcı kılma şansına sahip olabiliriz. İşin güzel yanı bunun örnekleri de yok değil!

Ödüllü bir örnek: Filistin Remix

Haberin oyunlaştırıldığı örnekler çok değil. Hatta bu işi yapanların çoğunun bunu bilinçli olarak yapıp yapmadıklarından da emin değilim. Çünkü haberin oyunlaştırılması konusunda bir tartışma, eylem en azından Türkiye’de pek de yapılmış görünmüyor. Yabancı kaynaklar da bu anlamda sınırlı sayılabilir.

Ancak haberin oyunlaştırılması sürecine benzer çalışmalar var ve bunları örnek olarak sunmak oyunlaştırma konusunu açıklamada ve ilham noktasında yardımcı olabilir. Örneğin Al Jazeera’nin Türkçe versiyonu da bulunan Filistin Remix çalışması haberin oyunlaştırılması süreci ile benzerlikler taşımakta.

Al Jazeera okuyucu/izleyicilerine 217 yıl, 320 kişi, 600 yer ve 123 saat video olan bir arşiv sunarak, bunlardan bir belgesel hazırlamalarını istiyor. Süreci 3 aşamada (izle, remiks yap, paylaş) ele alarak, bunun kolaylıkla yapılmasını da sağlıyor.

Bu örnekte, mevcut okuyucular/izleyiciler Al Jazeera’nin proje çerçevesinde sunduğu tüm haber içeriğini yüksek motivasyonla, detaylı bir şekilde inceliyor. Filistin sorununa normal bir okuyucudan/izleyiciden çok daha fazla vakıf oluyor. Daha da önemlisi hazırladığı belgeseli paylaşarak, hem arkadaşlarına da bu haber içeriğini ulaştırıyor hem de onlara üstü kapalı bir “Siz de kendi belgeselinizi yapın” davetiyesi gönderiyor.

Kısaca hem Fisitin konusunda Al Jazeera’nin haber içeriklerine vakıf oluyor, hem yönetmenlik oyunu oynayarak eğleniyor hem de işe arkadaşlarınızı da dahil ediyorsunuz.

Çok sayıda birincilik ve onur ödülü alan projenin detayları ve bir haber oyunlaştırması örneği görmek için http://interactive.aljazeera.com/ajt/PalestineRemix/ adresini ziyaret edebilirsiniz.

Peki daha fazla neler yapılabilir?

Haberin oyunlaştırılması hayal gücü ve deneyim gerektiren bir süreç. Hayal edip, bu alanda çalışarak farklı oyunlar üretilebilir.

Örneğin gazeteler haber siteleri veya mobil uygulamaları aracılığıyla günün haber içeriklerini (metin, fotoğraf ve/veya video) okurlara sunarak bir gün sonrasının gazetesini hazırlatabilir. Okur, kendi manşetini atar, kendi birinci sayfasını hazırlar. Tabii bunu paylaşacaktır da. Okura bunu yaptırdığınızda, hem içeriğinizi ona okutur/izletir hem de bunu çevresiyle paylaşmasını sağlayabilirsiniz. Hatta en fazla beğenilen örneği, gerçekten de gazetenizi yarınki sayısında basabilirsiniz. (Klasik medyanın sosyalleşmesi için çarpıcı bir örnek de olacaktır bu.)

Bir diğer fikir ise: Okur sadakatini sağlamak için okuyucunun sitesinde ne kadar kaldığını, kaç haber ya da köşe yazısı okuduğunu saptayıp bunu bir puan tablosuna dönüştürebilirsiniz. Belli puanın üzerine çıkan okurlarınıza ödüller verebilir, onu daha fazla sitede kalmasını sağlayabilirsiniz.

Klasik medyada da oyunlaştırmadan yararlanmak mümkün. Örneğin basılı bir gazetenin sonuna konulacak ve günün haberlerine ilişkin bilgilerin sorulacağı bir kare bulmaca okuyucuların oldukça ilgisini çekebilir. Bulmaca ile gazetenin tüm bölümleri okunur kılınır ve okuyucu ok daha iyi bir deneyim yaşamış olur.

Yapılabilecekler bunlarla da sınırlı değil. Tek sınırınız deneyimlerini ve hayal gücünüz.

Ne kazanır, ne kaybederiz?

Haberi oyunlaştırmak ne kazandırır, ne kaybettirir?

Kazandıracakları arasında okuyucu/izleyici ilgisi, haberlerin daha fazla kişiye ulaşmasını sağlama, yenilikçi yayın olma algısı ve prestij ilk aklıma gelenler.

Kaybettirecekleri konusunda  paylaşabileceğim bir madde yok.

Not: Haberin oyunlaştırılması konusunda Emre Kızılkaya’nın makalesi dışında Türkçe içerik, en azından Google’a göre pek yok. Bu nedenle bu konuda daha fazla yazmak, daha fazla tartışmak gerekli. Bunun için de blogumun yorum bölümü işe yarayabilir. Yorum yapın, katkı sunun, tartışmaya dahil olun…

Not 2: Haberin oyunlaştırması konusunda yabancı kaynak sayısı Türkçeye göre oldukça fazla. Google’dan İngilizce içerik bulmanız mümkün. Zaman bulursam çevirmeye çalışacağım.

Twitter reklam modelleri neler?

Türkiye’de genellikle Google Adwords ve Facebook reklamları tercih edilse de aslında Twitter reklam modelleri ile reklamverenler için ‘iyi’ bir alternatif olarak tavsiye edilebilir. Özellikle son aylarda kullanıcıların hizmetine sunulan reklam arayüzü Türkçeleşen ve basitleşen sosyal mecra, kitlelere ulaşmak veya takipçi sayılarını artırmak isteyen kişi ve kuruluşlara cazip sayılabilecek teklifler sunmakta.

Bu makalede Twitter’ın reklamveren kişi ve kuruluşlara yönelik hizmetleri, yani “sponsorlu içerik”ler üzerinde duracağım.

Twitter’da yeni açılan veya yeteri kadar popüler olmadığı düşünülen hesapların kısa sürede takipçi sayılarını artırmak için “sponsorlu içerik”ten yararlanılabilir. Ayrıca slogan ve ürün tanıtımları da Twitter’da kitlelere ulaştırılabilir. Tüm bu amaçlara yönelik Twitter reklam modelleri bulunmaktadır. Site, kullanıcılarına üç türde sponsorlu içerik sunmaktadır. Bunlar “promoted account”, “promoted tweet” ve “promoted trend” olarak sıralanmaktadır.

Promoted Account

Promoted account, genellikle takipçi sayısını arttırmaya yönelik bir reklam modelidir. Twitter’da yeni açılan veya yeteri kadar popüler olmadığı düşünülen hesapların kısa sürede takipçi sayılarını artırmak için önerilebilir. Bu şekilde öne çıkartılan hesaplar Twitter’ın “Who to Follow / Kimi Takip Etmeli” bölümünde, sol üst köşede yer alır. Bu şekilde reklam verirseniz hesabınız her zaman en üstte ve tek başına görünecektir.

Twitter bu reklam modelini ‘takipçi başına maliyet’ (CPF) olarak ücretlendirilmektedir.

Promoted Tweet

Hesabınızı değil de iletecek mesajınızı öne çıkartmak istiyorsanız kullanmanız gereken sponsorlu içerik türü “promoted tweet” olmalıdır. Bu modelde promote edilmek istenen içerik (mesaj, link, görsel veya video) hali hazırda Twitter’da takipçiniz olmayan ama ilgili kişilere iletilir. Twitter ve reklam ajansları ilk kez Twitter’da reklam verecek kişi ve kuruluşlara bütçelerinin bir bölümünü bu reklam modeli için kullanmalarını öneriyor.

Promoted Tweet, “promoted account”tan farklı olarak ‘etkileşim başına maliyet)’olarak ücretlendirilir. Yani promoted tweet üzerinde alınan her türlü etkileşim (tweete veya linke tıklama, görsel ya da videoya tıklama, retweet, cevaplama veya takip etme) ücretlendirilir.

Promoted Trend

Promoted trend türü sponsorlu içerikte günün Trend Topic (TT) listesinin başına mesajınızı ekleyebilirsiniz. Bu tür sponsorlu içerikte kişi veya kuruluşların belirlediği #hashtag’in Trend Topic listesinde 24 saat boyunca en üstte yer alması sağlanır. Promoted trend gece 00:00’da yayına girer ve aynı gün 23:59’da sona erer. Bir günlük sponsorlu içerik türüdür.

Twitter’da ihale mantığı nasıl işliyor?

Promoted account ve promoted tweet türü Twitter reklam modelleri, Facebook’takine benzer şekilde bir biding (ihale) mantığı ile çalışır. Yani takipçi ya da etkileşim başına verebileceğiniz maksimum ücreti siz belirlersiniz ve bu kıstas üzerinden sistem alacağınız gösterim sayısını hesaplar. Verdiğiniz ücret yükseldikçe, erişiminiz de artacaktır. Bu noktada o gün ve saatte reklam veren diğer şiketlerin teklifleri de kuşkusuz ki önemli olacaktır. Reklamlarınızın başarıya ulaşması, verdiğiniz minimum ücret karşılığında aldığınız maksimum etkileşimle belirlenecektir.

Profesyonel destek alabilirsiniz

Twitter’ın sponsorlu içerik sistemi ciddi maliyetler ve uzmanlık da gerektirebildiği için bu süreçte profesyonel destek de alınabilmektedir. Bu iş üstüne uzmanlaşmış reklam ajansları, Twitter’ın partner şirketleri bulunmaktadır. Şu an itibariyle bu tür şirketlerin sizlerden takipçi başına talep edeceği ücret 1 TL civarında olacaktır.

Youtube’ta başarı için 10 öneri

YouTube, dünyanın en büyük video paylaşım ağı olarak modern insan hayatında oldukça yer kaplıyor. Bu mecrada hunharca video yayınlıyor ve/veya bu videoları izliyoruz. Öyle ki istatistikler Youtube’ta bir günde yaklaşık 5 milyar video izlendiğini gösteriyor.

Youtube biz kullanıcılara temelde 3 şey sunuyor: video yükleme, izleme ve paylaşma. Kullanıcıların pek azı ‘yükleme’ konusunda sorun yaşasa da da izletme ve paylaşılmasını sağlama konusu hala pek çok kişi için ciddi bir sorun. Öyle ki Youtube’a yüklenen videoların büyük bölümü ‘sıfır’ izlenmeye ve haliyle ‘sıfır’ paylaşıma sahip.

Peki, Youtube’ta kanalınızı geliştirmek, videolarınızın izlenip, paylaşılmasını sağlamak için neler yapmak gerekiyor? Bu konuda okuduklarım ve deneyimlerimden yola çıkarak sizlere 10 öneri paylaşacağım…

1. Kanalınızın temel bileşenlerini tamamlayın

Youtube’ta başarı kazanmak için kanalınızın temel bileşenlerini doğru bir şekilde oluşturmanız gerekmekte.

Öncelikli olarak profil ve header görselini profesyonel şekilde hazırla(t)malısınız. Kanalınızın hakkında bölümüne yaptığınız işi en iyi şekilde anlatmalı, buradaki sosyal medya bağlantılarını aktif hale getirmelisiniz.

Youtube’un size sunduğu playlist (oynatma listesi) oluşturma şansını mutlaka değerlendirmenizi öneririm. Playlistler ile kanalınızı çok daha izlenir kılabilir, okuyucunuzun ilgisini çekecek kategoriler oluşturabilirsiniz. Son videolarınız, en beğenilen videolarınız veya farklı kategorilerdeki videolarınız için en az 3-4 playlist oluşturmanızı öneririm.

Kanalınızın en üstüne bir tanıtım videosu eklemeyi de ihmal etmeyin. Kısa ama etkili olması işe yarayacağı anlamına gelir.

2. Paylaşılabilir videolar üretin

Sosyal medyada ulaştığınız kitleyi büyütmek istiyorsanız paylaşılabilir içerik üretmeniz gerekiyor. Bu Facebook ve Twitter’da geçerli olduğu gibi Youtube’ta da geçerli.

Peki “paylaşılabilir video”dan ne kastediyorum? Bu sorunun cevabı aslında sizde. Son paylaştığınız 10 videonun çoğu muhtemelen “paylaşılabilir video” özellikleri taşıyordur. Yani “paylaşılabilir video”nun nasıl birşey olduğunu görmek için geriye dönün ve arkadaşlarınızla paylaştığınız diğer kullanıcıların videolarına bir göz atın. Bu videoları neden paylaşmak istediniz? Bu videoların ortak yönü ne? Bunları düşünün ve not alın.

3. Videolarınızı periyodik olarak yayınlayın

Bir kullanıcı sizin videonuzu izledi ve beğendi ise bunun öncesinde ve sonrasında paylaştığınız videolara da göz atacaktır. Tüm bu videolara göz atarken sizin paylaşım sıklığınızı, (eğer var ise) periyodunuzu da fark edecektir. Bir paylaşım periyodunuz olmalı ki, o izleyici sizin yeni videonuzun ne zaman yayınlanacağını öngörebilsin. Öngörebilsin ki, yüklediğiniz yeni videoları izlemek için kanalınıza yeniden gelsin.

İzleyicilerin sadakatini sağlamak için periyodik şekilde videolar paylaşmak oldukça önemli. Tıpkı televizyondaki dizi veya programların bir yayın saati olduğu gibi sizlerin de bir yayın zamanınız olsun. Örneğin her Cuma 20.00’da veya her ay başında video paylaşın, takipçileriniz o gün o saatte sizin video paylaşacağınızı bilsinler. Bu onların sizin kanalınıza sadık olmasını sağlayacaktır.

4. İlgilendiğiniz konuları belirleyin, dışına çıkmayın

Periyodik video paylaşmak kolay bir iş değil, biliyorum. Bunun için istekli olmanız gerekiyor. İstekli olmak içinse ilgilendiğiniz konuları belirlemeniz ve bu sınırlar içerisinde video yayınlamanız işinize yarayacaktır.

Bilgili ve ilgili olduğunuz konularda video hazırlamak, bilgisiz ve ilgisiz olduğunuz konularda video hazırlamaktan çok daha keyifli ve kolay olacaktır. Youtube’ta başarı için bu da önemli bir noktadır.

5. İzleyiciyle iletişim kurun

Videonuzda izleyicinize seslenmekten çekinmeyin. Onlara sorular sorun, yanıtlar vermelerini isteyin. Yorum özelliği izleyicilerinizin size yanıt vermesine olanak sağlıyor. İzleyicilerinizle iletişim kurarak, onların da en azından yorumlar aracılığıyla size ulaşmalarını sağlasın.

Örneğin bir sonraki videoda ne yapılmasını istediğinizi sorun. İnsanlar yorum olarak sorunuzu cevaplayınca, mutlaka bir sonraki videonuza bakacaktır. Ayrıca bu durum izleyici sadakatini ve samimiyeti de oldukça arttıracaktır. Öte yandan, abartmamak kaydıyla, izleyicilerden videoları beğenmelerini ve paylaşmalarını da isteyebilirsiniz. Bu da oldukça işe yarayabilecek bir yöntem!

Youtube size videolar üzerine etiketler, notlar ve bağlantılar ekleme şansı da tanıyor. Videonuzu düzenlerken bunları da dikkate alın. İzleyicilere ilgilerini çekebilecek diğer videoları bu şekilde tanıtın. Ayrıca videolarınıza abonelik bağlantısını eklemeyi de ihmal etmeyin.

6. Etkileşimi arttırın

İnsanların videolarınızın altına yaptıkları yorumlara kayıtsız kalmayın. Etkileşimi arttırmak için yorumlara yazılı olarak da yani siz de yorum yaparak cevap verin. Sizin hakkınızda merak ettikleri konularda onları aydınlatmaktan çekinmeyin.

Youtube’ta çalışan insanlarla yaptığım toplantılarda yorumların videoların öne çıkartılması konusunda etkili olduğunu söylediklerini de paylaşayım. Belki ilginç ama algoritmalarında yorum sayısı da önemli görünüyor.

7. Diğerlerini izlemeyi ihmal etmeyin

Youtube’ta başarı için en çok verilen tavsiye özgün olmak ve başkalarını taklit etmemek. Buna ben de katılıyorum ancak bu başarılı Youtube kullanıcılarını izlemenize ve yaptıklarından dersler çıkartmanıza da bir engel değil!

Youtube’ta başarılı olmak için işinize en fazla yarayacak tüyoları başarılı kanalları izleyerek elde edebilirsiniz. Neyi, nasıl yapıyorlar? Bunu görmeniz ve başarılı olduklarını fark ettiğiniz yöntemleri kanalınızda kullanmanız gerekiyor.

8. İşbirliğinden çekinmeyin

Youtube’ta başarı kazanmış kanallarla işbirliği, size daha fazla izleyici ve abone kazandırabilir.

Dikkat ederseniz Youtuberlar sıklıkla diğer kanallara konuk olmakta ve başarılı diğer Youtuberları kendi kanallarına konuk almaktadır. Bunun nedeni oluşan iki kitleyi birleştirmektir.

Siz de diğer Youtube kanallarıyla işbirliği yapmaktan çekinmeyin! Abone ve izleyici kaybetmekten de korkmayın, emin olun izleyici kazanma ihtimaliniz, kaybetme ihtimalinizden çok daha fazla.

9. İnsanların sizi bulmalarını sağlayın

İnsanlar sizin videolarınızı bulamazlarsa doğal olarak izleyemezler de. Bu nedenle videolarınızın bulunabilir olması kanalınız için oldukça önemli!

Peki, videolarınızı nasıl daha bulunabilir kılarsınız? Bunun için videolarınızın “açıklama” ve “etiket” bölümlerini doğru şekilde kullanmanız gerekmekte.

Videolarınızın açıklama kısmını asla boş bırakmayın, Youtube’ta başarı için video ile ilgili bilgileri en anlaşılabilir şekilde ve arama yapılabilecek kelimeleri kullanmaya özen göstererek yazın.

Etiketlerde de videonuzun ilgili olduğu ve Youtube’ta aranabilirliği olan kelimelerden seçin. Youtube’ta hangi kelimelerin daha çok arandığını göz önüne getirin, bunun için Youtube arama kutucuğunu kullanın. Kutucuğa bir kelime yazın, ve Youtube’un gerisini nasıl tamamladığına göz atın.

10. Diğer sosyal mecralarda da aktif olun

Gördüğüm kadarıyla Youtube’un diğer sosyal mecralarla bir derdi yok. Hatta sizin videolarınızı diğer mecralarda paylaşıyor olmanızdan oldukça memnunlar. Bu nedenle sadece Youtube’ta aktif olmaktansa Facebook ve özellikle Twitter’da da kendinizi gösterin. Youtube’ta yayınladığınız videoları mutlaka diğer sosyal mecralarda da paylaşın.

 

Not: Benzer bir listeyi Instagram için hazırlamıştım. Instagram fenomenleriyle mülakatlar yapıp, başarı için neler gerektiğini Medya Akademi için analiz etmiştim. Okumak isterseniz: “Instagram’da takipçi arttırma yöntemleri

Gazeteciler için “Doğrulama El Kitabı”

Sosyal medya gazeteciler için en önemli bilgi kaynaklarından bir tanesi halini aldı. Peki ama bu bilgiler ne kadar güvenilir? “Doğrulama el kitabı” bu sorunun yanıtını vermeye çalışıyor. Profesyonellerin deneyimlerinden yola çıkarak, size bir yol haritası sunuyor.

European Journalism Centre (EJC) kaynaklı, Korsan Parti tarafından Türkçeleştirilen Doğrulama El Kitabı (Verification Handbook)  kriz anları, doğal afetler gibi kitlesel olaylarda sosyal mecralarda üretilen bilgiye nasıl ulaşılacağı ve bu bilgilerin nasıl doğrulanacağı üzerine ipuçları sunuyor.

Kitabın Türkçe Yayın Editörü, daha önce de pek çok başarılı işe imza atan, M. Atakan Foça blogunda kitap hakkında şunları yazıyor:

Kriz anlarında, doğal afetlerde veya çatışma hallerinde internette hızla yayılan yanlış bilgi insan hayatını tehdit edebilecek kadar önemli hale gelebiliyor. Dezenformasyon ve bilgi kirliliği içerisinden doğru bilgileri ayıklamak, yanlışları düzeltmek ise kalıcı hasarların oluşmasını önleyebilir.

Bu hedefe ulaşabilmek için gazeteciler ve sivil toplum çalışanlarının online bilginin nasıl doğrulanacağı, yanlışların nasıl düzeltileceği ile ilgili etik ilkelere ve doğru araçlara sahip olması gerekli. Doğrulama El Kitabı bu anlamda, uzmanlar tarafından uygun araçlar ve yöntemlerin anlatıldığı, tecrübelerin ve vaka çalışmalarının paylaşıldığı bir rehber olma özelliği taşıyor.

Kitap işin profesyonelleri için vaka örnekleri bakımından önem kazanırken amatörler için işin nasıl yapılacağını gösteriyor. Bu anlamda özellikle profesyonel gazeteci olmak isteyenler için kitap okunması gereken çalışmalar arasında yer alıyor.

Kitapta dünyanın farklı bölgelerindeki gerçek olaylar sırasında sosyal medyada yayılan içeriğin nasıl doğrulandığı işi yapan profesyoneller tarafından anlatılıyor. “Doğrulamanın Temelleri”nden görsel ve video doğrulamasına; sosyal medyayı bir haber kaynağına çevirmeye, kitlelere sosyal medya aracılığıyla ulaşmaya değin farklı konularda geniş ve pratik bilgiler sunuluyor.

Doğrulama El Kitabı’na Türkçe olarak buradan, İngilizce olarak buradan farklı formatlarda ve ücretsiz olarak ulaşabilirsiniz. Kitabı edinmenizi ve okumanızı öneririm. Ayrıca kitabı Türkçeleştirdikleri için Korsan Parti ve M.Atakan Foça nezdinde tüm ekibe teşekkür ederim.